Bugün: 22.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • AK PARTİLİLEŞMEK VE BAŞKAN MİRZA..!(2)

AK PARTİLİLEŞMEK VE BAŞKAN MİRZA..!(2)


“AK PARTİ` LİLEŞEN MİRZA..!” başlıklı makalemiz okurlarımızın  değişik tepkilerine neden oldu. Bu tepkiler içerisinde, özellikle CHP’lilerin ya da yerel seçimlerde CHP’ye oy vermiş olanlar, genelde Başkan Mirza’nın yerel yönetim de AKP’lileştiği konusunda  genel bir kanaate sahipler.

 

‘…LEŞMEK…’ İLE   ‘OLMAK’ FARKI!

 

‘…leşmek’

Türkçe gramer de bir ek…’nitelikli değişim’, anlamına geliyor(muş).Biz de  işin içinden çıkamadık, sorduk, öğrendik.

Günlük siyasal ve sosyal yaşamımızın içinde bu ek’i çok kullanırız.

Ak Parti’li, bur durumu ifade ediyor…

AK Parti’ lileşmek, ise nitelikli bir değişim, dönüşümü ve eylemi  ifade ediyor.

 

SARI  VE  MİRZA  İÇİN ‘…LEŞMEK’  OLAYI…!

 

Örneğin, Erdek Belediye Başkanı Hüseyin Sarı!

Önce ANAP’lı olarak siyaset yolculuğuna çıktı ve ANAP’dan  önce  5 yıl Meclis üyeliği ve sonrasında 5 yıl belediye başkanlığı yaptı. Ardından AK Parti’lileşmeden bir anda AK Parti’li oldu ve 5 yıl AK Parti’den belediye başkanlığı yaptı. Sonra, CHP’lileşmedi ama 180 derece  bir dönüşle CHP’li oldu ve CHP’den belediye başkanı seçildi.

Sarı’nın siyasal yaşamında  olmayan ve görülmeyen değişimlerdeki ‘nitelik’..! Hoş, siyasette ve özellikle konu makam olduğunda,   ‘nitelik’ kavramı Sarı’ya tüm yaşamında yabancı bir kavram oldu hep…!

Dursun Mirza’nın siyasal yaşamına baktığımızda ise,   ‘nitelikli değişim’ ve ‘nitelikli  dönüşüm’ konusunda Sarı kadar keskin virajlar  olmasa da, ‘niteliksiz’  değişim ve dönüşümlere tanık oluruz.

Örneğin, yüksek öğrenim yıllarında sosyalist sol ile tanışan Mirza, 80’li yılların sonunda  sosyalist sol’a ‘elveda’ diyerek, Kemalizm ile sosyal demokrasi arasında siyasal gel-git’ler yaşar. Halkçı Parti, SODEP,SHP ve sonunda  CHP’de karar kılar..!

Mirza’nın siyasal yaşamında yaşadığı  ‘değişimin’ ve ‘dönüşümün’, ne kadar ‘nitelikli’ olup olmadığını okurlarımızın takdirine bırakıyorum. Yaşam, statik değildir. Doğal olarak, yaşam içinde  insanın  da düşünceleri, inançları değişen madde ve manevi koşullara bağlı olarak, sürekli  değişim ve dönüşümsel  nitelik arz eder.

Bunda bir gariplik yok!

 

CHP’LİLER NE ZAMAN GERÇEKTEN CHP’Lİ  OLACAKLAR!?

 

Yani, değişim ve dönüşüm, eşyanın tabiatına aykırı bir durum değildir. Aykırılık, bu değişim ve dönüşüm de ‘nitelik’ faktörü ortadan kalkmaya başladığında yaşanır.

Örneğin, Sarı’nın ANAP’dan  Ak Parti’ye geçişi, sıçraması, niteliksel açıdan aykırılık taşımaz. Çünkü, her iki siyasal parti de  ekonomik-politik konularda, siyaset anlayışında   birbirine ters değil, birbirini tamamlayan siyasal partilerdir. Aykırılık ya da halk tabiriyle, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, denilecek şey, Sarı’nın  180 derecelik bir dönüşle, bir anda CHP’liden çok CHP’li gibi davranmaya çalışıp, CHP’nin siyasal temsilciliğine, ardından da CHP’den belediye başkanı seçilmesinde aranabilir…Bunu Erdek CHP’liler de bildikleri, gördükleri içindir ki, o gün bugündür, Sarı’yı  ve ekibini, CHP’li olarak içlerine sindiremiyorlar. Kuşkusuz, bu durum CHP’nin sorunudur.

Mirza’nın yazımıza  başlık konusu ettiğimiz AK Parti’lileşmesi ise  ülke siyasetinin genel ve vardığı nokta ile doğrudan ilişkili. Dikkat edilirse, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı A. Edip Uğur’un CHP’lileşmesinden değil, Bandırma Belediye Başkanı Mirza’nın AK Parti’lileşmesinden söz ediyoruz.

