Bugün: 24.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BANDIRMASPOR ŞAMPİYON OLABİLİR Mİ!?

BANDIRMASPOR ŞAMPİYON OLABİLİR Mİ!?


Bandırmaspor ve Bandırma da spor konusu üzerinde uzun zamandır yazmıyorum.
Öncelikle şunu belirtelim ve altını çizelim: Bandırmaspor ile Bandırma da spor ayrımı Dr.Halil Ünlü’nün belediye başkanlığı döneminde başladı ve bu doğru bir tesbit, kategorilendirme idi.. Her ikisinin birbirinden ayrılması gerekiyor.
Bandırmaspor konusu ise, ne yazık ki, sporla ilgilenenler ve kulüp yönetiminde görev almış olanlar, hatta Bandırma için yıllanmış kanayan bir yaradır.

Neden söz ediyoruz?

1965 yılında kurulmuş ve 50.yılını kutlayan bir kulüpten söz ediyoruz.
Çok değil, 8 yıl öncesine kadar amatör kümede can çekişen, varlık yokluk mücadelesi veren bir külüp,Bandırmaspor!
O yıllar bana da kişi olarak yabancı değil. İlkHaber Gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı o yıllarda gazetenin sahibi İhsan Kuruoğlu da külüp başkanlığı yaptığı için,yaşananların bir anlamda tanığıyım.
Abdullah Alkay’ın,Recep Köroğlu’nun, Adnan Erdan’ın  başkanlık dönemlerini de yaşadık.
Bu süreci anlamam da zaten futbolla iç içe olan Süleyman Takunyacıoğlu’nun  da bana büyük  katkısı olmuştur.
Evet,Bandırmaspor iyi bir nostaljik muhabbet konusu olabilir ama benim bu yazıyla derdim bu değil.
Amatöre düşmüş, futbolcularının karnını bile doyuramayan, her deplasman maçında nasıl gideceğiz diye korkulu rüyalar gören,borç içinde cebelleşen,yöneticileri icra korkusu yaşayan,kulüp çalışanlarına ve teknik heyete,futbolcularına paralarını,maaşlarını ödeyemeyen içler acısı bir tablo söz konusuydu.

2005 yılında amatör kümeye düşerek 4 yıl amatörde mücadele vermiş Bandırmaspor,2009 yılında 3.lige, 2010 yılında şampiyon olarak 2.lige çıkan takımın ve külübü bu hızlı yükselişinde Kulüp Başkanı Mehmet Kılkışlı ve bir avuç futbol ile Bandırma sevdalısı yönetici vardı.Kısa zamanda elde edilmiş başarılar dikkate alındığında başta Kılkışlı olmak üzere yönetiminde görev almış her ismin kent olarak takdir edilip, ödüllendirilmesi gerekiyor ama biz bu konularda kent olarak sabıkalıyız!
Başarıları kent olarak kolayından sahiplenmesini biliyoruz ama iş başarının kollektif anlamda mimarlarına geldiğinde genel olarak ne halt edeceğimizi,kişileri nasıl karalayıp, ötekileştireceğimizi, aşağılayacağımızı  bilemiyoruz...
Bu, Bandırma’nın müzmin toplumsal hastalığı...

Mehmet Kılkışlı, Ahmet Edin, Yaşar Bekdemir,Can Gülmezgil, Mevlüt Solmaz, Talip  Yıldız  gibi üç-beş ismin inatla ama inançla kulübü sahiplenmesiyle elde ettiği başarının kent olarak bugün sermayesinin üzerinde tepiniyoruz.
Çünkü, ortada bir başarı var ve daha büyük başarılar için kulüp, kapıları zorluyor.
Merak etmeyin,aldanmayın..!
Tersi olsaydı, başta Kılkışlı olmak üzere yöneticilerin ne kişilikleri  ne de bilmem nesi kalır, hepsinin isminin üzerinde tepin tepin tepinirdik. Bunu onlar da zaten biliyorlar. 
Takunyacıoğlu, bu duruma, futbolun kaderi, diyordu...

Bu ‘kaderi’ bir yere kadar anlıyorum da, peki, bu kulüp, maddiyatsızlık nedeniyle, amatör de sürünüp, yöneticilik yapacak insan evladı bulunmayıp, kayyum noktasına geldiği yıllarda ’yaşananlar da kaderin cilvesi miydi!?
Bandırdma’nın başarı ya da başarısızlıklar da bu ‘kader’ bilmecesini  çözmesi gerektiğine de  yürekten inanıyorum.
Bu öremli!
Örneğin, son olarak  Taraftarlar gecesinde Kulüp Başkanı Kılkışlı’nın konuşması siyaseten çok kişiyi rahatsız etti.
Başta CHP ve Mirza ile ekibini!
Nedenini anlayabilmek mümkün değil. Oysa ki, Kılkışlı, her zaman ki açık sözlülüğüyle, içinden geçenleri yekten cesaretle dile getirdi.
Yoksa, siyaset ne Kılkışlı ne de yönetiminin  işi de derdi de değil!
O zaman, muhatabsınızı anlamanız, söyledikleri üzerinde ince ince  düşünmeniz  lazım!
Yoksa, her zaman ki, kolaycılığımız ve şark kurnazlığımızla Kılkışlı ve yönetimine siyaseten makam ve mevki belirlemek, partilerle ilişkilendirmek, komik olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor.

Peki, dert ve dava ne!?

