Bugün: 20.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Bandırma, hayal kurmayı unuttu mu!?

Bandırma, hayal kurmayı unuttu mu!?


Dünyadan, ülkemizden vazgeçtik. Özellikle Çocuklarımıza ve gençlerimize nasıl bir Bandırma hayal ettiklerini sormak gerek..
İmkanım olsa, İlçe Milli Eğitim olarak, tüm ilköğretim ve ortaöğretim  okullarına dönük, bu konu başlığıyla bir kompozisyon ya da resim yarışması düzenletirdim. 
Eminim ki, ortaya hepimizi şaşkınlığa sürükleyecek  sonuçlar çıkardı...

Yıllar önce bir yerel yöneticimizin kişiliğiyle  ilgili yakınındaki insanlarla sohbet ettiğimizi anımsıyorum.(İsmini bilinçli yazmıyorum.Çünkü, yanlış yorumlara neden olabilir.)
Şöyle demişti; ‘Düz’ bir kişiliği var..
Bandırma’nın belki de en büyük kaybı bu!
‘Düz’ insanlar,kent yaşamında makam mevki sahibi olup, toplum yaşamımızda söz sahibi kılınıp,yaşamlarımızı yönetip,yönlendirebiliyor.
Örneğin, hep merak etmişimdir ve yeri geldikçe de sormuşumdur: Bu kenti yönetmiş ve yönetmekte olan kaç insan, kitap okuma alışkanlığına sahip ya da kaçı gerçekten bilgisayarı ve interneti  rahatlıkla kullana biliyor!?
Kuşkusuz, yöneticilerimizin eğitim ve akademik düzeyi yükseldi. Hemen herkes bir şekilde bir yerlerden diplomalı.
Bir çok şey de eskisi gibi değil. Örneğin,belediye kültür-sanat  etkinlikleri organize etmekte, açılışlar yapmakta adeta yarışıyor. Bu da bir şey ama acaba bunu yapanlar hangi dürtü ile yapıyor?

Hayal kurmak; Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya olarak tanımlanmış.
Bandırma’nın bugününe baktığımızda ve ister halen yöneticilik yapıyor olsun isterse yapmasın, kentin haline baktığınızda Bandırma’nın hayal kurmaktan çoktan vaz geçtiğine tanık olursunuz..
Acaba, kent olarak, hayal kurmayı mı unuttuk yoksa yaşanan realite karşısında hayal kurmamızın bir anlamı mı kalmadı!?
Bu kentin şairi, yazarı, heykel tıraşı, ressamı, tiyatrocusu kim!?
Bakmayın bana, ben kendi ismimi bile unuttum!!!
Hiç bir hayale egolar sığmaz. 
Oysa ki,Bandırma, yıllardır egoların çarpıştığı ve hüküm sürdüğü bir kent oldu...
Bu ne açlık bu ne doyumsuzluk bu ne ihtiras..!?
Oysa ki insan soyunun en duru, en kirlenmemiş, en saf nesli çocuklardır. 
O nedenle, Mirza ve ekibinin  kültür-sanat faaliyetlerini çocuklara taşımasını, ‘en güzel  en anlamlı hizmet’ diye yorumladık.

Ve kadınlar,bu kentin kadınları...
Dünyası çocuklara en yakın, onların dünyasıyla en içselleşmiş varlıklar...
Örneğin, Cumhuriyet tarihi boyunca bu kentin bir kadın belediye başkanı neden olmadı, olamadı? Ataerkil yönetim anlayışının nasıl kirli bir kent yarattığı ortada...
Oysa ki, bu kentin başkan aşağı temizliğe ve kadın elinin değmesine, hatta onların şefkatine ve sevgisine  ihtiyacı var.
Kim bilir, bu kent belki de o zaman nicedir unuttuğu düş kurmanın güzelliğinin ayırdına varacak...

Kim bilir!?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 696