Bugün: 14.12.2017

2009 ve 2014

Bandırma, bu süreci sorgulamalı
2014 Mart yerel seçimlerine 4 ay kala, siyasal yaşamımızdaki anti demokratik yapı ve  buna endeksli yaşanan olumsuzluklar bir bir öne çıkıyor.

BANDIRMA AK 
PARTİ’NİN 8 BİN ÜYESİ..!

Daha önce de yazdım ve dile getirdim: Ak Parti’nin 2014 yerel seçimleriyle ilgili belediye başkanlarını ve Meclis üyelerini belirleme yöntemi özellikle CHP tarafından eleştiri konusu yapılırken, zaman içersinde CHP’nin nasıl adım adım AKP’lileşmeye çalıştığına ve aynı aday belirleme yöntemine dört elle sarıldığına tanık olduk.
Örneğin, aday belirlemede kamuoyu yoklamaları ve anket düzmecesi...
Ön seçim, siyasal partilerimiz için çoktan tarih oldu. Sandıktan kaçınamayanlar ise bir şekilde türlü türlü sandık oyunları ve entrikaları çevirmenin derdine düştüler.
Örneğin, Bandırma’da üye sayısı en fazla olan siyasal parti Ak Parti’dir. 
Yaklaşık 8 bin üyesi bulunan Ak Parti, sahip olduğu üye sayısı ile en yakın rakibi CHP’nin kat be kat üstündedir.
Örneğin, 30 Kasım’da Bandırma CHP’de başkan adayını belirlemek için oy kullanacak partili sayısı,bildiğim kadarıyla, 1200-1300 civarındadır.
Hep merak etmişimdir: neden ve niçin bu sayısal güce sahip olan Ak Parti, kamuoyu ve anketlerde oyalanmak yerine üyeleriyle sandığa gitmez ve parti nezdinde adaylıkla ilgili yaşanan tartışmaları sandığa havale  etmez diye...
Çünkü, siyasal yaşamda, yaşanan olumsuzlukların yegane çaresi, parti içi demokrasidir. Bu aynı zamanda bir siyasal partinin dilinden düşürmediği demokrasi konsundaki samimiyetinin de göstergesidir.
Eğer,bir siyasal parti, kendi üyesine inanmıyor ve güvenmiyorsa, kendi parti tabanını vazgeçtik ülkeden kendi partisinde SÖZ, KARAR ve YETKİ sahibi kılamıyorsa, bilin ve inanın ki, o partinin halkına ve seçmene bakış açısı da aynıdır.

PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Kuşkusuz, parti içi demokrasi sorununun, ülkede demokrasinin gelişimiyle ilişkili yönleri de var. Bu sorun, karşılıklı olarak iki tarafı da hem olumlu ya da olumsuz şekilde etkilediği gibi, aynı zamanda besliyor.
Geçtiğimiz günlerde eski belediye meclis üyesi Av. Ömer Faruk Can ile bu ve benzeri konularda karşılıklı zengin ve içerikli bir söyleşi olanağımız oldu.
Her ikimizin de hem fikir olduğumuz konuların başında, geçmişe ait siyasi alışkanlıkların ve siyasi kültürün son yıllarda adım adım değiştiği,içinde bulunduğumuz döneme uygun yeni siyasi anlayışın yeni bir siyasi kültürü de beraberinde getirip,geliştirdiğini ve sonuçta bunun da geçmişe göre daha farklı bir siyasetçi prototibini öne çıkarttığının üzerinde konuştuk.
Örneğin; Türkiye siyasal ve sosyal hatta kültürel,hukuksal, idare yaşamına damgasını vurmuş askeri vesayet,  askeri darbeler ve darbecilik olayı...
Eksik ya da yanlıştır, eğridir ya da doğrudur  ama Cumhuriyet tarihinde bu sorunla parti, iktidar ve Devlet olarak ciddi anlamda yıllardır cebelleşmeye çalışan  sonuçta Ak Parti’dir..!
Evet, ne yazık ki, gerçek budur ve ne yazık ki,  bu hesaplaşmaya siyasi yaşamın diğer paydaşları, sivil toplum örgütleri,basın tam anlamıyla bir türlü arzu edildiği gibi katılamamakta, kendi özgün katkısını ve rengini katamamaktadır.
Buna karşın, toplumumuzda askeri vesayet, askeri darbeler ve darbeciliğe karşı hızla derinleşen ve nitelik kazanan bir demokratik bilinç ve tepki vardır.
Bu önemlidir ve tarihseldir!
İster karşımızdaki insan sağcı ya da solcu olsun, ister komünist ister liberal, muhafazakar ya da ya da sosyal demokrat olsun, bir yönüyle artık hepimizin ortak noktası, bu yıllarca egemen ve baskın olmuş anti-demokrat olumsuzluğun reddidir..!
İşte,bu yeni bir siyasi anlayış, yeni bir siyasi formaddır.

