Bugün: 18.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 15 TEMMUZ KALKIŞMASIYLA ‘DARBE KABIZLIĞI’NA BİR NEBZE ÇARE BULDULAR!

15 TEMMUZ KALKIŞMASIYLA ‘DARBE KABIZLIĞI’NA BİR NEBZE ÇARE BULDULAR!


15 Temmuz darbe kalkışması, yaşananlar ve kalkışmanın bastırılması sonrası  devlet ve iktidarın  başlattığı  ‘temizlik operasyonu’, kısmi anlamda Balıkesir ve  Güney Marmara’yı da kapsadı. Bir çok darbeci ve darbecilerle ilişkili subay, emniyet görevlisi, hakim ve savcı, kaymakam göz altına alındı veya tutuklandı.

Toplumda, 15 Temmuz kalkışmasına yönelik  tepkiler ve yorumlar farklı farklı. AK Parti  ve harekete geçmiş sokaklara, meydanlara inmiş, sesini yükseltmiş, fiili direnişe soyunmuş   geniş halk kitlelerine göre askeri kalkışmanın üzerinde ne konuşulacak ne de anlamsız yorumlarla insanların kafasını karıştıracak yorumlara ihtiyaç var.

Yaşanan bir askeri darbe kalkışması ve devlet ile millet, bu kalkışmaya izin vermedi.

Siyaset bilimi, sosyoloji, hukuki, güvenlik stratejistleri , vb.  açılardan ise, 15 Temmuz girişimi, yaşananlar itibariyle klasik bir ‘darbe kalkışması’ . Amaç ile hedef belli: Devlet yönetiminin zorla ele geçirilmesi, siyasal iktidarın zor yöntemiyle  yıkılması!

15 TEMMUZ  DARBE KALKIŞMASINI NİÇİN BEĞENMEDİLER?

15 Temmuz askeri darbe kalkışmasına kuşkuyla yaklaşanların ortak karşı çıkış noktaları da önemli.  Bu itiraz ve kuşku gerekçeleri şöyle sıralanabilir:

- Böyle darbe olmaz! Bu tiyatro! AK Parti ve cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasal konumunu güçlendirmek ve başkanlık yolunu açabilmek, muhaliflerinden kurtulabilmek  için, böylesi bir yolu tercih etti.
-Böyle darbe olmaz! Öncesinde yaşanmış askeri darbeler gibi, emir-komuta zincirini oluşturmadan, sınırlı bir askeri güç ile siyasi liderleri derdest etmeden, devlet başkanı Erdoğan ve bakanları halletmeden, sadece çatışmacı bir  macera  filmi sahnelendi.

15 Temmuz askeri darbe kalkışmasıyla ilgili, bu ve benzeri  itirazlar çoğaltılabilir. Bu nokta da, ortada,15 Temmuz kalkışmasıyla ilgili trajikomik bir durumun da olduğunu söyleye biliriz. Ortada bir askeri darbe kalkışması olduğu  kabul ediliyor ama bu kalkışmanın başarıyla sonuçlanmamış olmasından kaynaklanan tepkiler toplamı, kendisini farklı bir şekilde ve farklı gerekçelerle, mazeretlerle kamuoyuna yansıtıyor.

Nerede ise, şu söylenecek?

Kalkışmacıları, ‘askeri darbe uzmanı’ yorumcularının eline versek, ‘darbe böyle mi olur. Neden ve niçin başaramadınız’ diye  sorgulanacaklar. Kuşkusuz, bu yaklaşımların da kendi içinde mantıklı nedenleri var.

‘YENİ TÜRKİYE’Yİ ANLAMAK BU KADAR MI ZOR?

1.si, Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinden 2016 yılına darbe periyotlarını şaşırdı. On yıl da bir,  birbirine benzer gerekçeler ve mazeretlerle, devlet yönetimine el koyanlar, şu veya bu nedenlerle, ‘darbe kabızlığı’ nı yıllardır çekiyorlar. ANAP’lı  ve Özal’lı yıllardan sonra gelip geçen iktidarlara, yaşanan siyasi krizlere,28 Şubat’a, balans ayarlarına, kitapçık fırlatmalara  bir bakın. Bir anlamda yok yok!

2.si, 2001 yılında AK Partinin kuruluşu ve 2002 genel seçimlerinden bugüne yaşanan siyasal ve toplumsal sürece, yaşananlara, olup-bitenlere bir bakın! Sarı kız-kara kız gibi envai  çeşit isimle hazırlanmış darbe planları, başta ABD ve NATO’nun  büyük gayretlerine karşın, FETOCULAR sayesinde ellerinde patladı. ’Darbe kabızlığı’ tüm şiddetiyle bu yıllarda da sürdü.

