Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 16 NİSAN HESAPLARINI MİLLET BOZACAK..!

16 NİSAN HESAPLARINI MİLLET BOZACAK..!


İsviçre`nin başkenti Bern`deki Parlamento Meydanı`nda düzenlenen mitingte  üzerinde "Türkiye`de tek adam sistemine karşıyız" yazılı kafasına tabanca doğrultulmuş `Katil Erdoğan` pankartı ve gerçekleştirilen yürüyüş AB ülkelerinde hızla yükselen Erdoğan karşıtlığının da ötesinde düşmanlığının son göstergesi oldu…


80 milyon vatandaş görüntüleri ve pankartı televizyonlarından irkilerek izledi…


"Türkiye`de baskı, savaş ve diktatörlüğe karşı, özgürlük, hukuk devleti ve demokrasi","Türkiye`de tek adam sistemine karşıyız" pankart ve sloganlarıyla gerçekleştirilen mitingi Bern`de SP ile Kürt İnsan Hakları Merkezinin ortak organizasyonu ile gerçekleştirildiğini,  bir çok yasa dışı sol terör örgütünün yürüyüşe katılırken, FETÖ’cülerinde dağıttıkları bildirilerle  mitinge katılımı destekledikleri öğrenildi.


Olayın siyasal açıdan sempatik ve kabul edilebilir, anlaşılabilir hiçbir yanı ve yönü yok!


SİYASAL YAŞIMIMIZ  YATAĞINI BULMALI..!


‘Sol’ ve ‘sosyalizm’ , ‘sosyalistlik’ adına yapılan bu ve benzeri mitinglerin, sergilenen politikaların sosyalizmin tarihini ve sosyalist kuramı bilenler açısından anlaşılabilir tek yanı ve yönü vardır: Bireysel terörizmin, tehdişçiliğin, adına çocukluk hastalıklarının, maceracılığın, etnik temelde milliyetçilik ve bölücülüğün sosyalist  terminoloji  ile ifade etmek gerekirse anarşizim ve goşizmin sosyalist kuram ve  dünya görüşü ile hiçbir ilgisi ve alakası yoktur!


Bilemeyen, anlayamayan hiç değilse açsın okusun ve bilmeye, anlamaya çalışsın ya da sorsun, öğrensin!


Dikkat edilirse, sergilenen rezillikte temel siyasi argüman "Türkiye`de baskı, savaş ve diktatörlüğe karşı, özgürlük, hukuk devleti ve demokrasi" ve "Türkiye`de tek adam sistemine karşıyız"…Bu siyasi argümanın temel hedefi ve sembolü ise cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kimlik ve kişiliğinden de öte bizzat insan olarak varlığı..!


DARBECİ VE İŞBİRLİKÇİ ‘YENİ SOL’  YARATILDI!


ABD/CIA ve NATO,  AB ülkeleri ve istihbarat örgütleri, İsrail/Mossad    Cumhuriyet tarihimizin 50’li yıllarından başlayarak 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül 1980 askeri faşist darbeleri ve operasyonları sürecinde  Türkiye toplumuna ve sol’a ve Kemalistlere yönelik başarılı operasyonlar gerçekleştirdi.


Tarihimizi ve kültürümüzü çaldı, kendi çıkarlarına uygun revize etti ve örneğin 27 Mayıs 60’darbesi ve sonrasında darbeciliği kutsatarak, darbeci bir sol yarattı!60’lı yıllarda TİP ve sosyalist sol’un toplumda  hızla güç kazanması, Meclise girmesi ile  CHP’yi  Kemalizm’den hızla uzaklaştırarak bir yandan ‘ortanın solu’ adına yaşanan siyasal süreci bloke etmeye ve kontrol etmeye çalışırken, gelişen  sol gençlik hareketini  provoke ederek, sol adına tedhişçiliğe yöneltti ve kırdı, geçirdi.


70’li yıllarda sağ-sol çatışmalarını, etnik ve mezhepsel ayrımcılığı,  kavga ve çatışmaları besleyerek, toplu katliamlar gerçekleştirip, faili meçhul adı altında toplumun en ileri insanlarını  hedef yaparak, ekonomik ve toplumsal, siyasal krizi derinleştirerek,  can güvenliği ve huzur adı altında 12 Eylül faşist askeri  darbesinin gerekçelerini yarattı. On binlerce solcu ve devrimci insan, ülkücülerle birlikte işkencelerden geçirilip, katledilip, göstermelik mahkemelerde y sorgusuz sualsiz süründürülüp, zindanlarda çürütüldü.


