Bugün: 20.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 15 TEMMUZ KALKIŞMASI VE MİT!

15 TEMMUZ KALKIŞMASI VE MİT!



15 Temmuz darbe kalkışması, kalkışmanın bastırılması, arkasındaki uluslar arası  ülkeler ya da güçler konusunda çok şey söylendi, yazıldı, tartışıldı. Bir çok kamuoyu araştırma  şirketi anketler gerçekleştirdi. Ankete  katılan anketörlerin  % 80’e yakın bir kısmı kalkışmanın ardında ABD/CIA  ve NATO’nun bulunduğuna inanıyor.


Bir çok ülke yönetimi de ülkede gerçekleştirilen 15 Temmuz kalkışmasının failinin ABD/CIA ve NATO olduğunu ya ima ediyor ya da açıkça dile getirip, kalkışma adresini  işaret ediyor.


ELİNİZİ SALLASANIZ  AJANA  ÇARPIYOR!


Fetullah Gülen’in 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla ilgili yabancı haber ajanslarına yorumu ilginç. Gülen, 15 Temmuz darbe kalkışmasının bir tiyatro ve Hollywood filmi olduğunu söylerken, AKŞAM gazetesinde dün, yer alan bir haberde, Fetullah Gülen’in ABD’de kalabilmesi için yetkili kurumlara referans olan eski CIA’cı Graham Fuller’in  mesai arkadaşı  eski CIA’cı ve Türkiye uzmanı ABD’li Henri Barkey’in başında olduğu 10 kişilik bir CIA ekibinin, kalkışma akşamı Büyükada’ya özel bir tekneyle yanaşıp, burada bjr otelde 16 kişinin, toplantılar yapıp, yaşananları izlediğini ve kalkışmanın  bastırılması sonrası, apar topar Türkiye’den ayrıldıklarını vurguluyor.


15 Temmuz darbe kalkışmasının uluslararası bir operasyon olduğu konusunda her geçen gün değişik veriler ve bilgiler, belgeler, ilişkiler yayınlanıyor. Biz, bugünkü yazımızda, olayın bir başka yönüne, istihbarat boyutuna değineceğiz.


MİT’İN TARİHİNİ NE KADAR BİLİYORUZ?

Türkiye’nin ABD’nin istihbarat örgütü CIA ve başta İngiliz, Alman, İsrail gibi ülkelerin istihbarat örgütleriyle tanışması yeni bir olay değil. Ülkemize yönelik başta CIA olmak üzere farklı ülkelerin istihbarat örgütlerinin faaliyetleri üzerine bugüne kadar cesaretle çok şeyler söylendi ve yazıldı. Doğal olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT)’ nın tarihi, oluşumu, kuruluşu ve faaliyetleri üzerine de  bugüne  kadar çok şey söylendi, yazıldı ve bir çok kitap yayınlandı.


Ancak, devlet ve toplum olarak bir sorunumuz var!


FETÖRİSTLER’in  ilk suikastlerinden biri, FETO’nun Emniyet içindeki teşkilatlanmasını ve kadrolaşmasını  yazan ve KÖSTEBEK isimli kitabın yazarı Dr.Necip hablemitoğlu’dur. Hablemitoğlu, bir inkılap tarihçisi olmanın yanı sıra aynı samanda bir istihbarat tarihçisiydi. Öldürülmeden önce Hablemitoğlu ile bu konularda çok sohbet etme olanağımız oldu.


Hablemitoğlu, özetle, şu gerçeklerin altını çiziyordu:


a-) MİT, 22 Temmuz 1965’de kuruluşundan başlayarak ,hiç bir zaman adına yakışır şekilde, ‘milli’ olamadı. Tarihsel olarak oluşumu ve kuruluşunu ABD ve CIA’ya  borçlu olan MİT, onlarca yıl ABD ve NATO’nun çıkarlarına uygun faaliyet yürüttü.


ZENGİN BİR İSTİHBARAT TARİHİMİZ VAR AMA!


b-) Oysa ki, Türkiye’nin Osmanlı’dan başlayarak, zengin bir istihbarat tarihi vardı.17 Kasım 1913 tarihinde Enver Paşa tarafından Teşkilât-ı Mahsusa’nın kurulması;  İstanbul’un işgalinden sonra 5 Şubat 1919 tarihinde Karakol Cemiyeti’nin kuruluşu; Zabitân, kurtuluş savaşı yıllarında Yavuz, Hamza ve Felâh Gruplar’nın kuruluşu;  18 Temmuz 1920 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından Askeri Polis Teşkilatı (AP veya P)’nın kuruluşu;  Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1 Nisan 1921 ile 22 Haziran 1922 tarihleri arasında Anadolu`nun çeşitli şehirlerinde faaliyet gösteren Tedkik Heyeti Âmirlikleri’nun kuruluşu;  TBMM Hükümetinin, 3 Mayıs 1921 tarihinde kısa adı "M.M." (MİM MİM) olan bu örgütün 5 Ekim 1923`de faaliyetlerine son verilmesi ve   Cumhuriyet Devleti’nin kuruluşuyla Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti (MEH/MAH) kurulmasından MİT’in kuruluşuna  ve uzanan bir tarihtir söz konusu olan. Bu istihbarat tarihi bir anlamda milletten gizlendi.


