Bugün: 20.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Abd,Hayal Kırıklığı Yaşıyormuş..!

Abd,Hayal Kırıklığı Yaşıyormuş..!


Türkiye’de 50’li 60’lı, 70’li yıllardan bugüne gençlik ve özellikle de yüksek öğrenim gençliği, akademisyenler, bilim insanları, siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri, düşün insanları, gazeteciler ve yazarlar yani toplumun önemli bir kesimi hiçbir zaman ülkenin ABD emperyalizmine bağımlı hale gelmiş olmasını, NATO’ya IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarına bağımlı olmasını kabullenemediler, kabullenmediler.

Türkiye’de anti-emperyalist damar diri ve güçlüdür.

Türkiye’de, anti- emperyalizm, bu topraklara kök salmış ve kanla, eşsiz ve muzaffer mücadelelerle vücut bulmuştur. Bu bir başka coğrafyada ve ülkede, ulus nezdinde soyut bir kavram olarak ele alınıp, değerlendirilebilir. Ancak, konu Türkiye olduğunda oturup bin defa düşünmek, sorgulamak gerekiyor.

GÜCÜMÜZÜ TARİHİMİZDEN VE KÜLTÜRÜMÜZDEN ALIYORUZ

Bu topraklar dün de yabancı bir gücün varlığını, işgalini hiçbir zaman kabullenmedi. Kabullenmemekle de kalmadı, konu ülkesinin ve milletinin varlığı, bağımsızlığı olduğunda bedeli ne olursa olsun dik durmaktan, mücadele etmekten ve hesaplaşmaktan bir an bile geri durmadı.

Bu yönü ile hepimiz Çanakkale, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet çocukları olmanın onurunu yaşıyor ve mutluluğunu paylaşıyoruz.

Osmanlının kuruluşunda tarihsel bir görev almış Karesi’nin Osmanlı’nın çözülüşü ve işgal yıllarında Balıkesir olarak milli mücadelede üstlendiği tarihsel ve toplumsal rolü kim inkâr edebilir? Balıkesir’in bugün bir Kuva-yı Milliye kenti olarak ünlenmesi, anılması boşuna değildir.

Tarihte Karesi’nin üstlendiği rolü Anadolu coğrafyasında sahiplenmemiş, sırtını dönmüş, uzak durmuş bir tek kent ve yerleşim yeri var mı?

Yok..!

BİZLER ULUSAL KURTULUŞUN VE CUMHURİYETİN ÇOCUKLARIYIZ

Bu coğrafyanın ve ülkenin gençlerinin, kadın erkek, genç yaşlı, ulusal bağımsızlık ve egemenliğin sahip çıkma ve korumu geleneğine, onur ve şerefine sahip çıkması Cumhuriyet yıllarında hep değişik sorun ve sıkıntılara, toplumsal travmalara neden oldu.

ABD ile imzalanan ikili antlaşmalara, NATO’ya girişin Kore’ye asker gönderilmesi koşuluna bağlanması gibi utanç verici çabalara öfkelenen ve kabullenemeyen insanlarımız, gençlerimiz, düşün insanlarımız, sanatçılarımız, yazarlarımız hep kolayından “komünistlikle” ve Sovyet Rusya yandaşlığıyla suçlandı, sorgulandı, eziyetler gördü, mağdur kılındı…

Kore savaşı,3 milyon insanın ölümüne neden olurken, NATO’ya alınması koşuluna bağlanan Kore savaşına katılma dayatması ile Cumhuriyet devletinin kuruluşundan sonra ilk defa yabancı bir ülkede Türkiye, bu savaşta 721 şehit, 2000 yaralı verdi.

Bağımsızlık ve egemen olmanın onuru ve şerefini taşımak ağırdır..!

