Bugün: 27.06.2017

BANDIRMA..!


Hemen her genel ya da yerel seçimlerde yaşandığına tanık olduğumuz gibi, 30 Mart yerel seçim sürecinde de siyasal partilerin aday adaylarının öne çıkması ve bu sürecinde tamamlanıp belediye başkan adaylarının netleşmesiyle birlikte kamuoyunda farklı tartışmalar, sorgulamalar yaşanmaya başlandığını gözlemliyoruz.
Öncelikle belirtelim ki, bu çaba ve sorgulama doğaldır. İnsanlar, 5 yıllığına yönetim yetkisi vereceği kişinin kim olduğunu, ne olduğunu, bir anlamda  ‘ıçığını bıcığını’ bilmek isterler.

MANİPÜLASYON VE 
DEZENFORMASYON!

Toplumun ve insanların belediye başkan adaylarına yönelik bu ilgisini ve merakını iyi bilenler, farklı amaç ve çıkarlar için, adayların kimlik ve kişilik bilgileri üzerinde adeta oyunlar oynayarak, kamuoyunda ve dolayısıyla seçmen nezdinde aday hakkında ya da aleyhinde bir algı yaratmaya, etkileyip, yönlendirmeye çalışırlar.
Bu bilinçli ve maksatlı olarak yapılıyorsa, buna manipülasyon ve dezenformasyon denir.

DOĞAL OLANIN 
YOLUNDAN SAPMASI, 
SAPKINLIK!

Manipülasyonun çeşitli biçimleri vardır. Psikolojik manipülasyon ya da finansal manipülasyon gibi..
Psikolojik manipülasyon; insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme veya yönlendirme anlamına gelir. Bu etkileme ve yönlendirme sonucu insanlar davranış değişikliği ya da kanaat değişikliği gösterebilirler.
Zaten, belediye başkan adaylarının isimleriyle  oynayanların temel amaç ve dertleri de budur!
Dezenformasyon ise,yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi, demek.
Yani,dezenformasyon,  hasmı rencide etmeyi, aşağılayıp küçük düşürmeyi amaçlayan Karşı propaganda ile benzerlik taşır. Sahte belge, el yazısı, fotomontaj ve montaj filmler ile fabrikasyon istihbarat ve dedikoduların duyurulması gibi yöntemleri bulunur.

‘ETKİ AJANLIĞI’..!

Manipülasyon ve dezenformasyon; Türkiye’nin iç ve dış kaynaklı sürekli yaşadığı, siyasal, ekonomik, kültürel,sportif , askeri, güvenlik dahil hemen her alanda tanık olduğu ve sonuçları çok ağır olan sapkın bilgilenme yöntemleridir.
Manipülasyon ve dezenformasyonda, en çok kullanılan iletişim ve bilişim araçları,en başta da yazılı ve görsel, işitsel medyadır.
Onun için medya, internet ve dolayısıyla bu sektörün sahipleri ve çalışanları ülke içinden ve dışından farklı amaç ve çıkar odakları ve istihbarat örgütleri için vazgeçilmez önemdedir.
Değerli dostum rahmetli Necip Hablemitoğlu,  bilim insanı ve yurtsever bir insan olarak yaşamında olayın bu yönüne çok kafa yormuş ve bu tür faaliyetler içersinde olanları genel olarak “etki ajanları” olarak tanımlamış,kategorize etmişti..
Zeten, sonuçta da bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödedi ve  kapısının önünde katlettiler...
Nur içinde yatsın!
Biz somut örneklerle konumuza geri dönelim...

SEÇMENİN GBT’Sİ..!