c-)ABD/CIA ve NATO kontrolünde ‘soğuk savaş’ yıllarında komünizm ve irtica tehdidine karşı konuşlandırılan MİT, aslında Cumhuriyet’in temel değerlerine ve Kemalizme, sol’a ve İslam’a karşı  görevlendirildi. Varlık gerekçesi ve uluslararası faaliyetleri budanır ve işlevsiz bırakılırken, kendi devletini ve toplumunu hedef gördü.60’lı yıllarda NATO üyesi ülkelerde oluşturulan ve  Gladıo  olarak bilinen, Özel Harp Dairesi’ne tabi kontr-gerilla örgütlenmesi, ülkede gerçekleşen bir çok karanlık provakasyonun, suikastin merkezi kabul edildi. Askeri darbelerde temel rol oynadı.


ÖNCE ULUSAL ÖZGÜVENİMİZİ  HEDEF ALDILAR!


d-)ABD/CIA ve NATO, sistemli, bilinçli ve planlı olarak ulusal istihbarat örgütü MİT’i, yürüttüğü algı operasyonlarıyla, devlet ve millet nezdinde itibarsız bir konuma soktu. MİT; karanlık, kirli, entrikacı ve kanlı bir örgüt olarak toplumun belliğine yerleştirilmeye çalışıldı. CIA operasyonlarını,  macera filmleriyle beğeniyle izleyen toplumun her kesimi, devletinin ve MİT’inin  benzer bir uluslararası operasyon gerçekleştiremeyeceği kanısı içine bilinçli  sürükletildi. Öyle ki, MİT ajanı olmanın, MİT ile çalışmanın ya da yurttaşların göğsünü gere gere MİT’i övebilmesinin önüne geçildi. Böylece kendi istihbarat örgütlerinin ve ajanlarının önü açılmaya çalışıldı. MİT ajanı olmak, aşağılanmanın bir aracı olarak kabul edildi, topluma böyle sunuldu.


e-) Alman siyasi partilerinin Alman İçişleri Bakanlığına bağlı  vakıfları, Alman istihbarat örgütü BND’nin etki ajanı yetiştirme  fabrikası gibi, Türkiye’deki partnerleri üzerinden etki ajanı devşirirken; CIA kontrolündeki vakıfların (Soros vakıfları dahil) partnerleri üzerinden de ülkemizde sayısız etki ajanı devşirildi. MİT,bu süreci film izler gibi izlemekle yetindi.


Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığına getirilmesiyle birlikte Fidan ve MİT’e yönelik içerde ve dışarda gelişen hamlelerin, MİT tırları operasyonunun, KCK ile MİT’in ilişkilendirilmesi çabalarının,17/25 Aralık operasyonunun  ve 15 Temmuz darbe kalkışması gibi tüm operasyonların  altında ABD/CIA ve NATO ‘nun, Batılı istihbarat örgütlerinin bulunduğu aşikar.


DEVLETTE MİT’TE MİLLİLEŞMELİ!


Tüm bu operasyonların  altında yatan olay, devletin ve siyasal iktidarın, MİT’in  bu ülkeler ve istihbarat örgütleri tarafından dün olduğu gibi bugün yönetilebilir olmaktan çıkmaya başlaması, güven vermemesinden kaynaklanıyor. Bu şöyle de özetlenebilir: Genelkurmay  nezdinde TSK ve Emniyet, MİT, adım adım da olsa, millileşiyor! Ya da bir diğer ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti, adım adım da olsa, millileşiyor!


Evet,ne yazık ki, bir sorunumuz daha var. 15 Temmuz darbe kalkışması bir uluslararası operasyon ve istihbarat örgütlerinin eylemi ise, Fetullah da, bu operasyonun tepe tepe kullanılan  basit bir figüranı ise, Fetöristlere karşı verilen mücadelede MİT’in tarihsel ve güncel bir görevi var.Salt polisiye tedbirlerle, mevcut yasalar ve Adliye sistemiyle, Fetöristlere karşı  başarılı bir mücadele verilebilmesi ve bunların tasfiyesi fiilen ve fiziken mümkün olamaz!


Çünkü, Türkiye, polis-hırsız oyunu oynamıyor. Karşınızdaki güç odağı ABD/CIA ve NATO!


Türkiye’de, devlet, iktidarı ve muhalefetiyle siyasal iktidar, millet günümüzde tarihsel bir hesaplaşmanın içerisinde. Bu hesaplaşmada MİT’in üstleneceği misyon, hesaplaşmanın kaderini de belirleyecektir.


Esen kalın…

 


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 340