Bugün: 20.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 10 GÜNLÜK TATİLİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..!

10 GÜNLÜK TATİLİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..!


10 günlük Kurban Bayramı tatilinde, yapılan uyarı ve alınan tüm önlemlere rağmen trafik kazalarında bilanço yine ağır oldu.10 günlük bayram tatili boyunca gerçekleşen 159 kazada toplam  113 kişi yaşamını yitirirken,617 kişi de yaralandı. Yaşanan trafik kazalarının insani boyutu ve  acı faturası bir yana  konu can olduğundan kazaların maddi faturasından söz etmiyoruz bile…

Bakanlar Kurulu kararıyla 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Kurban Bayramı’nın birleştirilerek tatilin on güne çıkartılmış olmasıyla 2017 yılı içerisinde on gün tatil hakkı kazanmak ve tatile çıkmış olmak,tüm toplumu   adeta bir tatil sarhoşluğu içerisine soktu. Ülkede tüm yerleşimlerde yaşandığı gibi havalimanları, denizyolları, oto terminaller, demiryolları, karayolları  memleketlerine ve yakınlarına ulaşmak isteyen insanlarla doldu taştı.

Her gidişin bir dönüşü vardır. Dönüş yolculuklarında da terminallerde ve yollarda yaşanan yoğunlukta da benzer görüntüler yaşandı. İstanbul gibi özellikle mega kentlerden memleketlerine ve yakınlarına koşuşturanların dönüşlerinde yanlarında getirdikleri kurban etleri ve çuvallar dolusu erzak hoş görüntüler yarattı.

KENT PLANCILARI CÖMERT VE ALGÜL..!

Tatilin ilk günlerinde Bandırma’da bir balıkçının önünde eski belediye meclis üyesi, BANSİAD başkanı  ve kent plancısı, mimar  mühendis Yalçın Cömert ile balık alış verişinde karşılaştım. Kentin ve bölgenin mimari dokusunu en iyi bilen isimlerden biri. Uzun uzadıya söyleştik, kimi zaman tartıştık. Büyük ölçüde siyasi yaşamdan umarsız bir halde elini ayağını çekti, çareyi kendisini işine ve denize vermekte buldu. Şimdi, fırsat buldukça kotrası ile yıllanmış sorunlardan uzak açık denizlerde cirit atmanın mutluluğunu yaşıyor.

On günlük bayram tatili ile ilgili ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir yorumda bulundu: Hala göçer bir milletiz Engin. Yerleşik düzene geçiş aşamasında olan, bunun zorluklarını her alanda yaşayan, şehirleşmeyi, bulunduğu köyden ya da şehirden mega kentlere göçüp, yerleşmek ve yaşamak olarak algılayan bir toplumuz. Oysa ki, kentlileşmek, bir kentte ikamet etmek ve günlük nafakasını bir şekilde edinmek, aynı şekilde kentsel nimetlerden yararlanmak değildir.

Çocukluk ve gençlik yıllarımızda Yeşilçam filmleri ve işlediği konularla kırdan kente göçü, yaşanan çelişkileri, Basmane ya da  Sirkeci Garı’nda ellinde tahta bavullu insanların yaşamlarını dramatik ya da trajı komik biçimde işlerdi.

Cömert’in açtığı konuyu artık bayrağı Cömert’ten devr almış kent plancısı ve mimar/mühendis ve belediye meclis üyesi, BAÇEP ve BAÇED de birlikte olduğumuz sevgili  Harun Algül ile söyleşip , tartışıyoruz. Cömert’in beyanlarına “doğru” diyerek konuya sosyolojik  açılımlar getiriyor.
Penceremizi biraz genişletelim ve sorgulayalım…

KIRDAN KENTE GÖÇ VE SONUÇLARI

Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde toplam nüfusun %80’i kırsal nüfus oluştururken, kentsel nüfusun % 20’si başta İstanbul gibi bir kaç  büyük ve gelişmiş kentte yaşıyordu. Aradan geçen zaman içerisinde bu oranlar tersine döndü ve  bugün nüfusumuzun %80’i kentlerde yaşıyor. Ben bu oranın kır aleyhine hızla derinleştiğine inanıyorum.

Bu klasik ve  tüm ülkeler açısından kabul edilen, bir ülkenin sosyo-ekonomik gelişkinlik oranını yansıtan sosyolojik ve demografik faktör. Ancak, bu veri tek başına konunun anlaşılabilmesi açısından kesinlikle yeterli olmaktan uzak.

