Bugün: 19.07.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • AK PARTİ BALIKESİR`DE NEREDE YANLIŞ YAPTI?

AK PARTİ BALIKESİR`DE NEREDE YANLIŞ YAPTI?


BİR siyasal partinin dününü, bugününü ve geleceğini görmek istiyorsanız Balıkesir’i küçümseme, anlamsız siyasi atraksiyonlara ve küçük siyasi hesaplara kurban etmenin derdine ve peşine düşme yanlışına düşmeyeceksiniz.

Yanılır ve yanıldığınızı sandığa gömülerek acı bir biçimde yaşarsınız.

Bu durum Balıkesir’in ve vatandaşın derdi değildir. Sonuçta ne ekmişseniz sandığın günü geldiğinde onu biçersiniz. Aldığınız siyasi dersin muhatabı partinizin içerisinde şu veya bu makamı işgal eden Ahmet veya Ayşe değildir.

Demokrasilerde muhatabınız millettir ve millet, ne siyasi payelere ne afilli sözlere ne de etrafınızda koşuşturan  her adımınızı ve her sözünüzü  sahte gülücükler ile öpücüklere  ve alkışlara boğan goygoyculara kanar.

Bu milletin değil, sizin sorununuzdur.

BALIKESİRLİ SEÇMEN DAHA NE YAPSIN…

Balıkesir halkı ve seçmen, AK Parti’nin 2001 yılında kurulduğu günden ve 2002 genel seçimlerinden bugüne  AK Parti’yi sahiplendi ve sandıkta oyunu vererek, bir anlamda beş milletvekili seçerek işte benim  Meclis’teki temsilcilerim diyerek baş tacı yaptığını gösterdi.

Şaka gibi..

Daha kuruluşunun üzerinden bir yıl gibi bir zaman geçmiş olmasına karşın  2002 genel seçimlerinde Balıkesir’de oyların  %33,6’sını alarak Ahmet Edip Uğur, Ali Osman Sali, Turhan Çömez, Ali Aydınlıoğlu ve İsmail Özgün’ü Meclis yolcusu olarak  seçti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu ile İl Başkanı Hasan Demiraslan, Bandırma ziyaretinde partinin milletin partisi olduğunu, milletin partiyi başından itibaren sahiplendiğini ve  kendilerine bir tek  kurulan partinin tabelasını asmanın kaldığını söylediğinde, acı acı gülmüştüm..

Tam tersi, Balıkesir ve ilçeleri ile beldelerinde  partinin il, ilçe ve beldelerinde kurucu olarak yönetimlerini belirleyecek  insan yoktu. O günlerde kurucu il, ilçe ve belde başkanlarının ve yönetimlerinin belirlenmesinde yaşanan sıkıntıları yaşayanlar ve süreci  yakından takip edenler  bilir. Kapatılmış bir partinin  yeni oluşum sürecinde Milli Görüş düşüncesini savunan ve kendilerini “yenilikçi” olarak lanse etmiş kadroların, vesayet rejimi altında ve sıkı takibinde AK Parti’nin il, ilçe ve beldelerde kurucu başkanlığını ve yönetimlerini oluşturan bir avuç milli görüş ağırlıklı  ve geleneğinden gelen insandan aradan geçen zaman içerisinde bugün bakın bakalım, kaç kişi kalmış?

BALIKESİR DE BANDIRMA DA ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMIŞ AMA…

2002 yılı genel seçimlerinde Balıkesir’de  213 binin üzerinde oy almış ve 5 milletvekilliği kazanmış AK Parti, 2004 yılı yerel seçimlerinde  AK Parti, Sabri Uğur ile 50.094 oy ile belediye başkanlığını kazanırken, yanlış  anımsamıyorsam,  on üç ilçe belediye başkanlığını kazandı.  Belde belediye başkanlıklarını saymıyorum.

Bu noktada  benim için Bandırma ve 2004 yılı Mart yerel seçim sonuçları önemli. Balıkesir’in sosyo-ekonomik açıdan en gelişkin ilçesi  ve Güney Marmara’nın odak merkezi konumundaki Bandırma’da M.Cemal Öztaylan 18 bin 091 oy alarak AK Parti adına belediye başkanlığını kazanmış.