AB VE SOROS’UN SOLCULARI..!


Türkiye ve Türkiye halkı, bu yıllarda başta ASALA, sonrasında da PKK bölücü terör örgütü ile tanıştırıldı. Ezilmiş ve biçilmiş sol ve sosyalist hareket, HDP/PKK’ya zorla biat ettirildi.80’li ve 90’lı yıllarda  adım adım anti-emperyalist, millici karakterini ve hassasiyetlerini yitiren sol ve sosyalist hareket, AB ve Soros solculuğu kimliği ile  tarihsel ve toplumsal geleneklerinden uzaklaştırılıp, demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri gibi evrensel değerler ve kavramların içini boşaltıp,  piçleştirilerek ucube ve omurgasız ‘figüran’ ve ‘taşeron’  sol yaratıldı…Zaman içerisinde ‘ortanın solu’ndan  ve sosyal demokrasiden ‘Yeni sol’a evrimleşen ‘Yeni CHP’ ve  HDP/PKK’nın partneri yapıldı.


Dün enternasyonalizm adına Sovyetler Birliği, Çin  ve Arnavutluk ekseninde gidip gelen ve sürekli kendi içinde ayrışıp, bölünen ve birbirinin hasmı olan sol ve sosyalist hareket, bu kez AB ülkeleri  ve Soros gibilerinin uyduluğunu kabullenerek, kendisini ‘özgürce’ ifade edebileceği  yeni hamiler buldu. Tarihinde anti-emperyalizm ile varlık ve vücut bulmuş olanlar Kobani’de  tanık olduğumuz gibi ABD bayrağı gölgesi  altında ‘bağımsızlık’ ve ‘özgürlük’ türküleri söyler hale geldi.


Bugün gelinen nokta, İsviçre’nin başkenti Bern de parlamento binası önünde ve İsviçre polisinin koruması altında pankartlarda cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasına silah dayayarak, özgürlük ve demokrasi adına FETÖ’cülerle  ve bölücü teröristlerle ‘nayır’ çığlıkları  atmaktır!


Yazık, çok ama çok yazık..!


GÖZÜ DÖNMÜŞLERİN MİLLETLE HESAPLAŞMASI..!


Kuşkusuz, AB ülkeleri nezdinde tüm bu yaşanan rezaletleri, sergilenen Türkiye, Türk ve İslam  düşmanlıklarını, ‘nayır’ kampanyalarını ve en hafif ifadeyle sergilenen ahlaksızlıkları tüm ülke ve millet izliyor. Bu ülkenin cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seversiniz ya da sevmezsiniz, düşüncelerini katılır ya da katılmazsınız bu başka bir şey ama yabancı bir ülkenin başkentinde bu ülkenin devlet başkanının kafasına silah dayama hakkını  hiç kimseye demokrasi ve özgürlük adına yutturamazsınız!


Bunun adı, ihanettir ve hainliktir!


Bunu Türk ya da Kürt halkı adına yapıyorsanız, Türk ve Kürt halkı da bu tür eylemler içerisine girenleri tükürüğüyle boğar. Yaşananlar ihanet ve hainliğin bugün taşındığı noktayı, zirveyi bize göstermektedir ki, en masum ifadeyle, bu milletin, Türk ve Kürt halkının öfkesinden Allah sizi korusun ve kurtarsın! Bu tür ihanet ve hainlikler karşısında halkın yorumu iki sözcüktür: GÖZÜ DÖNMÜŞLER..!


17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimi ABD/CIA, AB vesiyonist  uşağı, Nato Gladıosu FETÖ’cülerin  yani  GÖZÜ DÖNMÜŞ  ve GÖZÜNÜ KARARTMIŞ   olanların  neler yapabileceklerinin  göstergesiydi.


Millet kabullenmedi ve 250 insanımızın katledilmesine binlercesinin yaralanmasına karşın bu milletin vatanın bağımsızlığı ve geleceği söz konusu olduğunda neler yapabileceğinin, nasıl direnebileceğinin, en anlamlı ve en güzel kanıtı olmadı mı?


Evet, 16 Nisan referandumunu, 15 Temmuz’un rövanşı kılmak isteyenler, milletin kalesinde 16 Nisan’da gedik açarak,  küresel güç ve çıkar odaklarının amaç ve hedeflerine ulaşabilmesi için gönüllü basamak olmak isteyenlerle  ülkenin ve milletin hesabı var. Hep birlikte izleyip, yaşayıp, göreceğiz..


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 266