BÜYÜKŞEHRİN TABLOSU İÇ ACITIYOR

Biz, Balıkesir büyükşehire gelelim. Yüz ölçümümüz 14,272 km 2.  ve  toplam nüfusumuz ise 2016 verilerine göre,1, 196,176…

Bu nüfusun ilçelere göre dağılımında ise büyükşehir merkez ilçeleri Karesi ve Altı Eylül başta olmak üzere, Güney Marmara’da Bandırma ve Körfez de Edremit başat bir rol oynuyor. Toplam 20 ilçesinden  diğer 16 ilçe  büyükşehir içinde ve ülke bazında sürekli göç alan ama fazlasıyla dışarıya  göç veren yerleşkeler konumunda.Büyükşehir,2008’den  2011’e kadar  dışardan göç alma ve göç verme konusunda  alma anlamında göreceli ve nispi bir orana sahipken,2012 ve 2013’de bu dengenin göç verme noktasında negatif bir görüntü sergilediğini ve  2014 yılından başlayarak oranın ve dengenin dışardan göç alma noktasında pozitif bir görüntü sergilediğine tanık oluyoruz ve bu ivme bu güne kadar göç alma lehine  sürüyor.

Türkiye`de Kırsal Nüfusun Değişimi ve İllere Göre Dağılımı (1980-2010) The Change of Rural Population in Turkey and its Distrubion by Provinces (1980-2012) isimli  Yrd.Doç.Dr.Murat Yılmaz’ın yaptığı bilimsel çalışmaya göre, ülkemizde 1980 yılında 25 milyon civarında olan kırsal nüfus 2012 yılında yaklaşık 17 milyona düşmüştür. Balıkesir’de ise  bu yıllarda kırsal nüfus 508 binden 448 bine düşmüş olup bu ilde kırsal nüfusun azalış oranı nispeten az olmuştur.

Başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalı olan büyükşehir de, tarım kolunda çalışanların toplam istihdama oranı TÜİK verilerine göre % 36,5 civarında. 2013 Yılı Nüfus ve Konut Araştırmasına göre büyükşehir de  istihdam edilen (15+ yaş) nüfusun % 39,7’si tarım sektöründe, % 19’u sanayi sektöründe, % 41,3’ü hizmetler sektöründe çalışmakta. Balıkesir de  tarım yapılan arazisi  ise 422.212 hektar.

BÜYÜKŞEHRİN DERDİ ÜLKENİN DERDİDİR

Büyükşehir, göç hareketliliği bakımından çok yönlü irdelenmesi gereken bir il. Çünkü, büyükşehirin 20 ilçesi içerisinde sosyo-ekonomik yaşamını tarım ve hayvancılık üzerine kurmuş Susurluk, Gönen, Bigadiç,Dursunbey,Sındırgı,İvrindi,Havran,Kepsut,Manyas,Savaştepe,Balya gibi bir çok yerleşke merkezi sürekli kırsal mahallelerinden, göç alan ve büyükşehir merkeze ve körfez de Edremit ve bir sanayi ve ticaret kenti olan Bandırma’ya, göç verir konumunda.. Kırsaldan kentlere yönelik bu göç dalgası dal olarak başta ekonomik nedenler olmak üzere  farklı nedenlerle büyükşehrin dışına farklı illere sürekli taşmakta.

TV 100’de  gerçekleştirdiğimiz “Basın Ekspres” programında büyükşehrin bir çok ilçe belediye başkanını konuk olarak ağırladık. Yukarıda dikkat çektiğimiz ilçelerin bir çok belediye başkanının en büyük derdi ve davasının bu göç hareketliliği olduğuna tanık olduk. Örneğin, Bandırma’da yaklaşık 20 binin üzerinde Manyaslı  ve beş binin üzerinde Dursunbey’linin sanayi de hizmet sektöründe, ticaretin farklı alanlarında yaşam mücadelesi veriyor olması buna en çarpıcı  kanıtlardan biri.
Nereye geldik?

YAZICI VE UĞUR’U ANLAMAK

Valimiz Ersin Yazıcı’nın ve büyükşehir belediye başkanı A.Edip Uğur’un başından beri büyükşehrin mevcut potansiyalinin  ekonomik açıdan tümüyle ortaya çıkartılması ve mevcut potansiyalin en rasyonel biçimde değerlendirilmesine yönelik çabalarına, “Büyük Aile” esprisiyle büyükşehrin önüne ulaşılması zor ama birlik ve beraberlik içerisinde mümkün olan 2023 hedeflerine, bu hedeflere ulaşılması yönünde insanların ve kurumların harekete geçirilmesine, kamuoyunun gündemine taşınmış sayısız projeye ve bu projelerin bir bir gerçekleştirilmesi  seferberliğine geldik.

Sorun ve sıkıntılarımız, ne Yazıcı, ne Uğur, ne Ayşe ne  de Fatma meselesi değildir ve sorunların, sıkıntıların kişiselleştirilmesi bataklığına düşmemek, sakınmak gerekiyor. Sorun ve sıkıntı, memleket ve millet meselesidir.

Esen kalın…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 40