Bugün: 20.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Abd Yaşananlardan Çok Üzgün Ve Rahatsızmış..!

Abd Yaşananlardan Çok Üzgün Ve Rahatsızmış..!


Fetullahçı Terör Örgütü`nün (FETÖ) 17-25 Aralık kumpasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, firari eski savcı Zekeriya Öz ve haklarında dava açılan eski polis müdürleri ile irtibatı olduğu iddia edilen ABD`nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz, gözaltına alınması sonrası yapılan Savcılık soruşturması neticesinde  çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve ABD’nin Ankara Büyükelçiliği apar topar, resmi bir açıklama yayınladı.

Açıklamada şöyle deniyor:

"Amerikan hükümeti, ABD`nin İstanbul Başkonsolosluğunda görevli bir yerel çalışanın 4 Ekim tarihinde tutuklanmasından ve Türk hükümeti kaynakları tarafından sızdırılan ve görünüşe göre bu çalışanın hukuka dayalı bir mahkeme yerine medyada yargılanmasının amaçlanmasından büyük bir rahatsızlık duymaktadır. Biz bu iddiaların tamamen temelsiz olduğuna inanmaktayız. ABD, Amerikan hükümeti çalışanları ve Türkiye`deki Amerikan vatandaşlarının Türk anayasası ve uluslararası yasalarla uyumlu şekilde yasal sürece tabi tutulmalarını sağlamak için Türk hükümetiyle çalışmaya devam edecektir.

“On yıldır, her iki ülkenin yerel çalışmalarının Türkiye ile Amerika arasında işbirliğini arttırma çabaları, iki ülkenin de güvenliğini iyileştirmiş, iş olanaklarını kuvvetlendirmiş ve vatandaşlarımızı birbirine yakınlaştırmıştır. Çalışmalarımıza yönelik temelsiz ve kaynağı belirsiz iddialar, bizim uzun dönemli ortaklığımızı baltalamakta ve bu ortaklığın değerini azaltmaktadır."

ABD VE NATO’YU ÜZMENİN KIVANCI VE ONURU

Çok mu üzüldük ya da on yıllardır  hepimize yutturulduğu gibi  “ stratejik dostumuz” ve “stratejik müttefikimiz” bir ABD konsolosluk görevlisinin, çalışanının kolluk güçlerimizce gözaltına alınarak,  savcılık tarafından soruşturulmasından ve mahkeme önüne sanık olarak çıkartılıp tutuklanmasından  çok mu “rahatsız” olduk..?

Asla ve hayır..!

Biliyorsunuz, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray`da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`la yaptığı görüşmede Türkiye`de kasım ayından bu yana FETÖ`den tutuklu olan İzmir Diriliş Kilisesi Papazı Andrew Craig Brunson konusu da var gündemimiz de…

ABD Başkanı Trump, Pentagon ve CIA, İzmir’de kolluk güçlerimizce gözaltına alınıp, savcılıkça soruşturulup, mahkemece tutuklanmış “papazları “konusunda da aşırı üzgün ve rahatsız durumdalar. Öyle ki, iki devlet arasındaki üst düzey görüşmelerde “papaz” konusu gündeme getirilmeden yapılamıyor.

ADAM PAPAZ DEĞİL SANKİ BAŞKONSOLOS

23 yıldır İzmir`deki Protestan cemaatine ait kilisede papazlık yapan Brunson `un Amerikan Ordusu`nda özel harp subayı olduğuna da  dikkat çekiliyor.

Papaz Brunson’un 17/25 Aralık öncesi ve sonrasında FETÖ’nün Ege bölgesi imamı Bekir Baz’la sıkça görüştüğü ve örgüte maddi kaynak akışı sağladığına dikkat çekilirken, savcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında PKK ile de ilişki içinde olduğu ortaya çıkartılıyor.

Şu denebilir: İzmir Diriliş Kilisesi Papazı Andrew Craig Brunson, ilişki içinde olduğu FETÖ’nün Ege Bölge imamı ile yine ilişki içinde olduğu PKK’lıların “günah çıkartması” na  ve günahlarından arınmalarına yardımcı oluyordu.

Öyle ki, Türkiye ile ABD arasında başka hiçbir sorun ya da konu yokmuşçasına ABD Başkanı Trum ve yardımcısı Pence’nin Erdoğan ile Beyazev’de gerçekleşen görüşmelerinde  “Papazımızı serbest bırakın ve bize teslim edin” yönündeki ısrarlı talepleri nedeniyle kilisenin Trump ve yardımcısını "Kilisenin savunucuları" olarak adlandırarak, ilan ettiğini biliyor musunuz?

