Bugün: 24.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Bandırma ve Ticaret Odası ile Ticaret Borsası

Bandırma ve Ticaret Odası ile Ticaret Borsası


Yeni yıl ile birlikte TOBB Genel Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun Çanakkale, Bandırma, Gönen, Erdek  ziyaretleri ve Borsa ve Oda başkanları yanı sıra yaptığı konuşmalar, kamuoyunda değişik yorumlara  ve tartışmalara neden oldu.


Özellikle TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ile Borsa ve Oda başkanlarının konuşmalarında dikkat çeken ayrıntı, ilçelerinin ve bölgelerinin  coğrafi,sosyo-ekonomik konumları, kentsel kimliklerinin  iyi anlaşılabilmesi ve  bulundukları yerden oda ve borsa olarak üstlendikleri misyonun sorgulanmasına yönelikti.


Bu önemli!


Çünkü, zaman ve mekan kavramlarının iyi anlaşılabilmesi ve  içinde bulunulan mekanın zamanın ekonomik ve ticari açıdan  en akılcı en rasyonel biçimde değerlendirilmesi hem üreticinin hem Oda ve Borsaların hem de ülkenin ekonomik geleceği ile  doğrudan ilişkili.


Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasında  ısrarla vurgu yaparak altını  çizdiği ‘GİRİŞİMCİLİK’ kavramının ekonomi politik de karşılığı  kapitalizmdir. ‘ÖZEL TEŞEBBÜS’, ’ÖZEL TEŞEBBÜS ÖZGÜRLÜĞÜ’, ‘GİRİŞİMCİLİK’ terminolojilerinin   ekonomi politik  de karşılığını ve anlamını bilmeden ne yaşadığınız toplumu ne de  yaptığınız üretimi ya da ticareti anlayabilmeniz mümkün değildir.


Hisarcıklıoğlu, hitap ettiği üyelerini, başkanlarını adeta Kayserili şivesiyle silkeliyor.


Önemli mi?
Evet, önemli...!


Çünkü, onlarca yıldır yaşamını topraktan, çiftçilikle kazanan insanlarımız  toprak ile ilişkilerinin niteliğini tam olarak çözümleyemediler, anlayamadılar. Eski üretim ilişkilerinin kırsal alandaki ekonomik ve kültürel etkinliği, tarımda kullanılan iptidai üretim yöntemleri, yüzlerce yıllık kök salmış alışkanlıklar, üreticinin  burnunun ötesini bile görmesini engelledi.


Şimdi tarım kasimindeki bu ilişkiler yaüşamın hemen her alanında kırılıyor.


Onun içindir ki, 56.kuruluş yıl dönümünü  kutlamaya hazırlanan Ticaret Borsamızın kurucularından Vural Görener,“Üretici ürününü Borsadaki açık arttırma ile gerçek fiyatında satabilme, karşılığını da anında alabilme aşamasına ulaştı. Bu aşama, Bölge tarım ve ticaretinde devrim niteliğindedir.” sözleriyle Borsamızın kuruluşunu  bir ‘DEVRİM’ olarak nitelendiriyor.


Peki, Görener,’DEVRİM’ derken, olayı abartıyor mu?

Hayır!


Çünkü, işin başı tarımda geleneksel ekonomik ilişkilerin çözülerek pazar için üretimin yani kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmesiyle  yaratılan DEĞER’in tüm toplumsal ve ekonomik yapıyı alt üst etmesi, değiştirmesidir.


Bu konuda ülkemizde Marmara, Ege, Akdeniz yani denizle sınırlı olan bölge üreticilerimizin üretici ve ticaret erbabı açısından ekstra nimetlere sahip olduğunu vurgulayalım.


Borsa Başkanımız Sezgin’in,  konuşmasına “ Bandırma 1.Dünya savaşı sırasında Çanakkale Boğazının kapatılması sonucunda önemini arttırmış ve yaklaşık 100 yıldır Güney Marmara Bölgesinin ticaret ve lojistik merkezi olmuştur. 1911 yılında Soma-Bandırma demiryolu ile 1924 yılında inşa edilen iskeleyle deniz ve demiryolu entegrasyonu sağlanmıştır.” diyerek, Bandırma’nın bir deniz kenti olması avantajlarına dikkat çekmesi ve Anadolu ile demiryolları üzerinden de ulaşım sağlıyor olmasını vurgulaması, deiniz ve demuryolu ulaşım entegrasyonunun öneminin altını çizmesi boşuna değil.



Pazar için üretmek bir şey ama ürettiğiniz ürünü  en iyi şekilde pazarlama ve farklı pazar alanlarında değerlendirebilme şansına sahip değilseniz, emeğinizin karşılığını bulabilmesi mümkün değildir.


