Bugün: 27.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BALIKESİR VE BANDIRMA DA SANAYİLEŞME SORUNLARI!

BALIKESİR VE BANDIRMA DA SANAYİLEŞME SORUNLARI!


Siyasal ve sosyal yaşamımızda eksik ve yanlış bilgilenme, doğal olarak, ülke ve toplumla ilgili siyasal ve ideolojik analizleri de, tanımlamaları da,  olay veya olguların  tümden  kabulü ve ya reddini de beraberinde getiriyor.


Örneğin, yaşadığımız toplumda farklı siyasi geleneklerden gelen ve  birbirinden farklı görüşlere sahip, birbirinden farklı siyasal tercihlerde bulunan  insanlara ülkenin sosyo-ekonomik analizini yapmasını istediğinizde  akli ve bilimsellik dışında siyasal ön yargılara tanık olursunuz. Bırakın polemiğe girmeyi, her hangi bir olay ve olgunun üzerinde karşılıklı konuşabilmeniz bile zordur. Aklın ve bilginin yetmediği nokta da, kolaycı bir biçimde karşılıklı suçlamalar, kolaycı bir anlayışla kesin etiketlemeler başlar. Sonuç alamaz, tıkanır kalırsınız…


Dünkü, makalemde KALE Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay’ın  Balıkesir’e yapacakları 30  milyon TL.lik  ve yaklaşık 300 kişinin istihdam edileceği sanayi yatırımı ile ilgili imza töreninde yaptığı konuşmaya, yapılacak yatırımın Bandırma’da kimi kesimlerde  yarattığı burukluğa  dikkat çekmiştim. Bu burukluğun nedeninin psikolojik bir yön taşıdığını öncelikle belirtelim.


KAPİTALİZMİN GELİŞİMİNDE  KÜLTÜREL VE PSİKOLOJİK  SORUNLAR!


Bandırma’da sanayi yatırımları konusunda kamuoyunda farklı esintiler var. Bu farklı esintilerin ve yorumlamaların temelinde ise siyaset yanı sıra  çevrecilik konusunda eksik ve yanlış eğilimlerin, sosyo-ekonomik açıdan sanayinin ve sanayicinin anlaşılması konusunda eksik ve yanlış bilgilendirmeler gibi bir çok unsur söz konusu.


Örneğin, rahmetli Adnan Menderes’in 1954 veya 56 yıllarında(kesin tarihini bulamadım. Ancak, bu konuyu ayrıca araştıracağım.) Bandırma’lılara hitap ederken, taşınan “Kazara Kaza Kaldı Kazamız”, “Vilayet Olmak istiyoruz” dövizlerini ve halkın isteğini görünce, “fabrika mı istiyorsunuz yoksa vilayet olmak mı” diye sorması üzerine “vilayet” yanıtını alması esprisi, hem kentin onlarca yıllık  vilayet olma özlemini hem de “fabrika” ve dolayısıyla da sanayi konusundaki yıllanmış çelişmesini ortaya koyar.


Bandırma, o yıllarda tipik bir sahil ve balıkçı kasabasıdır. Bir anlamda 70’li yıllarda Yeşilçam’ın filmlerinde konu ettiği, kır-kent, kentleşme ve sanayileşme, kırsal alandaki  feodal ilişkiler, feodal ilişkiler ile kapitalizm arasındaki çelişkilerin beyaz perdeye taşındığı bir dönemden söz ediyoruz. Söz konusu olan sosyo-ekonomik açıdan duru, oturuşmuş bir dönem değildir.


Bandırma, sanayileşme ve gerçek anlamda  fabrika gerçeği ile 60’lı yılların sonunda ve 70’li yıllarda  ETİ tesislerinin kuruluşuyla  tanıştı. Ardından İŞKUR ve BAGFAŞ’ın kuruluşu geldi. TEKEL’in Yaprak-Tütün İşletmesini unutmuyorum. Hava Üssü’nün kuruluşu ise kentin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini hızlandırdı. Liman ve demiryolunun tarihten gelen önemi ise. tartışılamaz!


KENTLERİMİZİN GELECEK TERCİHİ VE KİMLİK SORUNU!


Hep tartışılıp, kamuoyunda sorgulanmıştır. Kentsel kimliği açısından Bandırma bir sanayi kenti midir? Kent plancısı ve peyzaj mimarı Harun Algül’e göre, Bandırma, kentsel kimliğini daha oluşturamamış, kentsel tercihini  tam olarak netleştirememiş bir kent ve bunun sorunlarını, değişik sıkıntılarını yaşıyor.


