Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ABD,BİZİM NE EZELİ NE DE EBEDİ DOSTUMUZDUR!

ABD,BİZİM NE EZELİ NE DE EBEDİ DOSTUMUZDUR!


Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkiler, karşılıklı açıklanan “vize yasağı” kararı ile hızla tırmanıyor.


Her iki ülke açısından da alınmış bulunan bu kararın sürpriz ya da beklenmeyen bir durum olduğunu söyleyebilmek mümkün mü?


Hayır..!


O GÜNLERİ ANIMSIYOR MUSUNUZ?


ABD’nin Türkiye`ye yönelik vize işlemlerini askıya aldığını açıklaması beni Kıbrıs Barış Harekatı’nın gerçekleştiği 70’li yıllara götürdü. Rahmetli babam, Bandırma’da 6.Ana Jet Üssü 161. Filo’da uçak makinisti idi.


Babam,20 Temmuz 1974’de başlayan 1.Kıbrıs Barış Harekatı’nda Bandırma’da görevliydi ve harekatın başlaması sonrası Yunanistan’ın Türkiye’ye olası  bir hava taarruzu riskine karşı o günlerde kentte  “karartma” uygulaması başlatılmış ve oturduğumuz apartmanın bodrumu bu amaçla özenle  hazırlanmıştı.


Gün geceye kavuşup, hava karardığı zaman  pencerelere kimin olanağı neye elveriyorsa kapatır, dışarıya titizlikle ışığın yansımaması için çalışır ve  radyolardan  ve siyah beyaz televizyonlardan savaşın seyri ile ilgili bilgilenmeye çalışırdı.


Babam, 1.cisine yetişemese de 2.Kıbrıs Barış Harekatı’na önce Diyarbakır, daha sonra Adana’ya geçerek katılmıştı. Dönüşünde yaşanan savaş ile ilgili izlenimlerini, EOKA-B’nin adada yaptığı vahşetleri ve Makarios’u uzun uzadıya babamdan dinlediğimizi anımsıyorum. Daha sonra Hava Kuvvetleri tarafından ödüllendirilmişti.


DÜNÜNÜ BİLMEYEN BUGÜNLERİ ANLAYAMAZ


Barış Harekatı’nın uluslararası bir çok sonucu olmuş, Yunanistan’da Albaylar cuntası devrilmiş, Yunanistan’da demokrasiye geçilirken, Türkiye ilk kez “stratejik müttefik” ve “dost” olarak gördüğü ABD’nin Şubat 1975’de uyguladığı silah ambargosu ile tanışmış, ABD ve NATO konusunda farklı hayal kırıklıkları yaşamış, ulusal güvenliğinin sağlanması ve savunma sanayinde yerli ve milli olanın üretilmesi noktasında yol ayrımına gelmişti.


Aslında 1. Ve 2. Kıbrıs Barış Harekatı‘nın gerçekleştiği günlerde resmi olmadan uygulanan silah ambargosu sonucu  yedek parça, silah ve mühimmat konusunda ciddi sıkıntılar ve sorunlar yaşayan Türkiye’nin o günlerde Kaddafi yönetimindeki Libya’dan ve Pakistan’dan bir çok askeri ihtiyacını karşılaması da  savaşta edinilmiş başarının bir başka yüzüydü.

Dünü bilmezseniz, bugün yaşananları anlayamazsınız..!


NE HAŞHAŞ YASAĞI KALDI NE DE SİLAH AMBORGOSU


ABD ile Türkiye arasında  Şubat 1075’de yaşanan silah ambargosu sorununun evveliyatı 1971’de 12 Mart askeri faşist darbesi yıllarının başbakanı Erim döneminde ABD’nin talebi üzerine aldığı haşhaş ekim yasağının dönemin başbakanı Ecevit tarafından daha sonra kaldırılmış olmasından başlayarak, ikili ilişkilerde başlayan soğukluğun büyük rolü bulunuyor.


JONHSON MEKTUBUNU 1,5 YIL HALKTAN GİZLEDİLER


Türkiye ile ABD ilişkiler tarihinin iyi bilinmesi ve algılanması gerekiyor. Bu tarihte Truman doktrini çerçevesinde ABD’nin Türkiye ile geliştirdiği ilişkilerin tarihinde 5 Haziran 1964 tarihinde ABD Başkanı Lyndon Baines Jonhson’un, Türkiye Başbakanı İsmet İnönü’ye iletilmek üzere Türkiye’deki ABD Büyükelçisi Raymond Hare’ye gönderdiği şifreli mesaj iki ülke ilişkilerinde tarihsel ve toplumsal bir kırılmaya neden olur. Bu mesaj önce kamuoyundan 1,5 yıl saklanmış ancak 13 Ocak 1966 tarihinde bir gazetede yayınlanmasıyla kamuoyu bilgi sahibi olmuş ve hükümet bu mektubun varlığını kabul etmek zorunda kalmıştı.