Evet, Bandırma coğrafi konumunun sağladığı kentsel ve bölgesel avantajlarla Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne  bir ticaret ve lojistik merkez olarak hep öne çıktı amma onlarca yıldır da bu özelliğini, niteliğini bir türlü layıkıyla kullanamadı.


Ben,bu nokta da kentin  basiretsizliğini özellikle Borsamıza bağlayamıyorum. Çünkü, 1940’lerdan günümüze Borsanın izlediği yol, üyeleri açısından üstlendiği misyon,  elde ettiği başarılar ortada...


Ben,sıkıntının Oda ve Borsamız yönetici ve üyelerinden  öte  kentin siyasi ve idari yöneticilerinden, basiretsizliklerinden, statükoculuklarından, vizyonsuzluklarından kaynaklandığına inanıyorum.


Konuşmalara, dikkat edin!


Hisarcıklıoğlu, genel olarak Balıkesir coğrafyasının zenginliklerinden, insanının üretkenliğinden ve üretim çeşnisiyle üretim kalitesinden, yetişkin ve nitelikli insan gücü ve eğeitim düzeyinin yüksekliğinden söz ederken, tüm bu nitelikleri hep ‘GİRİŞKENLİKLE’ ilişkilendirdi.


Özellikle Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un  yerel yönetimin başına geldiği günden bugüne Balıkesir ili geneliyle ilgili yaptığı konuşmalara, vurgulara ve en önemlisi ortaya koyduğu Balıkesir vizyonunu bir inceleyin.

Hisarcıklıoğlu’nun diğer ilçe Oda ve Borsa başkanlarının konuşmalarını, beklentilerini ve taleplerini bu  gerçeğe göre ilişkilendir, bakın, ortaya bambaşka bir Balıkesir ,Güney Marmara gerçeği çıkacaktır.

Borsa Başkanımız Sezgin’in “Yaşanabilir Şehirler Oluşturmalıyız” başlıklı makalesi, hem kentsel açıdan mevcut durumumuzu hem de  kentsel açıdan önümüzdeki süreci tanımlamakla kalmıyor. Yaşanacak sürecin aktif unsuru olabilmemiz için bu süreç de neler yapmamız konusunda da  akılcı ve gerçekçi öngörülerde bulunuyor.


Artık, şunu biliyoruz: Planlama olmadan, olmaz! Planlama derken de mavcut durumu planlamak ve anlaşılır kılmaktan öte gelecği de planlamaktan söz ediyoruz.


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 1/100 binlik çevre düzen planını bu yönüyle önemsemek ve anlamak zorundayız.


Bu durum, tek başına bile onlarca yıldır Balıkesir dahil olmak üzere ilçe yerel  yönetimlerinin  statükoyu parçalamaları, aşmaları ve  bölgesel potansiyallerini, dinamikleri gibi hemer her şeyi  bilimsel ve teknik verilerle beslenerek, çok yönlü analiz etmelerini, yorumlamalarını zorunlu kılıyor.Bürokratik ve siyasi anlamda keyfe kederlik bitiriliyor!



Bölgenin genel açıdan eş güdüm içinde egemen üretim ilişkilerine, güçlerine göre yeniden SALT ULUSAL ÖLÇEKLİ DEĞİL KÜRESEL PAZAR EKONOMİSİ açısından değerlendirilmesi öne çıkıyor.Lafı geveleyip,yaşananları makyajlamaya, anlaşılmaz kılmaya da   çalışmayacağız: Bu, kapitalizmdir ve  ülkemiz kapitalizminin gelişme trendine uygundur.


Borsamız Meclis Başkanı Tunçbilek konuşmasında bu konuda  Borsa olarak duruşlarını gayet net ortaya koydu ve dedi ki;
“Kalkınma olmadan refah olmaz. Kalkınma için üretim, üretim için de sanayileşme şarttır. Ancak sanayileşirken çevre boyutu göz ardı edilmemelidir. Önce ekonomik kalkınma sonra çevre koruma anlayışı kabul edilemez. Çevre ve ekonomiyi birbirinin karşıtı görmek ve ikisi arasında seçim yapmaya çalışmak doğru bir yaklaşım değildir.”


Bandırma ve bölgemiz saınayicisinin, tarım  sektörünün, iş adamlarının Borsa, Oda,BANSİAD, MÜSİAD gibi  meslek odaları ve sivil toplum örgütleri nezdinde  GİRİŞİMCİLİK rolünü ,misyonunu bu anlayışla sahiplenmeleri ve duruş tayin etmeleri Balıkesir ve Güney Marmara için her türlü takdire layıktır.


