Bugün: 18.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BALIKESİR AK PARTİ VE BAŞKAN DEMİRASLAN..!

BALIKESİR AK PARTİ VE BAŞKAN DEMİRASLAN..!


Balıkesir AK Parti il başkanı Dinçer Okan’ın görevinden ayrılması sonrası genel merkez tarafından bu göreve atanan Hasan Demiraslan 50 kişilik yeni il yönetimini belirledi. Yeni il yönetimi sürprizlerle dolu ama listede en çok dikkat çeken isim MHP’nin 2014 yerel seçimlerinde Karesi belediye başkan adayı ŞANİ Erdal. Ben, il başkanı Demiraslan’a da, Şadi Erdal dahil yönetimde sorumluluk almış  herkese yeni görevlerinde başarılar diliyorum.


Yazımızın başında belirtelim: Balıkesir Ak Parti yeni il başkanı Demiraslan ve yönetiminin işi zor ve zahmetli!


BALIKESİR’DE PARTİ VE HİZMETKARLAR!


Çünkü, AK Parti’nin kurulduğu 2001 yılından itibaren Balıkesir ile Ak Parti arasındaki siyasal ilişki ve 2002 genel seçimlerinden başlayarak bugüne kadar gerçekleşmiş tüm milletvekilliği genel seçimleri ve yerel seçimlerinde, referandumlarda, cumhurbaşkanlığı seçiminde Balıkesirli seçmen iyi günde de kötü günde de hep partiye destek verdi ve partiyi, adaylarını sahiplendi.


Balıkesir merkez ve ilçelerinde on binlerce insanın, genç yaşlı, kadın erkek partiye üye olması  ve mevcut siyasal partiler içerisinde  üye sayısı  konusunda bir anlamda partinin tarih yazması rastlantı olarak görülmemeli. Bandırma da, AK Partiye üye sayısının on binin üzerinde bulunması bu duruma somut bir örnek olarak kabul edilebilir.


Ancak, tam da bu nokta da, partinin ciddi bir sorunla ve sıkıntıyla karşı karşıya kaldığı söylenebilir. ’Yeni Türkiye’ yolunda siyasal yaşamın yeni bir siyaset anlayışıyla dizayn edilmesi, genel merkezden taşra örgütlerine  kadar parti örgütlerinin de yeni bir anlayışla şekillendirilmesini zorunlu kılıyor. Bu laf ola beri gele söylemi olmamalı. Partinin siyaset felsefesini, ideolojisini ve politikalarını bilmeden, anlamadan,’yeni siyaset anlayışı’nı geleneksel sağ ve muhafazakar  siyaset anlayışına bağlı kalarak  yol alabilmeniz mümkün değil!


Bunu bilip, anlayıp, kavrayacaksınız ki, bu anlayışın öngördüğü şekilde teşkilat yapınızı ve çalışmalarınızı organize bir şekilde yürütebilesiniz.


GELENEKSEL SİYASET ANLAYIŞI VE SİYASETÇİ PROTOTİBİ VE AK PARTİ..!


Oysa ki, hemen tüm siyasi partilerde siyasal ve dolayısıyla demokratik yaşamın vazgeçilmez unsuru olan partilerde, parti başkan ve yönetimlerinin hatta üyelerin genel olarak siyasal açıdan beslendiği en önemli kaynak liderin konuşmaları, var ise yazalı veya görsel medya organlarıdır. Türkiye’de siyasal partiler nezdinde hızla yaygınlaşan teşkilatların  ideolojik ve politik açıdan beslenmesine yönelik genel merkez yayınlarını, AR- GE çalışmaları sonuçlarını ciddi olarak takip edip, okuyan ya da Parti Okulları’na katılarak, eğitimden layıkıyla geçen insan sayısı enderdir.


Geleneksel siyaset anlayışına göre, partiler, konu iktidar partisi ise, iş ve ihale takip etme, iş bulma ve yerleştirme, parti yaşamında gelecekle ilgili  kişinin ikbal arama arayışlarında hep bir araç olarak görüldü. Onun içindir ki, seçmen nezdinde bu anlayış bir siyasal çürüme olarak görülüp, siyasette ‘yeni’yi temsil eden AK Partiye yöneldi. Parti, milletin siyasal yaşamdaki susuzluğuna çare olarak görüldü.


MİLLET, SİYASAL SUSUZLUĞUNA ÇARE ARIYOR!


Ancak, ‘eski’ ile ‘yeni’ arasındaki mücadele bir süre sonra parti içinde de yaşanmaya başladı. Geleneksel siyasal yaşamın alışkanlıkları ve etkisi içinde olan  partililer, bir süre sonra umduklarını bulamama noktasında  partiyi obezleştirdi, yaşanan parti içi hazımsızlık  sindirim zorluklarını beraberinde getirdi ve farklı yönelişlere, sıkıntılara neden oldu. Bulunduğu ortamda yetkili parti organları siyaset üretememe, siyasal refleks geliştirememe ve statükonun bir parçası haline gelirken, parti içi  hizipleşmeleri besledi. ’Şunun adamı’ ya da ‘bunun adamı’ esprileri yaşanmaya başlandı.


