Bugün: 14.12.2017

BANDIRMA VE DENİZ!


Geçtiğimiz günlerde Ak parti’nin belediye başkan aday adayı olan Aydın Özen’le Bandırma ve denizle ilişkisi üzerine karşılıklı söyleşmek olanağı bulduk.
İlginç ve düşündürücüdür ki, Bandırma’da 30 Mart yerel seçim sürecinde oturup da denizi ve denizin kentle ilişkisini konuşabileceğiniz, bir tane belediye başkan adayı yok!

BUNLAR BALIĞI 
KAVAK AĞICINDA 
GÖRMÜŞLER!

İstisnasız CHP, Ak Parti ve MHP’li başkan adayları, Meclis üyeleri, parti başkanları ya da yöneticileri sırtları denize yüzleri Bandırmalı’ya dönük, oy devşirmenin ve milletvekili Havutça’nın tabiriylle “iktidarı kapma”nın ve bir diğer partiye “kaptırmamanın” peşindeler.
‘Deniz’, yok..!
Bandırma bir deniz kenti mi?
Öyle diyorlar..!
 

ARTIK İKİ 
KÖRFEZLE 
SINIRDAŞIZ..

Bilindiği gibi, 30 Mart yerel seçimleriyle birlikte Edincik ve Aksakal beldeleri ile köyleri mahalle olarak Bandırma’ya bağlanacak.
Bandırma’nın coğrafi olarak Marmara denizi  ile ilişkisi belli.
Bu ilişki, Edincik beldesiyle Şirinçavuş ve Musakça  köylerinin Bandırma’nın mahallesi olmasıyla kentin denizle ilişki ağı da genişleyecek. Bir yanda Bandırma Körfezi öte yanda Erdek Körfezi ile sınırdaş olacağız...
Peki, siyasi partilerin ve başkan adaylarının ağzından bugüne kadar bu ilişki örgüsü ve bunun anlamı üzerine tek sözcük duyan var mı?
Hayır, yok..!
Bitmedi..
Peki, yine kentin mahallesi olacak Dutliman ve Sahil Yenice konusunda partiler ve başkan adaylarının ağzından alışıla gelmiş söylemlerin dışında tek sözcük duyan var mı?
Hayır,yok..!
Çünkü, partilerin ve başkan adaylarının kafalarında ‘deniz’ yok..!

BANDIRMA, BU 
YÖNETİCİLERLE HEP 
SINIFTA KALDI!

Çok değil, 2004 yerel seçimlerine kadar   bir ‘deniz kenti’ olan Bandırma’nın denizle ilişkisi, 500 metrelik sahil şeridiyle sınırlıydı.
Koca kent, özellikle güneşli ve güzel havalarda, bu daracık koridora iner,bir aşağı-bir yukarı dolanır, deniz kenarında bir yerde oturup çayını yudumlar, tıpış tıpış evinin yolunu tutardı.
Lafa gelince de, ‘deniz kentiyiz ya’ balıkhaneden ya da balıkçı tezgahlarından alabildiği 1 kg balıkla deniz kenti olduğunu gariban sofrasında anımsardı.
Bu fukara yaşam 2004 yerel seçimlerinde Cemal Öztaylan’ın belediye başkanı seçilmesiyle yıkıldı.

ÖZTAYLAN/ERAYDIN 
YÖNETİMİ VE DENİZ.!

