Bugün: 24.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 10 Ağustos ve Haziran 2015 genel seçimleri!

10 Ağustos ve Haziran 2015 genel seçimleri!


Bir  Ramazanı ve Ramazan Bayramını daha geride bıraktık.
İslam Alemi ve Türkiye için Ramazan buruk hatta acı geçti.

 İsrail’in Filistin Gazze’yi işgali ve bombardımanı, yaşanan soy kırım kimsede bayram tadı bırakmadı.

Irak’ta İŞİD terörü ve uyduruk İslam Devleti muhabbetleri, şiilere hatta sünnilere yönelik fütursuz şiddet ve katliamlar;Kuzey Irak’ta Kürt Devleti kurmanın bir oldu-bittiye getirilme çabaları; Suriye’de aylardır akan kan; Mısır’da yaşanan askeri darbe ve Sisi diktatörlüğü; Ermeniler’in Azerbeycan’a saldırıları ve şehit edilen Azeri kardeşlerimiz; Ukrayna’da yaşanan iç savaş...

Ramazan’ın şeker tadında geçebilmesi mümkün mü!?

Türkiye bölgesinde ve komşularında yaşanan tüm bu olaylara karşın 10 Ağustos’da gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor.

Her seçimde yaşadığımız  ve tanık olduğumuz  meraka ve bıktıran soruya muhatap oluyoruz:

-Kime vereceksin!?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin siyasal ve sosyal tarihini bir nebze bilenler, şunu da gayet iyi biliyorlar.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı nı  hiç bir zaman cumhur belirleyemedi ve seçemedi.

Askeri vesayet rejimi her cumhurbaşkanlığı seçiminin önünü tıkadı ve kendi adayını fiilen Meclise ve millete dayattı.

Silahların ve silahlı gücün gölgesinde dayatılan aday kimse Meclis tıpış tıpış o adayı destekledi.

Kim ne derse desin, Cumhuriyet tarihinde ilk kez şimdi cumhur devletin başını özgür iradesiyle sandıkta belirleyebilmek için sandığa gidecek ve oylarıyla  devlet başkanını seçecek.

Bu önemli mi!?
Evet, önemli...!
 İkincisi, yurt dışındaki Türk vatandaşları bulundukları ülkelerde ilk kez fiilen seçim sürecine katılarak, oylarıyla bu sürece dahil olacaklar.

Bu önemli mi!?
Evet, önemli!

Cumhurbaşkanlığı için üç aday var.
Birincisi, AKP lideri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.
İkincisi, CHP ve MHP’nin ‘çatı aday’ diyerek milletin önüne koyduğu Ekmeleddin İhsanoğlu.
Üçüncüsü ise, HDP adayı Demirtaş.

Bu üç aday içersinde Demirtaş’ın adaylığını önemsiyorum. Cumhuriyet tarihinde ilk kez  Kürt kimliğini gizlemeden ve Kürtlere dayanarak bir aday ülkenin devlet başkanlığına aday oluyor.Belli tatsız olaylara karşın propaganda çalışmalarını özgürce sürdürüyor.

Burada en sıkıntılı siyasi tablo CHP ve MHP’de yaşanıyor. 

Parti bünyelerinden ideolojilerine ve programlarına uygun bir cumhurbaşkanı adayı çıkartamayan her iki parti  anlayışlarına taban tabana zıt bir aday etrafında birleştiler.

CHP ve MHP liderleri ve yönetimlerinin Ekmeleddin İhsanoğlu ismi üzerinde birleşmeleri kendi parti tabanları açısından ise hemen  hiç bir şey ifade etmiyor.

İhsanoğlu’na destek veren partiler ve adları şöyle:
 
-Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 
-Milliyetçi Hareket Partisi (MHP),
- Demokratik Sol Parti (DSP),
- Liberal Demokrat Parti (LDP), 
-Demokrat Parti (DP),
-Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 
-Büyük Birlik Partisi (BBP), 
-Devrimci Halk Partisi (DHP), 
-Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP), 
-Doğruyol Partisi (DYP),
- Kadın Partisi (KP), 
-Halk ve Adalet Partisi (HAP), 
-Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi (TURK PARTİ), 
-Büyük Anadolu Kalkınma Hareketi (BAK Parti)

Siyasi yelpazenin  hemen her kanadından bir partinin bir araya gelmesi ve İhsanoğlu’nun etrafında kenetlenmesinin tek nedeni ve gerekçesi var:

-Erdoğan’ın defterinin bir şekilde kapatılması!!!

Peki, her şeye ve tüm ittifak arayışlarına karşın 10 Ağustos da, daha seçimin ilk turunda Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, ne olacak?

Ya da 1.turda Erdoğan seçilemezse bile 2.turda seçimi kazandığında ne yapılacak!?

Siyasal ve sosyal sorumluluğu olan hiç kimse ülkenin ve halkın kederini böyle bir soruyla karşı karşıya bırakma hakkına sahip değildir.

Bu umutsuzluk ve biçareliktir, siyasi çaresizliğin ve tükenmişliğin dışa vurumudur!

Ne ülke ne de halk bunu hak ediyor!

