Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BAŞIMIZA GELENLER SÜRPRİZ Mİ!?

BAŞIMIZA GELENLER SÜRPRİZ Mİ!?


Bugün Türkiye’nin FETÖ  gerçeği ile tanık olduğu ve her gün yeni bilgilerle deşifre olan örgütlenme  ağı, ülkenin bugüne kadar hemen hiçbir döneminde tanık olmadığı bir ajan örgütlenmesinin ip uçlarını veriyor bizlere.

 

Öyle ki, Cumhuriyet Türkiyesi’nde bugüne kadar genel olarak bir çok sol ve sosyalist partiye tanık olduk. Türk Emniyeti, jandarması ve MİT onlarca yıldır temel faaliyet alanı olarak sol parti ve örgütlenmeleri ‘düşman’ olarak gördü ve mücadelesini buna göre şekillendirdi.

 

Cumhuriyet Türkiyesi tarihi süreci güvenlik açısından değerlendirildiğinde  devlet ile sol arasındaki ilişkinin sıkıntılı ve sancılı olduğunu görürsünüz. Bu durum salt sol ve sosyalist lere ,parti ve örgütlenmelere yönelik de  değildir. Benzer şekilde  devletin İslam inancı ve ‘siyasal İslamcı’ düşünceye, parti ve örgütlerle de davalı olduğunu görürsünüz.

 

Turancı ve milliyetçiler için de  siyasal tarihimizde ve toplum yaşamımızda rahat bir dönem olmamıştır. Gün gelmiş Turancı ve milliyetçi söylem ve hareketler bizzat devlet ve siyasal iktidarlar tarafından ön plana çıkartılır hatta desteklenirken gün gelmiş hareketin ideolojik ve siyasal sözcüleri kolluk güçleri tarafından derdest edilip, mağdur kılınmış, partİ ve örgütleri kapatılmıştır.

 

Şunu söyleyebilmemiz mümkün: Cumhuriyet tarihi boyunca sosyalist sol da ‘siyasal islam’ da, Turancı ve milliyetçiler de birey ya da hareket, parti ya da örgütlenme düzeyinde devlet ve kolluk güçleri eliyle,yasalarla, sorgu evleri, işkenceler, olağanüstü mahkemeler nezdinde hep mağdur kılındı.

 

Sözün kısası ideolojik ya da siyasal açıdan yaşanmış mağduriyetleri  siyasal açıdan bir alanla veya bir tarafla sınırlı görebilmek ve tutabilmek mümkün değildir.

 

Bu olayın bir yönü…

 

AJAN ÖRGÜTLENMESİ BU KADAR OLUR..!

 

Ancak, bu ideolojik siyasal akımların zaman zaman devlet  şiddeti ve baskılar nedeniyle illegaliteye yöneldikleri durumlarda bile tanık olduğumuz  legal ve illegal örgütsel yapıları ve faaliyetleri ile FETÖ’cü  örgüt yapısı ve faaliyetleri arasında devlet ve kolluk güçleri, istihbarat örgütlerimiz açısından ortada bambaşka bir örgüt ve ilişki ağı ile karşı karşıya kalındığı söylenebilir.

 

Farklılık nereden ve nasıl geliyor?

 

Çünkü, şu veya bu inancı ve görüşe sahip olanların karşılaştıkları devlet soru ve yasaklar,baskılar nedeniyle gizli olarak örgütlenmeye ve faaliyetlerini gizli olarak sürdürme çabalarına karşın  FETÖ yapılanması başından itibaren yani devlet içinde de örgütlenmiş bir başka ülkenin uzantısı olarak varlığını ve faaliyetlerini sürdürmüş  bir ajan örgütlenmesi ve NATO GLADIOSU`dur.

 

Peki, GLADIO örgütlenmesi ve faaliyetleri  TC Devleti ve kolluk güçleriyle, istihbarat örgütünün yabancısı olduğu, bilmediği, ilk kez FETÖ vakası ile aşina oldukları bir örgütlenme midir?

 

HAYIR..!

 

KILIÇDAROĞLU NEYİN PEŞİNDE..?