Tunçbilek, uzun bir süredir  kamuoyunu meşgul eden ve farklı endişelere neden olan plan tartışmalarına da konuşmasında şöyle son noktayı koyuyor:

“Balıkesir ve Çanakkale illeri 1/100 000 lük planda, Bandırmamız yanında oluşturulan, metal ve kimya ağır sanayi bölgesinde yapılacak sanayi yatırımlarının da, çevresel etkileri göz önünde bulundurularak, gerekli arıtma, filitrasyon gibi tedbirlerin son teknoloji ürünlerle uygulanmasını ve bu konuda gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Bu bölgeye yapılması düşünülen, ileride telafisi mümkün olmayacak bir çevre felaketine sebep olacak termik santralin yapımına şiddetle karşı çıkıyoruz.”


Borsa Başkanı Sezgin de Tunçbilek’in çevre düzen planı konusundaki yaklaşımlarını pekiştirircesine, makalesinde,bir adım öteye geçerek şöyle diyor:

“Bandırma Sektörel Gelişim Bölgesi, `Tarım Odaklı Sanayi Gelişini Bölgesi` olarak açıklandı. 
Bölgede Bandırma, Erdek, Manyas, Gönen ve Marmara İlçeleri ile Yeniçiftlik, Balıklıçeşme, Kozçeşme, Gümüşçay, Karabiga, Çardak, Umurbey, Aksakal, Edincik, Karşıyaka, Ocaklar, Salur, Kızıksa, Sarıköy, Avşa, Saraylar yerleşim yerleri olarak; Bandırma, Balıkesir İl Merkezi ve Gönen üniversite alanları olarak kabul edilmiştir.”

Planda, ‘Tarım Odaklı Saniyi Gelişim Bölgesi’ tanımı üzerine yapılan yorufm ve tartışmaların bitmediği Erdek Ticaret Odası Başkanı Özlam Sarı’nın bir anlamda ‘imdat’ çağrısını içeren konuşmasıyla farklı bir boyuta taşınıyor.
Bana göre, Özlem Sarı’nın Erdek Körgezi, Kaıpıdağ ve Erdek ile ilgili endişeleri haklı!
Aslında Bandırma ve Güney Marmara olarak yeni bir sorunla karşı karşıyayız. O da bölgesel planlamaların ve yapılanmaların aynı coğrafya üzerindeki sınırdaş yerleşkelere  etkileri...


Ancak, ne yazık ki, bu Güney Marmara için yeni bir durum olmaktan,ne yazık ki, uzak görünüyor.


Çünkü, Edincik- Biga-Çanakkale kıyılarındaki ,(termik santralleri de içeren) sanayi yatırımları ve yapılaşmalara bugüne kadar sessiz kalan Erdek, bir anlamda zaten çevresel açıdan vurgun yemiş durumda.


Kuşkusuz, bu durum  tek başına Erdek’in  dedeğil, Kapıdağı’nın yapılan ya da yapılmış planlara kurban edilmesi anlamını taşımamalı. Çevre Düzen Planları, Kapıdağ gerçeğine uygun olarak yeniden revize edilebilir.


Ancak,her ne yapılırsa yapılsın, Kapıdağı’nda  özellikle bugün ve geleceğe dönük deniz turizminin nostaljik bir öykünme konusu olma riskini taşıması kaçınılmaz görünüyor.


Bandırma’nın özellikle Borsa başkan ve yönetimiyle, Oda Başkan ve yönetiminin  ülkeyi şimdilik bir yara koyduk, Balıkesir ve Güney Marmara’da özgün bir yeri var.Bu özgünlüğün kurumsal, ekonomik ve sosyal yaşam açıdan iyi anlaşılması gerekiyor.


Bu durum ödül törenin de gerek Hisarcıklıoğlu ve gerekse de Sezgin tarafından da dile getirildi, dikkat çekildi. Bunu  dile getirilen ‘rol model’  terminolojisiyle de ifade etmek mümkün.


Şu söylenebilir:Bandırma Ticaret Borsası ve Ticaret odası, bölge nezdinde  kurumsal açıdan  başarılı bir ‘model’dir.Keza, Borsa ve Odamız, kent ve bölge nezdindeARTIK ,yönetici ve üyeleriyle ‘rol model’ olarak, tarihsel ve toplumsal  bir çaba içersine de girmekte. Borsa ve Oda nezdinde genç ve kadın girişimlerin  sergiledikleri performans buna örnektir.


Şu söylenebilir: Bandırma’nın ve bölgenin sadece ticari yaşamda değil, sosyal, siyasal, kültürel, eğitim, spor yani kısacası yaşamın her alanında kent toplumunun beklenti ve ihtiyaçlarına yanıt verecek ‘rol model’lere ihtiyacı var!


Esen kalın.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 357