Bugün: 19.10.2017

BAN BAN ve `1965 RUHU!`


Resmi ilk gördüğüm de ilgi ile baktım ve ellerindeki dövizleri,  yüz ifadelerini anlamaya çalıştım.: Öğrenciler, bizim KAVRAM ‘ın  gençleriydi. Kızlı erkekli.. Başlarında öğretmenleri…

 

Evet, ellerindeki döviz de, “1965 RUHU” yazıyordu!

 

Peki, bu kentin 50 yıllık spor kulübünün gerçekten de  toplumda yarattığı böylesi bir ‘RUH’, kentsel motivasyon, pozitif enerji , itki  var mı!?

 

Çocukluk ilk gençlik yıllarımı anımsamaya çalıştım. O zamanlar maçların oynandığı stadyum kentin göbeğinde Cin Çukuru’nda idi. Hafta sonları kentin en büyük eğlencesi, heyecanı maçlardı. Maçların oynanmasıyla da yetinmez, arkadaşlarımızla antremanlara da gider,  kafalarımızda idol haline dönüşmüş futbolcuları , antremanlardaki hareketlerini hayranlıkla seyrederdik.

 

İlginçtir, o yıllarda televizyonlar bugün ki gibi yaşamımızda da  yok sayılırdı. Gazeteler, radyo ve  sinema kültürünün egemen olduğu yıllardı. Orta ve üstü yaş kuşağı o günlerin radyo piyeslerini anımsarlar. Ya sinemalar…!?Yazlığı kışlığı bir tarafa bu kentte bir dönemin insanları  kadını erkeği, genci yaşlısı sinemayla  adeta halvet olmuştu…

 

Yıllar geçti ve şimdi ne radyonun ne de sinemanın kentsel yaşamımızda hükmü kaldı! Aynı Bandırmaspor gibi…

 

Öyle ki, bugün yoldan geçen kentdaşlarımıza Bandırmaspor’un bugünkü 11’inden isim say, deseniz, çok ilginç, komik şeylere tanık olursunuz. Kimisi yıllar önce çocuk ya da gençlik  yıllarındaki Bandırmasporlu futbolcuların isimlerini sayar kimisi ’bilmiyorum’ diyerek konuyu geçiştirir. Hani, Bandırmaspor ile ilgili bir anket yapılsa kentte, eminim ki, Bandırmaspor, sınıfta kalır!

 

He bileyim, belki de stadı Cin Çukuru’ndan  600 Evlere taşımakla ilk yanlışı yaptık. Kent insanı ile Bandırmaspor’un ilgisini ve ilişkisini hoyratça kopartıp, attık. Gözden uzak olan gönülden de uzak olur, hesabı kentin Bordo-Beyaz’lı  renge  yüreği soğudu.

 

Geçmiş yıllarda Bandırmaspor, kentin içinde, futbolcuları günlük yaşam içinde aramızdaydı… Onları hayranlıkla hatta biraz da kıskançlıkla izlerdik. Genç kızların yüreği hoplardı. Bandırmaspor ve Bandırmasporlu olmak,  sadece sportif bir kimlik değil, kentsel kimlikti.

Yine anımsıyorum da, belleğim beni yanıltmıyorsa, futbol, kentin gençlerinin temel uğraşıydı.Kentin mahalle ve sokaklarında, olmadı boş bir arsa ya da bahçe de kale direği yerine kondurulan taş kalelerle, koşuşturan her yaştan  mahalleli gençler.Bu gençler için ilk aşama hemen her mahallede olan amatör kulüplere terfi etmek, amatör bir ruhla ve şevkle, Bandırmaspor’un alt yapısına zıplamak, atlamaktı. O yıllarda tüm aşamaları bir bir atlamış, engelli bir koşu gibi engelleri bir bir aşmış olanlar  imkansızı başararak, bizler için ulaşılmaz bir dünya olan üç büyüklere  transfer olmuş, hatta milli formayı kapmışlardı!

 

Film gibi…

 

Bandırma bu macerayı, bu düşü, bu filmleri izlemeyi çoktaaan unuttu…Artık, mahalle aralarında, cadde ve sokaklarda  top peşinde hırsla koşuşturan çocuklara, gençlere tanık bile olamıyorum. Kentin amatör spor kulüpleri biçarelikten, ilgisizlikten, sahipsizlikten birer birer kapandı, gitti…Ayırdına, farkına bile varamadık. Önemini hiç mi hiç anlayamadık. Oysa ki yitip giden hayatımız, ruhumuzdu, moralimizdi, neşemiz ve keyfimizdi…

 

Ben, Mehmet Kılkışlı’nın Yaşar Bekdemir’in Can Gülmezgil ve Ahmet Edin ile  diğer arkadaşlarının oluşturduğu yönetim ekibinin amatöre düşmüş ve sürünen Bandırmaspor’u sahiplenerek, hışımla, büyük bir inançla kulübü düşürüldüğü bataktan 2.lige taşımalarının aşkını, sevdasını biraz da bu geçmişe tanıklığa bağlıyorum.