Örneğin,30 Mart yerel seçimlerinde CHP, Ak parti ve MHP’nin belediye başkan adayları netleşti.
CHP’nin Dursun Mirza, Ak Parti’nin Recep Şekerci ve MHP’nin dayı Hadi Selimoğlu...
İlgili ve meraklı sorular hemen başlıyor:
- Memleketleri nire!?
-Hangisi Bandırmalı!?
-Bandırmalı değil miymiş?
- Manyas’tan mı, Gönen’den mi?
- Bizim bölgeden de değil miymiş!
Adayın memleketinin sorgulamasından sonra, meraklı muhabbet şöyle devam ediyor:
- Alevi mi, sünni mi?
-  Kimlerdenmiş?
-Ne iş yaparmış?
- Evli mi, çocuğu var mı, kaç tane?
-Karısı ev hanımı mı yoksa çalışıyor mu?
- Çerkez mi Gürcü mü, Kürt mü, pomak mı, muhacır mı..?
-Hangi takımı tutuyor? Fenerli mi, Kartal mı, Cim bomlu mu?
Bu  ucu açık bir muhabbettir ve Devletin GBT’si bile sonuçta  ‘yettin gayri’ diyerek ‘pes’ eder..!

SELİMOĞLU-
ŞEKERCİ-MİRZA..!

30 Mart yerel seçimleri için  vatandaş  ve ‘gedikli etki ajanları’nın GBT’sine bugün için takılan iki başkan adayı var. Birisi Recep Şekerci, diğeri ise Hadi Selimoğlu...
Selimoğlu Akhisarlı, Şekerci Ankaralı..!
Bir tek Dursun Mirza, Bandırmalı ama O’da hemen eklemeyi ihmal etmiyor: ‘Bandırma doğumluyum ama anam babam Manyas Çamlı köyünden!!!’

YÜZME BİLMEYEN, 
BANDIRMA-ERDEK’TE 
ADAY OLMASIN!

Bir daha önemle belirtelim:Yerel seçimlerde seçmenin, oyunu hangi adaya, neden ve niçin vereceği, aradığı özellikle konusundaki arayışı ve sorgusu gayet doğal ve demokratik bir haktır! 
Ben,bu konuya kimsenin karşı çıkacağını sanmıyorum.
Ayrıca, seçerek, 5 yıllığına yetkilendireceğimiz şehr-i eminin tamsil ettiği kentten olması, kentiyle aidiyet ilişkisinin çok yönlü bulunarak, bu ilişkinin bir mazisinin (geçmişinin) olması gerçekten önemli.
Bu konuda benzer bir çok yazı yazdı. 
Örneğin, yüzme bilmeyen bir kişinin Bandırma ya da Erdek’te şehr-i eminliğe soyunması düşünülemez..
Bandırma’da Martı kayalarını,Demirlitaşı, sıcaksuyu  Livatya’yı bilmeyen; balıkla ilişkisi balıkçı tezgahı olan ve bağı tezgahta tanımış kişiden de şehr-i emin olmaz..!
Bu kentte doğmamış olunabilinir. Bu da gayet doğal..! Hiçbirimizin doğduğu kenti tayin edebilmemiz mümkün değil.
Ancak, yaşadığı ve yönetimine talip olduğu kentle dünü ve bugünüyle ilişkisini yüzeysel kılmış bir kişinin akşam yatıp sabah kalkıp, ‘ben bu kentin şehr-i emini olmalıyım’demesinin de kabul edilebilinir yanı olmadığı ortada.
Bu olayın bir yönü...
Yoksa, özellikle Bandırma dünü ve bugünüyle kozmopolitliği ile bilinen ve bu yapısıyla öne çıkmış bir yerleşim yeri.

 KOZMOPOLİT 
KENT,BANDIRMA!

‘Kozmopolitizm’ ne demek?
‘Kozmopolitanizm birliği ve çeşitliliği içerir. Etik ve kültürel bir tutum olarak kozmopolitanizm insanlığın birliğini, farklılıkların hoş görülmesini, tüm insanların aynı ahlak topluluğunun parçası olduğunu, bireysel kimliğin oluşumuna farklı kültürlerin kaynaklık etmesini ve insanların birlikte yaşama eğilimini kapsar.’
Bandırma, Osmanlı öncesi ve sonrası dahil, kozmopolit bir kentti.
1923’te Cumhuriyet Devleti’nin kuruluşu ile kozmopolitik yapısı tarihsel ve toplumsal açıdan ‘darbe’de yemiş olsa, Cumhuriyet döneminde de kent,bu tarihsel özelliğini farklı yönleriyle bugüne kadar yaşadı.
O nedenle, Türkiye’nin hala bir çok kentinde öne çıkan ve baskın olan feodal hemşehrilik kültürü Bandırma’da yok denecek kadar azdır.
Aslında bu yönüyle ‘kentsel kimliğin’ oluşması ve olgunlaştırılması Bandırma için ‘bakir’ bir alandır. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, seçilmişler ve yöneticiler bu gibi konulara fazla itibar etmez ve egilmezler ama sosyolojik açıdan önemlidir.Bu olayın tarihsel ve kültürel boyutları da gözden kaçırılmamalıdır.
Ayrıca, kentin kozmopolitik yapısı, cılız ve hiç ilgilenilmemiş, beslenilmemiş, yatırım yapılmamış da olsa Bandırma’yı Bandırma yapan elde ne varsa, gözardı etmemizi mümkün kılmaz!
Tam tersi, bu yapı her yönüyle korunmalı ve geliştirilip, geleceğe taşınabilmelidir.