Türkiye’yi aşağılayan, alenen tehdit eden, şantaj yüklü ve ulusal bağımsızlığımızı, egemenliğimizi istismar eden, onurumuzu kıran bu mektubu okumadan ve içeriğini anlamadan ABD’nin Türkiye’ye bakış açısını ve ABD-Türkiye ilişkilerinin niteliğini anlayabilmek mümkün değildir.


TÜRKİYE’YE “DUR” DEMEK İÇİN


70’li yıllarda Kıbrıs’ta Türk varlığına ve nüfusuna yönelik  saldırıların ve katliamların tırmandığı dönemde Kıbrıs Rum yönetiminde öne çıkan iki görüş vardı. Buna göre, ani bir askeri harekatla Kıbrıs Türk direnişinin kısa yoldan kırılarak ENOSİS`in ilan edilmesini; diğeri de, uzun vadeli bir program çerçevesinde ekonomik ve siyasi baskılarla Türk direnişinin kırılarak, ENOSİS`e ulaşılması öngörülmekteydi. Bu görüşlerden birincisini eski EOKA`cılar ve Cunta yanlısı güçler; diğerini de, askeri bir harekatın Türk müdahalesi ile başarısızlığa mahkum olacağını iyi kavrayan Makarios savunuyordu.


Yunanistan’da 1967 yılında gerçekleşmiş Albaylar cuntasının da, EOKA-B’nin de, Makarios’un da  70’li yıllarda  Türklerin varlığını ve nüfusunu yok etmeye, Kıbrıs’ı  ele geçirmeye dönük politikalarının, katliamlarının ardındaki  en büyük uluslararası güç ve dayanak ABD, İngilizler ve NATO’ydu..!


Dolayısıyla Kıbrıs’ta yapılan uluslararası antlaşmalar doğrultusunda Adadaki Türk nüfusun varlığını güvenceye almak ve katliamları durdurmak için Türkiye’nin garantörlüğünü kullanma yönündeki çıkışının önündeki en büyük engel yine ABD, İngiltere ve NATO idi.. Türkiye’nin Kıbrıs’ta garantörlük hakkından doğan askeri müdahale hakkı  ve 74 Temmuz’unda başlatılan Kıbrıs Barış Harekatı, başta ABD ve NATO olmak üzere, örtülü silah ambargosunun Şubat 1975 yılında resmi ambargoya taşıdı.


YILLARCA SİLAH AMBARGOSU İLE CEZALANDIRILDIK


Harekat sonrası Kongre`de bir grup üye Türkiye`ye karşı silah ambargosu uygulanması yönünde girişime başladı. Bunun için de A.B.D.`nin Türkiye`ye savunma amacıyla verdiği silahları Kıbrıs`ta kullanmış olması neden olarak gösterildi. Bu arada Kongre`de çıkacak herhangi bir ambargo kararını veto edeceğini ifade etmiş olan Başkan Nixon ise Watergate Skandalı yüzünden istifa etmişti. Sonuçta Amerikan Kongresi 5 Şubat 1975`te Türkiye`ye yönelik silah ambargosu kararını aldı.


Türkiye, alınmış ambargo kararına o zaman da sessiz kalmadı.

Türkiye`nin buna ilk yanıtı bir hafta sonra Kıbrıs Türk Federe Devleti`nin kurulduğunu ilan etmek oldu. Daha sonra 25 Temmuz 1975`te Türkiye A.B.D.`ye verdiği bir nota ile 1969 tarihli Türkiye-A.B.D. Savunma İşbirliği Anlaşması`nı (Defence Cooperation Agreement) askıya aldığını ve ülkedeki bütün Amerikan üs ve tesislerinin Türk Silahlı Kuvvetleri`nin "kontrol ve gözetimi" altına girdiğini açıkladı.


Türkiye’nin bu tavrı sonucu, 26 Mart 1976`da ABD ile Türkiye arasında yeni bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzalandı. İmzalanan antlaşmanın yürürlüğe girmesi ise ancak Başkan Carter döneminde mümkün olabildi ve ambargo 26 Eylül 1978`de kaldırıldı ve iki yıl sonra da yine 12 Eylül 1980’de Amerikancı askeri darbe gerçekleştirildi.


ABD, on yıllardır kimi çevrelerin ve kişilerin iddia ettiği gibi tarihsel olarak ikili ilişkilerimizin bütünü ele alındığında hiç bir zaman Türkiye’nin “ebedi ve ezeli dostu” olmadı, olamadı. Bu nedenle, son yaşanan olaylar ve FETÖ’cü 15 Temmuz darbesi ve işgal kalkışması dikkate alındığında, FETÖ’ye yönelik operasyonlar gelişip derinleştirildikçe, Türkiye içerde ve yurtdışında yerli ve milli olanı gözettikçe, ulusal bağımsızlığı ve egemenliğine sahip çıktıkça ABD’nin rahatsızlığı ve sıkıntıları Türkiye’ye dönük aleni bir düşmanlığa ve operasyonel saldırganlığa dönüşecektir.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 30