Bugün: 28.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BANDIRMA VE `KUYUNUN DİBİNDEKİ EŞEK`.!

BANDIRMA VE `KUYUNUN DİBİNDEKİ EŞEK`.!


Bandırma Belediye Meclisi 2014 yılının son Meclis toplantısını gerçekleştirdi. Oğlum Ozan ile Meclise yetiştik ve sıramıza oturarak, Meclis’in başlamasını bekledik.

 

Bir çok yerel basın-yayın kurumu, gazeteci ve köşe yazarı Bandırma Belediye Meclisi oturumlarını genelde takip etmiyorlar. Bu yeni değil… Sedat Pekel’in belediye başkanlığı döneminden başlayarak  Belediye Meclisi, kentimiz basın ve yayın kuruluşlarıyla, gazetecilerin ve köşe yazarlarının ilgisini yitirdi. Geçmiş 5 yıllık dönemde, basın çalışanlarına ‘Meclise gelsenize ya..’türünden davetleri anımsıyorum ama nafile..

 

Ki, artık, iki belediye meclisimiz var.Bandırma Belediye Meclisi  ve Balıkesir  Büyükşehir Belediye Meclisi…Yerel yönetim adeta  bir ‘çanta’ gibi  Bandırmalı gazetecileri araçla taşırsa, Büyükşehir Meclisine gidiliyor ve Başkan Mirza, ne yaparsa, abartılı bir şekilde flaşlar patlatılıp, kameralarla görüntüler çekiliyor.

 

Oğluma  izledikten sonra meclisle ilgili izlenimlerini soruyorum. “Sıkıldım, beğenmedim. Biizi, bu Meclis mi yönetiyor, şimdi” diye yanıtlıyor.Ben de verdiği yanıta şaşırmıyorum. Çünkü, basın adına kimse  yaşanandan, tablodan  memnun değil.

 

Bunu dile getirmiş olmak bile bizler  için zul ve faturası var. Oysa ki, Başkan Mirza dahil tüm Meclis üyelerinin, eş ve çocuklarını bizzat Meclise taşıyıp, izlerimlerini sormalarını isterdim. Eminim ki, onlarda “ya Allah’ınızı severseniz, siz ne yapıyorsunuz” derlerdi….

 

İşte Bandırma’nın durumu ve bedbinliği, yorgunluğu, bıkkınlığı ve çaresizliği bu! Adeta. Kenti yönetenler figüratif bir oyun ,bir komedi ya da traji komik bir tiyatro sahnesinde her ay bu oyunu sahnaye koymaktan bıkmadılar, usanmadılar.

 

Ben, bunu kuyuya düşmüş ve kuyudan hiçbir şekilde çıkma şansı olmayan eşeğin kaderine benzetiyorum. Yazımla ilişkili  ‘eşek’ resmini de bunun için kullandım.

 

Oysa ki, Başkan Mirza, Meclis’de gündeme geçilmeden yaptığı konuşmayla kent için can alıcı  ve kamuoyunun yanıtını merakla beklediği bir çok konuya değindi, açıklamalarda bulundu.

 

Aslında,resimdeki ‘eşek’ ile Bandırmalının bir kader birliği varmış gibi.  Ha soruları kuyuya düşmüş  eşeğe soruyorsunuz ha Bandırma’lıya…Bence  içire düşürüldüğümüz durum nedeniyle hiçbir fark yok!

 

Başkan Mirza,şu  can alıcı konulara değindi:

 

1-      1- Kapalı pazaryeri..O itiraz etti. Bu şunu yaptı o şunu yaptı derken, kapalı Pazar yerinin 2015 yılına kaldığını sanıyorum. ‘Eşek’ ne yapsın!?Bir yandan Pekel’in başkanlıktan gitmeden bu iş için istiflediği 11 mi 12 mi milyan lira ne oldu, bilinmez.. Bir kenarda 8.5 milyon TL. 9 ay yerimizde saymışız.Bir anlamda Eko yani Ekrem Alkay, haklı çıktı…Evet, ‘eşek’ düşürüldüğü ya da düştüğü kuyunun dibinde ne yapsın!?

