Bugün: 23.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • AK PARTİ` LİLEŞEN MİRZA..!(1)

AK PARTİ` LİLEŞEN MİRZA..!(1)


Geçtiğimiz günlerde ‘BANDIRMA`NIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ`NDEN BEKLENTİLERİ’ başlıklı makalemizde kentin beklenti ve ihtiyaçlarını dile getirdik. Yazımız, okurlarımızdan değişik amla en önemlisi olumlu tepkiler aldı.

 

BANDIRMA’NIN TOPLUMSAL DİNAMİKLERİ!

 

Bandırma, dinamik bir kent. Dinamizmi  tek yönlü değil. Coğrafi ve stratejik konumu nedeniyle sürekli kalıplarını zorlayan;  sosyal ve ekonomik,  sportif, kültürel, sanatsal ve politik açıdan ‘daha daha’ diyebilen ve  azla yetinmeyen her yönden gelişmeye açık bir kent.

Bandırma’nın değişim ve  dönüşüm arzusu, doğal olarak siyasal ve sosyal yaşamı da her açıdan tetikliyor. Örneğin, kentte statükoyu savunan ya da halk tarafından yetki verilmiş olsa da bu yetkiyi statükoyu koruma  yönünde kullanan siyasal partilerin, hatta sendikalar, dernekler gibi sivil toplum örgütlerinin bile işi zor!

Sosyal psikolojik açıdan kentin ve insanının tatminsizliği, beklenti çıtasının yüksekliğinin   farklı ve çok yönlü nedenleri var. Bunun öncelikli nedeni, coğrafi konumu ve bu coğrafik konumlanış içinde ülke ve bölge açısından stratejik öneminden kaynaklanıyor.

Yıllardır, siyasiler ve kentin kanaat öncülleri tarafından hep söylendi: Bandırma; İstanbul- Bursa ve İzmir üçgeninin tam ortasında ve  ülkenin lokomotifi sayılabilecek bu üç metropolle sürekli bir etkileşim içersinde. Bandırma insanının ve  gençliğinin  önemli bir kesiti, bu üç metropolde okuyor, iş ve eğitim dünyası içinde yer alıyor.

Bu, bugünün sorunu da değil.!

Osmanlıdan Cumhuriyet Türkiyesi’ne kentin tarihsel, kültürel ve ekonomik gelişme trendini izleyenler, bilenler Bandırma’nın arayışının an’lık değil, yıllanmış bir vaka olduğunu da bilir ve görürler. Şevket Süreyya Aydemir’in ‘suyu arayan adam ‘ kitabından  hareketle kentteki onlarca yıllık arayışı ‘suyu arayan kent’ diye de özetleyebiliriz.

 

AYVALIK VE BANDIRMA…!

BAŞKAN GENCER VE BAŞKAN MİRZA…!

 

Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği meclis toplantısında konuşan Ayvalık Belediye Başkanı  Rahmi Gencer, "Ayvalık daha fazla büyümesin. Ciddi talepler var, ancak biz büyütmek istemiyoruz. Beş yıldızlı oteller, büyük tatil köyleri istemiyoruz. Ayvalık`ın üzerindeki koruma kalkanının kalkmasını istemiyoruz. Doğal SİT olan alanların imara açılmasını istemiyoruz. Bu şehirleri böyle korursak geleceğe taşırız. Yoksa hızla tüketiyoruz. Aynı şekilde zeytinlik alanların da madencilik faaliyetlerine kurban edilmesine karşı çıkıyoruz. Bu konudaki yasal değişikliklere karşı çıkıyoruz. Devlet korumazsa insanoğlu koruyamaz. Rant her şeyin önünü açar " sözlerini Balıkesir POLİTİKA gazetesinde okuduğumda, hemen hiç şaşırmadım ama Ayvalık adına üzüldüğümü belirtmeliyim.

 

BAŞKAN UĞUR VE ‘İSTEMEZÜK’ ANLAYIŞI..!

 

Ayvalık Belediye Başkanı Gencer, bu sözleri Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı A.Edip Uğur’un ilçesi ve bölgesiyle ilgili geliştirdiği hizmet ve yatırım projelerine karşı çıkabilmek amaçlı  söylüyor.

