Bugün: 19.10.2017

ALİ MANTI


Bandırma Kaymakamı Ali Mantı, Kayseri Vali Yardımcılığından 2009 yılının Kasım ayının 28’in de  atandığında Bandırma tarihinin en büyük  ‘derin’ operasyonlarından birini yaşıyordu.
 
Hiç düşünmedim…

Belki de  Ankara-Balıkesir-Bandırma bileşkesiyle gerçekleştirilmiş ‘derin’ operasyonda ‘birileri’ ilçenin en üst mülki amirinin değişim zamanını kollamıştı.
 
Sayın Mantı, daha Bandırma Kaymakamlığında yerini ısıtamadan, sağını solunu anlayamadan, kenti tanıyamadan  kendisini ‘derin’ bir operasyonun içinde bulmuştu.
 
Sn.Mantı’yı zaman içinde tanıdık. 1964 Çorum Alaca doğumlu olan sn.Mantı,ilk,orta,lise tahsilini Çorum da yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden 1987 yılında  mezun oldu.1990 yılında Tokat Kaymakam Adaylığına başlayan sn.Mantı, Amasya, Trabzon, Kayseri illerinde Kaymakam vekilliği , Yozgat, Artvin, Kastamonu illerinde de  kaymakamlık yaptıktan sonra Vali yardımcısı olarak Sivas, Amasya ve Kayseri illerinde görev yaptı.
 
Evli ve üç çocuk babası olan sn. Mantı, bugüne kadar alışa geldiğimiz  kaymakamlardan ya da bürokratlardan, mülki amirlerden farklı olarak, ilk günden bugüne farklı bir  kişilik sergiledi. Mesaisinin bitmesiyle birlikte resmiyetten ve makamından sıyrılarak halkın içine karışan, çarşı esnafıyla havlet olan sn.Mantı ile zaman zaman çok değişik konularda karşılıklı görüş alış verişinde bulunduğumuzu, hatta kimi uygulamalarla ya da düşünceler konusunda tartıştığımızı söyleyebilirim.
 
Sn.Mantı’nın yanında bir gün bile koruma görmedim. Sportif ve okumayı seven, okuduğu kitapları paylaşan, zengin bir tasavvuf kültürüne sahip sn.Mantı, kentte görev yaptığı sürece yaşadığı kenti ve insanlarını anlayabilmek için mütevazi, sabırlı ve iyi bir izleyici oldu.
 
Ben, sn.Mantı’nın Ankara Mamak’a kaymakam olarak atandığını duyduğum da, kendisi ve Mamak’lılar adına sevindiğimi belirtmeliyim. Artık, sevgili kaymakamımız sayesinde Bandırma’nın Ankara’da da her zaman çalabilecekleri bir kapıları olacak, diye  düşündüm.
 
Sn.Mantı’ya yolun açık olsun diyebilmekten başka  bize laf düşmüyor ama görlümde bir kırılma ,bir üzüntü olduğunu da vurgulamalıyım. O bu kentin kaymakamı ama bunun yanı sıra iyi bir dost, iyi bir aile babasıydı…

Sn.Mantı’ya bundan sonraki yaşamında ve Mamak da başarılar, sağlıklı ve mutlu bir yaşam  diliyorum.

***
Sn.Mantı ile ilgili bu yazımı www.sonkursungazetesi.com’da ve face’de yayınlamam sonrası kamuoyundan değişik tepkiler aldım.

Makamı ve mevkisi ne olursa olsun, eleştiriyi anlarım ama eleştiri adı altında hakaret etme,yakıştırma adı altında da karalama çabasını anlayabilmem mümkün değil.

Şunu çok iyi biliyorum ki, bu tür anlamsız çabalar içersine girenler bizzat sn.Mantı ile bire bir karşı karşıya gelseler,ima ettiklerini dillerinin ucuna bile getirmeyi düşünemezler.

Yanlış anlaşılmasın. Bunun korku ile falan ilgisi yok.Tam tersi,sn.Mantı kişilik olarak eleştiriye en açık insanlardan biri olmanın ötesinde özellikle eleştiriyi  sever de...Kuşkusuz, saygı ve mantıklı olunması kaydıyla.

Ancak, toplumsal bir hastalığımız var. Gerçekten tanımadığımız, bir muhapbetimizin bile olmadığı insanlarla ilgili dolaylı bilgilenmelerden hareketle ya da farklı nedenlerle çok kolay gerçekle örtüşmeyen yorumlar yapıp, kanaatlere ,kesin yargılara varabiliyoruz.

Eminim ki, yazımdan hareketle sn.Mantı ve çevresinde gördüğümüz insanlarla ilgili face’de yorum yapanlar, ne Mantı ile ne de yanındakilerle ne bir bardak çay içmiş ne de 10 dk sohbet etmiştir. Ya da bir şekilde kaymakamlığı veya yanındaki zevata bir işleri düşmüş, olmamış, ayaklarına basılmıştır.

Her ne ise konuyu abartmanın yararı yok!

Sn.Mantı ile görev süresinde Bandırma üzerine çok söyleştik. İzlenimleri ve yorumları benim için gerçekten önemli idi.Bandırma’nın toplumsal dokusunu çözümlemekte ve anlamakta  sn.Mantı, ilk günden bugüne hep zorluk çekti.

Karmaşık toplumsal ilişkilerde pragmatizm ve oportünizmin baskın karakteri, hemen her olayın kişiselleştirilmesi,bananecilik, onu hep ürküttü.

Bu tür toplumsal ilişkilerde ‘derinlik’ yoktur. ‘Sığlık’ ise ürkütücü olmanın ötesinde yavanlığı ve paçallığı içerir.

Bu ise başlı başına düşünülmesi ve sorgulanması gereken yönlerimizden sayılabilir.
Esan kalın...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 873