AK Parti, 2002 genel seçimleri ile milletvekili seçilmiş ve  2007 genel seçimlerine kadar Balıkesir-Bandırma’nın vekili olarak “rüzgar çocuğu” olmuş  Turhan Çömez ile  Genel Merkez, il ve ilçeler düzeyinde ilk ciddi yol ayrımını yaşamış ve Çömez’in Balıkesir-Bandırma’da siyasal etkisinin kırılması noktasında belediye başkanlığı görevinden 2007 yılında  istifa ettirilerek  Öztaylan, 2007 genel seçimlerinde milletvekili adayı yapılmış ve Balıkesir’de parti oylarını yükselterek  %41 oy alırken, milletvekili sayısını beş olarak korumuş. A. Edip Uğur, Ali Osman Sali, Ayşe Akbaş, İsmail Özgün ve Öztaylan vekil seçilmiş…

Bandırma özelinde ise 2007 genel seçimlerinde AK Parti ve vekil adayı Öztaylan, 28, 292 oy alarak toplam oyların % 37’sini almayı başarmış.

ÇÖMEZ NEDEN POLİTİK MÜLTECİ OLDU?

Burada duralım ve soralım:

1.si, 2002  genel seçimlerinde vekil seçilmiş ve 2007 yılında gerçekleşen genel seçimleri öncesinde parti lideri ve üst yönetimi yanı sıra il örgütü ile farklı politik ve örgütsel sorunlar  yaşamış, yol ayrımına girmiş ve partisinden ayrılmak zorunda bırakılmış Turhan Çömez ile AK Parti arasında yol ayrımı anlamında gerçekte neler yaşandı? Çömez’i  “politik mülteciliğe” taşıyan gelişmeler ne idi?

Balıkesir merkez basın-yayın organları  dahil gerçekte bu süreç sonuçlarıyla birlikte  layıkıyla  sorgulanıp, tartışılabildi mi?

FETÖ KURDU, AK PARTİ’NİN GÖVDESİNİ KEMİRİRKEN…

2.si,tarihsel ve toplumsal açıdan FETÖ ile parti içi siyasal hesaplaşma ve parti içi ayrışmanın ve yol ayrımının 2007’lerde yaşanmaya başladığı biliniyor. Bu ayrışma ve hesaplaşmanın Balıkesir merkezde ve bütününde daha çok Körfez’de  Edremit başta gelmek üzere Güney Marmara’da da Bandırma odaklı yaşandığı  gözleniyor. Bu ayrışma ve hesaplaşmanın ideolojik ve siyasal bir ayrışma ve hesaplaşma olmanın ötesinde  “derin” bir nitelik taşıdığı, iktidar eliyle devlet ve toplum yaşamının her noktasında yuvalanmış FETÖ’cü  kadroların  operasyonel faaliyet içerisine girdikleri, emniyet-yargı-STÖ’ler ve medya üzerinden aynı Bandırma’da gerçekleştirilmiş 28 Ekim 2009  kumpası gibi doğrudan veya dolaylı AK Parti kadrolarını, vekillerini, belediye başkanlarını, parti yöneticilerini hedef aldığı yaşanan olaylarla anlaşılıyor.

3.sü, FETÖ, 2007 yılı genel seçimleri sürecinden başlayarak Balıkesir merkezde ve ilçelerinde devlet ve toplum yaşamı içerisinde operatif  “derin” faaliyetler ve algı operasyonlarını gerçekleştirirken, AK Parti karşıtı siyasal ittifak ve siyasal partner arayışlarını da bu süreç içerisinde geliştiriyor. Bunun siyasal ve toplumsal “derin” sonuçlarını 2009  yerel, 2010 referandumu  ve 2011 yılında gerçekleşen genel seçimlerde tüm boyutlarıyla yaşadık.

FETÖ PUSUNUNU DA KUMPASINI DA KURANLAR BELLİ

Parti olarak liderlik ve genel merkez düzeyi yanı sıra Balıkesir’de AK Parti, bu sürecin   “uyuyan güzeli” olmuştur… Partinin liderlik, genel merkez ve il örgütü açısından adeta  FETÖ tarafından eli kolu bağlanmış, yaşanan belalı süreci izleyici  konumuna itilmiş, FETÖ  operasyonlarına karşı kadrolarını, vekillerini, belediye başkanlarını, meclis üyelerini, il ve ilçe yöneticilerini koruyamamıştır. Bu nedenle “biçare” konumuna itilen parti kadroları operasyonlar ve saldırılara karşı “gardlarını” alamamış, sahiplenilememiş ve korunaksız kalmışlardır.

Bir anlamda FETÖ’nün kurmay heyeti ve “derin güçleri” amaç ve hedefleri doğrultusunda 2007 yılından başlayarak 2008-2009-2010 yıllarında AK Parti’yi  ve partilileri “çantada keklik” bir “av” olarak görmüş, parti ağacını içeriden bir kurt gibi kemirip, tüketerek sonraki yıllarda doğrudan parti liderliğini ve yönetimini, siyasal iktidarı hedef alacak operasyonlara  girişebilecek fütursuzca olanağa ve güce ulaşmıştır.

Esen kalın…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 129