2015 yılı Haziran milletvekilliği seçimleri sonrası, sandıktan 1.parti olarak çıkmasına karşın, tek başına hükümeti kurma çoğunluğunu elde edemeyen AK Parti’de elde edilmiş seçim sonuçları üzerine yapılan değerlendirmelerde iktidar partisi olarak ‘ kibir’ ve ‘şımarıklığa’ dikkat çekilmesi sürpriz değildi ve kibir ile şımarıklık, partiyi tehdit eden en büyük olumsuzluktu.


‘Yeni siyaset anlayışına’ göre, siyasette ve siyasal yaşamda ‘hizmet’ ve ‘hizmetkarlık’ vurgusu bu yönüyle önemli! Belediye başkanları, meclis üyeleri, İGM üyeleri, milletvekilleri, Bakanlar ve başbakanlar hatta cumhurbaşkanı gibi parti başkan ve yöneticileri de  siyasi yaşamın öznesinin ‘millet’ olarak kabul edilmesi ve milletin gözetilmesiyle hizmetkar olarak hizmet etmenin er’i olarak kabul edildi. Ki, ne yazık ki, parti içinde hala kendisini  ‘efendi’ olarak görenlerin mevcudiyeti biliniyor.


YAŞANAN SÜRECİN VE OLAYLARIN NE KADAR FARKINDAYIZ?


Cumhuriyet tarihinde, siyasal yaşamımızda çok partili siyasal yaşama geçişimizle birlikte  askeri darbelerle, darbe girişimi ve darbecilikle mücadele alanında ama en önemlisi ülkenin ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini  yeniden kazanma ve korunması amacına yönelik siyonizimle, ABD/CIA ,AB ve NATO ile tüm bu küresel şer cephesinin devlet ve toplum yaşamındaki en örgütlü çetesi FETÖ yani NATO Gladyosu ile  hesaplaşma başlı başına değerlendirilmesi gerekli bir yazı konusu. Bu tarihsel, toplumsal ve siyasal yol ayrımını, hesaplaşmaya ve mücadeleyi HDP/PKK ve sınırlarımızın ötesinde YPG/PYD ve DEAŞ  terör örgütlerine karşı mücadeleden ayırabilmek mümkün değil.


Hele hele bu yol ayrımını, hesaplaşma ve mücadeleyi  ‘Yeni Türkiye’ ve 2023,2071 amaç ve hedefinden ayrı tutabilmek, devlet ve toplum yaşamının her alanında ’yerli’ ve ‘milli’ olanı gözetmekten, ulusal bağımsızlık ve egemenliğin dışında değerlendirmek hiç mümkün değil. Bu yolda 17/25 Aralık operasyonları gibi, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişiminin devlet ve milletin canı pahasına durdurulup, ezilmesi ve savuşturulması  başlı başına bir milat olarak kabul edilebilir.


Türkiye’de alışıla gelmiş  ve yıllardan beri geleneksel siyasetin, siyasetçilerin, particiklerin, liderlerin  oynadığı iktidarcılık muhalefetçilik oyunu oynanmıyor.15 Temmuz itibariyle oyun da, deniz de bitti!


UĞUR’UN SIRTINDAKİ SİYASAL YÜKÜ PAYLAŞIN!


Bugün cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde iktidarın  ve partinin verdiği çok yönlü siyasal mücadelenin aracı da temeli de millet olmak zorunda. Millet ise, kendisini ve iradesini öncelikle siyasal yaşamın öznesi olan siyasal partilerde örgütlenerek, ortaya koymalı. Siyasal bir araç olarak partilerin ve yöneticilerinin üstlendiği misyon, milleti örgütlemek, hazırlamak ve  seferber edebilmek. Parti tabanını, üyelerini parti içinde ve yönetiminde söz ve karar, yetki sahibi yapamadığınız, kollektif bir anlayışla hareket edemediğiniz, parti içi demokrasiyi gözetemediğiniz, parti içi demokrasiyi işlevli kılamadığınız sürece bu amaca ulaşamazsınız!


Balıkesir nezdinde 2014 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrasıyla  partinin ana motor gücü ve temel ekseni hep büyükşehir  belediyesi nezdinde başkan Ahmet Edip Uğur oldu. Partinin, belediye başkanları ve meclis üyelerinin, milletvekillerinin etkisizliği ya da yaşanan süreci siyasal açıdan kucaklayamaması  noktasında, yük, Uğur’un sırtına yüklendi ve halen öyle…Bu yükün paylaşılması gerekiyor. Yoksa gün içinde yazalı basını ve televizyonları, internetteki haberleri izleyerek, sosyal medyada atıp tutarak ,bol bol resim çektirerek bu misyonu ve siyasal yükü taşıyabilmek eşyanın tabiatına aykırı!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 133