Bugün: 24.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BALIKESİR BASINI VE GERÇEK ANLAMDA SEKTÖRLEŞME!

BALIKESİR BASINI VE GERÇEK ANLAMDA SEKTÖRLEŞME!


Geçtiğimiz hafta Balıkesir TV 100’de yayınlanan ‘BASIN EKSPRES’ programına katılmak üzere   biraz erken yola çıkarak, EKSPRES ve POLİTİKA gazetelerini ziyaret ettik. Ekspres DE BİR ANLAMDA sembol Yayıncılık’ın ve dolayısıyla da EKSPRES’in eli ayağı konumunda olan Melih Bolluk ile uzun uzadıya  Balıkesir nezdinde ‘basın sektörü’ üzerine uzun uzadıya  söyleşme olanağı bulduk.


Melih Bolluk, özel sektörden ve farklı bir iş alanından basına transfer olmuş  bir isim. İşinin gereği İstanbul ve İzmir’de bir çok basın-yayın kurumunu, matbaalarını gezmiş, görmüş, incelemiş ve bilgi almış. Bununla da yetinmemiş ve yurt dışı gezilerinde bir çok ülkede aynı şekilde basın-yayın kurumlarını, matbaalarını gezmiş, görmüş, bilgilenmiş.


Gezip, görmek, incelemek ve bilgi sahibi olmak ama en önemlisi basın-yayın anlamında yaptığımız işle, mevcut düzenimizle kıyaslamak, artı ve eksileri tespit etmek önemli. Mesleki açıdan ne öğrenirseniz öğrenin, kendi iş düzeninizin, dünyanızın dışına çıkarak, benzer basın-yayın kurumlarıyla mevcudu kıyaslamanız, durduğunuz yeri farklı bir gözle görebilmeniz önemli.


MESLEKİ ÖRGÜTLENME SEKTÖRLEŞMENİN VAZGEÇİLMEZİ OLMALI!


Bugüne kadar çok yazdık ve vurguladık. Balıkesir ve ilçelerinde hatta zamanında bir  çok beldesinde özellikle gazete çıkartma anlamında farklı çabalar vardı. Ancak, Balıkesir nezdinde, kelimenin tam anlamıyla  bugüne kadar basın ve yayın yaşamımızın ‘sektör’ haline gelebildiğini söyleyebilmemiz zordu. 


 Onlarca yıllık gazete ve dergiler, genelde ya aile işletmesi olarak yaşamını  sürdürmeye çalışıyor ya da bir şekilde basın ve yayın dünyasına ‘takılmış’ kimi kişiler ‘biz neden yapamayalım ki’ dürtüsüyle  bir şekilde bastığı ve çıkardığı gazeteyi  inatla, yaşatmaya çalışıyordu. Bu  niyet ve çabaların en büyük nedeni ‘resmi ilan’ gelirlerinden pay alabilmekti. Vergi +sigorta +kira+ baskı+ personel  ve benzeri maliyetler altında adeta varlık yokluk mücadelesi veren  basın ve yayın organlarının yasal  ve resmi vecibelerini yerine getirmesi bir yana bağımsız ve özgür haber ve yayıncılık yapabilmelerinin, mesleklerini iç rahatlığıyla icra edebilmelerinin  bile alanı sınırlıydı. Onun içindir ki, bir zamanların basın-yayın dünyası, bu meslekte dirsek çürütmüş olanlar için gittikçe nostaljik öykünme konusu haline dönüştü.


GAZETELER VE GAZETECİLER ‘META’ OLMAMALI!


Yeterli ve gerekli mesleki eğitimden ve bilgiden, iş düzeni ve disiplininden kopuk olan basın ve yayın yaşamının fiiliyatta  habercilik ve yorumlarında farklı yönelişler ve yanlışlıklara düşmesi kaçırılmazdı. Hiele ki, kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu bir alanda ve vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü bir ortamda, model olarak önünüze kartelleşmiş İstanbul medyası konuyorsa ve para kazanıp, yaşayabilmeniz için her yol mübah olarak görünüyorsa, sizlere örnek diye sunulmuş bu yolun belalarıyla kısa sürede tanışırsınız.


Gazete ve dergi sizin için bir meta olmanın ötesine geçmez. Zamanla daktilonuzdan bilgisayarınıza, baskı makinenizden kameranıza olduğu gibi  gazeteci ve yazarlarınızı da, tüm çalışanlarınızı gördüğünüz gibi  birer meta olarak görmeye başlarsınız. Artık haber ve makalelerde sizin için birer metadır. Genel yayın politikanızı, bu gerçeğe göre düzenlersiniz.


