Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • AK PARTİ İL BAŞKANI ORKAN BU SÜRECE MÜDAHİL OLMALI!

AK PARTİ İL BAŞKANI ORKAN BU SÜRECE MÜDAHİL OLMALI!


15 Temmuz  darbe kalkışmasının bastırılması, OHAL ilan edilmesi ve  Fetullahçı terör örgütüne yönelik  ülke genelinde yaşandığı gibi Balıkesir’de de devlet ve topluma yönelik temizlik ve operasyonlarının başlamasıyla birlikte ortaya garip, düşündürücü, ilginç bir tablo çıktı.


Buna göre, 15 Temmuz darbe kalkışmasının ilk dakikalarından itibaren cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla yüz binlerin sokağa dökülmesi ve ölümüne gösterilen direniş de, Balıkesir merkez de, bu direnç ve direnişin öncülüğünü üstlenmiş Büyükşehir Belediye Başkanı A.Edip Uğur, 10 Ağustos da ‘Demokrasi Nöbetleri’ daha bitirilmeden, belli kişi ve çevrelerce FETÖ ile ilişkilendirilmeye yönelik  kamuoyuna ve özellikle sosyal medyaya yansıyan  değişik çabalara tanık olduk ve bu yöndeki çabalar halen sürdürülüyor.


Bunun Balıkesir veya AK Parti için fazla bir anlamı var mı?


Hayır, yok!


Çünkü,  ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz!


OYNANAN OYUNUN  PERDESİ ARALANIYOR!


Ancak, zaman geçtikçe merkezine büyükşehir belediye başkanı Uğur’un konduğu karalama kampanyasının üstündeki  örtü yavaş yavaş aralanmaya ve aylardır sahnelenmeye çalışılan oyun kendisini dışa vurmaya başladı. Biz de bu yazımızda  perdeyi yavaş yavaş aralamaya ve yaşananların kamuoyu nezdinde anlaşılmasına yardımcı olmaya çalışacağız.


Öncelikle, bir gerçeğe dikkat çekelim: FETÖ ile mücadele sürecinde vakanın ismi  cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  ifadesiyle, hükümet ve AK Parti nezdinde  de ‘paralel devlet yapılanması’ idi. Erdoğan hemen her konuşmasında, devletin dışında devlet ile rekabet içine girmeye çalışan paralel bir devlet yapılanmasına asla izin vermeyeceklerini hep vurguladı. Bugün ise, ‘paralel yapı’ nın adı,  olayların ve mücadelenin seyri neticesinde adı FETÖ oldu!


Ülkenin genelini şimdilik bir kenara koyalım ve yüzümüzü yeniden Balıkesir’e ve yaşanan karmaşık gibi görünen olaylar dizinine çevirip, yaşananları anlamaya çalışalım. Bugüne kadar yazdığım bir çok yazıda, ülke geneli ve Balıkesir’de  yaşanmış bir çok vakanın çok yönlü irdelenmesi gerektiğini, devlet yapılanması içinde birden fazla öbekleşme ve gruplaşma olduğunu, yaşananların tümüyle FETÖ üzerine yakılmasıyla sürecin ve vakaların tam olarak anlaşılamayacağına dikkat çektim.


FETOCULARDAN BOŞALAN ALAN BİRİLERİ TARAFINDAN DOLDURULMAYA ÇALIŞILIYOR!


Evet, konu FETÖ nezdinde ‘paralel devlet yapılanmaları’ ise, Balıkesir nezdinde, FETÖ’nün dışında da halen ‘paralel devlet yapıları’ var ve iş başındalar! Bir anlamda, Fetoculardan temizlenen AK Parti’de, doğan boşluğu  doldurmanın arayışı  ve çabası içindeler. Bunlar, Erdoğan’dan çok Erdoğancı, AK Partililerden çok AK Partili olarak kendilerini tanıtıp ya  da bulundukları makam ve mevkileri bu doğrultuda kullanıp başta kamu yöneticileri ve bürokratlar olmak üzere siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamda öne çıkan  isimlerden oluşan bir ‘yapı’ veya ‘grup’ tur.


Başta ekonomik rant beklentileri yanı sıra ihale takipçiliği yapan, kamuda ve siyasi yaşamda ilişkili oldukları kişileri belli makam ve mevkilere taşımaya çalışan, varlıklarını ve işlevselliklerini tehdit eden kamudaki,yerel yönetimlerdeki, milletvekilleri içindeki, parti ve medya içindeki insanlara karşı sinsi bir algı operasyonuyla  karalamaya ve hedef yapmaya, tasfiye etmeye çalışan  bu ekibin ya da grubun, en  çok kullandığı argüman, Tayyip Erdoğan ve Aile bireylerine yakınlıktır.


