Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ARTIK HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK..!

ARTIK HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK..!


"Hamdolsun bizim milletimizle gönül bağımız hiç kopmadı. Milletimiz ne hissediyorsa biz de onu hissettik. Milletimiz neye öfkeleniyorsa biz de ona öfkelendik. 40 yıldır bu çizgiden hiç sapmadık. Bu yüzden milletimize hakim olmaya değil hadim olmaya geldik. Önce bizi küçümseyerek milletten uzak tutmaya çalıştılar. Bunu başaramayınca cezaevine attılar. Netice alamayınca siyaset yoluyla hizmet etmemizi engellemeye kalktılar. Sonunda işi 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi canımıza kastetmeye kadar götürdüler. Bu fakirin canını alınca 80 milyonluk Türkiye`yi teslim alacaklarını sandılar.  "Ten fanidir, can ölmez. Gidenler geri gelmez. Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil. Gevhersiz gönüllere yüz bin söz söyler isen. Hak`tan nasip olmasa, nasip alası değil. Biz ölümü göze alarak yola çıktığımızda bu nasipsizlerin yüreğine korku çoktan düşmüştü. O gece her şeyi hesap etmişler sadece Allah`ın hesabının tüm hesapların üzerinde olacağını düşünememişler.”


Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi`nde  15 Temmuz Şehitleri Anma Programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri bunlar. Bu konuşmanın tamamını okumayanlar mutlaka okumalı ya da televizyonlarda dinlemeyenler mutlaka dinlemeliler.


Yıllar önce İstanbul Büyükşehir  Belediye Başkanı olduğu yıllarda  Siirt’te yaptığı bir konuşmada okuduğu şiir nedeniyle  “halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle Diyarbakır DGM de görülen davada 10 ay hapis cezası alması ve 1999 yılında cezasını çekmek üzere Pınarhisar cezaevine girip çıkması ve yol arkadaşlarıyla birlikte 2001 yılında AK Parti’yi kurduğu ilk günlerde Mehmet Ali Şahin ile birlikte Bandırma’ya ve İlkHaber gazetesine yaptığı ziyarette Erdoğan ile tanışmış ve kısa da olsa karşılıklı söyleşme hatta şakalaşma olanağı bulmuştuk.


15 TEMMUZ VE ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ..!


Hiç unutmam. Ziyaret sonrası gazetenin sahibi İhsan Kuruoğlu, “ İşte bu adam, yakın zamanda Türkiye’nin gidişini, akışını değiştirecek bir adam” yorumunda bulunmuş ve partisi kurulduktan sonra 2002’de gerçekleşen genel seçimlerle iktidar olan AK parti, o günlerden bu günlere gerçekleşmiş her genel ve her yerel seçimde, referandumlarda, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kazanan taraf olmuş ve aslında tüm siyasal yaşamında ve iktidar olduğu yıllarda sadece 15 Temmuz da tanık olduğumuz  ve yaşadığımız gibi bir darbe ile değil birden fazla darbe girişimi ve suikastle, operasyonla tanışmıştı.


15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin yıldönümünü andığımız ve kutladığımız şu günde kuşkusuz derdimiz ve davamız  kişi olarak Recep Tayyip Erdoğan değil ve olmayacak da… Tarihsel ve toplumsal bir süreci bir kişinin şahsında toplamak, kişiye odaklanmak, yaşanmış süreci, olguları ve  olayları kişiselleştirmek yanlışına düşmeyeceğiz.


Ancak, tarihsel ve toplumsal hareketlilikte ve akış da kişilerin ve liderlerin de özel bir yerinin olduğu da, bilimsel bir gerçek.


YILLARCA BİZLERİ UTANÇ İÇİNDE YAŞAMAYA MAHKUM ETTİLER..!


Öyle ki, tarihsel ve toplumsal tarihimizde yaşadığımız utanç verici olaylar bir vaka! Örneğin, bu ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı ve bakanları 27 Mayıs da bir askeri darbe ile alaşağı edilip, Yassıada mahkemelerinde darbe hukuku ile göstermelik olarak yargılanıp, Menderes, Polatkan ve Zorlu asılmadılar mı!?


Bir millete bu utancı yaşatanlar faşizan eylemlerini “Hürriyet ve Demokrasi Bayramı” olarak zorla kabul ettirip, on yıllarca kutlatmadılar mı?


Evet, bir  millete bu utancı fazlasıyla yıllarca yaşattılar ki, utanç yaşatma konusunda ötelere bile öylesine geçtiler ki..!