AK PARTİ İKTİDARDAN 
GİTSİN DE ..!

Örneğin, mısır’da yaşanan askeri darbe ve SİSİ yönetimine karşı Ak parti’nin  ve iktidarın geliştirdiği tepki ve bu konuda Türkiye’nin geliştirdiği dış politika başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere diğer muhalefet partileri ,liderleri tarafından eleştirilmektedir.
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Meclis’deki son grup toplantısında, bu konudan hareketle, Başbakan Edoğan’ı Mısır’a havale etmeye davet etmesi düşündürücü ve manidardır.
Oysa ki, Türkiye, Cumhuriyet tarihinde ilk kez, Devlet ve iktidar olarak, komşusunda gerçekleşen askeri bir darbeye karşı resmi ve fiili tavır koyabilmiş, darbeye karşı bayrak olmuş Mısır halkı ile  birliktedir.
Yıllarca askeri vesayet ve askeri darbeler, darbicilik nedeniyle çekmiş Türk halkı, Cumhuriyet tarihinde ilk kez kendisi ile aynı kaderi yaşayan bir halk ile birlikte mücadele inancını, kararlılığını ve öfke paydaşlığını yaşayabilmektedir.
Kimse, küresel emperyal güçler ve siyonistler desteğiyle SİSİ’nin askeri faşist darbesini bir yana koyup da Mısır’da ilk kez demokratik bir seçimle iktidara gelen Müslüman Kardeşler ve lideri Mursi’ye takılmasın ve bizi güldürmesin!
Darbecilerin her zaman gerçekleştirdikleri eylemin, operasyonun bir gerekçesi vardır.. Aynı bizde yaşandığı ve olduğu gibi...

HAVUTÇA, NİÇİN 
DOĞRULARI 
SÖYLEYEMİYOR!

Evet, 2014 Mart yerel seçimlerine dönelim bir kez daha...
   Bakın, CHP milletvekili Av.namık Havutça, bu süreçle ilgili neler söylüyor:
"2009´da AKP´nin Türkiye´de en güçlü olduğu dönemde Bandırma´da Belediye´yi kazandık. Bir yerde başarı varsa o başarının arkasında emek vardır, çaba vardır, birikim vardır. Ben Sedat Pekel´in yaşamında bu emeği fazlasıyla gördüm. 2009 yılında teşkilatımızdaki birlik ve beraberliği sağlaması ve Öztaylan´ın da bize katkısı ve yardımlarıyla Bandırma Belediyesi´nikazandık. Bize muhalefettesiniz, iktidar size iş yaptırmaz diyorlardı. Ama biz yöneticiliğin bir proje işi olduğunu Bandırma´ya anlattık, seçimi kazandık. Bandırma´da tarih yazdık, bu başarının ardında Sedat Pekel vardı." 
Havutça, bu sözleri Bandırma Belediye Başkanı Sedat Pekel’in başkan aday  adaylığından çekilmesi nedeniyle söylüyor ama büyük ölçüde doğruyu söylemiyor, söyleyemiyor!