Anımsamayı, düşünmeyi, sorgulamayı sevmiyoruz ama lütfen anımsayın!
Bandırma’nın bir sahil bandı projesi vardı, ihale edilmiş ve yüklenici firma çalışmalarına başlamış ama ilgisizlik, takipsizlik sonucu çalışmalar yılan hikayesine dönmüştü.
Bandırma Sahil Bandı Projesi,şehir içi inşaat molozlarının serbest döküm sahası olarak hizmet verir hale gelmişti.
Aslında Öztaylan’ın 2004 seçim vaatleri içinde ‘sahil bandı’ diye bir proje, falan filan yoktu.
İktidarının ilk günlerinde ne yaptı!?
BALIKLAMA bu projenin içersine DALDI..
O günlerde Bakanlık tarafından ihale edilmiş ve yüklenici firmanın yapması gereken çalışmayı yaptığı ve belediyenin iş makinelarıyla personelini kullandığı için ben de Öztaylan’ı eleştirmiş, yaptığının ‘suç’ olduğunu yazmış, bu konuda şahsına ‘zimmet’ çıkartılabileceğini belirtmiştim..
Durmadı, yürüdü ve kağıt üzerindeki projeyi adım adım Livatya’ya kadar taşıdı..
Sonuç mu?
Bandırmalı yıllardır hapsedildiği dar sahil koridorundan kurtularak deniziyle özgürce kucaklaştı..
Yeşil alanlarla, spor alanlarıyla ve sosyal tesislerle bezenmiş çalışmalar katlı otoparkla şenlendi ama 2009 yerel seçimlerini Ak Partinin kaybetmesi ve CHP’nin kazanmasıyla çalışmalar durdu.
 
SAHİL BANDINA 2 YIL 
EL SÜRMEDİLER!

Yanlış okumadınız, gerçekten DURDU..!
Öyle ki, sahil bandının yeniden düzenlenmesi kapsamında yapılan  hemen hemen tüm sosyal tesisler bizzat CHP’nin ve CHP’li Meclis üyelerinin  ‘kıyı kenar kanunu’ vb., gerekçelerle ‘yürütmenin durdurulması’talebiyle zaten yargıya taşınmıştı..
Evet, zorlayın kendinizi ve ANIMSAYIN..!
Bandırma, Öztaylan/ Eraydın döneminde tarihinde ilk kez çok katlı otoparka sahip olmuştu.
Bu otopark da aynı zihniyetin ürünü, CHP tarafından şikayet konusu edilmişti..
Bitmedi...
Öztaylan/Eraydın yönetiminin ilk aylarında Bandırma limanının özelleştirilme kapsamına alınmasıyla bir gerçek tokat gibi yüzümüze indi..
Bandırma limanı, Eti Maden Lokali önüne kadar özelleştirme kapsamındaydı ve son anda uyandırılmasak, Bandırma’lılar bir daha denizin kenarına bile inemeyecek, ‘özel şahıs arazisidir’denilerek tel örgülerin ardında, hapis bir kent olarak kalacaktı!

İşte, Bandırma bu!

SEÇİM GELDİ, LİVATYA 
YİNE GÖZDE OLDU!

Peki, Sahil Bandı Projesi ne idi ve neleri içeriyordu?
Öncelikle Livatya’ya kadar uzanacak proje, Sıcaksu ve Livatya’da yapılacak, proje kapsamındaki muhteşem yatırımlarla Levent mahallesiyle ilişki içinde Dutliman-Sahil Yenice üzerinden Gemlik tarafına geliştirilecekti.
2009 Mart yerel seçimleri geldiğinde çalışmalar Şehir Kulübü’nün ön tarafında yarıl kalmış, tamamlanamamıştı..
Ne mi oldu?
CHP’li Sedat Pekel başkanlığındaki yerel yönetim döneminde tam iki yıl bir metre öteye bile gidilemedi..
Proje kapsamında Livatya ile ilgili öngörülen proje CHP’li yerel yönetim tarafından adeta hançerlenircesine ‘Tavşan Mustafa’nın restaurantının bulunduğu alan bir başka isme devredilerek, bu alanda restaurant yapılmasına izin verildi; Öztaylan/Eraydın döneminde BOTAŞ’tan Livatya için düşük bir bedelle alınmış çelik borular yıllarca kaderine terk edildikten sonra, belediye şantiyesine taşındı ve  bilmiyorum ama belki de hurda diye satıldı..!

İşte, Bandırma’nın hali bu!

YALANIN SONU YOK!