Evet, konumuza geri dönerek, büyükşehir belediye başkanı Uğur’un imza töreninde yaptığı konuşmaya dikkat çekelim:

“Bugün, Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi önemli günlerinden birini yaşıyor. Kale Grubu’nu Balıkesir’de ağırlamaktan ve Balıkesir’e yatırım yapmasından dolayı mutluluk duyuyoruz. İnşallah bu yatırımlar artarak devam edecek. Türk ekonomisi, Balıkesir ekonomisi günden güne gelişiyor. Bu arada sıkıntılı günlerden geçiyoruz ama bizim işimiz çalışmak ve üretmek. Bu nedenle çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz. Moralimizi bozmaya gerek yok. Burada da moraller yerinde, herkesin yüzü gülüyor. Bizim zaten sanayicinin ihtiyacı olan moral ve motivasyon. Devletimiz de yanımızda. Sayın valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımız her türlü yerel ve merkezi desteği kendilerinden görüyoruz. Balıkesir’de güzel ekip çalışması var. İnşallah bu sinerji Balıkesir ve ülke kaynağı olacak diye ümit ediyorum.”


BAŞKAN UĞUR VE MİRZA, NE YAPMALI?


Örneğin, bu konuşmayı Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza, kentte yapmadan onlarca kez oturup, düşünmek ve danışmak zorunda. İşte, Bandırma’nın sanayi, sanayici, fabrika denilince  mevcut durumu bu! Bandırma da, konu sanayi yatırımı, istihdam ve yatırım sorunu olduğunda, kentte geniş bir toplumsal konsensüs sağlanması ve kamuoyu desteğinin arkalanması gerekiyor.


Doğrudan sanayi yatırımcısının elini sıkan, güler yüzle karşılayan bir yerel yöneticinin ya da siyasetçinin  bu yatırım izninden ne ölçüde nemalandığı, kimin adamı olduğu gibi sorular gündelik yaşamın siyasi garnitürü yapılıyor. Konu siyasileştirilip, taraflar keskinleştirilip, kent yaşamında fırtınalar estirilmeye çalışılıyor.


Kimse bu sanayi yatırımcısı için bu olumsuz havanın kent bütününü kapsadığını sanmamalı! Tam tersi, artan nüfusa orantılı nitelikli/niteliksiz iş gücü yoğunluğu, aş ve iş derdi içindeki geniş toplum kesimi ise yeni iş sahalarının, sınai yatırımlarının önünün açılıp, istihdam sorununun çözümünü sabırsızlıkla bekliyor.


SERMAYE, NAZ VE NİYAZLA UĞRAŞAMAZ!


İşte, tam bu noktada Zeynep Bodur Okyay’ın sözleri anlam kazanıyor. Şöyle diyor:

“Yatırımı çekmek oldukça zor. Ben de İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı olduğum için biz de yatırım çekmek için uğraşıyoruz. Birçok STK’da görevim var. Dil dökerek insanları o bölgeye yatırım yapmaya ikna etmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. O yüzden yatırımcılar da genelde pozitif atmosfere ve onlara yaklaşımın ne kadar akılcı olduğuna bakarak biraz da şartlar elveriyorsa yatırıma karar verirler. Ben bunun en güzel örneğini Balıkesir’de yaşadım. Aslında biliyorsunuz ülkemiz ideallerine ulaşmak için en önemli konu yatırım, üretim ve sanayi olan sanayimizin gelişmesi, istihdam yaratması. Türkiye’nin şartlarını göz önüne aldığımız zaman çok güzel bir coğrafyada yer alıyoruz ve çok pahalı bir toprak parçası üzerinde yaşıyoruz. Ama çok da ciddi insan kaynağımız var. Fakat doğal kaynaklarımız başka ülkelerle kıyaslandığında göreceli olarak daha az. Ama bence hepsinden daha önemli bir kaynağımız var; o da insan kaynağımız.”


İNSANLAR AŞ VE İŞ DERDİNDE!


Bandırma Ticaret Odası, Borsası ve BANSİAD, hem sosyolojik açıdan, hem kültürel ve psikolojik açıdan sanayi yatırımları konusunda hep ön açıcı oldu ve önemli bir işlev yerine getirmeye çalıştı ama  özellikle  yatırım konusunun siyasallaşmasının yarattığı psikolojik engelleri aşmaya da güçleri yetmedi.


Bandırma’ya Rotterdam Limanı gibi bir liman kazandırma ve metalürji ile kimya sanayi yatırım bölgesi oluşturma konusunda da benzer sorunları bugün büyükşehir başkanı Uğur hala yaşıyor.


Peki, yeni sanayi yatırımları ya da yatırım alanları konusunda yaşanan sorunlar sanayicinin veya Uğur’un, Mirza’nın sorunları ve sıkıntıları mı ya da Bandırma’nın mı, işte bu konuşulup, üzerinde tartışılmalı. Buna, Güney Marmara ve Bandırma olarak gerçekten ihtiyacımız var!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 191