Kuşkusuz, bu değişim ve dönüşümün nedeni ve temeli, kişilerde aranmamalı. Bu, kişilere bağlı bir sorun olmanın ötesinde görülmeli ve ele alınmalı.

 

‘DEĞİŞİM’ ve ‘DÖNÜŞÜMDE’, NİTELİK SORUNU…!

 

Peki, bu değişim ve dönüşümü  nerede ve nasıl arayacağız!?

Söylemlere bakmayın, yanılırsınız!

Bugün, şeffaf ve sosyal belediyecilik gibi konularda  AK Partili belediyelerin çoğu, sosyal demokrat belediyecilik yaptığını iddia eden CHP’li bir çok belediyeye ,kelimenin tam anlamıyla ‘nal’ toplatır.

 Söylemleri karşılaştırarak, kıyas yöntemiyle bir sonuca ulaşmaya da çalışmayın! Kafanız karışır!

Bugün, hangi belediye başkanını, siyasetçiyi dinlerseniz, hepsinin ağzından bal akıyor. Kimse, ‘görün, bakın, şimdi sizin nasıl …’diyerek ne iktidara geliyor ne de iktidar koltuğunda saltanat güdüyor.

Ya o zaman, ne yapacağız ve nasıl anlayacağız!?

 

BİR BİLMECEM  VAR ÇOCUKLAR…!

OLİGARKLARIN OYUN İÇİNDE OYUNU..!

Bandırma Genel İş Şube Başkanı Kum’a bu soruyu sorduğunuz da vereceği yanıt bellidir: ‘Emeğe yaklaşım biçimi tavrımızı belirler.’  Bu da doğaldır. Çünkü, bir sendika başkanının emek cephesinden  konuya eğilmesi, sendikal çıkarları gözetiyor olmasını kimse garipseyemez.

Ancak, sendikaların da bu alanda farklı sıkıntı ve sorunları var. Örneğin, Bandırma Belediyesi’nde de Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde de isimleri farklı da olsa sendika var! Ve her örgütlü bulunan sendika, işçisinin, üyesinin kendi sendikacılık anlayışına uygun, çıkarlarını savunuyor.

Kime karşı?

 İşverenine karşı!

İşveren kim?

Belediye yönetimi ve Belediye Başkanı!

İşveren konumundaki A.Edip Uğur da, Mirza da belediye başkanı olarak günü ve zamanı geldiğinde muhatap oldukları sendikalarla bir masaya oturup, al gülüm-ver gülüm pazarlık yapıp, anlaşıp, el sıkışıp, iş yerlerindeki çalışma huzurunu korumanın derdini güdüyorlar.

Değişen, farklı hiçbir şey yok! Davul zurna ise, herkes her anlaşmayla davulunu zurnasını çalıyor.

Peki, işveren konumundaki belediye başkanının ‘emek dostu’ olup olmadığını ne belirliyor? Toplu iş görüşmelerinde bir vermesi gerekirken 3-5 vermesi ve gülücükler dağıtıp, sonunda görüşmeleri bağlamanın şerefine baklava söylemesi mi, elleriyle işçisine  baklava yedirmesi mi?

Yanlış anlaşılmasın! 

Bunu asla çok görmüyorum ama yazmak zorundayım ki, oyun bu!

 

CHP’Lİ SEDAT PEKEL VE CHP’Lİ DURSUN MİRZA..!

İKİ BAŞKANDAN  DA  BİR CHP NEDEN ÇIKMIYOR Kİ..!?

 

Ben olaya değişik bir açıdan girmek istiyorum. CHP’li Sedat Pekel ile CHP’li Dursun Mirza arasında belediyecilik konusunda temel bir farklılık vardı.2009 Mart yerel seçimleri öncesi ‘satan değil, alan olacağız” diye iktidara gelen ve inatla belediye uhdesindeki kamu mülkiyetinden hiç bir şey satmadan giden bir Pekel ile 2014 Mart seçimlerinde CHP’den iktidar koltuğuna oturan Mirza’nın kamu mülkiyetinin satılması konusunda ‘ O, o zamandı. Ben söz vermedim. Sözü Pekel vermişti. Edip Beye sordum. Ben satıyorum, sen de sat, dedi ”diyerek , o günden bugünlere başkanlığı döneminde, emlakçılığa soyunan Mirza ve ekibi değil miydi!?