Bir gün Başkan Uğur’a, ‘yatırım projeleriniz hep Körfez’e..! Bandırma’da konu oluyor, Güney Marmara’yı, Bandırma’yı sevmiyor’ diye sormuştum.

Çünkü, Başkan Uğur’un , Ayvalık`ı turizmde marka yapmak için kruvaziyer limanı, köprü, marina, arıtma, turistik tesis alanları, plaj düzenlemeleri gibi çok sayıda projeyi yatırımcıların beğenisine ve ilgisine sunabilmek için koşuşturmasını, heyecanını hepimiz biliyoruz.

‘Olur mu öyle şey’ diyen Başkan Uğur’un, Bandırma Şirin Çavuş-Hıdırköy  mevkiine yapılacak liman yatırımından övgüyle söz ettiğine tanık olmuştum.

AMA BANDIRMA’YI  ARTIK  BU  YATIRIM  PROJESİ  TATMİN  ETMİYOR ve kent insanı , yeni  yatırım projeleri talep ediyor! İşte, Bandırma’nın Ayvalık’la arasındaki kentsel farkı bu!

Yaşanan sorunu, kente haksızlık yapmamak için Ayvalık Belediye Başkanı Gencer’in yerel siyaset ve yöneticilik ufku ile de sınırlı görebilirsiniz. Gencer, CHP’li ama konu Bandırma olduğunda belediye başkanı Dursun Mirza da CHP’li..! Sorun, CHP içinde, yerel yöneticilik ve yerel siyaset açısından bir parti içi sorun, bir  paradoks olarak da ele alınabilir ama değil!

 

MİLLİ KALKINMACI,DEVRİMCİ  ATATÜRKK CHP’SİNDEN GERİCİVE STATÜKOCU  CHP’YE!

 

Lafa gelince hep söylenir: CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve aynı zamanda Cumhuriyet’i kuran partidir, diye… Cumhuriyet’in ilk yıllarında CHP’nin doğrudan kurucularına endeksli  ülkenin çok yönlü gelişmesine ve kalkınmasına yönelik devrimci politik çizgisinin daha Mustafa Kemal son nefesini vermeden nasıl karşı devrimci bir anlayışla budandığı ve yaratılan statükonun vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle ilgili bugüne kadar çok şeyler söylendi ve yazıldı.

Örneğin; Cumhuriyetin ilk yıllarında   açılan her fabrikayı, yapılan her yolu, barajı düğün dernek yaparak kutlayan ve atılım olarak gören millici kalkınma  anlayışından ‘istemezük’ eksenli bir devlet ve hükümet anlayışına  evrilen  CHP’nin ülkenin ve toplumun gelişme, değişim ve yenilenme taleplerine yanıt verebilmesi mümkün mü!?

 

CHP, CHP’YE YABANCILAŞTI!


Varoluş  ve kuruluş yıllarına, lideri ve öncüsü Mustafa Kemal’e ve Atatürkçülüğe, Kuvayı Milliye’ ye hızla yabancılaşmış CHP yönetiminin, 60’lı yıllarda önce ‘ortanın solu’, daha sonraki yıllarda ‘sosyal demokrasi’yi  siyasal bir felsefe ve ideoloji olarak benimsemesi de tarihsel ve güncel açıdan farklı örgütsel  ve siyasal karmaşalara yol açmış durumda.

Türkiye, gelişmekte olan emperyalizme bağımlı  kapitalist bir ülke!

 Kapitalizmi bilmeden, kapitalist üretim ilişkilerinin gelişme dinamizmini anlamadan, görmeden( ( kapitalizmi çok iyi bilmelerine ve bildiklerini kendilerine saklamalarına karşın) bir yandan sosyalist sol’la  aşık atmaya çalışırken, bir yandan etnik ve mezhep ayrımcılığını gözetip, bir yandan da CHP’nin kuruluş felsefesi 6 OK’un oklarını tek tek adeta trafik işaretlerine çevirip, anlamsızlaştıran siyasi  bir çorbadan bugün konu hizmet ve yatırımlar, değişim ve gelişme, kalkınma olduğunda ‘omurgalı duruş’ beklemek ham bir hayal olsa gerek!