Bugün için şunu söyleyebilmek mümkün: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘çatı aday’ İhsanoğlu’nun kaybetmesi, İhsanoğlu’nun adaylığı etrafında toplaşmış ve irade beyan etmiş olanlar için ciddi siyasi krizlerin yaşanması ve özellikle lider ve yönetim kadrolarının büyük ölçüde tasfiye edilmesi anlamını taşıyacaktır.

Zaten CHP ve MHP’de bugünden başlayarak parti tabanlarında bu yönde tartışmaların ve kutuplaşmaların yaşanması bunun somut örneğidir.

Siyaset çözümsüzlük ve biçarelik kabul etmez. 

Hele ki, bu karma ve kendi içinde hiç bir ilkesellik ve ideolojik, politik anlam ifade etmeyen bloklaşmalar ve kutuplaşmalar nesnel bir temele dayanmadığı için adeta yazı- tura gibidir.

Siyasi yaşam, politik kumarbazlığa,şans oyunlarına imkan vermez.

Özellikle CHP’nin liderlik yapısında öne çıkan bu çözümsüzlük eksenli muhalefetsizliği HDP ve Selehattin Demirtaş’ın yıldızını parlatmakta,AKP ve Erdoğan karşısında konumlanmış bir çok insanı seçimlerde Demirtaş’ı desteklemeye itmekte, PKK-HDP’nin hak etmediği bir konuma ulaşma riskini arttırmaktadır.

Bugün HDP’nin oy tabanının dışındaki bir çok Batılı kentte Demirtaş’ın  ciddi oy alması kaçınılmaz görülmektedir.

Bu, Demirtaş, PKK-HDP’nin ister istemez farklı ideolojik ve politik dinamiklerle tanışmasını, etkileşim içersine girmesini ve etnik temelde, şiddet eksenli politikalardan uzaklaşma zorunluluğunu da beraberinde getirebilir.

Olayın bir diğer yönü ise, cumhurbaşkanlığı seçim sonucunun dolaylı ya da dolaysız Haziran 2015 milletvekilliği genel seçimlerini etkilemesidir.

Özellikle Balıkesir nezdinde milletvekilliği genel seçimlerine dönük CHP içersindeki hareketlilik gözlemlendiğinde parti içinde yaşanran kaynaşma ve aday enflasyonu CHP nezdinde garklı hesaplaşmaların bugünden habercisi gibidir.

CHP Genel Merkezi’nin Balıkesir milletvekilliği listesinin 1. sırasını parti kontenjanı olarak kendi uhdesine aldığı iddia edilmekte,1. sıra adayının ise Ali kemal Deveciler olduğu vurgulanmaktadır.

CHP için kesin olan, Balıkesir’de 1. sıranın bir daha Bandırma’ya verilmeyeceği konusu üzerinde odaklaşmaktadır.Sıralamada milletvekilliği adaylığı için Nedret Akova’ya hiç şans tanınmazken, Haluk Ahmet Gümüş ile Namık Havutça’nın listede yeniden yer alabilme ve seçilebilir bir yerde olabilmek için yoğun bir mücadelenin yaşanacağı görülmekte.

Haziran 2015 milletvekilliği genel seçimlerinde CHP’nin milletvekili adaylarını ön seçimle sandıkta belirleyeceğine de dikkat çekilmekte.

Bu koşullarda partide Mehmet Tüm faktörü, Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza ile Tüm arasındaki yıllanmış ittifakın sürece nasıl yansıyacağı da ayrı bir tartışma konusudur.

Bir anlamda Başkan Mirza, Tüm’ün vekil adaylığı sürecinde siyasi diyet ödemek zorunda kalacaktır. Çünkü, bugün oturduğu başkanlık koltuğunda Tüm’ün rolü ve katkısı tartışılamaz bile.

Bu süreci, kendi içinde bir anlamda dinamitleyecek ve önceden yapılmış hesapları ters yüz edecek isimlerin başında Sedat Pekel, Ozan Onur ve Namık Havutça gelmektedir.

CHP’de de AK Parti’de de bu süreci somutlayacak gelişmelerin başında her iki partinin önümüzdeki aylarda gerçekleştireceği ilçe kongreleri gelmekte.

Mirza- Tüm ekibi,Bandırma ilçe kongresinden başlayarak ilçe kongrelerini belirleyerek, tercih ettikleri yönetim ekiplerini iş başına getirip, il kongresine damga vurmaya çalışması süpriz olarak görülmemeli.

Çünkü bu yol ve yöntem, Mirza-Tüm ittifakı için 2015 milletvekilliği genel seçimleri öncesinde adayların belirlenmesi için kurulacak sandıklardan çıkacak sonucun da bugünden ipotek altına alınması amacını içermektedir.

Evet, Haziran 2015 milletvekilliği genel seçimleri şimdilik uzakta.
Peki, 10 Ağustos da hangi adaya oy vereceğiz?

Ben, kişi olarak ne Erdoğan’a ne Ekmeleddin’e ne de Demirtaş’a oy vermeyeceğim.Sandığa gideceğim ama üç adaya da tak tak yapacağım!

Geçmiş bayramınız kutlu olsun...Esen kalın...


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1301