Bugün: 19.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • `ARTİN KEMAL’LERİ ALKIŞLAMANIN NAİFLİĞİ…

`ARTİN KEMAL’LERİ ALKIŞLAMANIN NAİFLİĞİ…


Yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partililerine  Adana mitinginde F”ETÖ operasyonları kapsamında tutuklanmış  ‘gazeteciler’ Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın alkışlanmasının ardından, kendisine yönelik eleştirilere, ünlü Fransız düşünür Voltaire’in, “Fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi ifade edebilmeniz için canımı bile veririm” sözünü anımsatarak yanıt vermiş ve şöyle demiş:


“Adana’da çok başarılı bir miting yaptık, karalamaya çalışıyorlar. Ergenekon’da, Balyoz’da ortaya koyduğumuz tavrı herkes biliyor. Bugün ismini söylediklerim o gün beni eleştiriyordu. Bugün bizi FETÖ ile bir araya getirmeye çalışanlara güler geçerim. Ben bilmiyor muyum, o gazeteciler geçmişte ne yaptı? Ben ‘Balyoz kumpastır’ derken, onların beni eleştirdiklerini bilmiyor muyum? Bu insanlar AKP’nin değirmenine su taşıyorlardı, AKP ile işbirliği yapıyorlardı. Ben o zaman da hukuku ve demokrasiyi savunuyordum. Biz hiçbir gazetecinin yazdıklarından dolayı tutuklanmasını kabul etmeyiz. Taksim’de onur konuğu kimlerdi?”


Yeni CHP’nin lideri Kılıçdaroğlu, doğru söylemiş!


YANLIŞ CETVELDEN  DOĞRU ÇİZGİ ÇIKMAZ !


Hiç bir gazeteci, yazar düşüncelerinden ve yazdıklarından ve  düşünce farklılıklarından dolayı kötü muameleye maruz kalmamalı, tutuklanmamalı ve hüküm giymemeli! Düşüncelerini özgürce ifade edebilmeli ve toplumla paylaşabilmeli. Bu aynı zamanda evrensel insan hak ve özgürlükleri kuralı ve Anayasal bir hak!


Yeni CHP lideri, destekçileri gibi  FETÖ ile ilişkileri zannıyla takibata uğramış, tutuklanmış ‘gazetecilerin’ alkışlanmasını eleştiren CHP’li milletvekilleri ve partililer bu yalın ve evrensel gerçeği bilmiyorlar mı?


Biliyorlardı ama Yeni CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun derdi ve yanlışı, Ata’nın CHP’sinden ayrı düşmesi ve Ata’nın CHP’sinden farklılığı  tam da bu nokta da başlıyor. Yeni CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun lideri olduğu partinin kurucusu ve gerçek lideri Atatürk’ü iyi tanıması ve anlaması ve ulusal kurtuluş yıllarını iyi bilmesi gerekiyor.


Peki, gerçekten tanımıyor, bilmiyor ve anlamıyor mu?

Hayır!


EVRENSEL VE TARİHSEL GERÇEKLERİ ÇARPITMAK!


Tam tersi, tanıyor, biliyor ve anlıyor ama  çarpıtıyor ve doğruları söylemiyor. Partisini, partililerini,. Toplumu yanlış yönlendirme çalışıyor. Öyle olduğu içindir ki, Mustafa Kemal’in partisinde CHP’nin genel başkanlığına ‘Gandi’  figürü  ile monte edilmeye çalışılmış bir lider zaten…


Yeni CHP lideri Kılıçdaroğlu, ‘Artin Kemal’i iyi okuyup, tanımalı ve  anlayabilmeli!

Çünkü, Mehmet Altan’lar, Nazlı Ilıcak’lar, Ali Bulaç’lar, Can Dündar’lar, Baransu’lar  günümüzün Artin Kemal’leridir!


MANDACILIK VE MUHİPLİKLE HESAPLAŞMADAN OLMAZ!


Yine anlayamıyorsa, 1985 yılında Ali Kemal`in ikinci eşinden oğlu olan Zeki Kuneralp’in AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi olan Karen Fogg ile yazışmalarını,  keza Ali Kemal`in ilk eşi olan İngiliz hanımından olan öz torunu Stanley Johnson`ın oğlu  ve halen İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un beyanlarını açıp, okumalıdır.