Keza, aynı  Mirza, büyükşehir belediyesi gerçeği ile  köylerin kırsal mahalle kabul edilmesiyle Bandırma Belediyesi’ne geçen köy arazilerinin tapularıyla ilgili , “ Sayıştay’dan incelemeye geldiler. (Ellerini açarak) Bu kadar tapuyu ne yapacaksınız? Değerlendirin, satın, gitsin!” söylemlerini (ki doğru mu onu da bilmiyoruz) Meclis de ballandıra ballandıra anlatan ve  ‘zaten para da etmiyorlar’ diye ağlanan ama  parsel parsel de bugüne kadar satan, değil miydi!?

Bandırma Grand Asya Otel, pazarlıklarına, ihalesine hiç girmiyorum. Çünkü, bu ihale, tuzun koktuğu ve kenti, kokusuyla boğduğu noktadır! Keza, kapalı Pazar yeri ile ilgili yaşanan ihale süreci de tam bir ‘VARAN’ konusudur!

İşte, Dursun Mirza’nın AK Parti’lileşmesinin yanıtı  tam da bu nokta da verilmeli! ‘…LEŞMEK’ yani AK PARTİ’LİLEŞMEK ,kuşkusuz bir şeydir ama ,bu Mirza’nın AK PARTİLİ olabildiği anlamına gelmiyor! Burada, kelimenin tam anlamıyla ‘…LEŞMEK’ gibi, NİTELİKSİZ  bir  değişim, dönüşüm var!

 

KILIÇDAROĞLU’NUN ‘YENİ CHP’SİNİN ÇARESİZLİĞİNİ MİRZA  DA MI YAŞIYOR?

 

Lafı fazla uzatmadan, özetleyelim: AK Parti’nin merkezi hükümette ve yerel yönetimlerde, hizmet ve yatırım eksenli politikaları, bir ekonomi-politik anlayışa tekabül ediyor. Bunun yerel yönetimler nezdinde yansıması, kısaca ,belediyelerin ticari bir işletme gibi, kar-zarar dengesi gözetilerek , yönetilmesi; belediye hizmetlerinin özelleştirilmesine, belediye mülklerinin kar amacı gözetilerek değerlendirilmesi gibi  ekonomik-politikalara uzanıyor. Buna, günümüzde  neo-liberal  ya da liberal kapitalist  ekonomik –politika deniyor.

Şimdi, lütfen, düşünün ve söyleyin: Söylemleri bir yana atın, fiiliyatta ne farkları var!

CHP, yıllardır, sağ iktidarların ve özellikle de 2002’den bugüne Ak Parti iktidarının merkezi hükümette hizmet ve yatırım eksenli izlediği ekonomik-politikaları karşısında hep ezildi ve büzüldü. Öyle ki, Cumhuriyet’in ilk yılları ve Mustafa Kemal’li yıllar hariç, CHP, örneğin, kendi içinden  bir ‘baraj kralı’, ’bir yol, köprü kralı’ çıkartamadı!

 

ÖYLE DE ZOR BÖYLE DE ZOR…!

 

Keza, belediyeler nezdinde  ötelere gitmeye gerek yok, üç yıllık Cemal Öztaylan’ın belediye başkanlığı döneminde gerçekleştirilen icraatlar, hizmet ve yatırımlar, hala Bandırma’lının dilinde…Bugün Bandırma Belediye Başkanlığına aday olsa, herkesin kanaati, sandıkları silip, süpürür…(Tabii ki, bu da bir iddia..)

Mirza’nın AK Partilileşmesi, işte yaşanan bu sürecin sonucudur. Mirza, başkan yardımcılığı ve başkanlığı döneminde, dün Bandırma’da Öztaylan’ın, bugün Balıkesir Büyükşehir de Uğur’un hizmet ve yatırım eksenli iş yapma becerilerine bakarak, yol almaya çalışıyor ama olmuyor, olmuyor…Çünkü, ‘…LİLEŞMEK’ bir şey ise, ‘OLMAK’ başka bir şeydir!

Bunu, AK Parti’li olmayı yüceltmek, kutsamak için söylemiyorum. Böyle bir derdim ve davam yok. Tam tersi, aynı şey AK Partili bir belediye başkanının CHP’lileşmesi söz konusu olsaydı, aynı şekilde ‘…LİLEŞME’nin  anlamsızlığına dikkat çeker ve özellikle de  olayın ‘NİTELİK’ boyutunu vurgulardım.

 

KENDİNİZ OLUN, YETER…!

 

Evet, yazımızı, mizahi bir şekilde sonlandıralım: İNGİLİZCE BİLMEKLE  İNGİLİZ, MUSTAFA KEMAL ROZETİ TAKMAKLA ATATÜRKÇÜ, NAZIM ŞİİRİ OKUMAKLA SOSYALİST, CAMİİ ÖNÜNDEN GEÇMEKLE DE MÜSLÜMAN OLUNMUYOR!

Ayrıca, illa BİR Şey olmak istiyorsanız, KENDİNİZ  OLUN,  YETER!

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 406