Bugün: 18.08.2017

15 TEMMUZ VE BANDIRMA!


15 Temmuz darbe kalkışması ve kalkışmanın bastırılması sonrası sürecin ülke genelinde yaşandığı gibi, Balıkesir merkez yanı sıra Körfez ve Güney Marmara’da da dolaylı dolaysız siyasal ve toplumsal yaşama çok yönlü etkisi oldu. Biz bu yazımızda öncelikle 15 Temmuz ve sonrası süreci Güney Marmara ve Bandırma açısından ele almaya çalışacağız.


15 Temmuz darbe kalkışmasının ilk dakikalarında özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşanan askeri hareketlilik televizyonların canlı yayınları ve sosyal medya üzerinden yayınlandı ve cep telefonlarıyla insanlar öncelikle ‘ne olduğunu’ anlamaya çalıştı.


Güney Marmara da, Bandırma da Garnizon ve hava üssünde ve Erdek’te Donanma’da askeri bir hareketlilik yoktu.


DARBE AKŞAMI BANDIRMA’DA NELER YAŞANDI?


Daha sonra mevcut askeri hareketliliğin bir darbe kalkışması olduğu anlaşıldıktan sonra cumhurbaşkanının ve başbakanın halka yönelik mesajları ve sokağa çıkın çağrılarıyla birlikte kalkışmaya karşı hareketlilik tüm ülke sathına yayılmaya başladı. Bunda, cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım’ın beyan ve çağrıları yanı sıra AK Parti Genel Merkezinin il, ilçe ve belde teşkilatlarını sokağa davet etmesi de önemli bir rol oynadı.


Yiğidin hakkını yiğide vereceksiniz ve kimsenin hakkını yemeyeceksiniz!


Örneğin, ben, askeri hareketlilik ve bu hareketliliğin bir darbe kalkışmasını öğrendiğimde evimde, ailemleydim. Telefon görüşmelerimden sonra yaşananın Fetullahçı bir darbe kalkışmasını öğrendikten sonra, Bandırma’da ilk aradığım kişi AK Parti İlçe Başkanı Alp Bostancı oldu. Yaşananın  Fetullahçı bir darbe kalkışması olduğunu, il teşkilatından sokağa çıkma ve direnme mesajı geldiğini ve evdekilerle helalleşip, parti merkezine inip, yönetimi ve arkadaşlarıyla bir araya geleceğini, ne yapılacağını, orada karar verecekleri bilgisini verdi.


DARBE SEVERLERİN YILLANMIŞ DARBE KABIZLIĞI!


Benim için, darbe kalkışmasına Fetullahçıların ya da  hep yaşayıp, tanık olduğumuz gibi Sahte Kemalistlerin yapması fark etmiyordu. Faşizmin, Fetullahçısı, bilmem necisi yoktur! Bunlar etikettir! Tepe tepe kullanılır, sonra bir kenara atılır!


Sürpriz miydi, hayır!


12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi sonrası darbe severlerin yakalandığı ‘darbe kabızlığı’ üzerine çok yazdım. Özellikle REFAHYOL döneminden başlayarak, yıllardır ‘darbe kabızlığı’ içinde kıvranıp, duruyorlardı.


Biz de darbe severler, özellikle ABD/CIA ve NATO ,İsrail/MOSSAD,AB beslemesi ve işbirlikçileridir. Kimisi liberal ama genellikle Kemalist bir söylemle, Cumhuriyetin elden gittiği, devletin yönetilemez hale geldiği, solun ve şeriat özlemcilerinin her an iktidara gelecekleri, ülkenin karpuz gibi bölünüp, kardeş kavgaları yaşanacağını, yönetenlerin aymazlığı masalına dört elle sarılırlar.


AMERİKAN P.ÇLERİNİN BİTMEYEN MUSTAFA KEMAL SEVDASI!!!


Alın, 27 Mayıs darbe bildirisini, 12 Mart ve 12 Eylülcülerin darbe bildirilerini üst üste koyun, kopyadır! 15 Temmuz darbe kalkışmasını gerçekleştiren soysuz, ABD/CIA,NATO p.çlerinin de TRT’den zorla  okuttukları darbe bildirisi de aynıdır!


Ezberledik, bıktık artık!


Sanırım, dünyanın en beceriksiz, en kabiliyetsiz, kendisini yenileme gibi bir özelliği olan basma kalıp, kopyacı darbecileri, darbe severleri bizim ülkemizdedir. Hele hele her darbe bildirisinde Mustafa Kemal adını kullanmıyorlar mı, bu rezilliğin, ihanetin, pespayeliğin yüz karasıdır!Her neyse…


Biz de ailece helalleşerek, eşimi ve çocuğumu alarak önce akaryakıt istasyonuna gittik.


