Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 15 TEMMUZ VE MİLLİ BARİKAT..!

15 TEMMUZ VE MİLLİ BARİKAT..!


15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasının bastırılmasının 1.yıldönümü yurtiçi ve yurtdışında törenlerle ve değişik etkinliklerle anıldı ve kutlandı. Cumhuriyet Türkiyesi’nde demokrasinin gelişimi ve askeri darbeler ve darbe dönemleri üzerine bugüne kadar sayısız görsel, yazılı, işitsel araştırma, inceleme ve edebi, sanatsal  çalışma yapıldı, yayınlandı.


Bu alanda atık ülke ve toplum olarak ciddi bir külliyata  ve birikime ve deneyime  sahip olduğumuz söylenebilir.


Yeterli mi?


Hayır, asla ve daha bu alanda yapılması gereken çok ama çoook kapsamlı çalışmaların yapılması gerektiği ve buna ülke ve toplum olarak gerçekten  büyük ihtiyaç duyduğumuz bir gerçek..! Türkiye’nin ve bu milletin demokratikleşme ve özgürleşme çabası yüz yıllık bir mücadelenin ürünü değil. Bu arayış ve mücadele Osmanlı döneminden bugüne  yaşanan toplumsal bir arayış ve mücadele.


Onun içindir ki, 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasını ve bu kalkışmanın bastırılmış olmasını,15 Temmuz direnişinin destanlaşmasını gerçekten anlamak istiyorsak bütüncül bir anlayışla Osmanlıdan Cumhuriyet’e demokrasi ve özgürleşme arayışı ve mücadelesinin  iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekiyor.


15 TEMMUZ’U ANLAMAK..!


Cumhuriyet devleti ve milletin darbeciler ve darbelerle hesaplaşması, direnişi bir gecede ortaya çıkmadı. Bu toplumsal diriliş ve uyanışın evveliyatı, geçmişi, verilen zorlu mücadeleler, kıyımlar, zorbalıklar, işkenceler, katliamlar ve  mağduriyetler var. Cumhuriyet tarihimizde 50 yılı aşkın bir zaman diliminde gerçekleşmiş askeri darbeler ve darbe dönemleri(ara dönemler) dikkate alındığında  15 Temmuz 2016 tarihine kadar  milletin her darbeci yeltenişe ve darbeye karşı yaşadığı onca mağduriyete karşın genel olarak zorbalık karşısında takındığı suskunluk ve sessizliğin kimseyi aldatmaması gerekiyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ya da başbakan Yıldırım’ın elinde sihirli bir değnek mi vardı da 15 Temmuz  darbe ve işgal kalkışmasına karşı bir anda yüzbinleri ve milyonları harekete geçirerek, ölümüne bir direnişle  kalkışmayı bastırdı?


Ya da aynı şekilde Erdoğan ve Yıldırım, kalkışmanın bastırılması sonrası hangi güç ve yetenekle milyonları devlete ve vatana ,ulusal egemenliğe sahip çıkmak ve korumak için meydanlarda günler ve geceler boyu demokrasi adına nöbet tutturdu?


Toplumsal yaşamın diyalektiğini anlayamayan ve kavrayamayanlar, ya benzer olgu ve olaylar karşısında  ilahi bir güç ararlar ya da yaşanan hemen her şeyi kişiselleştirerek, toplumsal dinamikleri göz ardı ederek kişilerin rolünü abartıp, kişi eksenli yorumlara yönelirler.


Bu darbecilerin ve darbe organizatörü Efendiler’in de işine gelir. Olay ve olguların kişiselleştirilmesi noktasında, kişiler hedef olarak belirlenip, aynı bugün ülkemizde yaşandığı gibi, kişi merkezli toplumsal kutuplaşma ve çatışmaların önü açılmaya çalışılırken, milletin öncülleri suikastler ve benzeri yöntemlerle siyasal ve toplumsal yaşamdan tasfiye edilmeye ve yine olmuyor ise bir şekilde  imha edilmeye çalışılır.