ERDOĞAN İSMİ ÜZERİNDEN  ÖRÜLMEYE ÇALIŞILAN TEZGAH!


Kimisi kendisini Erdoğan’ın evlatlığı, kimisi kendisini Erdoğan’ın  atadığı ve arkasında durduğu bürokrat olarak tanıtırken, kimisi de partili olarak Ankara’daki ilişkileri üzerinden Erdoğan’a yakın olduğu imajını yaratıp, özellikle Erdoğan ve Ailesi adına kamu  ve yerel yönetim, partililer, sanayici ve iş  adamları, sivil toplum örgütü yöneticilerine yönelik şu veya bu şekilde baskı oluşturup, ön açmaya ve yer tutmaya, mevzilenmeye çalışmakta.


15 Eylül 2014 tarihinde Balıkesir Valiliği’ne atanmış ve  1 Haziran 2016 tarihine kadar kentte vali olarak görev yaptığı dönem dahil, bugün  Mardin Valiliği görevini sürdüren Mustafa Yaman’ın, Uğur merkezli örülmeye çalışılan  kaos ortamının, yürütülen algı operasyonlarının en önemli  ayağını oluşturduğu iddia edilmekte. Olayın yerel yönetim ayağını ise,  Uğur’a karşı büyükşehir belediye başkan adayı  olarak hazırlandığı öne sürülen bir ilçe   belediye başkanı ve bir milletvekilinin ve kimi ilçe başkan ve yöneticilerinin  çektiği iddia edilmekte.


ASILSIZ OLUŞTURULAN İHBAR HATTI VE ALGI OPERASYONU!


Bu, Balıkesir nezdinde,  kamu, yerel yönetim  ve siyasi yaşamı içine almaya çalışan ‘paralel bir yapı’ dır. Başkan Uğur, bu yapının oluşum hamlelerine, ve amacına, 2014 yılında  aşina olmaya başladı ve 2015 yılı Haziran ve Kasım genel seçimleri öncesinde tüm karmaşıklığı ile farklı boyutlarda  yaşadı.15 Temmuz Fetocu darbe kalkışmasının bastırılması  ve sonraki süreç de, bu yapının başından beri kendisi için tehlike olarak gördüğü Uğur ve ekibine yönelik fiili taciz ve algıya yönelik hamleler başlatıldığı; Uğur’un FETO ile ilişkilendirilmesine yönelik  hazırlanmış dosyaların  ve parti içinde FETÖ ile mücadele ediliyormuş havasında belli isimlerin Fetocu olduklarına ait hazırlanmış dosyaların, genel merkeze taşınmaya başladığı iddia edilmekte.


Ben, özellikle Balıkesir medyasında yer alan haber, itham ve iddialar konusunda  gazetecilerin eleştiriliyor olmasını fazla anlamlı bulmuyorum. Çünkü, yaşanan sorun ve sıkıntının ana kaynağı, AK Parti’nin içinde aranmalı, diye düşünüyorum.  Birileri farklı amaçlar ve hedefler için  servisçiliğe soyunmuşlar ve yürütülen bir algı operasyonunun parçası haline gelmişler ise, işin kaynağına ve özüne cesaretle yürünmeli  diye düşünüyorum.


ORKAN,BU SÜRECİN İZLEYİCİSİ OLMAKLA YETİNMEMELİ!


Eleştirip, kızabilirsiniz ama bir anlamda basın ve gazetecilerin işlerini yaptıklarını anlamak zorundasınız. Mesleki olarak ben de, bir gazeteci ve yazar olarak, bu yaşananları ve tanık olduklarımızı görmezden ve duymazdan, dile getirmekten kaçınamayız. Gerçek sorun ve sıkıntı, yazılmasından değil, yazılmasından ve dillendirmekten kaçınıldığı nokta da başlar.


Sorunların ve sıkıntıların ana kaynağı, herkesin asli işini layıkıyla  yapmamasından, farklı arayış ve çabalar içerisine girmesinden kaynaklanmakta. Erdoğan’ın devlet başkanlığı yanı sıra üstlendiği liderlik misyonu yeterince ağır bir kamusal ,siyasal ve sosyal sorumluluktur. Bu sorumluluğun ve yükün daha da arttırılmaya çalışılması en başta ahlaki vicdan sorunudur. Kamu yöneticisi, bürokrat, Bakan, vekil, belediye başkanı, parti başkanı ve yöneticisi, partili önce kendisi olabilmeli ve Erdoğan’ın sırtına binip, ön açmaya, bir şekilde bir yerlere ulaşmaya çalışmamalıdır.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 338