Bugün: 14.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • YENİ CHP,DARBELERE,FETÖ’YE VE EMPERYALİZME KARŞI MI!?

YENİ CHP,DARBELERE,FETÖ’YE VE EMPERYALİZME KARŞI MI!?


Yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş’ta yapılan İl Başkanları Toplantısı’nda partililere yönelik yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe kalkışması sonrası yaşanan süreci değerlendirdi ve özellikle de cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyasal iktidarı eleştirdi.


Kuşkusuz, bu demokrasilerde muhalefetin temel görevlerinden birisi. Sorgulayacak, eleştirecek  ve  kendi siyasal anlayışına uygun olarak çözüm yönünde alternatiflerini ortaya koyacak. Siyasal partiler bunun için varlar ve iktidar olarak, muhalefetin  sorgulamalarını, eleştirilerini demokratik bir hoşgörüyle, olgunlukla karşılamak, iktidar partisi olarak gerekli uyarıları dikkate alıp, dersler çıkartmak zorundasınız.


NOTER TASDİKLİ SİYASET ANCAK BU KADAR MI OLUYOR?


Yeni CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Maraş da yaptığı konuşmaya bu pencereden baktığınızda demokrasi açısından hiçbir sorun yok. Zaten CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe kalkışması ve FETÖ konusundaki Erdoğan’a ve siyasal iktidara, AK Parti’ye yönelik yorum ve eleştirilerini özellikle son birkaç haftadır CHP milletvekilleri ve genel merkez yöneticilerinden sıklıkla duyuyoruz.


Yani ortada Yeni CHP nezdinde siyasal açıdan bir sürpriz yok! AK Parti sözcülerinin ifadesiyle Yeni CHP bu siyasal çıkışları ve eleştirileriyle, 15 Temmuz öncesi fabrika ayarlarına geri dönüyor!


Peki, Kılıçdaroğlu’nun temel derdi ve davası ne?


“Ben bu ülkeye huzuru getirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım, barışı getirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım, kardeşliği getirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Hiç kimsenin kimliği ile uğraşmadım, hiç kimsenin inancıyla uğraşmadım, hiç kimsenin yaşam tarzıyla uğraşmadım”ın ötesi,  “bir kez olsun oylarınızı benden esirgemeden, oy verin, iktidar olayım” dır ki, bir türlü halk söylenen sözlere itibar etmiyor, noter tasdikli vaatlerine inanmıyor ve seçmen 14 yıldır olduğu gibi  sandıkta bildiğini okuyor!


Yeni CHP lideri Kılıçdaroğlu da bu gerçeği gördüğü  ve bildiği içindir ki, özellikle sosyal medya ve muhalif yazılı, sözlü medyada AK Parti’ye oy vererek, iktidar yapan seçmeni küçümsemekten, aşağılamaktan, ötekileştirme çabasından bir bile geri durmuyor. Bunun uç örneği, kimi AB ülkelerinde “Erdoğan’a ve partisine oy veren ülkemize gelmesin. Defolup, gitsin!” türündeki düşmanlık dolu saçmalık yüklü ifadelerdir.


YENİ CHP VE ATA’NIN CHP’Sİ..!


Ben,Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarını değerlendirdiğimde CHP ve Yeni CHP’liler açısından da ortaya çok farklı sonuçların çıktığını görüyorum.


1.si, Kılıçdaroğlu, liderliğini yaptığı siyasal partinin varlık ve kuruluş felsefesini, politikalarını çok iyi bilmesine karşın, FETÖ ve emperyalizmle ilişkisini, bu ilişkinin tarihsel ve toplumsal geçmişini, devletle ilişkisini  bilinçli ve planlı olarak görmezden geliyor ve FETÖ çetesini  makul ve meşru bir hareket olarak partililerine ve topluma sunmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu, FETÖ ve 15 Temmuz darbe kalkışması konusunda samimiyetten uzak bir duruş sergiliyor ve politika geliştiriyor. Aynı, ABD/CIA, NATO, AB, İsrail/MOSSAD gibi.. Bu durum ve siyasal yalpalama, gel-git ve kafa karışıklığı Yeni CHP için normal ama Mustafa Kemal’in CHP’si için kabul edilemez bir durumdur!