BU OYUNA TAHAMMÜL ETTİĞİMİZ YETMEDİ Mİ..?


On yıllarca Kemalistlere, Cumhuriyetçilere ve sol’un her rengine ve çeşidine ülkenin DP iktidarı ile ilk karşı-devrimi yaşadığı ve emperyalizme bağımlı hale getirildiği yalanını kabul ettirerek, ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik sorununun Menderes ve ekibinin iktidara gelişi ile başladığı savını kabul ettirerek, darbeciliği ve darbeleri meşrulaştırdılar.


Hiç dikkatinizi çekmedi mi?


27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbe kalkışmalarında darbecilerin hem darbe gerekçeleri hem de temel dayanakları hep ulusal kurtuluş savaşımızın muzaffer kumandanı ve TC Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk  oldu..! Darbeciler eylemlerini hep Mustafa Kemal Atatürk ile kutsayıp, cinayetlerini ve zorbalıklarını, ihanetlerini Mustafa kemal Atatürk’ün ismini kullanarak maskelemeye çalıştılar.


“Ya istiklal ya ölüm” diyerek sömürgecilere yani emperyalizme karşı  milleti ile  bağımsızlık ve özgür bir vatan için dişe diş bir mücadele ile muzaffer kılmış ve  TC Devletini kurmuş, milletinin egemenliğini gözetmiş Mustafa Kemal Atatürk’ün adını her darbe ve işgal girişiminde tepe tepe kullanmış hainlerin oysa ki  ilk işleri devleti ve iktidarı gasp ettikleri andan başlayarak emperyalizme ve efendilerine selam vermek olduğunu gerçekten bilmiyor muyduk?


Unuttuğumuzu sandılar ve yanıldılar!


15 TEMMUZ DİRENİŞİ ULUSAL BİR SİLKİNİŞTİR..!


"Çanakkale`den aldığımız cesaretle ve öz güvenle Kurtuluş Savaşımızı zafere taşıdık. 15 Temmuz bizim yeni Çanakkale`mizdir, Dumlupınar`ımızdır, Sakarya’mızdır. Yıllardır darbelerin, müdahalelerin, vesayet güçlerinin pençesinde kıvranan bu millet, 15 Temmuz`da şahlanışını ifade etmiştir.”sözleri ile Erdoğan yıllardır ülkenin ve toplumun bağrında içten içe kanayan ve kaynayan  yaranın  15 Temmuz’da nasıl da bir davetle patlamaya dönüştüğünü ne de güzel özetlemiş…


İşte o an önemli..!


Hani 15 Temmuz gün batımında İstanbul ve Ankara’da yaşanan başlayan ilk darbeci hareketlilikle birlikte  geçmiş yıllarda tanık olduğumuz gibi şapkasını alıp güvenli bir yere gitmek, çekilmek  yerine  yüzünü milletine dönerek, milletine sığınma ve milletinden darbecilere karşı bağımsızlıklarına ve  egemenliklerine sahip çıkmaları yönünde davette bulunmak, SES VERMEK, ÇIĞLIK ATMAK önemli..!


İşte o an onlarca yıllık kölelik zincirlerinin boşaldığı, milletin silkelenip bağımsızlık ve egemenliğine sahip çıkmak için “Bismillah” diyerek “ Allahuekber” nidalarıyla ellerinde bayrak  tankların, makinalı tüfeklerin üzerine ölümüne gitmesi ve tepesindeki ölüm kuşlarına dişlerini sıkıp, yumruklarını sallaması yani tarih yazıcılığına bizzat kendisinin soyunması ile yaşandı…


Çünkü, bu  millet yıllardır tarihinizi yazıyorum diyerek tarih hırsızlığı yapanların geleceğini de çaldığını ve umutlarını kararttığını zaten çok iyi biliyordu. Hepsini iman dolu göğsüyle ve elinin tersiyle itti ve  tarihin çöplüğüne attı…YENİ ve GÜÇLÜ TÜRKİYE’nin tarihini düşen ve hırpalanmış ve parçalanmış bedenlerden akan kanıyla kendi elleriyle ,onurluca yeniden yazdı.


15 TEMMUZ DESTANI budur..!


Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, tüm şehit ve gazilerimize olan şükran ve minnet borcumuzu önlerinde saygıyla eğilerek bir kez daha dile getiriyoruz. ARTIK HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK..!


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 70