DUVARLARI 
YIKMALIYIZ!

Yazımı yazarken MHP’nin başkan adayı Dr.Hadi Selimoğlu, ilçe parti yöneticileriyle ziyaretimize geldi .
Fiilen ilk kez karşılaşmamı za karşın anlamlı ve güzel bir hoş sahbetimiz oldu.
Evet, iki Bandırmalı gibi iki bandırmalı sohbet ettik!
Bu konuda atlanılan bir konu var. Bilimsel ve akılcı bir şekilde yaşadığımız kentin rontgenini çekip, üzerinde kafa yoramıyoruz.
Ortada canlı bir kent var ama hangi organ neresinde ve ne iş yapar, sağlıklı mı onu bile bilemiyoruz..
Çünkü, daha önce de bir çok kez yazdım: ‘Akıl tutulması’ yaşayan bir kentin fertleriyiz..
Hayır, yanlış anlaşılmasın, aklı tutuk olan kent ve insanları değil, aklı tutuk olanlar bu kenti yıllarca yöneten seçilmişler ile atanmışlardır!
Yoksa, Bandırmalı’larda bir akıl açısından bir ‘arıza’ yok!
Örneğin, Bandırma’nın demografi yapısı,
Bu sözcükten ne anlıyoruz?
“Demografi: Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak da tanımlanır. Mevcut nüfusun; yaş, cinsiyet, evlilik durumu, geçim durumu, tahsil durumu gibi çeşitli sosyal ve ekonomik yönlerini inceleyen demografi; ülkelere ve bölgelere göre nüfus dağılımını ve doğum, ölüm, göç hareketi gibi gelişmeleri inceler.” 
Evet, Bandırma, bu olayın neresinde!?
MHP başkan adayı Selimoğlu, konuşmasında ısrarla tramvay projesinden ve gerçekleşebilirliğinden söz etti.
Neden?
Çünkü, stabil yaşamaya ve düşünmeye öylesine alıştırıldık ki, burnumuzun ucunu bile göremiyor, yaşamımızı zenginleştirmek, geliştirmek için farklı düşün pencereleri açımıyoruz.
Ben, aynı sorunu Ak partinin belediye başkan adayı Aydın Gözen’in ‘Bandırma Kanal’ projesinde yaşadım..
Projeyi dinleyenler dudak büküp, gülüp geçtiler...
Oysa ki, ‘kanal’ Gözen’in bir uydurması değil, öncesinde zaten vardı ama şu veya bu nedenle zamanla kapandı!
Bandırma’yı, bölgeyi,tarih ve kültürümüzü bilmiyoruz. Bilenler de bilmemiz için hiç çalışmadılar.
Örneğin, ‘çamaşır deresi’ boyunca denize kadar yapılmış ‘tonozları” hiç gördünüz mü?
Kim yapmış,ne zaman yapmış, niçin yapmış ve en önemlisi yapıldığı zaman diliminde yapımını gerçekleştireceği tonozların 2013 Bandırma’sında bile iş görüp, dudak uçuklatacağını nasıl öngörmüş!?

Evet, yazımızı  bir soruyla sonuçlandıralım:
- Siz Bandırmalı mısınız?
- Neresinden ve kimlerdensiniz?

Esen kalın...






















Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1327