Bugün: 23.08.2017

21 YILLIK ÇINAR


 Bandırma’nın ve bölgenin en eski gazetelerinden İlkHaber, 21.yaşını kutluyor. Kuşkusuz, öncemizi biliyoruz ve saygıyla,sevgiyle anıyoruz. Çünkü, öncesi olmayanın sonrası da olmaz…. Ancak, 15 Aralık 1992’de kurulan ve yayına başlayan İlkHaber, çevresinde estirilen rüzgarın her türlü hışmına karşın, bir fidan olarak yıllardır bulunduğu topraklara, Bandırma’ya kök salmış olmanın onuru ile ağaç aldı.
 
 Ağaç ve ağaç olmak…Çok yazdık,çok söyledik.Bandırma ve bölgenin ağaçı çınar’dır diye…Çınar,varlığı,duruşu ve yıllara,etrafında olup biten her şeye karşın abide bir ağaçtır…İlkHaber ve çınar, varlığı ve kaderleri ile örtüşüyor. Ben, yüz yıllık çınarları Marmara adasında gördüm.Bir değil, onlarca,belki de yüzlercesini…Anıt gibi…Çınar’ın kökünü bilir misiniz?  Gövdesi ne kadar ulu ise toprağın altında o kadar ulu kökleri vardır.
 
 İlkHaber,bir çınardır ve bu çınarın öyküsünü bilen birkaç gazeteciden,yazarından birisiyim. Bu çınar da benim de suyum, emeğim, göz nurum var. Gölgesinde huzur içinde serinlemek ne kadar hoş olmuşsa, bu çınarın emekçisi olmanın tüm acısını, tüm çilesini bir kalem emekçisi olarak çekmişimdir. Öyle ki, çınar’ın kaderi ile kaderim bir olmuştur.
 
 İlkHaber’in kuruluş ve gelişip, güçlenmesi tarihinde kurucusu ve imtiyaz sahibi İhsan Kuruoğlu’nun özel bir yeri, konumu vardır. Kimse, Kuruoğlu’na bu eserin sahibi olarak bakmamalı. O da ektiği çınar fidanının kahırlı emekçilerinden birisidir.Dün çok çekti, hala da çekmeye devam ediyor.
 
 Yaşamımda mapus damı, bana de hiç yabancı bir mekan olmadı. Bu ülkeye sevdalı olmak, Şairin dediği gibi mapus damlarını mekan tutmak, ranzasına,kelepçesine sevdalı olmaktan ve tütün tadında bu sevdayı dillendirmekten hala geçiyorsa işte bu sözün bittiği, yiğidin harmanlandığı noktadır ki, bu hasat da ve harman da bize biçilen ne ise, gözü kapalı 
gideriz.
 
 Nicedir sözcüklerin eriyiz biz...Bandırma, Erdek, Gönen, Manyas, dağ başındaki köy bilir bunu…Akdimizdir; onur,namus belleriz. Sözcüklerin eri olmak, sözcüğü puşt pusulara yatırmak değildir bizler için…Nefes filmindeki komutanın eratına uyarısı gibi, “uyumayacaksın…uyursan ölürsün…”Sözcükler uyumamalı…! Sözcüklerin uyuması, ölümündür…Senin ölümün toplumun yitip gitmesidir…Sözcüklerin uyumamasının bedeli,ne yazık ki, biz de ağır…Bakmayın, Mavi Gözlü Dev’in, ülkenin kültür ve sanat elçilerini hayat damarlarımız olarak tanımlamasına…O nabız,nicedir atıp atmamak konusunda kararsız….
 
 Evet, 21.yaşımızı kutluyoruz…
 
Öncesini bilmeyen sonrasını yazamaz. Bilmek, başa beladır. Bilmek, soru sormaktır. Soru sormak ise, düşünen insanın, insan olabilmenin koşuluysa eğer, insan olmak bile  artık bir beladır. Bela,bize yaşamlarımızda hep yaren oldu.
 
 İlkhaber, Güney Marmara ve Bandırma’nın ilk günlük ofset gazetesi. O kadar çok ‘ilk’in kapısını açtı ve o kadar çok insan, bu ocak’dan gelip geçti ki, isisimlerini anımsayabilmek bile güç…Onun için İlkHaber, Güney Marmara ve Bandırma için,bölgenin bugünleri ve geleceği için yaşatılmalı…Bu yıllanmış çınara sahip çıkılmalı…
 
 Doğum günlerinde standart kutlama sözcükleri vardır ama ne ben standrtlara uyuyorum, ne de İlkHaber…Dün ve bugün bizimle birlikte dirsek çürütmüş, emek vermiş tüm sevgili dostlarımızı kutluyor ve İhsan Kuruoğlu’na  aramıza en kısa zamanda dönmesi dilegiyle sevgi ve selamlarımı yolluyorum… 
Nice yıllara…
 
