Bugün: 23.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 12 BÜYÜKŞEHİR VE BALIKESİR GERÇEĞİ..!

12 BÜYÜKŞEHİR VE BALIKESİR GERÇEĞİ..!


12/11/2012     tarihinde 6360 sayılı kanunun Resmi Gazete’ de yayınlanmasıyla on üç ilin büyükşehir ilan edilmesi ve ilgili kanunun 1.maddesi kapsamında Balıkesir yanı sıra Aydın, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illeri büyükşehir oldu.


Yasa kapsamında Balıkesir’in büyükşehir kapsamına alındığı tarihlerden başlayarak 2014 Mart yerel seçimlerine kadar geçen süre içerisinde Balıkesir ve ilçelerinde, belde ve köylerinde  dolayısıyla da  kamuoyunda büyükşehir esprisinin yeteri kadar tartışılabildiğine inanmıyorum. Bu konuda bir çok makale yazdım ve yazılarımda hep vurguladığım gibi, bir anlamda Balıkesir bu konudaki hazımsızlığını ve eksikliğini halen yaşıyor.


Balıkesir büyükşehir olma gerçeğini fiilen 2014 Mart’ından bugüne aradan geçen yaklaşık üç yıllık zaman içerisinde yaşıyor ve 2017 yılına girmeye hazırlanıyoruz. Genelde gelişme sorunlarını farklı yönleriyle yaşan ülkemizde doğal olarak kentlerimizin de değişik sorun ve sıkıntıları var. Toplum olarak kentleşme ve modernleşme  bu sorunlarımızın içerisinde öncelikli bir yer tutuyor ve bu, gerçekten de kapsamlı ve üzerinde bilimsel ve ciddi olarak kafa yormamız gereken bir sorun!

Toplumsal bir alışkanlığımız var. Gelişmeye ve değişime ayak uyduramıyoruz. Hele hele tarih felsefesinden, metodolojiden, ekonomi-politikten, sosyal psikolojiden uzaksak, konu yaşadığımız coğrafya olduğunda bütün ile bölge, bölge ile yerel arasında sağlıklı bir ilişki kurabilmemizde güçleşiyor.


Bölge ve yerel basınımız, gazeteci ve köşe yazarlarımız bir anlamda bölgemizin aynası sayılabilir. Balıkesir büyükşehir-bütünşehir olduğu günden bugüne ,yaklaşık üç yıllık sürede kamuoyunda nelerin yaşandığını, nelerin kamuoyunda sorgulanma ve tartışma konusu olduğuna baktığımız zaman ortaya ilginç ve düşündürücü sonuçlar çıktığını göreceksiniz.


BALIKESİR KENDİSİNE İNSAFSIZLIK YAPMAMALI!


Şaka falan değil!


 Yüzölçümü 14.299 km² olan   ve Türkiye’nin en büyük metropol kenti İstanbul’dan kat be kat daha büyük bir  coğrafyaya sahip, ülkemizin iki deniziyle sınırdaş ve  jeopolitik önemi tartışılmaz  olan Balıkesir’den söz ediyoruz.


Şimdi, şu soruyu sormak gerekiyor: Biz, yaşadığımız bu kentin dününün, bugününün ve geleceğinin üzerine ne kadar kafa yoruyor ve bu konularda ne düşünüyoruz?


2016 yılını geride bırakmaya ve yeni bir yılı karşılamaya hazırlandığımız bu günlerde Balıkesir ile aynı zaman diliminde büyükşehir-bütünşehir olmuş Aydın, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon,  Şanlıurfa ve Van illerinde  nelerin olup bittiğini, kamuoylarında nelerin sorgulanıp, tartışıldığını, büyükşehir belediyelerinin kuruluşundan bugüne öne koydukları çalışmaları ve var ise projelerini anlamaya ve öğrenmeye çalıştım. Bu konuda en büyük yardımcım, doğal olarak büyükşehir belediyelerinin, valiliklerin internet siteleri  ile   gazetelerin haber siteleri olduğunu belirtmeliyim. Parti ayrımı gütmedim. Kimi CHP’li kimi Ak Partili ve kimi HDP’li büyükşehir başkanları….


Genel olarak yaşadığımız yerle ilgili bir sorunumuz vardır. Dünyanın merkezinde olduğumuzu kabul eder ve dünyanın bulunduğumuz yerin etrafında döndüğünü sanırız ki,  gerçek tabii ki öyle değildir…Ancak, böyle sandığımız içindir ki, etrafımızda olup-biten ne var ise, bulunduğumuz yer itibariyle düşünürüz.