3.sü, Türkiye’de sonuca ulaştırılmış bugüne kadar üç darbe oldu.27 Mayıs,12  Mart ve 12 Eylül. Her üç darbenin de organizatörü ve tetikçisi ABD ve NATO ile işbirlikçilerdir.27 Mayıs, merkez sağa karşı gerçekleştirilmiş bir darbedir.12 Mart ve 12 Eylül ise, özellikle sol’a ve sosyalist sola karşı gerçekleştirilmiştir. Çok iddialı bir tespit olarak, şu da söylenebilir: Darbeciler, 12 Mart ve 12 Eylül’de darbeye gerekçe ve mazeret olarak, sol’ u ve sosyalist solu tepe tepe kullandı.

4.sü, 80’li yılların sonunda ve 90’lı yılların başında Sovyet Bloğunun çökmesi ve dağılması,’ soğuk savaş’ın bitmesiyle değişen dünya konjoktürüne  uygun olarak başını ABD’nin çektiği ‘küresel efendiler ‘ için ‘tehdit’ kavramı değişti. ’Yeni dünya düzeni’ adına, kapitalist-emperyalist ülkeler ulus devletleri ve İslam’ı  hedef olarak belirledi.

5.si ve belki de en önemlisi, 2001 yılında kurulan AK Parti’nin 2002 yılında tek başına iktidar olması ve  yaklaşık 14 yıldır gerçekleşen tüm genel ve yerel seçimlerden, referandumlardan, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden  başarıyla çıkmış olması, sahip olduğu devlet ve yönetim anlayışı, izlediği ekonomik-politika, benimsediği  2023 ve 2071 gibi hedefleri lafta değil, adım adım fiiliyata dökmesi, İslam konusunda kontrollü bir güç olmaktan hızla uzaklaşıp, çıkması gibi onlarca neden ‘küresel efendileri’ ve işbirlikçilerini ürküttü. Türkiye’de devlet ve yönetim, özellikle Erdoğan’ın devlet başkanlığı döneminde kontrol edilebilir, denetlenebilir, yönlendirilebilir olmaktan çıkmaya başladı.

FETÖ,TÜRKİYE’YE AK PARTİ’NİN DEĞİL,ABD VE NATO’NUN  HEDİYESİDİR!

FETO, 60’lı yılların Türkiyesi’nde olgunlaştırılıp, 70’li yıllarda semizlenmiş, 80’li yıllarda  farklı nedenselliklerle devlet ve toplum yaşamında rol biçilmiş, 2002 ‘da AK Parti’ye ve ve AK Parti iktidarına yamanmış,yapıştırılmış bir ABD ve CİA  yetiştirmesi, figürandır.

Dikkat edilirse, AK Parti  liderliğinin ve  özellikle Erdoğan’ın ‘felaketi’, aslında 2007’lerde gördüğü ve parti, iktidar, devlet nezdinde belli önlemler almaya başladığı  anlaşılıyor. Bu hesaplaşma süreci 2010’lardan başlayarak, derinlik kazanmaya başlamış, Ak Parti ve iktidarı, Erdoğan’ı hızla bir  yol ayrımına taşımıştır.

FETOCU organizasyonun, dersane krizi ile başlayan MİT Başkanı Fidan operasyonuyla gün geçtikçe, siyasi ittifak  politikası  geliştirip, güçlendirdiği  sürecin iyi anlaşılması gerekiyor. Bu, aynı zamanda 15 Temmuz kalkışmasının şifrelerini de bize veriyor. AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı temelinde FETO, PKK/HDP, Yeni CHP, sağ ve sol liberaller, Sorosçular’ın oluşturduğu siyasi muhalif kamp, aynı şekilde 15 Temmuz askeri darbe kalkışmasının, siyasal ve sosyal tabanıdır. Bunun medya ayağının başını Doğan Medya Grubu, ekonomik ayağını ise TÜSİAD  oluşturmaktadır.


SOROS SOLCULUĞUNUN MAZOŞİST FERYADI!

15 Temmuz askeri darbe kalkışmasının ‘mazoşist’ bir yanı da var.12 Mart ve 12 Eylül darbe dönemlerinin faturasını  en ağır şekilde ödemiş, mağdur kılınmış  sol kesim içinde, (ki o yıllarda  çoğu sosyalist sol’dan etkilenmiş olmalarına karşın bugün Yeni CHP ve PKK/HDP etkisi altındadır)askeri darbe kalkışmasının onları değil de İslamcı olarak gördükleri sağcı bir partiyi ve iktidarı doğrudan hedef almasının şaşkınlığını ve mahcubiyetini yaşamaktadırlar.

Evet, 15 Temmuz askeri  darbe kalkışmasına, neden ve sonuçlarına yine döneceğiz. Esen kalın…


Etiketler: ENGİN ARICAN 

Diğer GÜNDEM haberleri

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 470