 

Tam tersi, TC Devletinin ve bugüne kadar tüm siyasal iktidarların, siyasi liderlerin, bürokrasinin, Genelkurmayın, kolluk güçleri ve MİT`in yani ülkede hemen herkesin iyi kötü bildiği ve aşina olduğu, yıllardır devlet ve toplum yaşamımızın içinde cirit atmış ve atmakta olan, karanlık,kirli ve kanlı operasyonlarıyla tanıdığımız  bir örgütlenmeden söz ediyoruz. Siyasi liderlerin ve başbakanların, bakanların sorulunca genelde safa yattıkları, `bilmem ki` diyerek geçiştirdikleri, binlerce insanımızın kanına girmiş `Özel Harp Dairesi` ile ilişkili `kontrgerilla` ya da tüm dünyada `GLADIO` olarak bilinen ABD ve NATO enciğinden ve yapılanmasından söz ediyoruz..

 

GLADIO`yu orada burada arayanlar ABD ve NATO`ya el verdikleri yerde  ABD ve NATO`ya ruhlarını teslim ettikleri gibi ülkeyi ve milleti ABD ve NATO`ya teslim ettikleri yerde el birliğiyle yarattıkları FETO itini, iblisini, hainini ve ajanını da bulabilirler.

 

 

Bugün FETO ve FETÖ konusunda en anlaşılmaz, en safiyane politikaları `Yeni CHP` ve lideri Kılıçdaroğlu sergiliyor. 

 

Doğaldır. ve nedeni var..!

 

Keza ABD, AB yanı sıra özellikle Almanya 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişiminde konu FETÖ olduğunda aynen  Yeni CHP ve Kılıçdaroğlu gibi kader birliği içerisinde aynı saflığı takınarak, bilmezden, anlamazdan, duymazdan, görmezden geliyorlar. NATO da görevli  asker kılıklı ajan teröristlere ne Almanya`nın ne de Yunanistan ya da bir başka AB ülkesinin sığınma hakkı verip, bu ajanları baş tacı etmesi boşuna değildir.

 

PİÇ,bunların piçidir..!

 

Anaları da babaları da bunlardır..

Öyle olduğu içirdir ki, 15 Temmuz darbe  anında  üzerine çıkacağı tankın modelini beğenmediği için tankın üzerine çıkmaktan vazgeçip  darbecilere el sallamakla yetinip, Bakırköy belediye başkanının evinde gelişmeleri televizyonlardan izleyen Kılıçdaroğlu, `kontrollü darbe`de karar kılmıştır.

 

DEVLET YENİDEN MİLLİLEŞTİRİLMELİDİR..!

 

 

Amaç, FETÖ`den ve asker kılıklı ajan  teröristlerin gizlenmesinden öte GLADIO`nun varlığının ve faaliyetlerinin ve arkasındaki Efendilerinin  gizlenmesi gerçeklerin manipüle edilmesidir.

 

Yazımızın başına dönersek, Cumhuriyet tarihi boyunca devlet ve kolluk güçlerinin üç ana siyasal  akıma yönelimi ve `düşman` olarak gördüğüne,yaşanmış mağduriyetlere dikkat çekmiştim. Cumhuriyetin ilk yıllarından 2. dünya savaşı sonrasına kadar ki süreç ayrı bir değerlendirme ve yazı konusu. Ancak,2.dünya savaşı sonrası CHP ve İnönü`nün cumhurbaşkanlığı döneminde ABD ile imzalanan ikili antlaşmalar ve ülkenin adım adım NATO bağlaşıklığı içerisine sokulması ile birlikte Cumhuriyet devletini yeniden reorganize eden güç, siyasal ve toplumsal yaşamımızın her alanını da yeniden şekillendirip, biçimlendirdi.

 

Bugün üzerinde kıyametler kopartılan yasama-yürütme ve yargı, silahlı kuvvetler,kolluk güçleri, istihbarat, eğitim ABD ve NATO`nun çıkarlarına göre yenilenip,şekillendirildi. Parlamenter demokratik sistemlerin vazgeçilmez aracı olan siyasal partiler ve liderleri bu güç odağı tarafından tayin edildi.Ülkenin ulusal bağımsızlığı ve millet egemenliği  içi boş bir söze indirgendi.

 

Bakın, 2017 yılının Fetosu, daha askerlik yıllarında kimlerle tanışmış, kimlerle ilişki kurup, ilk görev olarak Komünizmle Mücadele Derneğini kimlerin yönlendirmesiyle nerede kurmuş ve sonrasında nerelerde ve kimler tarafından görevlendirilmiş!!!

 

Bugüne kadar ülkenin de milletin de başına gelen hiç bir felaket sürpriz olarak görülmemeli...

 

Esen kalın...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 122