Aman Allah’ım! Millet kuyruk olmuş…


Garnizon da bir hareketlilik var mı ,diye  araçla önünden geçip, merkeze indik. AK Parti’nin önü kalabalık. Parti açık, ışıkları yanıyor ve ilçe başkanının, yöneticilerle yukarda olduğu söylendi.  Partinin önünde ve yol üstünde bekleşenler araçlarının radyolarından, cep telefonlarından yaşananları anlamaya çalışıyorlar.


BANDIRMA DA TARİH YAZANLARA EŞLİK ETTİ!


Yaklaşık 500 kişilik kalabalık, Bostancı ve yöneticilerin aşağıya inmesiyle birlikte meydana yürüyorlar. ’Dik dur eğilme, bu millet seninle’ sloganları yükseliyor. Ellerinde bayraklar ve geçmiş de yaşandığı gibi bir daha askeri bir darbeye izin vermeyeceğini söyleyen insanların inanç ve kararlılıkları dikkatimi çekiyor. Meydanda, Atatürk büstünün bir kenarına ilişip, kitlenin psikolojisini, kararlılığını anlamaya çalışıyorum.


Örgütlü ama örgütsüzler!


İnançlı ve kararlı ama bilinçsizler!


Meydana bakan alandaki CHP binasının ışıkları sönük ve kapalı. Hiç açılmıyor! Alanda geziniyorum. Ülkücüler, MHP’li, CHP’li bildiğim, tanıdığım insanları görüyorum. Ancak, görmek isteyip de alanda göremediğim o kadar çok insan var ki…


Kalabalık gittikçe fazlalaşıyor. Halktan ileri yaşlı kadın ve erkekleri, çocukları ve gençleri izliyorum. Bostancı, Anıtın kaidesine çıkmış, öfkeli tepkileri yatıştırmaya, insanları düzene sokmaya, provakasyonlara karşı uyanık olmaya sürekli davet ediyor. Haklı da,  kalabalık fazlalaştıkça  kimi provakatörlerin bozguncu çabalarına tanık oluyoruz. Kalabalık etkisiz hale getirip, polise teslim ediyor.


Eşime, yanı başımdaki dostlarıma söyleniyorum: Eğer, aynı millet 12 Eylül ve 12 Martçılara karşı da aynı şekilde dik durabilmiş ve sokaklara çıkıp, direnç gösterebilse idi, bunca insan katledilmez, mağdur kılınmazdı diyorum. Dostum ekliyor: Ama o zaman kimse Erdoğan ve Yıldırım gibi, darbecilere karşı çıkıp, milleti direnin diye sokağa davet etmedi ki! Şapkasını, çantasını, kediciğini alan, darbecilerin arasında sus pus gitti…


Doğru söylüyor!


15 TEMMUZ, BANDIRMA’DA DA YILLANMIŞ EZBERLERİ  BOZDU!


Erdek de, Gönen’de, Manyas da aynı saatlerde AK Parti ilçe teşkilatları ve partililerin Bandırma’da olduğu gibi sokaklara çıktığını, alanları doldurduğunu öğreniyorum. Evinden, partiden çıkarken aşağı sürçenleri diğerlerinin çekip çıkarttığını öğreniyorum. O nedenle, Bostancı ve bir gurup partilinin çabası ve emeğini görmek, anlamak ve gerçekten takdir etmek gerekiyor.


Güney Marmara’da Bandırma, 15 Temmuz darbe kalkışmasının ilk saatlerinden başlayarak, demokrasi adına, bağımsızlığımız ve egemenliğimiz adına tarih yazdı, örnek oldu. Başta Alp Bostancı olmak üzere ,o gün ve o an bizimle aynı atmosferi meydanda karşılayan tüm hemşehrilerimizi yürekten kutluyorum. Onlar perde arkasından sokaklara, meydana çıkmış insanları izlemekle yetinmediler. Onlar, bir çok darbe mağduru gibi, yaşadıklarını nostaljik bir öykünme konusu olarak meyhane masalarında meze yapıp, tüketmediler.


Millet, kalkışma akşamı canıyla cebelleşirken, utanmadan ve soysuz bir çabayla sosyal medya üzerinden  tüm olup bitenleri ‘tiyatro bu’, ‘Tayyip’in yeni filmi’ yakıştırmalarında bulunanlar, kimisi de soysuzluğunu taçlandırırcasına ‘TRT de iş bitti’ diye darbecilerle hainliğini tokuşturmanın derdine düşmüş, şaşkın avaneydi!


Onlar eşleriyle, babaları ve analarıyla, bebeleri ve çocukları ile  helalleşip, ’şimdi çıkmazsam ne zaman çıkacağım? Şimdi, konuşmazsam ne zaman konuşacağım? Şimdi, hayır, demezsem ne zaman ‘hayır’ diyeceğim, diyerek hem ülkeyi, hem milleti hem Güney Marmara ve Bandırma’yı onurlandırdılar.


Bu bir hesaplaşmadır ve  Güney Marmara ile Bandırma, bu hesaplaşmayı alnının akıyla, onurlu şekilde veren bir bölge ve kent oldu.!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 274