Bandırmaspor’un 2.ligdeki bu sezon başarısı ortada ve lider.
Bandırmaspor’un sezonu lider olarak bitirip,şampiyon olabilmesi, sadece Kulüp Başkanı ve yönetiminin, Teknik heyetin ve futbolcuların hatta taraftarın istencine bağlı bir olay değil.!
Olay, salt moral motivasyon sorunu değilse, o zaman ne!?
Kılkışlı, net konuşuyor: BANDIRMA ŞAMPİYONLU ĞU İSTİYOR MU?
Eğer, gerçekten istiyor ve kent olarak bu sportif başarıya kuruluyorsak, kent olarak bunun gerekliliklerini yerine getirmeli, somut adımlar atmalı, yönetimin yükünü paylaşmalı, önünü açmalı, her açıdan teşvik etmeli, sportif provakasyonlardan uzak durarak hep birlikte  amaca ulaşmalıyız.
Onun için,kent olarak, öncelikle şu sorunun yanıtını vermeliyiz: ŞAMPİYON OLMAK İSTİYOR MUYUZ?
Bandırma, bu sorunun yanıtını verdikten ve amacını netleştirdikten sonra , bunun öncelikli gerekliliklerini tayin etmeli.
Bir kere, BANDIRMA BELEDİYE YÖNETİMİ olmadan bu iş olmaz!
Bunu, Başkan Mirza anlamaya bilir ama başta Başkan Yardımcısı Ozan Onur olmak üzere, yönetimde görev almış Tolga Tosun ile kulüp yönetiminde de bulunmuş Vakıf Başkanı Metin Yalçınkaya’nın kolaylıkla anlayacaklarına inanıyorum.Bu nokta da Onur’un  bugün ki rahatsızlığı Bandırma için de Bandırmaspor için de gerçekten büyük talihsizlik olarak görülmeli.
Mirza, Bandırmaspor olayına siyaseten oy devşirme aracı  ve dar bakıyor. Olayın Bandırma ve sportif açıdan önemini kavrayamıyor.
O nedenle, Başkan Mirza, öncelikle Kulüp Başkanı Kılkışlı ve Kulüp yönetiminde, Vakıf da sorumluluk almış kendi arkadaşlarını ciddiyetle dinlemeli, anlamalı. 
Bandırmaspor olayını siyasetin ve oy devşirmenin dışında değerlendirmeli.
Çünkü, Bandırmaspor, ne şahsının ne de bir başkasının bir yerlere sıçraması için eşik değildir,öyle  görülmemeli.

Sezonun tamamlanması için önümüzde  12 maç var. 
Bandırmaspor’un şampiyonluk  hedefine ulaşmasının önünde iki  rakibi var: Göztepe ve İnegöl.!
Her iki rakibin de takını 10 milyon ile 5 milyon TL. arasında kurduğuna dikkat çekiliyor. Bandırmaspor ise, 3 milyonluk bir takım ve lig de belki de göğüs reklamı bile olmayan tek takım!
Bu, Bandırmaspor’un değil, Bandırma’nın ayıbı olarak görülmeli.
Bandırma, şampiyonluğu, kentsel bir dava haline dönüştürüp, kulübünü göstermelik değil, gerçekten omuzlamalı.
Kaymakamını, milletvekilini, belediye başkanını, kulüp başkanını yuhalayan bir kent değil, ortak amaç için herkesi seferber edebilen, yara saran, açık kapatan, kenetlenen bir kent olmalı.
Şampiyonluk için bu kente ve kulübe siyaset lazım değil! 
Her türlü siyasi kaygıdan uzak,Bandırma’nın yararı ve çıkarı gözetilmeli.

Biliyoruz ki, önümüzdeki haftalarda lig de rakebet kızıştıkça  takımın her galibiyeti için verilecek pirimler, teşvikler, deplasman masrafları, kuruş bile önem kazanacak.
Şunu bilmeliyiz: BANDIRMA SPOR ŞAMPİYON OLACAKSA BUNU BANDIRMASPOR YÖNETİMİ DEĞİL,BUNA BANDIRMA KARAR VERECEK!
Bunun için,başta Kulüp Başkanı Kılkışlı ile Bandırma Belediye Başkanı Mirza, acilen bir araya gelip,bu konuyu masaya yatırıp, belli bir plan program dahilinde önümüzdeki haftalar için hareket tarzını belirlemeli.
Başlangıçta bu amaçla yapacakları tophlantıyı,bir sonraki adım olarak kaymakam, iktidar-muhalefet milletvekilleri, Ticaret Odası ve Ticaret Borsası,BANSİAD temsilcileriyle bir araya gelerek, geliştirebilir.
Bitmedi..!
Bandırma, bir sanayi ve ticaret kenti diyoruz. Bandırma’nın sanayici ve iş adamlarıyla biraraya gelinerek,sezon sonuna kadar gerekli olan finans ve maddi destek sorunu aşılabilir.
Kılkışlı da, Mirza da bunları başarabilir ama baş başa vererek,başka yolu,yöntemi yok!

Evet,Bandırma, 40 yıl da bir önüne gelebilecek tarihi ve toplumsal bir fırsat yakaladı.
Bandırmaspor için şampiyonluk artık ham bir hayal değil...!
Bu başkan ve yönetim, 2005’de, 2009’da ve 2010’da en zor koşullarda kulübe şampiyonluklar yaşattı.
İşte şimdi, kulübü, bir avuç kentsever ve sporseverin omuzlarından alıp, kentin omuzlarında yüksetme zamanı!

Haydi Başkan, el ele verin, gereğini yapın!


































Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 882