 

Ancak, 2012 de aynı Kılkışlı, 8 yıllık başkanlığından ve çalışmalarından dem vurarak, şöyle demişti; “Bandırmaspor’u Türkiyenin takımı yaptık ama Bandırma’nın takımı yapamadık!”

 

Kılkışlı’yı ve beyanını  anlayamayanlar, ne Bandırmaspor’u  ne de Bandırma’yı  anlayabilirler. Ve onlarda yorularak, usanarak gitti…Merak etmeyin! Yoran ve usandıran üstlendikleri sorumluluk ya da Bandırmaspor değil, kent adına ahkam kesmeyi alışkanlık hale getiren zevattı!

 

Bugüne kadar çok yazdım ve hep dedim ki,  Bandırmaspor  Bandırma, Bandırma Bandırmaspor’dur.Kentlilik bilincinin gelişmesi, pekişmesi; kentsel birliğin, beraberliğin ve kent iradesinin oluşmasında; kentsel dinamizmin güçlendirilip kentsel motivasyonunun sağlanmasında spor ve Bandırmaspor vazgeçilmezimiz olmalıdır.

 

Farkında mısınız?

 

50 yıllık tarihi olan kulüp de bugüne kadar  benim bildiğim bir tek Hasan Sur, fiilen hem kulübün kuruluşunda kurucu olarak hem de kulüp başkanı olarak sorumluluk aldı. Yıllardır diğer tüm başkanlar öcü gibi sorumluluk almaktan, taşın altına ellerini koymaktan imtina ettiler ama her ortam da her fırsatta gerek siyaseten gerekse makam mevki için tepe tepe Bandırmaspor’u kullanmaktan geri durmadılar. Onun için gerçek anlamda Bandırmaspor taraftarlarının, Bordo-Beyaz aşıklarının siyaset ve siyasetçiyle, şark kurnazlıklarıyla  işi olmaz!

 

Evet, günümüz gençlerinin adım adım da olsa serpilip gelişen ve güçlenen Bandırmaspor aşkı ve sevdası, bir damar olarak  gözetilmeli, önemsenmeli. Bu damar, kentlerine dönük bir aşkı ve sevdayı da içeriyor. Erhan  Erhan Elmastaş ve yönetimi, bu aşkı ve sevdayı  görevleri döneminde taşıyabilecekler mi taşıyamayacaklar mı, hep birlikte yaşayarak, göreceğiz.(Yazımı yazarken gazetenin kapısından Süleyman Takunyacıoğlu girmez mi! Bir anlamda yazının üstüne düştü. Takunyacıoğlu, Bandırmaspor’un sportif direktörüo,şaka değil. Takunyacoğlu’na göre,  Sur’un belediye başkanlığından bugüne Başkan Dursun Mirza ve Elmastaş, yıllar sonra  ekip olarak Bandırmaspor için taşın altına ellerini koydular. Ve ona göre bu  sportif açıdan bir “devrim”… Takunyacıoğlu söylüyorsa, ilginç ve ciddi olarak düşündürücü.)

 

Bir iki gün önce spor ve Bandırmaspor sevdalısı Ertunç İşbay ile söyleştik. Dolu hem de konu spor ve Bandırmaspor olduğunda çok dolu.(Hoş, Ertunç da Kılkışlı yönetiminde 8 yıl yönetimde alt yapı sorumlusu olarak, neden ve niçin söylediklerinin onda birini gerçekleştirememiş acaba.. Bu da ayrı bir konu…)

 

 Ertunç’un shovla işi yok!

 

O, somut ve kalıcı adımlar atılmasını, gerçekten de her yönüyle alt yapının beslenmesini,  kentin ve bölgenin gençlerine olanak tanınmasını, tesis açığının hızla giderilmesi gerekliliği gibi onlarca yapılması gereken işi sıralıyor. Bana göre, sonuçta Bandırma’da spor ile Bandırmaspor konusunda kentin dün olduğu gibi bugünde ciddi bir rehabilitasyonu ihtiyacı var. (Takunyacıoğlu, Ertunç’un tüm bu  görüşlerinin altına imzasını atabileceğini vurguluyor.)

 

Sevgili dostum, kalemdaşım Takunyacıoğlu’nu Bandırmaspor-Kırklareli  maçı için deplasmana uğurluyorum.Evet,  bir resim karesi beni de kalemimi de uçurdu…”1965 RUHU”!

 

Ne ruhmuş amma..

 

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 540