Bugün: 27.06.2017

ABD’NİN DAEŞ OYUNU !


Türkiye’ye ve bölgemize ya da uluslar arası alanda her hangi bir olaya veya olguya dönük alışıla gelmiş yorumların ya da analizlerin dışına  çıktığınız  zaman ilk aldığınız tepki komplo teorilerinin peşinde koştuğunuz ya da paranoyak olduğunuz yönündedir.


Bunun de en önemli nedeni, düşün dünyamıza, yıllanmış emperyal müdahaleler, yönlendirme çabaları ve algı operasyonlarıdır. Ülkenizi, ülkenizde gerçekleşen olayları, ülkeniz ile bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri veya yaşananları, uluslararası ilişkileri  objektif bir biçimde anlamanız istenmez.


Örneğin,  geçtiğimiz hafta, Kanal A’da yayınlanan ‘Yaz-boz’ programının  konuşmacılarından birisi, ABD’nin ‘derin’ yazarlarından William Engdahl idi.


HALKLARIN GÜNEŞİNİ KARARTAN İNGİLTERE VE ABD!


ABD’nin olduğu her yerde, örneğin, Irak ve Suriye’de  İngiltere’nin rolünün olup olmadığı yönündeki soruya Engdahl, İngiliz Özel Birlikleri’nin orada, ABD’nin özel kuvvetleri ile birlikte bulunduğunu   ve birlikte kirli oyunlar sergilediklerini belirterek, iflas sınırında bulunan İngiltere’nin, yaşadığı finansal kriz nedeniyle belinin bükülmüş olduğunu vurguluyor.


Bu önemli!

Bir çok yazımızda, “güneşi batmayan imparatorluk” olarak tanımlanan İngiltere’nin 1.dünya savaşında oynadığı role karşın, savaş  sonucunda Osmanlı İmparatorluğu’nu fiilen yıkan ve parçalayan güç de olsa, kaybeden taraf olduğu ve kurulan ‘yeni dünya düzeni’nde ABD’ne küresel imparatorluk rolünü kaptırdığına dikkat çektik. Tabiri caiz ise sömürgecilik döneminin “güneşi batmayan kraliyeti”nin  güneşi nicedir batmış durumda! AB’nden ayrılma kararı da eskiye duyulan özlemin ve çırpınışın ifadesi!


DÜNYADAKİ EN BÜYÜK MAFYASAL ÖRGÜT  CIA’DIR!


Engdahl, konuşmasında önemli bir olaya dikkat çekiyor ve ABD ordusunun  son birkaç yıl içerisinde takibi yapılamayan  6,5 trilyon dolar harcadığını ve bu rakamın sadece orduyu kapsadığını belirterek, bu paraların Afganistan’daki eroin sevkiyatına ya da Pentagon ile  CIA işbirliği içerisinde yapılan gizli operasyonlara gittiğini ve kontrolden çıktığına dikkat çekiyor. ABD Kongresi’nin 2017 yılında ordunun bütün bu harcanan paranın hesabını vermesini gerektiren  bir kanun dahi çıkarttığını, ancak, ordunun bir oldu bitti ile yolsuzluklarına devam edeceğine inandığını vurguluyor. Engdahl, bu durumu MS 400’lü yıllardaki Roma İmparatorluğu dönemine benzetiyor.


Engdahl’ın  kayıp ve kaydedilmemiş 6,5 trilyon ABD dolarından söz etmesi bizler için hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü, FETÖ’nün bir ajan örgütlenmesi olarak  terörist örgütlenme ve adam satın alma  faaliyetleri için  harcadığı milyarlarca  dolar harcadığı biliniyor. 15 Temmuz darbe kalkışması ve harcanan milyar dolarlar, “görev zararı” olarak kabul edilebilir.

Bu ABD için yeni bir durum mu, hayır! 


ABD/CIA VE ‘DEMOKRASİ İMALATI’!


Spiker, Engdahl’a  can alıcı bir soru soruyor ve ABD büyükelçiliklerinin bulunduğu ülkelerde her daim bir ‘darbe’ tehlikesinin olup olmadığını soruyor. Engdahl, bunu kavram olarak, ‘demokrasi imalatı’  olarak tanımlıyor. Washington, Freedom House Nationale, Endowment For Democracy, Soros’un Açık Toplum Vakfı, insan hakları derneklerinin bu imalatı yaptığını söylüyor. Bunu bir ‘makine’ olarak tanımlayıp, Washington’un hoşuna gitmeyen ve küreselleşme oyununun siyasi veya ticari emellerinin bir parçası olmayı reddeden seçilmiş hükümetleri görevden indirmeye yaradığına, önemli ülkelerdeki ABD büyükelçilerinin de bunun için çalıştıklarını vurguluyor. Bunun Moskova Türkiye ‘daki büyükelçiler için geçerli olduğuna dikkat çekerek isim vermekten de çekinmiyor ve John Bass’ı  işaret ederek, 15 Temmuz kalkışmasında parmağının olmasına şaşırmayacağını belirtiyor.