 

2-      2- İtfaiyenin arkasındaki eski kömür tevzii alanındaki 10 dönümden fazla alana kapalı spor tesisi geçtiğimiz 5 yıl da dahil gündemde idi. Bu alan Başkan Pekel, döneminde Gençlik ve Spor Bakanlığı’na  şartlı tahsis edilmiş bir alan. Yıllar geçmiş ama ortada tesis yok, şart yerine getirilmemiş. Şimdi Bakanlık ve Spor Genel Müdürlüğü, yerin tahsis süresini yenile, yatırımı 2015 yatırım programına aldım, diyor. İhtiyaç mı, evet, ihtiyaç! 5000 kişilik modern bir kapalı spor salonu.. Meclis de oy birliyle , geçti ve bekleyip . göreceğiz. Haber  sitelerine bakıyorum: Mirza’dan spor yatırımı, diye servis edilmiş. Kel alaka..! İktidar ve Bakanlıkça yapılacak bir yatırıma adeta köstek  olmak gibi bir şey…Daha önce de bu yatırımla ilgili sen-ben davasına düşülerek köstek olunmadı mı!? Sonuç da kapalı spor salonunu yapan yapsın, kurdelasını da Mirza ile iktidar kanadı birlikte kessin, ne olur!? Bu işin siyasi shov yapılacak yanı mı yönü mü var! Bırakın,  Bandırma bir tesis kazansın, çocuklarımızın gençlerimizin yüzü gülsün!

 

3-      3- 1/ 100’binlik çevre nazım imar planı…Defalarca yazdık ve ben şahsen yazmaktan bıktım. Kimseden ve başta yerel  yönetimden bu konuyla ilgili ‘tık’ çıkmadı. Sürekli  ‘biz bilmiyoruz, görmedik, duymadık’ denmedi mi? Atı alan üsküdar’ı geçtikten sonradır ki, planın Bakanlıkta itiraz süresinin bitmesine bir-iki gün kala, ite kaka konu kent yönetiminin gündemine girdi. Plana 15 noktadan itiraz edildi. Mirza, sayesinde öğreniyoruz ki, Bakanlık itirazlarımıza yanıt bile vermemiş, plan onaylanmış. Ne yapacağız, yasal hakkımızı arayacağız. Ölme eşeğim ölme…

 

4-     Plan konusunda ilginç ve düşündürücü olan, planda sanayi bölgesi olarak belirlenmiş alanın kaderi. Geçtiğimiz günlerde BANSİAD konuyla ilgili bir toplantı yaptı ve Kent Konseyi ‘Başkanı’ Levent Coşkun, burada bir konuşma yaptı. Coşkun, konuşmasında  “biz bu alanın Ağır Sanayi Alanı olmasını istemiyoruz”derken, Burhan Timur Odaman,BANSİAD’ın bu gibi konularda  anlayış ve tavrının ‘istemezük’ olamayacağına dikkat çekti. Başkan Mirza da, Meclis de bu alanda yetkinin büyükşehir de olacağına dikkat çekerek, “biz istemeden asla yapılamaz” noktasında konuyu ele aldı.

 

Öncelikle belirtelim: Ne Coşkun ne de B.T. Odaman, bir sanayici ve sanayi yatırımcısı  değiller. Bandırma, hiçbir sanayi yatırımını ‘istemezük’ eksenli bir anlayış ve tavırla ele alamaz. Çünkü, bilinen ve görünen o ki, Bandırma, ARTIK, bir sanayi ve hizmet kenti. Bandırma, reel konumlanışına ve kimliğine uygun bir şekilde sanayi yatırımları konusunu ele alacak bir anlayış olgunluğuna erişmek ve kentsel duruşunu tayin etmek zorunda. Zamanında Bandırma eski Ticaret Odası Başkanı Osman Kocaman ile Borsa Başkanı Halit Sezgin, anlayış  ve tarz anlamında örnek bir duruş sergilediler. Bu anlayış ve tarz, kentin duruşu ve itirazları ile örtüştü. Tabiri caizse, ‘eşek’ kuyunun dibinde, dışarı nasıl kendimi atarım, çıkarım diye düşünüyor bizler kuyunun taşını, derinliğini, genişliğini, içindeki suyun temizliğini sorgulamaya çalışıyoruz. Bandırma, kendisini ve gelişmesini boğan bu tür anlamsız tartışmaların, çekişmelerin girdabından kurtulmalı ve sanayi yatırımlarıyla ilgili bir anlayış olgunluğuna hızla ulaşmalı. Toplumsal endişeler ve kaygılar, kentsel ve bölgesel realiteyle örtüşmeli. Biri diğerine ket vurmamalı. Bunu becere biliyorsak yolalırız. Beceremiyorsak, kentsel  ve bölgesel açıdan sınıfta kalırız.

