Bugün: 18.10.2017

15 TEMMUZ BİTMEDİ..!


Suriye’nin  İdlib kentine   Esad güçlerinin gerçekleştirdiği kimyasal  silah saldırısı sonrası yaşanan vahşet  ve yayınlanan görüntüler tüm dünyada ve dolayısıyla da Türkiye’de herkesin en başta insani anlamda isyanına ve öfkesine neden oldu.


Sınırımızın ötesinde, güneyimizde Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş ve iç savaşa  ‘koalisyon güçleri’ adı altında ABD ve NATO öncülüğünde tankları ve topları ile müdahil olanların gerçek amaçlarının BAAS rejimi ya da ‘Katil Esad’ olmadığını  biliyoruz.


Amaç, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında  ulus devletlerin yıkılarak, Kuzey Afrika’dan başlayarak Orta doğunun ve Kafkaslara kadar bölge coğrafyasının yeniden emperyal amaçlar için dizayn edilmesi, ulus devletlerin etnik ve mezhep temelinde  parçalanarak, paylaşılması ve küresel güç ve çıkar odaklarının nüfus alanlarının genişletilmesidir.


Öteye gitmeye gerek yok..!


Fas’ın, Tunus’un, Mısır’ın, Yemen’in, Irak’ın ve kuzeyimizde Ukrayna’nın başına gelenler ortada…’Arap Baharı’ adı altında tüm bu ülkeleri, bölgeleri kan ve ateşe boğan emperyal ülkeler  bu  savaşı Türkiye’ye taşımak, bölüp, parçalayabilmek amacıyla  sınırlarımıza dayanmış, içeri sızmış durumdalar.


Açık ve somut olarak bir kez vurgulayalım: Türkiye, ulusal güvenlik stratejisini değiştirmeden, ABD  ve NATO ile ilişkilerini gözden geçirmeden, topraklarındaki  ABD ve NATO üslerini sökmeden, ulusal bağımsızlığını ve egemenliğine her alanda titizlikle sahip çıkmadan  terörden, emperyal kuşatmadan, yerli ve milli olanı gözetmeden iç savaş tehlikesinden , bölünüp, parçalanmaktan kurtulamaz!


Türkiye,  Genişletilmiş Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında ARTIK doğrudan ABD, İsrail  ve NATO tarafından HEDEF ülke konumundadır. Başta Almanya olmak üzere AB’nin Türkiye’ye yönelik hamlelerinin ve T.C Devleti’ne karşıtlığının temelinde de ekseninde de bu yatmaktadır. AB, ABD, İsrail  ve NATO’nun taşeronu bir örgütlenmedir.


Suriye`ye ilk kez saldırı düzenleyen ABD’nin, Akdeniz`deki savaş gemilerinden 59 Tomahawk Cruise füzesini Şinsar ve El Şayrat hava üslerine fırlatması, Türkiye’nin Suriye iç savaşının ilk gününden beri dillendirdiği  ‘güvenli, uçuşa yasak bölge ilan edilmesi’ önerisinin bir anda Batı basınında dillendirilmesi son yaşananlar ve gelişmeler ışığında kimseyi aldatmamalı.


ABD füze saldırısı Suriye’nin Şinsar ve El Şarat hava üslerine değil, gerçekte Türkiye’ye karşı gerçekleştirilmiş bir operasyon ve göz dağıdır.


Okurlarımız, Arıcan, ne alaka, diyebilirler..


Suriye iç savaşında yaşamını yitirmiş insan sayısı yaklaşık 500 bin kişi…İç savaş nedeniyle ülkesinden, evlerinden göç etmek zorunda kalmış insan sayısı yaklaşık 10 milyon… Bugün, bir Suriye haritası önünüze koyduğunuzda param parça edilmiş, bölünmüş, insan gücünü büyük ölçüde yitirmiş, ekonomik olarak harap olmuş, virane bir ülkeye tanık olursunuz.


Dikkat edin, aynı manzaraya Irak’ta da tanık olursunuz. İşgal altında, etnik ve mezhep temelinde parçalanıp, bölünmüş, terör örgütlerinin cirit attığı, devletleştirildiği bir ülke..!