Peki, siz bu söylenenlere, anlatılanlara şaşırdınız mı?


Afganistan, Irak ve Suriye’ye askeri müdahalede bulunan ve işgal eden ABD’nin ‘demokrasi imalatı’nı ve sonuçlarını bu ülkelerde ,15 Temmuz’da olduğu gibi, Türkiye’de yıllardır hep  yaşadı. Türkiye’deki ABD büyükelçiliklerinin ve büyükelçilerinin birer CIA ajanı gibi çalıştığını zaten biliyoruz.


ARAP BAHARI VE GEZİCİLER ABD İMALATIDIR!


“Arap Baharı”nı bizzat ABD’nin organize ettiğini belirten Engdahl, aynı dönem Hillary Clinton’un Dışişleri Bakanı olduğunu ve ABD’nin özenle seçtiği kişilerle  yönetimleri değiştirdiğini, büyükelçilerin iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için değil, ulusal güvenlik politikalarını gözeterek  yönetimleri değiştirmek için görev yaptıklarını vurguluyor.


Kuzey Afrika ülkelerinden başlayarak Ortadoğu’ya taşınan ve Gezi olaylarıyla ülkemizde de sahneye konmuş “Bahar” eylemlerinin hangi emperyal ülkeler, güç ve çıkar odakları tarafından organize edildiğini anlayamadınız mı? Engdahl’ın “demokrasi imalatı” ürünü “geziciler”in baş mimarı başta ABD idi!


AB’nin çözülme ve dağılma süreci içerisinde bulunduğunu ve AB’nin ABD kontrolünde bir “birlik” olduğunu vurgulayan Engdahl, Türkiye’nin AB nezdinde vesayet altına gireceğine dikkat çekerek, ulusal güvenliğini gözeten yeni ve ilkeli dış politikalar benimsemesi gerektiğini söylüyor. AB’nin bir kast sistemi içerisinde demokratik ve şeffaf olmayan, gizli ajandası bulunan, örgütlenmiş belirsiz bürokratik bir yapı olduğunu ve ülkelerin ulusal bağımsızlıklarını, egemenliklerini yok etmeyi amaçladığını belirtiyor.

İçimizdeki AB’cilere duyurulur!


EL KAİDE,DAEŞ,EL NUSRA VE PKK/PYD’Yİ ABD KURDU!


Irak’ta ve Suruye’de tüm terör örgütlerini ABD’nin kurduğunu ve ABD’nin yıllardır Türkiye ve bu ülkelerin aleyhine ‘kürtlerle’ çalıştığına dikkat çeken Engdahl,özellikle Türk istihbaratının ABD’nin bu yöndeki karanlık faaliyetlerdeki rolünü tespit ederek, doğrudan kürtlere, DAEŞ’e, El Nusra’ya ve El Kaide’ye odaklanmaması gerektiğini belirterek, bu örgütleri kuran ve organize edenin ABD olduğunu ve DAEŞ’i General David  Petraeus’un 2003-2004 yıllarında El Kaide üzerinden kurduğunu ve DAEŞ kadrolarının ilk eğitimlerini  Pentagon ve CIA’den aldığına  işaret ediyor. ABD’nin hedefinin bu coğrafya da 7 ülkede rejim değişikliğini gözettiğine vurguluyor.


Engdahl, ülkesi ile ilgili bir gerçeği dile getirir ve ülkesinde izlenen politikalar konusunda ülkeleri uyarırken, Türkiye’de ise ‘aydın’ ya da ‘entelektüel’,”gazeteci,yazar,siyasetçi,sivil toplum örgütleri temsilcileri’ sıfatları ardına gizlenmiş , ‘demokrasi imalatı’nın payandası olmuş  ve üç maymunu oynamayı meslek edinmişlere ne demeliyiz?


DAEŞ üzerinden , İslam üzerinden Türkiye’yi hayasızca vurmaya çalışan, jurnalcilik yapmayı iş edinen, demokrasi  ve insan hakları gibi evrensel değerleri ağızlarından düşürmeyenlerin ABD’nin ‘demokrasi imalatı’nda bizim de tuzumuz olsun mantığıyla çırpınışları sizce de manidar değil mi?


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 251