Lafı daha fazla uzatmayalım ve tanık olduğumuzu vurgulayalım. Söz konusu büyükşehir-bütünşehir yapılmış her yerleşim yerinde yaklaşık üç yıldır Balıkesir büyükşehir belediyesinin yaşamış olduğu  benzeri sorun ve sıkıntılar yaşanmakta.


Tabii ki, bir farkla…!


‘ABARTIYORSUN’ DİYENLER,BAKIP, İNCELEMELİ!


Balıkesir ile aynı zamanda büyükşehir-bütünşehir olmuş, bir-iki istisna dışında hemen hiç bir kentte Balıkesir büyükşehir belediye başkanı Ahmet Edip Uğur’un ortaya koyduğu kentsel vizyona, amaç ve hedeflere uygun bir motivasyon içerisinde  bir büyükşehire tanık olamadım. Bu ayrım ve niteliksel düşünsel ve eylem farkı  konu projeler ve yatırımlar olduğunda makas korkunç düzeyde açılıyor.


‘Yaaa Engin Arıcan, abartıyorsun’, diyenler buyurup, incelesinler…


Şu veya bu nedenle itiraz da etsek ya da  kabul edemesek de, Balıkesir büyükşehir, merkezi ve ilçeleri, kırsalı ile bir bütün olarak hızla bir bir tozlu raflardan indirilen ,İvrindi Ardıçbey ve Burhaniye Reşitköy barajları gibi yılan hikayesine dönmüş projelerin hayat bulmasıyla, alt yapı-üst yapı projeleri ve yatırımlarının bir bir yaşama geçirilmesiyle, bölgenin toplumsal ve ekonomik, kültürel, sportif dinamiklerinin harekete geçirilmesiyle  Balıkesir kanat açmış, uçuyor!


Balıkesir büyükşehirde ve ilçelerinde AK Parti’nin yerel yönetimler nezdinde siyasi ağırlığı da olsa, CHP ve MHP’li belediye başkanları  ve yönetimleri de eksiği fazlasıyla hızla yükselen bu gelişme dinamizmine karar ve icraatlarıyla  omuz veriyor. Bu bölgesel hareketlilikte   ana motor gücün büyükşehir ve belediye başkanı Uğur olduğu yadsınamaz  bölgesel bir gerçek!


Bir anlamda, toplumsal ilerlemenin ve gelişmenin, dönüşümünün, yenilenmenin temel kuralı şu: Balıkesir nezdinde devlet devletliğini yapacak, millet de milletliğini yapacak. Bu, kamu ve toplumsal yaşamda devlet ile millettin kendi kulvarında yürümesinden öte, milletin devletleşmesi önündeki tüm engellerin kaldırılmasını da içeriyor. Bu da ayrı bir sorgulama ve tartışma konusu ki, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son yaşananlar çerçevesinde dikkat çektiği ‘milli seferberlik’ davetiyle doğrudan iç içe….


BÖLGESEL VE KENTSEL GELİŞME  RANT TARTIŞMALARINI TETİKLİYOR!


Tam da bu nokta da  bölge düzeyinde yaşanan bu toplumsal ve ekonomik hareketlilikte öne çıkan yöntemin kendisi sorgulanmalı. Bu önemli!


Örneğin, büyükşehir dahil ilçelerde bu toplumsal ve ekonomik, ticari  hareketlilik  beraberinde rant ve paylaşım tartışmalarını  tetikliyor. Bu nokta da, kamu ve yerel yönetimlerin en küçük eleştirileri, itham ve iddiaları önemseyerek, denetim ve kontrol mekanizmalarını  işlevli kılmaları, adli kurumların itham ve iddiaların üzerine hukuku gözeterek, ciddiyetle eğilmeleri önem kazanıyor. Ülke de ve dolayısıyla da yerel de bu konuda yıllardır ilgili devlet kurumları, bürokrasi, adli sistem ,yerel yönetimler nezdinde bir zafiyet yaşandığı biliniyor.



Değişim ve dönüşüm, yenilenme sıkıntısız ve sancısız olmaz! En büyük engel statükonun batağında yeşermiş, besilenmiş, güçlenmiş, yosun tutmuş anlayışlar, hesaplar ve hırslardır. Çatırdayan ve çözülen budur. Yeter ki sistem işlevli ve adil kılınsın!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 147