TÜRKİYE, BAĞIMLILIK İLİŞKİLERİNDEN KURTULMALI

Erdoğan’ın  bu ısrarlı taleplere verdiği yanıt gerçekten anlamlı: “400 dönüm arazi Amerika onlara tahsis etmiş, orada beraber `dünyada 160 ülkeyi buradan idare ediyoruz` diyorlar. Ama Amerika`nın bir sesi çıkıyor mu? Çıkmıyor. Defaatle görüşmemize rağmen, 85 koli dosyayı bunlara göndermemize rağmen ses çıkıyor mu? Çıkmıyor. Burada ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Birileri bizi bir yerlerden idare etmeye çalışıyor. Birileri bizi bir yerlerden bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Fakat bu milleti de bu ülkeyi de bölemeyecekler, parçalayamayacaklar. Ondan sonra kalkıyorlar ‘filanca papazı bize verin.’ Bir papaz da siz de var siz de onu bize verin. ‘Sen onu karıştırma.’ Ne demek siz de yargı var biz de yok mu?"

Türkiye Cumhuriyeti Devleti  ve siyasal iktidar bu gerçeği, ne yazık ki, geç de olsa anımsadı.Bugün “stratejik düşmanımız” olan, Cumhuriyet devletinin varlığına kurulduğu günden bugünlere hasım olan, nerede bir bela, kaos, zorbalık, işkence, cinayet, katliam varsa  altından sırıtarak çıkan, bugüne kadar gerçekleşmiş tüm askeri darbelerin ve işgal kalkışmalarının gerçek faili ABD’ye bu ülkenin ve milletin söyleyeceği, hatırlatacağı çok şey var..!

“BAĞIMSIZ YARGI”, ABD’YE BAĞIMLI KILINMIŞ

İstanbul Başsavcılığı’nca yürütülen 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi soruşturmasında FETÖ’cü polis müdürlerinin kumpas talimatını kimden aldığına yönelik araştırmada tutuklu FETÖ’cü polis müdürleri Yakup Saygılı, Nazmi Ardıç, Mahir Çakallı ve Emniyet Amiri Mehmet Akif Üner’in telefon trafiği araştıran savcılık önemli bir ipuçlarına ulaştı.

Buna göre, şüphelilerin ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz ile yoğun bir şekilde telefonla görüştüğünü ve  FETÖ’nün yargı ayağının da ABD ile yoğun ilişkide olduğunu belirledi. Dönemin Olağanüstü Yetkili cumhuriyet savcısı FETÖ’cü Zekeriya Öz’ün güvenli görüşebilmesi için ABD Başkonsolosluğu’yla Çağlayan Adalet Sarayı’nın santraline kayıtlı olmayan özel bir hat kurulduğu ortaya çıkarıldı.

Aynı ABD Ankara Büyükelçiliği’nin, başsavcılığın 17-25 Aralık yargı darbesi, MİT tırları ihanet operasyonu ve 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ’cülerin ABD Başkonsolosluğu ve elçilikle yaptığı telefon görüşmeleriyle ilgili sorulara bugüne kadar sessiz kaldığını görüyoruz.

 

GERÇEK MÜCADELE YENİ BAŞLIYOR

Bu gerçekleri laf ola beri gele dile getirip, iş olsun diye yazmıyoruz. Tüm bunlar,  Türkiye Cumhuriyeti Devleti nezdinde  yaşanıyor. Bu rezillikleri ve iğrençlikleri, bağımsızlık ve egemenlimize yönelik  bu aşağılık operasyonları gerçekleştirenler bizim “stratejik dostumuz” ya da “ müttefikimiz” olamaz..!

Türkiye, bir “muz cumhuriyeti” gerçekten değil ise, varlığımıza, ulusal bağımsızlığımıza, egemenliğimize yönelik tüm bu olup bitenler, yaşananlar kabul edilemez şeyler ise  on yıllardır devletin ve toplum yaşamının en hassas noktalarına, kalcal damarlarına girmiş ve karanlık, kirli ve kanlı oyunlarını bir bir sahnelemiş ABD ve NATO ile bu ülke ve millet gerçek anlamda ve yaşamın her alanında hesaplaşmalıdır.

FETÖ’cü  15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasının bastırılmasıyla hiçbir şey bitmedi..!

Ulusal bağımsızlık ve egemenliğimizin gerçek anlamda elde edilmesi anlamında mücadele daha yeni başlıyor.

Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 32