Siz artık bir mevkute veya basın-yayın organı sahibi değil,  bir basın-halkla ilişkiler ve bir  pazarlama müdürüsünüzdür!


 Dikkat ederseniz, bilmem kaç sayfalık  Hürriyet ya da bir başka günlük gazeteyi ele aldığınızda toplam sayfaların bir çoğunun reklam ve tanıtımla işgal edildiğini görürsünüz. Artık, düne kadar övündüğümüz ve rol biçtiğimiz Anadolu basını da  bu yönüyle hızla niteliksel bir dönüşüm içerisindedir.


GAZETELERİN VARLIK GEREKÇESİ ‘İNSAN’DIR!


Bu nokta da basın ve yayın yaşamınızın varlık gerekçesi ve öznesi ‘insan’ olması gerekirken, hızla insandan uzaklaşır, insana yabancılaşır ve kapitalizmin payandası ve borazanı olursunuz. Bu mesleki yozlaşma ve yabancılaşma içinde ne meslek ilkeleri ne  de mesleki etik kalır.


Basın yayın yaşamımızdaki bu çaresizliğin ve biçareliğin çözümü, devletin ve siyasal iktidarların ulusal bir basın-yayın politikasının olmasıyla ilintilidir. Bu yoktur! Olmadığı için de, basın-yayın yaşamımız hatta tüm entelektüel yaşamımız yabancı istihbarat örgütlerinin, ajanlarının cirit attığı, kamuoyunu dilediği gibi yönlendirdiği, ajan devşirdiği  bir alandır.


Kurulu meslek örgütleri, federasyonlar  ve sendikaların da durumu içler acısıdır. Örneğin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin uluslararası partneri yıllardır Alman Konrad Adenauer Vakfı’dır ki bu vakıf bir Alman siyasal partisi üzerinden Alman İçişlerine bağlı ve Alman istihbarat örgütü BND ile ilişkilidir. Keza, ülkemiz sosyal demokratlarının Sosyal Demokrasi Vakfı ve Sosyal Demokrat dergisi’de  , aynı şekilde  Alman Heinrich Böll Vakfı üzerinden bir Alman siyasal partisine ve Alman İçişleri Bakanlığı üzerinden de BND ile ilişkilidir.


SEMBOL MEDYA VE EKSPRES’İN BU SÜREÇTE ROLÜ!


Sevgili Melih Bolluk’a göre, SEMBOL Medya ve EKSPRES gazetesi, özellikle kurumsallaşma anlamında  Balıkesir’in gerçek anlamda bir ‘medya sektörü’ ne sahip olabilmesi anlamında  önemli ve ciddi adımlar atmaya çalışıyor. Rekabet anlamında mesleki rekabeti hangi basın ve yayın kurumunun ne yaptığından öte  ve rekabeti kişiselleştirme çabalarından öte  rekabeti bünyemizde yer alan yayın organlarının baskı kalitesi ve içeriğine önem vererek geliştirmeye, şekillendirme  çalışıyor.


Kuşkusuz, bu yönüyle mesleki laf ebeliğinin veya laf cambazlığının anlamı ve kimseye bir yararı da yok! Kurumsallaşma, bir anlamda profesyonelleşme ve tüm aparatlarda ihtisaslaşmayı da zorunlu kılıyor. Bilgi, beceri ve deneyimlerin kollektif bir anlayışla, kurum içi saygı ve sevginin, diyaloğun sürekli ve diri tutulmasıyla şekillendirilen çalışmaların ‘insan’ unsuru yadsınmadan  ele alınmasının Balıkesir basın-yayın yaşamında olumlu etkilerinin ve sonuçlarının kısa süre içinde alınacağına ve basın-yayın yaşamında gerçek anlamda sektörleşmenin önünün açılacağına inanıyor.


Ben, sevgili Melih’i dinlediğimde  mesleğim ve gazetecilik adına umutlandığımı belirtmeliyim. Aslında, hepimizin umutlanmaya, heyecanlanmaya gerçekten ihtilacımız da var. Genç bir idari kadro ile mesleki bilgi ve deneyimlerin ciddiyetle harmanlandığı bir ortamda yaşadığımız mesleki kısır döngü neden ve niçin aşılıp, yıkılmasın!


Sevgiyle, esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 211