Eğitim Destek Evi ve SonKurşun
 
Bandırma Belediyesi’ne bağlı olarak hizmet veren eski İskele’deki Eğitim destek Evi’nde yaşandığı iddia edilen olayları ilk kez SonKurşun kamuoyuna duyurda. Durmadı,susmadı ve bu konuda itham ve iddiaları ısrarla kamuoyuna taşıdı.
Ardından konunun birinci elden muhatapları yani Eğitim Destek Evi’nin yönetisi konuşmaya başladı. Son Kurşun,bu beyanlara ve iddialara da yer verdi. En sonunda ve uzun bir aradan sonra Belediye Başkanı Sedat Pekel konuştu ve SonKurşun,Başkan Pekel’in de yaptığı konuşmanın tamamına yer verdi.
Bu arada  Eğitim Destek Evi, kapatıldı...
Başkan Pekel’e göre, kapanma gerekçesi Eğitim Destek Evi ile ilgili kamuoyunun gündemine gelen itham ve iddialar değil, genel de terörle ilgili Devlet’in kaygılarıydı.
Olabilir...
Tüm bu süreç de Bandırma Cumhuriyet Baş Savcılığı da konuyla ilgili soruşturma başlattı ve soruşturma sürecinin nasıl tamamlandığını halen belmiyoruz.
Bu konunun SonKurşun’la bir ilgisi var mı?
Hayır, yok...?
Bizim dışımızda Eğitim Destek Evi’nde yaşandığı iddia edilen olaylar var. Bizi ilgilendiren gazetecilik yani mesleki boyutu. Daha önce de benzer konularda ve benzer iddialarla ilgili hep yazdık,dillendirdik. Biz ne polis ne de Savcıyız.Mesleki sorumluluklarımızı biliyoruz ve mesleğimizin gerektirdiği ne ise, onu layıkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Ötesi bizim sorunumuz ya da derdimiz değil...
Ancak, gerçek böyle olmasına karşın Eğitim Destek Evi konusunda kamuoyu gündemine taşıdığımız iddialar ve açıldığı belirtilen Savcılık soruşturmasıyla ilgili SonKurşun üzerinde anlamsız bir baskı var. SonKurşun’un  söz konusu haber ve yorumlarını dezeltecek yani itham ve iddiaları boşa çıkartacak tarz da yayıncılık yapması isteniyor.
Bilindiği gibi, bu konu çoktan kamuoyuna mal olmuş ve siyasetin konusu yapılmış bir olay. Son olarak AK Parti milletvekili Cemal Öztaylan, yaptığı basın toplantısında bu konuda Başkan Pekel ve yönetimine yönelik ağır eleştirilerde bulundu.
Bu da bizlerin sorunu değil, siyasetin konusu ve sorunu...
Eğitim Destek Evi ile ilgili itham ve iddialar doğru mudur yanlış mıdır, bunu eğer doğru ise açılmış Savcılık soruşturması sürecinde göreceğiz. Bir yönüyle konu, artık Adliye’nin ve yargının sorunu...
Savcılık soruşturmasıyla ilgili SonKurşun’dan bir gazetecinin ya da benim ifademe yada bilgime başvuruldu mu? Hayır, Savcılık böyle bir şeye bugüne kadar gerek görmedi.
Bundan sonra ne olur?
Bilmiyoruz ve gazetecilik dışında olayın bundan sonraki boyutu bizi ilgilendirmiyor.Çünkü, kimsenin, hiçbir kurumun ya da siyasal partinin namus bekçisi bizler değiliz ve böylesi bir sorumluluğumuz da yok!
O nedenle, yerel iktidar kaynaklı, Bu konuda SonKurşun’a ve şahsıma yönelik beklenti ve talepleri karşılamak benim işim olmadığı gibi, mesleki sorumluluğum alanına da girmiyor. Konunun muhatapları belli ve bu isimler bir adım öne çıkıp, kendilerini kamuoyu nezdinde ya da yargı nezdinde savunabilirler.
Bunun ötesinde, ister iddiaları ve ithamları dillendiren siyasi muhalefet olsun ister bu itham ve iddaların hedefi olan yerel iktidar olsun basın ve yayın kurumlarına dolaylı ya da dolaysız “tazyik” yapmamalı, zorlamamalı.
Bunu neden belirtiyorum.?
Çünkü, üzerimizde,kalemlerimize yönelik “tazyik” var. Bizzat, konunun ve iddiaların muhatapları “kibarca” ama yaptırım ve dayatma içerecek tarzda üzerimizde baskı kurmaya çalışıyorlar.
Bundan vazgeçilmeli ve  bunun yol olmadığı anlaşılmalı. Bu olay ve iddialar üzerinden, “Düzeltin..Yoksa, şunu veya bunu yaşarsınız” türünden söylemlere gazeteciler ve basın kuruluşları muhatap olmamalı.
Dikkat edilirse, isim vermiyorum ve krimseyi de “işte bu” diye hedef göstermiyorum. Bu da bizim ve SonKurşun’un kibarlığına, nezaketine yorulmalı. Çünkü, başımızda yeteri kadar “iş” var ve birilerinin gönlü hoş olacak ya da oturduğu koltuğu kurtaracak, bilmem kime şirin görünecek diye  bigzim bir derdimiz, davamız yok..
Buna rağmen, girdiği haber ve yorumlardan dolayı birileri SonKurşun’a ve şahsıma “diyet” ödettirmenin derdine düşecekse, o diyeti ödeyecek bizzat kendisi olacaktır...
Bulaşmak istemiyoruz ve bunu her fırsatta açıkça dile getirmekten de kaçınmıyoruz. Muhataplarımız bizleri biz olarak kabul etmeli ve işine bakmalı.Bizim de mesleki sorumluluğumuz muhataplarımıza,ya da haber konularımıza mesleki kaygılarla yaklaşmaktır.
Bu konuda yazacak başka da bir şey olduğunu sanmıyorum. 
 