Şimdi, herkes seçim öncesi  Sıcaksu ve Livatya ile ilgili birbirinden afilli projelerle vatandaşın karşısında, oy ve yetki istiyor..!
Anlatımlarda öylesine ifrada ve abartmaya varıyor ki, sözde Livatya’da öngörülen projeler gerçekleştiğinde, buraları Türkiye’nin en güzel sahili olacakmış!!!

Yuh olsun..

ARITMA ADINA 
ÇALINAN 
PARALARIMIZ VE 
YILLARIMIZ!

Bandırmalı balığı tezgah da görmemiş, denizi çay bahçesinde seyretmekle yetinmemiş bir kenttir..
Bandırma’ya  biyolojik de değil, biyolojik-kimyasal arıtma tesisi yapılmadan değil Livatya’yı Bandırma Körfezini kurtaramazsınız!
Şarn kurnazları, arıtma tesisi olayı, allem edildi kullem edildi ve sonuçta ‘nasılsa büyükşehir olduk, onlar yapar’ denilerek topu değil taça, alıp eve götürdüler.
Arıtma tesisinin kurulması olayı Bandırma için tam bir film ve hikaye konusudur.
Vazgeçtik filmden, hikayeden Bandırmalı yerel yönetimlerin ‘arıtma bedeli’ adı altında yıllarca soyulmuştur..!
Nasıl ki, otopark parası diye Bandırmalı yıllarca bir şekilde ‘indirildiyse’, arıtma konusunda da su faturalarından tahsil edilen bedellerle  hep birlikte ‘indirildik..’
Arıtma için Öztaylan/ Eraydın’ın belirlediği alan, siyasi kaygılar ve partizanlıkla iptal edilip, ortada bırakıldı...

SAHİL HALKIN 
KULLANIMINA 
AÇILMALIDIR!

Evet, Bandırma bir deniz kenti...Öyle olduğu iddia ediliyor...Atlasa bakınca da denizin kenarında bir kent olduğu görünüyor.
Ama hikaye..
Bandırma için deniz bir seyirlik olaydır. Denizine girip,yüzemezsiniz...
Onun içindir ki, Bandırma, denizin kenarına havuz yaparak su hasletini bir nebze gidermeye çalışan, orjinal bir kent olarak da anılır...
Oysa ki, vazgeçtik arıtmadan,Livatya’dan...He men ötesinde Dutliman ve S.Yenice olmasına karşın, Dutliman’da nüfus almamıştır, S.Yenice’de ise denizden umudunu kesenler fidancılıkta karar kılmışlardır.
Kenkteki sahil çay bahçeleri ise hangi akla hizmet işleticilerine astronomik rakamlarla ihale edilip,kiralanarak  fiilen dar ve orta gelirli vatandaşına kapatılmıştır.

İşte, Bandırma budur..!

Geçtiğimiz günlerde Borsa-Oda partilerin başkan adaylarını konuşmaları için davet etti ve İP’in başkan adayı  ‘bizim Nuri’ herkesin üzerindeki elbiseyi adeta ters yüz etti.
O da Şekerci gibi Ankaralı ama Bandırmalı’dan daha fazla Bandırmalı..
Lafını esirgemiyor ve hepimizin içindekileri dillendirip, tokat gibi herkesin yüzüne vuruyor. Onunla da ‘deniz’ üzerine söyleşiyoruz.
“Bari, bir yalan söylesinler de...” diye sözüne başlayarak içimizdekilere tercüman olmaya çalışıyor.
Evet, ‘bari, yalan söyleseler de..’! 

Seçimlere günler kaldı ve hiç değilse partiler ve adaylar, sırtlarını denize döneceklerine yüzlerini denize dönseler...
Çünkü, Bandırma, bir deniz kenti...
Bana kalsa, ilkokul çocuklarına öğretmenlerin yaptığı gibi, bu gerçeği yüz defa hergün defterlerine yazma ve söyleme ödevi verirdim..

Esen kalın...
sonkursungazetesi.com
















Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1417