Bu kanlı, kirli ve karanlık manzaranın sorumlusu kim/kimler ve ne için, hangi amaçla her iki ülkenin insanlarını da böylesine  rezil ve alçak bir yaşama mahkum etti? Saddam ve Esad’ın kanlı, zorba BAAS rejimleri mi, yoksa  demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini, hak ve hukuku  dillerinden düşürmeyen emperyal güçlerin  ulus devletleri etnik ve mezhep temelinde parçalayıp, bölme ve kendi egemenlik  ve nüfus alanlarını genişletmek isteyen emperyalizm mi?


Sömürgecilik ve emperyalizm, Türkiye’ye ve bu coğrafyada yaşayan insanlara yabancı, anlaşılmaz ve bilinemez bir şey  değildir. ’Doğu ‘ ve ‘şark sorunu’ diye koca bir cihan imparatorluğu ve devletinin nasıl türlü hesaplarla ve oyunlarla  içimizdeki işbirlikçiler taşeronluğuyla nasıl adım adım çökertilip, parçalanıp, bölündüğünü ve Osmanlının hakimiyeti altındaki topraklar üzerinde nasıl uydu devletçikler kurulup, sınırlarının belirlendiğini iyi biliriz. Mondros’u ve Sevr’i, bir avuç kalmış Türk yurdunu nasıl didikleyip, parçalama sevdasına düştüklerini, kurtuluş yılları ve savaşını çok değil 90 yıl önce gördük, yaşadık..


‘Bayrak inmez, ezan susmaz’ın sadece bir slogan olmadığını; İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in ulusal marşımızı yazarken, ‘Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmasın’ sözlerinin ne anlam ifade ettiğini  biz iliklerimize kadar yaşamış bir milletiz.


Ve yine kapımıza dayanmış, aldıkları her kararda, attıkları her adımda, sarfettikleri her söz ile ‘sıra sizde’ dediklerini duymuyor, görmüyor musunuz? Miskinliği, aymazlığı bir kenara atın ve silkelenin ve uyanın! Düşman kapımızda ve yine Sevr hesaplarıyla, saldırmak ve bu cennet vatanı kan gölüne çevirmek, milleti kan banyosunda yıkamak için zayıf anımızı  kolluyor. Gaflet ve delalet, ihanetin kapılarını sonuna kadar açacak, Irak ve Suriye’de bugün ne yaşanıyor ise Türkiye’ye taşınacaktır!


Olası tehlikeyi ve felaketi bugünden görmek, ulusal birliğimizi ve beraberliğimizi her zamankinden bin kat daha fazla güçlendirmek, ulusal bağımsızlığımıza ve egemenliğimize dört elle sarılmamız gerekiyor.


MİT tırlarına yönelik operasyon, MİT müsteşarının derdest edilme çabaları, 17/25  Aralık ve en son 15 Temmuz darbe kalkışması, işgal girişimi bu emperyal saldırının birer halkasıydı. Başaramadılar ve beceremediler. Devletin, siyasal iktidarın ve milletin  direnci ve destansı  mücadelesi karşısında bozuldular ve yenildiler.


Ancak, Türkiye’ye karşı  içerden ve dışardan  bir bir sahneye konulan oyun ve operasyonlar bitmedi..!16 Nisan referandumunda sandıktan çıkacak sonucu  bugünden öngörenler, yeni 15 Temmuz’ları yeniden ve daha kanlı bir biçimde sahneye  koyabilmenin türlü yollarını arama peşindeler. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford`un emri ile Irak ve Suriye`deki Amerikan askerleri ile YPG/PKK’lıları ziyareti, ABD Savunma Bakanlığının resmi internet sitesinden paylaştığı resimler, sergilediği cüretsiz pozlar gerçekte Türkiye’ye meydan okumak, Türk devleti ve halkıyla alay etmektir!


Hep yazdık ve hep vurguladık: Bu bir yüzleşme ve hesaplaşmadır! Türkiye’nin ve milletin bu yüzleşme ve hesaplaşmadan  yine başarı ve zafer ile çıkmasının ise yegane teminatı ve güvencesi, öncelikle milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmemizden geçmektedir.


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 86