15 TEMMUZ: NİCELİKTEN NİTELİKSEL DÖNÜŞÜME..


Konuyu dağıtmadan bir kez daha vurgulayalım: 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasına karşı devlet ve milletin gösterdiği direnç ve direniş sonucu kalkışmanın bastırılmış olması  50-60 yıllık toplumsal mağduriyetlerin, demokrasi ve özgürlüğe olan inancın dile gelmesi ve adeta yanardağ misali patlamasıdır. Onlarca yıllık niceliksel birikimin niteliksel dönüşümüdür.


Sosyolojiden, sosyal psikolojiden ve toplumsal ilerlemenin dinamiklerinden bi haber olanlara bu gerçekleri nasıl anlatacaksınız. Hele ki, ülkeyi emperyalizme yaşamın her alanında bağımlı hale getirmiş, ulusal bağımsızlığımızı ve milletin egemenliğini göstermelik kılmış işbirlikçi haramzadeler ve haramilerin kurduğu düzenin on yıllardır sürdürdükleri saltanatlarının millete yönelik yürüttükleri anti-demokratik ideolojik ve siyasal bombardımanları ve algı operasyonları dikkate alındığında bu karanlık, kirli, kanlı  ve puşt cendereyi nasıl yıkıp, aşacaksınız?


Bu zordur, çileli ve meşakkatli bir mücadeledir. Bugüne kadar  bu milletin sayısız evladının hunharca ve zalimane biçimde yaşamlarına mal olmuş bir mücadeledir. Nice ana baba, bu mücadelede yitirdiği evlatlarının acısını on yıllardır bağrında taşıyarak bugünlere geldi.


Kuşkusuz siyasi önderlik ve liderlik demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamsaldır. Biz bunun önemini ve eksikliğini yıllardır yaşıyoruz. Her askeri darbe de, darbe dönemlerinde ülkenin yönetiminde söz sahibi olan siyasi partiler ve siyasi liderler darbeciler karşısında ve süngü zoru karşısında biat edip, bir kenara çekilirken bu ülkede ilk kez 15 Temmuz da, bu ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanı yanı sıra bir siyasal parti darbecilere biat etmeyi ret ederek, milletini bağımsızlığına, egemenliğine, vatanına, bayrağına sahip çıkmak için sokaklara, meydanlara çıkmayı ve direnmeye davet etti.


BU MİLLET 20. VE 21.YÜZYILDA DA TARİH YAZDI..!


20.yüzyılda sömürgeciliğe karşı dünyada ilk kez ulusal bağımsızlığı ve egemenliği için yola çıkmış ve verdiği mücadeleyi zaferle taçlandırmış ve Cumhuriyet Türkiyesi’ni kurmuş olan bu millet bu kez de 21.yüzyılda emperyalizmin organize ettiği bir askeri darbe ve işgal kalkışmasını  canı ve kanı pahasına ezmenin ve bastırmanın onurunu yaşadı.


Bu millet 100 yıllık tarihinde toplumsal olarak ikinci kez tarih yazmanın ayrıcalığına sahip oldu! Milletin onurla taşıdığı bu ayrıcalığı küçümseyerek, aşağılamaya ve önemsiz kılmaya çalışanların 15 Temmuz’un yıldönümünde özellikle sosyal medya üzerinden günlerdir sinsi bir şekilde örmeye çalıştıkları her taraflarından hainlik akan algı operasyonlarına tanık oldukça asla  üzülmüyor  ve  şaşırmıyorum.


Bu ülkede onlarca yıldır köle ruhlu, işbirlikçiliği yaşam biçimi eylemiş, ulusal bağımsızlık ve egemenliğine, ulusal öz benliğine  yabancı yabancı kuşaklar yetiştirildi.


Ne bekliyordunuz?


Onlarca yıldır yaratılmış bulunan toplumsal tablonun bir anda değişmesini mi?


15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasının bastırılmasının 1.yıldönümü anma ve kutlamalarında  toplumsal değişim ve dönüşümün bir anda  mümkün olmadığına ve olmayacağına bir kez daha tanık olduk. Daha katedilmesi gereken çok ama çoook yol var.


Yılmadan ve yıkılmadan, gevşemeden inançla, ulusal birlik ve beraberliğimizi her adımda biraz daha güçlendirerek MİLLİ BARİKATI  çelikleştirip, yükseltmek hepimizin görevi olmalı.


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 69