Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Asırlık Çınar”I Sallamanın Naifliği

Asırlık Çınar”I Sallamanın Naifliği


İslamiyette ve Türk tarihi ile kültüründe  “ağaç” sevgisinin özel bir önemi ve yeri vardır.Örneğin; Hz. Peygamber, savaşa gönderdiği ordularına şöyle emretmiştir:  `` Yaşlılara, kadınlara, çocuklara, teslim olanlara, kendisini Allah` ın buyruklarına ibadet eden ruhbanlara ve mabetlere ilişmeyiniz. Ağaçları yakmayınız. Hayvanlara dokunmayınız ve servetleri heder etmeyiniz.``

 

İslamiyet adına dün ve bugün yaşananlara ve yapılanlara bakıldığında  isyan etmemek mümkün değil.

 

Türklerde de ağaca duyulan saygı ve sevginin,verilen önemin ayrı bir önemi var. Orta Asya Türk tarihi ve kültüründen başlayarak  Anadolu coğrafyasının tarihini ve kültürünü incelediğimizde ağaca verilen önem,sevgi ve saygı bir yönü ile varlığımızla ve geleceğimizle içselleşmiş ve özdeşleşmiştir.

 

Özellikle “çınar ağacı”nın  Türk tarihi ve kültüründe önemi yadsınamaz. ”Çınar”ın azameti ve ululuğu, uzun ömürlü olması ve varlığına yönelik doğadaki tüm zorluklara karşı  dayanıklılığı Türk’ün varlığı ve geleceği ile  hep örnek ve özdeş kabul edilmiş, “çınar” fidanı  ekmek ve  büyümesini sağlamak,korumak manevi bir sorumluluk kabul edilmiş,soyu ile soyunun varlığı ve geleceği ile bir kabul edilmiştir.

 

Anadolu coğrafyasında hangi ile, ilçeye ve köye gitsem  asırlık çınar ağaçlarının altında bir süre de olsa eyleşmeyi iş edinir,ağacın gövdesine saygı ve sevgiyle el sürmeye,koca gövdesini kollarımla sarmaya çalışır, bundan ayrı bir manevi haz alırım.

 

SİYASAL VE SOSYAL YAŞAMIN “DUAYENLERİ”

 

Siyasal ve sosyal yaşamın da “duayenleri”,alışıla gelmiş ifadesi ile “yıllanmış çınarları” vardır. Sayıları çok olmayan bu insanları hepimiz biliriz. Sahip oldukları bilgi birikimi ve deneyimleri karşısında saygı ve sevgiyle eğilir,gözümüzün nuru gibi gözetir ve olası risklere karşı korur,himaye ederiz.

 

Türk tarihi ve kültüründe,bu insanların genel adı,”ak sakallılar” ya da “ak saçlılar” olarak bilinir ve böyle tanınırlar.Olayın bence mistik ve manevi bir yönü de var. Mevlana hazretlerinin, “hamdım,yandım,piştim” sözleri  insan yaşamında “eşiği geçmiş” insanlar için dillendirilir.

 

Yaşamlarında toplum olarak  pek bu insanların kıymetini bilmeyiz.Bu fani dünyada ecel kapılarını çaldığında ise  yitip giden yaşamlarının ardında doğan koca bir fiziki ve manevi boşluğu  yaşar,unutur, gideriz.  Tarihine,kültürüne,maneviyatına yabancı olmayan Ademoğlu Adem, bilir  yaşanan kaybı ve kaybı karşısında için için yanar.

 

Hiç düşündünüz mü  toprağında yeni can ve vücut bulmuş genç bir çınar  fidanının hemen yanı başında asırlık bir çınar ağacı  karşısında içine sürükleneceği  olası aşağılık duygusunu?

 

Bu çelişki yaşam karşısında tanık olacağımız dünyanın en keskin ve en yaman,en rezil çelişkisi ve çelişmesidir. İşte ,siyasal ve sosyal yaşamda “duayen” ve “asırlık çınar” olarak nitelendirdiğimiz insanların yani “ak sakallı” ve “ ak saçlılar”ın bulundukları ve yaşadıkları ortam da tanık oldukları ve yaşadıkları amansız çelişki ve tezattır.

