Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 23 NİSAN VE ULUSAL EGEMENLİK..!

23 NİSAN VE ULUSAL EGEMENLİK..!


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 97.yıldönümünü kutluyoruz diye yazmamı bekleyen okurlarımız yanılırlar.

Çünkü, TBMM’nin kurulması ve açılması ile birlikte 23 Nisan kutlamalarının devlet ve toplum nezdinde tarihsel evrimi farklıdır. Bu konuda eksik bilgilendirme ve  yanlış tarihlendirmelerle  kutlamaları gerçekleştirdiğimizi belirtelim.

TARİHİMİZİ  İYİ BİLELİM..!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın  resmi olarak bayram olarak kutlanmasında üç ayrı bayramın rolü var.

TBMM’nin 23 Nisan tarihinde açılışı ile birlikte 1921 yılında çıkartılan  Milli Bayram Addine Dair Kanun  ile  23 Nisan ‘milli bayram’ olarak kabul edilirken, tarih itibariyle Osmanlı saltanatı devam ettiğinden ve Osmanlı kanunlarının hüküm sürdüğü dönemde, ‘ulusal egemenlik’ ya da  çocukların konu edilebilmesi fiziken mümkün değildi.

Ne zaman ki, 1 Kasım 1922’de TBMM tarafından saltanat kaldırıldı, o gün  Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak kabul edildi. Sonraki yıllarda ise 23 Nisan Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak resmi olarak kutlanmaya başladı.

1935 yılına kadar  bu şekilde devam eden kutlamalar tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilip yeniden düzenlenerek 23 Nisan Milli Bayramı’nın adı ‘Milli Hakimiyet Bayramı’ olarak kutlanmaya başladı.

MİLLİ BAYRAMDAN HAKİYİLET-İ MİLLİYEYE VE ÇOCUK BAYRAMINA..!

23 Nisan’ın  ‘çocuk Bayramı’ olarak kutlanmasında ise Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin( günümüzün Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) işgal ve milli mücadele yıllarında yetim ve öksüz çocuklarımıza yönelik çalışmalarıyla başlamış, 23 Nisan 1923’te ‘Milli Bayram’ in  pullar bastırmış ve satmış, 1924`te  gerçekleşen kutlamalarda Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde "Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır"  ifadesi kullanılır ve  23 Nisan 1926`da aynı gazete de  "23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür" başlıklı bir makale kaleme alınırken Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin bu günü çocuk bayramı olarak  kutlanması yönündeki çalışmalarından övgüyle söz edilirken Cemiyet, 23 Nisan 1927’de  bugünün çocuk bayramı olarak kutlanmasını kamuoyuna  şöyle duyurmuştu:

“Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara`da ilk teşkile günü olan Millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan veyeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakar gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder.”

İşte bu tarihten sonradır ki, 23 Nisan üç farklı bayramın birleştirilerek , “Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya başlanacaktır.1927’deki 23 Nisan kutlamaları bu çerçevede T.C Devleti’nin kurucusu ve cumhurbaşkanı Atatürk tarafından gerçekleştirilirken, Ata’nın kendisi için tahsis edilmiş bir aracı çocuklara tahsis etmesiyle de 23 Nisan kutlamalarında cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık dahil resmi kurum ve makamların çocuklara sembolik olarak tahsisi uygulaması 1933 yılı 23 Nisan sabahında  Atatürk’ün makamında çocukları kabul edip, onlarla sohbet etmesi ile bu bayram uygulaması  geleneksel olarak günümüze kadar  geldi.

23 Nisan bayram kutlamalarına son şeklini ise 12 Eylül 1980 askeri darbecileri verdi ve  23 Nisan’ın “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ olarak kutlanmasıyla ilgili bayramlar ve tatillerle ilgili kanununu değiştirerek yeniden bugünkü haline uygun düzenledi.

Öncelikle, milletimizin ve çocuklarımızın  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı içtenlikle kutluyor,  16 Nisan referandumu  ve sonuçlarıyla birlikte  siyasal ve toplumsal yaşamımızda  yaşanan tartışmalara değinmek istiyoruz.

16 NİSAN VE  ULUSAL EGEMENLİK..!

“Ulusal egemenlik” ya da “milli hakimiyet” ne demek?

Ulusal egemenlik, devletin gücü olan egemenlik haklarının doğrudan doğruya ulusa yani millete ait olması demektir. Millet egemenlik hakkını  ise seçimler ve meclis yolu ile kullanır. Millet bu egemenliğini kullanır ve yerine getirirken hiçbir surette vesayet kabul etmez!

T.C Devletinin kuruluş sürecinde 23 Nisan 1920’de TBMM’nin kuruluşu ve açılmasıyla millet, egemenliğini bir kişi ya da bir gruba verme, egemenlik imtiyazı tanımak yerine doğrudan  kendi eline almış ve 29 Ekim 1923’te ise Cumhuriyet’i ilan ederek milli egemenliği taçlandırmıştır.

Egemenlik, devlet yönetme gücüdür. Bir devletin yasama, yürütme ve yargı güçleri ile silahlı güçlerinin tümüdür. Egemenlik tüm bu güçleri kullanabilme, emretme ve emirlerini yerine getirebilme gücüdür. Egemenlik, bir milletin geleceği ile ilgili son sözü söyleme ve son kararı verebilme yetkisi ve gücüdür.

Onun için bir devletin milli egemenliği hiçbir kişi, grup ya da ülke ile pazarlık konusu yapılamaz. Hiçbir kişiye, gruba, sınığa, bir  başka  ülkeye ayrıcalık tanınamaz. Devleti yönetme yetkisine sahip olanların bu yetkiyi ulustan almaları ve devleti yönetecek kişilerin millet tarafından seçilerek, belirlenmesi  kaçınılmazdır.

EGEMENLİK HER TÜRLÜ PAZARLIĞA  KAPALIDIR..!

Bu niteliği ve yönü ile 16 Nisan referandumu ile halk oyu ile Anayasanın değişiklik öngörülen 18 maddesinin tümü iddia ve ithamların tersine bir ‘rejim ‘değişikliği içermemektedir. Millet, 16 Nisan’da Cumhuriyet rejimi içerisinde egemenliğini daha işler ve işlevli kılabilmenin yol ve yöntemini belirlemek için sandığa gitmiş ve idaresini ‘evet’ yönünde kullanmıştır.

Milletin halk oylamasıyla 16 Nisan da sandığa yansıttığı bu iradeyi tanıyorum, beni bağlamaz, NATO veya bir başka ülke gelsin müdahale etsin demek, milli iradenin ret edilmesi ve milli egemenliğe yönelik   sorumsuz bir saldırı ve tacizdir.

Çünkü, ulusal bağımsızlığı  garanti ve güvence de olmayan bir ülke, milletinin egemenliğini de koruyamaz.! Egemenlik; sahiplik, hakim olma demektir. Bir milletin ülke yönetimine sahip olması o milletin ulusal egemenliğinin  ve dolayısıyla hakimiyetinin  işaretidir. Bu egemenlik ve irade, ister devlet yöneticileri istersi siyesi erk açısından olsun  millet egemenliğinin gölgelenmesi anlamında  üzerinde en küçük bir ‘toz’ bile kaldıramaz.

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 93