TÜRKİYE’DE ‘DERİN YAPI’LAR
 VE DARBECİLİK

Bandırma ve 2009 yerel seçimleri üzerine bugüne kadar bir çok makale yazdım,yorum yaptım ama en önemlisi bir çok yanıtı aranıp,bulunması gereken soruyu da kamuoyunun gündemine taşıdım.
Örneğin, 2009 yerel seçimleri öncesi ve sonrasıyla ,yine vazgeçtik ülke genelinden, Balıkesir, Güney Marmara ve Bandırma’da nelerin yaşandığının iyi sorgulanması gerekiyor.
Bunun en iyi anlaşılabilmesinin yolu, o ğünlerin gazetelerinin, çıkan haberlerin, yorumların iyi incelenmesinden geçiyor.
Bunun belleğimizin tazelenmesi açısından da yararı olduğuna inanıyorum.
Bugün geriye, o yıllara ve seçim arifesine dönüp baktığımızda Türkiye’de “derin yapı”nın, darbecilerin Ak Parti’nin, her ne yöntemle ve nasıl olursa olsun, iktidardan alaşağı edilmesi yönünde 2007 milletvekilliği genel seçimlerinde kaçırılan fırsatın 2009 yerel seçimlerinde yeniden denenmesi açısından somut bir arayışı ve çabası vardı.
Hatta bu arayış ve çabanın, 2007 genel seçimleri öncesine uzandığı, 2004 yerel seçimlerinde de benzer arayış ve çabaların olduğu ve AK parti’nin iktidar olduğu 2002 genel seçimleriyle birlikte yaşanmaya başladığı da söylenebilir.
Peki, darbe ve darbecilik eğilimi, Ak parti’nin kuruluşu ve iktidarıyla birlikte mi başladı?
Hayır..!
Yakın tarihimizde  12 Eylül askeri faşist darbesinin devamlılığı açısından özellikle 90’lı yıllarda 54.hükümetten başlayarak  yaşananlar ve 57.hükümetin başına gelenler ve sonrası hep önemlidir.
Bu tarihsel süreci,bu yılları , yaşanan olayları, sürecin devamlılığını va ıkışını daha iyi anlayabilmek için rahmetli Erbakan’ın  ve rahmetli Ecevit’in ve ortak oldukları hükümetlerin başına gelenlerin iyi biliniyor olması gerekiyor.
Peki, Havutça,bunları bilmiyor mu!?
Biliyor ama her zaman ki gibi, yaşananları gündelik siyasi çıkarlarına alet ediyor,saklıyor ya da çarpıtıyor..

BANDIRMA ‘DERİN YAPILAR’IN 
GÖLGESİNDE Mİ!?

Biz, biraz daha somutlayalım:2009 Mart yerel seçimleri Bandırma’da Ak Parti’nin basit bir yerel iktidarını koruma siyasal güdüsünün, birilerinin ya da CHP’nin de Ak parti’den yerel ektidarı bir siyasi rekabetle seçim yolu ile demokratik bir zeminde kazanma mücadelesi olarak, tek başına,  görülemez.
Bu, iktidar mücadelesinin 2009 öncesinde içinde “derin yapı” ve darbeciler vardır!
hatta bir adım daha ileri gidelim: Siyasal anlamda Ak Parti’yi yerel iktidardan uzaklaştırma çabasının içinde,ya da bu açıdan rol üstlenen siyasal figüranların içinde bizzat AK Parti’de ve yerel iktidarda  yer ve rol almış isimlerde bulunmaktadır.
Kimsenin iktidar olabilmek için “emeği”ne sözümüz yok ama bu emeğin, yaşaınanları göz önüne aldığımızda, niteliğini sorgulamak herkesin görevidir.
Havutça, bu konuda, şark kurnazlığı yapıyor!Yaşanmış gerçeklikleri dün de manipüle ediyordu,bugünde benzer yöntemleri öne çıkartmaya çalışıyor. Bunu da en iyi CHP’liler biliyor, görüyor...
Çünkü, Havutça’ya göre, AK Parti, ülke için bir teplike,ve nasıl becerilirse becerilsin, Türkiye Ak Parti’den kurtarılmalı..!
Bu siyasi refleks ve siyasal üfürük, aslında Havutça’ya da  bize de hiç yabancı değil...

