Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ABD`Cİ,AB`Cİ,NATO`CU PARTİLERE OY YOK.!

ABD`Cİ,AB`Cİ,NATO`CU PARTİLERE OY YOK.!


Abd Ankara başkonsolosu Bass’ın Türkiye’den Afganistan’a gitmeden önce yaptığı son basın toplantısında sarfettiği bu sözler, bir anda ülke kamuoyunda  ABD-DEAŞ ilişkilerini gündeme taşıdı.


 Ülke ve millet olarak, hiçbir şekilde Polyannacılık oynayacak halimiz yok..!


Türkiye, DEAŞ terörü nedeniyle bu güne kadar gerçekleşen yurt içindeki  terör saldırıları sonucunda onlarca yurttaşını yitirdi. Irak ve Suriye’de DEAŞ terör örgütlenmesi nedeniyle  sınırlarında ve sınırdaş ülkelerde gerçekleştirilen  operasyonlarla özellikle PKK-YPG terör örgütleri üzerinden sayısız karanlık, kirli  ve kanlı kumpasa tanık oldu ve olmaya da  devam ediyor.


İŞBİRLİKÇİLİK VE ALGI OPERASYONLARI


Bu nokta da özellikle yurt içinde  bir aymazlık odağı arayacaksak, CHP’nin HDP’nin ve  genel olarak liberaller ile sol’un PKK ve YPG üzerinden DEAŞ konusunda sergilenen politikaların sorgulanması ve bu politikalarla hesaplaşılması gerekiyor.


Öyle ki, ülkemizde liberal kesim de ve sol’da hala geniş bir kesim etnik bölücülük ve terör konusunda PKK ve YPG konusunda derin bir siyasal açmaz yaşarken, hala çok geniş bir kesim Türkiye’de Erdoğan ve siyasal iktidar karşıtlığından da öte düşmanlık temelinde devlet ve iktidarın DEAŞ’ı desteklediği ve finanse ettiği, himaye ederek kolladığı kanısında.


Uluslararası açıdan El Kaide, Taliban, DEAŞ, Boko Haram  gibi  etnik ya da mezhep temelinde oluşturulmuş terör örgütlerinin  varlığı ve faaliyetleri değişik çevrelerde çok yönlü sorgulanır ve tartışma konusu yapılırken ülkemiz liberallerinin ve solun, ne yazık ki, bu sorgulama, tartışma ve değerlendirmelerden uzak mı uzak olduğunu görüyoruz.


Bu da beraberinde doğal olarak, siyasal açıdan sağ ve sol liberallerin, solun etnik ve mezhep, inanç temelli oluşumunda, varlığında ve faaliyetlerinde etkin rol oynayan ABD ve AB ülkeleri, İsrail ile istihbarat örgütlerinin  sağ ve sol liberal  oluşumlar ile sol üzerindeki etki ve yönlendirmesinin ipuçlarını bizlere veriyor ve tartışma konusu yapıyor.


TERÖRÜN HAMİSİ ABD VE NATO’DUR


Bass’ın DEAŞ terörü üzerine açıklamalarının üzerinden bir aylık bir zaman bile geçmeden  DEAŞ’ın 29 Ekim kutlama ve törenlerini kana bulamak için harekete geçmiş olması ve birbiri ardına gerçekleştirilen Emniyet ve jandarma operasyonlarıyla  ele geçirilen teröristler, silah ve bomba düzenekleri ABD ve DEAŞ ilişkisini ve tartışmalarını yine kamuoyunun gündemine taşıyor ister istemez.


Evet, siyasal açıdan Polyannacılık oynayacak ne halimiz ve ne ülke ve millet olarak gücümüz var. Oynanan oyunları resmetmek, ilişkileri tüm çıplaklığı ile kamuoyu önüne taşımak, milletimizi aydınlatıp, bilgilendirmek mesleki olarak görevimiz.


ABD Başkanı Donald Trump`ın önde gelen danışmanlarından ve eski Beyaz Saray Başstratejisti olan Steve Bannon, Kuzey Kore’nin yanı sıra insanların dikkat etmeleri gereken en az iki tehlikeli durumun daha bulunduğunu  Al Awsat’a açıkladı.