 

SİYASETTE VE SOSYAL YAŞAMDA TEVAZU SAHİBİ OLMAK

 

Eskilerin “tevazu sahibi olmak” olarak ifade ettikleri  şey;  kibrin, aşağılamanın,ötekileştirmenin,böbürlenmenin,hoş görüsüzlüğün,sağ duyudan yoksun olmanın, ilahi adaletten kaçmanın  ve akıl dışılığın reddini içerir.Kişinin bu erdeme sahip olması, gerçekten de Mevlana’nın söylediği gibi “hamdım,yandım,piştim”  sözlerinin derin ve ince anlamında gizli değil mi?

 

Kuşkusuz, anlayana…!

 

2019  yılında gerçekleşecek  cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği  ve yerel seçimlere yönelik başta iktidar partisi AK Parti olmak üzere tüm siyasal partilerde örgüt içi bir hareketlilik yaşanıyor.

 

Bu doğal mı?

 

Evet,doğal..!

 

BUNLAR “MUHALİF” SÖZCÜĞÜNÜ BİLE HAK ETMİYOR

 

AK Parti içerisinde de “muhalif” olarak kendilerini ifade edenlerin öncelikle bu ifadeye yakışır ciddiyet ve saygınlıkta “muhalif “tanımını  hak etmeleri gerekiyor.AK Parti de şu veya bu isme “muhalif” olabilmenin temel koşulu, hizmet ve hizmetkarlıktır!

 

Bu konuda  parti içinde üç isim öne çıkıyor: MKYK üyesi ve milletvekili Ali Aydınlıoğlu,milletvekili Sema Kırcı ve Altı Eylül Belediye Başkanı  Zekai Kafaoğlu. Bu her üç ismin de parti içinde eleştiri oklarını yoğunlaştırdıkları büyükşehir belediye başkanı A.Edip Uğur’a yönelik kişisellik yüklü eleştiri adı altındaki dedikodu  ve karalamalardan sıyrılıp, bugüne kadar partiye,partililere ama en önemlisi seçim bölgelerine ve vatandaşlara hizmet eksenli hizmetkarlıklarının ne olduğunu somut olarak ortaya koymaları gerekiyor.

 

BANDIRMA VE ERDEK’İN HALİ ORTADA..!

 

Örneğin; Güney Marmara ve Bandırma milletvekili olarak TBMM’ne seçilerek gönderilmiş Kırcı’nın  ne bölgede ne de kentte siyasi ve hizmetkar olarak esamesinin bile okunmadığı parti de ve kamuoyunda en büyük eleştiri konusu.

 

 

İkili ilişkileri ve parti içerisinde yarattığı gruplaşma ile bir güç olabilmenin arayışını sergileyen,yalan yanlış bilgilerle bürokraside neden olduğu tasfiyeler ve etki ile yol almaya çalışan Kırcı’nın Bandırma AK Parti’de  yarattığı yıkıcı sonuçlar,Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur’a karşı geliştirdiği hasmane,yıpratıcı ve yıkıcı tavır  ortada!

 

Amaç ve Hedef Ne?

 

Balıkesir siyasetinde ve sosyal yaşamında parti ve idari açıdan ,siyasal ve sosyal açıdan  ARTIK  söz sahibi ve belirleyici olabilmek!Ramazan Bayramı’nda Aydınlıoğlu ve Kırcı’nın sözleri bir kez daha anımsanmalı ve tüm partiyi,partilileri bıktıran sorun ve sıkıntı bu sözlerde aranmalı.Arayış  ve nafile çabalar, parti dışına taşarak, cephe genişletilmeye çalışılıyor ise  asıl parti içi felaket bu nokta da başlıyor demektir.

 

Doğal olarak sormak gerekiyor: Peki,tüm bu gelişmeleri nicedir film izler gibi izleyen, bilen parti başkan ve yönetimi nerede ve ne yapıyor?Çünkü, “asırlık çınar”ın gölgesinde alem yapılıp,nargile çekilmez..!

 

Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 45