Not: Savcılık zaten soruşturma dosyasını kapatmış durumda. Yani olay “resmiyette” bitti.
 
 
 
Erdek’te toplumsal aktivistler öne çıkmalı
 
Geçtiğimiz hafta Erdek Kent Konseyi’nin Genel Kurulu gerçekleşti. Erdek Öğretmen Evi’nde yapılan Genel Kurul da Belediye Başkanı Hüseyin Aysan’ın yaptığı konuşma, düşündürücüydü.
Başkan Aysan, ısrarla Kent  Konseyi’ne beldeden katılımın yüksek olmasını ama en önemlisi Erdek ile ilgili konuşma ve tartışmaların Konsey’de yaşanmasını talep etti.
Burada katılımın yüksek olup olmaması çok önemli değil. Önemli olan  Belediyeye bağlı ve onun yönlendirmesinde hareket eden Kent Konseyi’nden beklentiler ve işleyişi, işlevi konusunda öne çıkan düşünce ve beklenti önemli.
Daha düne kadar belediye başkanının söylediklerini “emir” kabul eden bir toplumsal ve idari yapıdan, karşılıklı saygı ve sevginin ön plana çıkartıldığı demokratik bir ortam özlemi Erdek’te nicedir yaşanan değişimin temel göstergesi.
Erdek; özgürce konuşmakve kendisini ifade etmek, tartışmak istiyor!
Erdek; toplumsal açıdan farklılıkları bir zenginlik olarak kabul etmek, ietişip kakışmadan, korkusuzca dilediklerini söylemek istiyor.
Peki, Erdek’in toplumsal yapısı ve sivil toplum örgütleri, siyase seçilmişleri, muhtarlar bu demokrasi şölenine hazır mı?
Bu sorunun yanıtı Erdek halkının bu demokrasi şölenine hazır olduğunu gösteriyor. Ancak, ne yazık ki, aynı şekilde  beldedeki sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler, seçilmişler buna hazır değiller. Bu alandaki demokratik kırılmanın yeteri kadar olgunlaştığını iddia edebilmek güç.
Bunu, 2009 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrasında bir çok kez Başkan Aysan’la da karşılıklı söyleşip, konuştuk. O’da farkında ve Erdek’linin taşın altına elini sokmasından yana...
Peki,bu nasıl olacak?
Ya da bir diğer ifadeyle Erdek’in  toplumsal açıdan demokratikleşmesi ve özgürleşmesinin kapıları nasıl açılacak?
Kişilerin Erdek’in sosyal ve siyasal, idari yaşamındaki belirleyicilikleri nasıl kırılacak?
Erdek, kişilerin ya da grupların rant kaygılarından ve kavgalarından nasıl uzaklaşacak?
Bu konuda hazır reçete bekleyenler,yanılırlar. Çünkü,bu işin reçetesi de belde halkının kendisinde...
Erdekli öncelikle konuşmak ve sorunlarını hiçbir kaygıya ve telaşa kapılmadan özgürce dillendirmek zorunda.
Bu da yetmez..!
Erdek’li örgütlü olduğu, üyesi bulunduğu meslek ödalarında, Birlik’te söz ve karar sahibi olabilmek için pasif ve edilgen üyelikden aktif üyeliğe geçmek zorunda.
Erdek, toplumsal yaşamında karşılıklı ilişkilerinde farklılıklara karşı saygıyı gözetmek ve korumak durumunda.
Bunlar kısaca dillendiğimiz gerçekler. Ötesinde kenti yöneten yani şehr-i emin ‘buyrun konuşup, tartışalım’ diyorsa Erdek’li bu kapıyı aralayan Aysan’ın söylediklerini itibar kabul edip, bu kapıyı sonuna kadar açabilmeli.
Kent Konseyi toplantısında Sedat Önder, İsmail Çalışkan çok rahat ve özgürce sorunlarını ve beklentilerini, zaman zaman isyan ederek, dile getirdiler. Erdek’in toplum olarak kendi toplumsal aktivistleri var. Erdek, bu insanlara da sahip çıkmalı.
 
 
 Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