Bannon’a göre, ABD için öncelikli tehdit kapsamında değerlendirilen Kuzey Kore dışındaki ikinci ülke, Türkiye..!Bannon şöyle diyor:” Erdoğan yönetimi altında, Türkiye’de neler olup bittiğini iyi okuyamıyoruz.”


ERDOĞAN KARŞITLIĞININ TEMELİNDE NE VAR?


ABD ve AB kaynaklı bu tür açıklamalar Türkiye açısından ne sürpriz ne de şaşırtıcı görülmemeli. Adamlar, hiç saklamadan, lafı eğip bükmeden Erdoğan’ın kendileri için “güvenilmez” bir lider olduğunu vurgulayarak, her türlü diplomatik nezaketin ötesinde Türkiye’ye karşı duydukları düşmanca eğilimleri açıkça dile getiriyorlar.


Kendi kendisini kandıran, bu beyanlar ve politikalar karşısında  türlü cambazlıklar ve taklalar atan, soytarılıklar yapan, yaşananları bir anlamda milletten gizleyen biziz. Bir ülkenin her alanda “bağımsız” olması ve ulusal güvenliğini, geleceğini güvence ve garanti altına alması, “ulusal egemenliğin” gerçek anlamda tesis edilmiş olması lafta ve siyaseten güzel. Ancak, fiiliyatta  ve gerçek yaşamda her iki kavramın ağırlığını ve içerdiği felaketleri, bu alanda verilecek mücadelenin içerdiği belalı süreci  bu ülkede 16-17 yaşında duvarlara “Kahrolsun emperyalizm”, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye”, “Katil ABD”,”Kahrolsun NATO” diye canı pahasına yazan ve yazarken kurşunlanmış, işkence görmüş, mağdur edilmiş gençler bile biliyorlar.


Bağımsızlığın, özgür vatanın, demokrasinin, gerçek anlamda egemen olabilmenin dünyanın tüm toprak parçalarında siyasal ve toplumsal açıdan bir diyeti var. Emperyalizmle hesaplaşmak, ulusal bağımsızlığın ve gerçek anlamda egemenliğin tesisi siyasi bir inanç, cesaret ve kararlılık sorunudur.

Yeter mi, yetmez..!


NATO’CU,ABD’Cİ VE AB’Cİ PARTİLERE OY YOK.!


İnancınızı, kararlılığınızı ve cesaretinizi  millete taşımak, milletle kucaklaşmak ve milleti bu amaç ve hedef için milleti seferber etmek, ”davanızı” milletin davası kılmak  zorundasınız.


 Bu millet, on yıllardır her askeri darbe döneminde darbecilerin ilk iş olarak yayınladıkları mesajlarda ülkenin o güne kadar  imzaladığı uluslararası anlaşmalardan doğan uluslar arası yükümlülüklere ve antlaşmalara ,NATO’ya  bağımlılık  yeminlerine alıştı.


Keza,  Meclis’te yer almış iktidar partilerin ya da muhalefet partilerinin kimliği parti programlarıdır. İstisnasız  tüm bu siyasal partilerin programlarında  uluslararası aynı ifadelere ve tanımlara, sözlere yer verildiğine tanık olursunuz.


Örneğin, Türk siyasal yaşımı geçtiğimiz günlerde Meral Akşener’in liderliğinde yeni bir siyasal partiye, “İYİ Parti”ye kavuştu. Parti programına baktığınız zaman, “İYİ Parti”nin NATO’yu  savunurken, ABD’yi “güvenilir müttefik” olarak nitelendirdiğini görüyoruz.


Bugüne kadar çeşitli kamuoyu araştırma şirketlerinin ya da anketler de NATO ve ABD konusunda vatandaşlar nezdinde ortaya çıkan sonuç ise NATO ve ABD açısından vahim sonuçlar, eğilimler içeriyor. Her ikisi de vatandaşlar açısından güvenilmez ve düşman olarak nitelendiriliyor ve tanımlanıyor.


Şunu söyleyebilmek ARTIK mümkün: Türkiye’de iktidar partisi ya da muhalefet partilerinin vatandaşların karşısına NATO’cu ya da ABD’ci bir anlayış ve programla çıkabilmeleri mümkün değil. Buna AB’yi de ekleye bilirsiniz.


Bunun Türkçesi, vatandaşın NATO’cu, ABD’ci, AB’ci  partilere bir daha  oy vermeyeceği şeklinde değerlendirilebilir.


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 9