 

KEMALİZMİ VE SOSYALİST SOL’U KEMİREN PARTİ, CHP..!

 

Hasan İleri’nin yıllar önce bir yazısında dikkat çektiği gibi, CHP’nin siyasi ve örgütsel  erozyonunun nedenini, Atatürkçülükten kopuş ve sosyal demokrasiyi tercih etme yanlışlığı olarak görmesi  ve keza, CHP solculuğunun, TİP’in  15 vekille, Meclis kapılarını aralamasının telaşından  kaynaklandığını görmemek için kör olmak mı gerekiyor!

İlginç ve düşündürücüdür ki,Cumhuriyetin ilk yıllarında, entelektüel açıdan sosyalist  hareketin kadrolarını devşiren  CHP geleneği,60’lı yıllarda TİP’in toplumda karşılık bulması üzerine  ‘ortanın solu’nu keşfetti ve yine toplumsal muhalefetin sosyalist sol’a yönelmesiyle bu kez sosyal demokratlaşmayı, sol’u siyasal  frenlemenin aracı olarak kullandı, 12 Mart ve 12 Eylül askeri faşist darbelerinin sosyalist sol’u ezdiği, param parça kıldığı koşullarda ‘liman’ ve ‘sığınak’ vazifesi gördü, darbelerin sonuçlarından  sebeplendi, beslendi. Siyasal islam’ın güçlendiği koşullarda laiklik kisvesi altında darbeci ve mezhepsel temelde Alevici; etnik ayrımcılığın ve etnik terörün geliştiği koşullarda can kurtaran yeleği oldu. Tüm bu tarihsel ve toplumsal süreç  de, sosyalist sol’un tüm devrimci ve entelektüel birikimini tepe tepe kullandı ve halen kullanmaya devam ediyor.

 

MİRZA; RASYONAL  VE   PRAGMATİK..!

 

Evet, konumuza dönersek, Ayvalık Belediye Başkanı Gencer ya da CHP’li diğer belediye başkanlarının, konu hizmet ve yatırımlar olduğunda, bocalamalarını, gel-git’lerini  iyi anlamak gerekiyor. Başkan Mirza, iktidarının ilk aylarında  yaşadığı  bocalamaları, gel-git’leri  zaman içinde belli ölçülerde aştı. ‘İstemezük’ ekseninden yerel yönetici olarak hızla uzaklaşarak, rasyonal ve pragmatik  bir yerel yönetim politikası izlemeye başladı.AK Parti ve Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur ile siyasi rekabetini konumunu ve olanaklarını realize ederek göğüslemeye ve karşılamaya çalıştı,çalışıyor.

Örneğin; Başkan Mirza’nın CHP’nin  en  zayıf, AK Parti’nin en güçlü olduğu kırsal mahallelere yönelerek, verdiği hizmet ve yatırımlarla, kırsal kesimde büyük bir memnuniyet yarattığı aşikar.

Keza, kent merkezinde başta kaldırım ve yollar olmak üzere, çocuk parkları;  kentin kültür ve sanat yaşamının geliştirilip , beslenmesi; festivaller ve etkinliklerle eğlence talebini karşılaması; spora verilen önem gibi  sosyal açıdan kent dokusunun işlenmesi konusunda Mirza’nın(eksiklikler olsa da)   başarılı bir grafik sergilediği söylenebilir.

Daha da önemlisi, Mirza, artık, büyükşehir belediyesi ile ilişkilerini karşılıklı saygı temelinde, daha ciddi ve daha komplike bir şekilde hizmet ve yatırımların kente taşınmasını istiyor. Bu tür hizmet ve yatırımların dışında kalmak istemiyor.


MİRZA, FİİLİYATTA  HIZLA AKP’LİLEŞİYOR..!


Evet, Mirza için gelinen nokta açısından, şu söylenebilir: Dursun  Mirza ve yönetim ekibi( üç-dört kişiyi geçmiyor)söylemde sol’u kullansa da, fiiliyatta  AK Partilileşiyor! Kuşkusuz, bu değişim ve dönüşüm de en büyük pay sahibi, Büyükşehir Başkanı A.Edip Uğur ve izlediği yerel yönetim politikası ve Bandırma’nın  toplumsal dinamikleri..!

 

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 406