 

Sanayi ve özellikle de maden metalürji ve kimya sanayi ile çevre ve insan sağlığıyla ilgili endişe ve kaygıların karşı karşıya gelmesi gayet doğal. Bu kaygı ve endişeler üzerinde oynayarak, birini diğerinin önüne alabilmek günümüz dünyasında gerçekçi değil. İkisi arasındaki ilişkinin, insan ve doğa merkezli geliştirilmesi kuşkusuz gözetilmeli ve bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı ama ikisi birbirinin karşısında konuşlandırılmamalı. Tam tersi örtüştürülmeli.

 

5-Su konusu, ne yazık ki, Bandırma için kara kara düşünülmesi gereken bir sorun. Kentsel ve toplumsal aymazlığımız ortada ve yıllardır bunun faturasını ödüyoruz. Bandırma, dün üzerine düşeni, sahip oldukları yetkilere karşın yapamayanların, yaşanan olumsuzluğa ortak olanların bugün kent halkına ‘elma şekeri’sunmasına ihtiyacımız  yok! Bu kuyunun dibindeki ‘eşeğe’ , ‘içine düşürüldüğün ya da düştüğün kuyunun çapı ne kadar, demeye benziyor. Bırakın, büyükşehir Hazineye olan borcu ödesin ve acilen Başkan  Uğur’un dediği gibi birkaç yıl içinde su da tek fiyat uygulamasına geçilsin! Sn. Mirza, bildiğim kadarıyla ‘kamu yönetimi’ okumuş bir insan. Büyükşehir yasası 30 Mart’la fiilen yürürlüğe girmiş ve Balıkesir büyükşehir olmuş, yetkiler paylaşılmış. “Gelir kalemlerimizi bize verin, borcu da üstlenmeye hazırız” türü ifadelerin kamu yönetimi nezdinde hiçbir hükmünün olmadığını, bir siyasal demogoji ve siyasi shov  olduğunu Mirza da biliyor. Bandırma’nın su projesinden  ve su fiyatlarından yeteri kadar zaten canı yanmışken, buna ihtiyaç var mı!? Buyrun, iş bizi yıllardır düştüğümüz kör kuyudan dışarı çıkartmaksa, bunu yapın! Yapmaya çalışana da engel olmayın!

 

Sonuç alarak, evet, yazımızın başında da belirttiğimiz gibi,Bandırma olarak,  kör kuyuya düşmüş ‘eşek’ gibiyiz. Bu kader mi, hayır..! Kuyuyu yapan da biziz düşen de biziz..! Sen-ben davalarına düşmeden, kısır siyasi çekişmeleri  bir yana  bırakıp, hep birlikte kuyudan çıkma yolunu bulmalıyız.

 

Çünkü, artık, kent ve toplum olarak içine itildiğimiz tablo kimseyi mutlu etmiyor. Yorulduk ve fazlasıyla sıkıldık . En önemlisi ne Bandırma ne de Bandırmalı bunu hak etmiyor.

 

NOT:Yazımı yazarken Bandırma Belediye Meclis üyesi Göksel Karlahan, beni  telefonla arayarak, Meclis’de görüşülen Bandırma Basketbol’un kapalı spor salonu ile ilgili yer talebiyle ilgili düşüncelerini söyledi. Şöyle dedi: “ Bakanlığın 5000 kişilik salon talebini , inşaatını 2 yıl içinde bitirmek kaydıyla oy birliğiyle kabul ettik. Alan belli ve 10 bin m2’den fazla bir alan üzerinde kapalı spor tesisi yapılacak. Bandırma Basketbol ise paşabayır da 1000 m2’lik alan üzerinde salon yapmayı talep etti ve yeri 29 yıllığına  kullanmayı teklif etti. Sürenin uzunluğunu CHP Grubu da gördü ve Encümene 10 yıl için yetki verdi. Burada biz parti olarak oylamada red değil, çekimser oy kullandık. Zaten Meclis de CHP’li üyelerin oy çoğunluğu var. Bakanlığa 2 yıl süre verilirken, Bandırma Basketbola 10 yıl süre verildi ama sonuçta verildi. Hayırlı olsun. Kentimiz bir tane daha spor tesisi kazanmış olur” dedi.

 

Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1022