TÜRKİYE’Yİ EMPERYALİZME KÖLE ETTİLER

1.dünya savaşının sonunda İtilaf Devletlerinin başını çektiği İngiltere ve müttefikleri savaşta yenilmiş Osmanlıya dayatılan Mondros mütarekesi ve beraberinde Sevr antlaşmasını kabullenmeyerek  işgale karşı çıkan ve milli direnişi ve ulusal kurtuluş savaşında emperyalist güçleri “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasıyla yenen Mustafa Kemal öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulusal bağımsızlık ve egemenliğini güvence altına alan Lozan Antlaşmasını hiçbir zaman kabullenmediler.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet Devleti, varlığı ve kurumsallaşması ile bağımsızlığı ve egemenliğini pekiştirme adına attığı her adımda emperyalizmi rahatsız etti. Atatürk’ün rahatsızlığı yıllarından başlayarak yurtiçi ve yurtdışından ülkenin kuşatılması 2. Dünya savaşı sonrası ABD’nin öncülüğünde kurulan “yeni dünya düzeni”nde  CHP iktidarında ve İnönü ‘nün devlet başkanlığında ABD ile imzalanan ikili kölelik antlaşmalarıyla hızla ABD lehine derinleşti.

Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu devlet ve toplum yaşamı her alanda ABD çıkarları doğrultusunda yeniden reorganize edildi. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorun ve sıkıntıların kaynağı bu noktada aranmalı.

T.C DEVLETİNİ YENİDEN İNŞA  ETMEK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomatik açıdan ABD’nin ülkemizdeki başkonsolosluğu içindeki “ajan” kümelenmesinden hareketle bugün ABD’lilere sorduğu “Bunlar içinize nasıl sızdı” ya da “kimler sızdırdı” sorusu tarihin hakemliğinde anlamını yitiriyor.

Çünkü, bunlar on yıllardır içimizde ellerini kollarını sallaya sallaya istedikleri gibi kendi amaç ve çıkarları, güvenlikleri yönünde 45’lerden bugüne  yeniden kendi kurdukları devleti zaten paşa paşa yönetiyorlardı.!

Ulusal bağımsızlığını yitirmiş olan ülke de egemenlik de bunlardan soruluyordu..!

Bugün 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin bastırılması ve OHAL ilanı ile yürütülen soruşturmalar kapsamında ABD ve NATO’nun lejyoner örgütlenmesi FETÖ ile mücadelede bir hattın  TSK’ya, bir hattın Emniyete, bir hattın Adliye Sarayı’nda ortaya  çıkması  hiç şaşırtıcı gelmiyor.

Ya devletin en üst kademelerine yerleşmiş, makam ve mevki sahibi olmuş, ülkenin ve milletin kaderinde söz sahipliği yapmış olanların bir bir yurt  dışına  kaçmaları ve bu ülkelerde istihbarat örgütlerinin hamiliğinde ortalıkta pişkin pişkin dolanmaları..

DEVLETİN TÜM KURUMLARINI LEJYONERLERİYLE DOLDURMUŞLAR

Devlet adına ABD konsolosluklarına bağlanmayan kurum ve kuruluş, kişi  o kadar çok ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın makam odasına yerleştirilmiş dinleme aygıtları bile ülkenin mahkum edildiği ve içine itildiği rezilliğin, ihanetin boyutlarını ancak bugün ele veriyor.

Onun içindir ki, Erdoğan’ın ve sıklıkla siyasi iktidarın kamuoyunun gündemine taşıdığı devletin tepeden tırnağa yeniden yerli ve milli bir anlayışla elden geçirilerek, yeniden reorganize edilmesi , atılan her adımda ulusal bağımsızlık ve egemenliğin gözetilmesi, ülkenin ulusal güvenlik stratejisinin yeniden şekillendirilmesi varlığımız ve geleceğimiz için kaçınılmaz bir zorunluluk ve sorumluluk olarak görülmeli.

Bu gerçek anlamda bir yeniden “diriliş” ve yeniden “doğuş” tur..!

Tarihsel, toplumsal  ve kültürel anlamda buna “ergenekon” da diyebilirsiniz…

ABD yetkilileri ve sözcüleri “vize yasağı” ile ilgili Türkiye ile ilgili yaşadıkları “hayal kırıklığı”ndan söz ediyorlar. Birileri yaşananlar karşısında “hayal kırıklığı” yaşarken, birileri yaklaşık 50-60 yıllık bir hayalin bir bir gerçekleşmesini yaşıyor ise, dileriz ki, ABD ve NATO’nun, Batı’nın “hayal kırıklıkları” derinleşsin ve artsın..!

Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 29