Çünkü, bir anlamda, mandacılık ve muhiplik,  ihanet bulaşıcıdır!


Onun içindir ki, Kılıçdaroğlu’nun liderliğini yaptığı Yeni CHP’nin içindeki Kemalistlerin Artin Kemal’leri bağırlarına basabilmeleri, ülkede hiç bir şey olmamış ve yaşanmamışçasına bunları kabullenebilmeleri, alkışlamaları mümkün değildir.


Bugüne kadar çok yazdım ve dile getirdim. Onun içindir ki, Kuva-yı Milliye, birilerinin sandığı ya da yutturmaya çalıştığı gibi, davul tozu minaresi gölgesi  olarak görülmemeli, Kuva-yı Milliye’den bu anlaşılmamalı!


Hele bu konunun Balıkesir nezdinde tarihsel ve toplumsal bir özeli var. Kılıçdaroğlu, Kuva-yı Milliye kenti Balıkesir meydanına gelip, Artin Kemal’leri, FETÖ ya da PKK’lı oldukları  zannıyla tutuklu bulunan  ‘gazetecileri’, veya işgal yıllarının Bandırma’sında kurtuluşu Yunan askeriyle  kaçmakta bulan  ‘gazeteci’ Bahriyeli Sami’yi alkışlatsın…!


TARİHSEL VE TOPLUMSAL YOL AYRIMI!


Basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, üzerinde gelişi güzel tepinilecek  kavramlar değildir. Hak ve özgürlükler adına bu kavramların içini boşaltarak, piçleştirerek, anlamsızlaştırarak, iktidardan  şu gitsin bu gelsin, devlet şöyle veya böyle olsun gibi  küresel güç ve çıkar odaklarının ülkede sözcülüğünü üstlenenlerin bu güçlere kuşkusuz bir yere kadar biat etme özgürlüklerinden söz edilebilir.


Zaten, onun için, biat edenler, el etek öpenlerin  ‘gazeteci’ Artin Kemal’in yaşamını  iyi okumaları, tanımaları, bilmeleri gerektiğini söylüyoruz. Her filmin bir sonu da var elbet! Filmin sonunu yazan da bu ülkede günü ve zamanı geldiğinde milletin dışında ne ABD ne AB ne de NATO oluyor, olmamalı da..!


BUGÜN YAŞANANLAR YENİ TÜRKİYE’NİN DOĞUM SANCISIDIR!


Türkiye, 93 yıllık Cumhuriyet tarihinde son birkaç yıldır ileriye dönük tarihsel ve toplumsal bir kırılma  yaşıyor. Aynı zamanda yaşanan  tarihsel ve toplumsal bir doğum sancısıdır. 15 Temmuz da, millet, ikinci kez  bu doğumun ebeliğini ben yapacağım, dedi. Canı ve kanı pahasına  darbecileri püskürtüp, ezerek ve  yenerek, ülkenin önünü açtı.


Bu tarihsel ve toplumsal bir mücadele ve hesaplaşmadır. Bu hesaplaşmada ve yaşanan doğum da, en çok sesi çıkanlara bir bakın!


ABD, AB ve NATO! Bunların  çığlıklarına mandacı ve muhiplerin çığlığı karıştı ve tam bir kakafoni yaşanıyor. Yaşanacak doğumu  ve Yeni Türkiye’nin doğuşunu engelleyebilmek için bugüne kadar denenmedik yol ve yöntem kalmadı. Tüm bu güç ve çıkar güç odaklarının ve sözcülerinin en çok rahatsızlık duydukları sözcükler ise, ULUSAL BAĞIMSIZLIK ve ULUSAL EGEMENLİK!


 Bunlar, ‘yerli ‘ ve ‘ milli ‘lik adına ortada ne var ve ne yapıyorsa tiksiniyorlar!

Ne diyelim: Allah, yollarını açık etsin  ve bunlara akıl fikir ihsan edip, milletin gadrinden korusun!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 308