HAVUTÇA. 20 TRİLYONUN
 PEŞİNE NEDEN DÜŞMEDİ Kİ!!!

Bu siyasal süreç 2009 yerel seçimleri sonrasında da sürmüş, Bandırma, Cumhuriyet tarihinin en kaydırık ve uyduruk operasyonuna konu edilerek insanları derdest edilip, mağdur kılınmış ve bu süreç, kanlı bir şekilde sonuçlandırılarak(Cihan Hayırsevener’in ölümüne sebebiyet verilmesi), perdeler kapatılmak zorunda kalınmıştır.
Zaman, en büyük hakim ve hakemdir..!
Havutça, bakın ne diyor?
“biz yöneticiliğin bir proje işi olduğunu Bandırma´ya anlattık, seçimi kazandık.”
Havutça, bir hukukçu...Mesleki olarak sorgulamayı,nedeni,niçini,nasılı bilir,sever..
Sn.Havutça, 5 yıl geçti ve 2009 öncesi seçmene,Bandırma halkına kazanmak için anlattığınız hangi projeden söz ediyorsun!?
-Öztaylan/Eraydın yönetiminin 20 trilyonluk yolsuzluğunu mu bir hukukçu olarak yargıya taşıyıp, aydınlattınız?
- Basit bir manipülasyon ürünü “hayvan” sözcüğünün ardındaki gerçeği mi gün ışığına taşıdınız?
- ‘ben de davacı olmuştum’diye övündüğünüz, KİPA Projesi ile ilgili iktidar olmanız sonrası bir dizi görüşme sonucu bir anda davacı konumundan çıkarak mı Bandırma halkını ve Belediyeyi refaha ve aydınlığa kavuşturdunuz!?
-Evet, 2009 Mart yerel seçimlerinde ortada CHP adına ve Başkan Adayı Sedat Pekel adına  bir başarı var ama bu başarının seçim öncesi ve sonrası yaşananlarla birlikte sorgulanması gerekmiyor mu!?
Bu soruları sormak ve yanıtını ısrarla aramak, ne CHP karşıtı ne de kolaylıkla başvurduğunuz gibi, muhatabınızın AK Parti’li olması anlamını taşıyor.

BANDIRMA DAHA KONUŞMADI

Gariptir ve kim bilir, belki de siyasal yaşamın ve siyasetin bir cilvesidir.
Şimdi, Başkan Pekel’in “bir anda” başkan adaylığından çekilmesiyle secen sevmeyen hemen herkes gözyaşları dökmeye, Pekel’in ardından methiyeler düzmeye başladı.
Oysa ki, aynı Pekel’in “arkamda durmadı.. arkam sıra iş çevrildi ”dediği insanlar acaba kim ya da kimler!?
Acaba kimler kimlere ne için sözler verdi ve kimler kimleri ne zaman, nasıl, ne için  arkadan vurdu ve hançerledi!?
Bunları ben bilemem ve en önemlisi, Bandırma, daha seçim havasına girerek, tam olarak konuşmadı!

Evet, Av. Ö.Faruk Can ile söyleşimiz nitelikli ve güzeldi, zengindi.Ülkede adım adım siyasal yaşam,siyasal kültür,siyasal anlayışlar değişiyor. yeni bir siyasetçi prototibi gelişiyor.
Bence üzerinde titizlikle durulması gereken şeylerden biri de bu..!
Çünkü, genç kuşaklar,ülkenin geleceğidir..Öyle derler...

Esen kalın..











Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1178