2.si, Kılıçdaroğlu ve Yeni CHP’nin sözcüleri, Mustafa Kemal’in  CHP’sinin 6 Ok’undan 5’ini unuturken, laiklik ilkesine saplanıp, CHP’nin emperyalizme karşı  ulusal bağımsızlıkçı ve ulusal egemenliği  ödünsüz savunma prensiplerini yine bilinçli ve planlı olarak görmezden geliyor. Bir anlamda CHP’nin 6 Ok’unu kuşa çeviriyor! Öyle ki, FETÖ vakasını AK Partinin kuruluşu ve varlığıyla, 14 yıllık iktidarı ile özdeşleştirerek, FETO’nun 40-50 yıllık geçmişi olan ve ABD/CIA tarafından devlet içinde bir  Gladıo örgütlenmesi olduğunu  yine bilinçli ve planlı olarak maskelemek, yaşanmış ve halen yaşanmakta olan süreci ABD/CIA  lehine makyajlamak istiyor.


DER SPİEGEL AĞZIYLA KONUŞMAK BİR AYRICALIK MI!?


3.sü, “14. yılın sonunda Türkiye bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldı. 15 Temmuz’da Türkiye bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. 240 tane demokrasi şehidimiz var. 240 demokrasi şehidimizin sorumlu kim. Memleketi darbe noktasına kim taşıdı. Niye Fransa’da olmuyor, İngiltere’de olmuyor, Japonya’da olmuyor, Amerika’da olmuyor?”diye soran Kılıçdaroğlu’nun  Türkiye’de darbeler ve demokrasinin emperyalizme bağımlılık ve özellikle de ABD ve NATO ile ilişkisini bilmemesi mümkün değil.  Kuşkusuz sonduğu bu soruların yanıtını çok iyi biliyor ama dert ve dava Erdoğan’ın siyasal açıdan çarmıha gerilmesi ve vakaların AK Parti iktidarına bir şekilde fatura çıkartılması olunca, Der Spiegel’den,Times’dan, The Guardian’dan, CNN ve BBC sözcülerinden,yazarlarından farkı kalmıyor. Ortaokul ve lise talebelerinin bile bildiği, anladığı bir gerçeği ters yüz etmenin ancak emperyalistlere faydası olabilir!


YENİ CHP VE FETÖ!


4.sü, Kılıçdaroğlu, devamle şöyle söylüyor: “Diyorlar ki ‘biz 17-25’i milat aldık’. 17-25’te ne oldu? Bir hükümet bir devleti nasıl soyar hep onu öğrendik. İntikam alıyorsunuz ‘benim yolsuzluğumu niye ortaya çıkardınız’ diye. Eğer siz milat olacaksa bakın milat bu. 25 Ağustos 2004. Milli Güvenlik Kurulu`nun kararı. Diyor ki burada gayet açıkça Fetullah Gülen konusunu getiriyor, tehlikedir diyor ve bununla ilgili önlem alın diyor. ‘Efendim bizim haberimiz yoktu’. Senin bal gibi haberin vardı ve kapı gibi de senin altında imzan var, sen imzanı da mı hatırlamıyorsun?”


Bir TV programında 17/25 Aralık vakasında Gülen’in oynadığı rolü kabullenen Yeni CHP lideri Kılıçdaroğlu, Balyoz, Ergenekon, Odatv, vb, davalarda FETÖ’nün hukuksuzluklarına ve bu davaların kabul edilemez olduğunu söylerken, konu ve hedef Erdoğan olduğunda, 17/25 Aralık operasyonuna ve FETO’nun belgelerine dört elle sarılıyor.


 Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan ve FETO  ile ilgili 2004 yılı MGK kararına gönderme yapması ise, tam bir şark kurnazlığı ve şu soruyu sormayı zorunlu kılıyor: Devlet ve siyasal yaşamımızda, iktidarlar ve liderler nezdinde,40 yıl FETO’yi kimler görüp bilip de görmezden bilmezden geldi? Erdoğan ve AK Parti’nin FETO ile ayrışma, kopuşma ve hesaplaşma süreci ile birlikte Yeni CHP’nin FETÖ ile siyasal birlikteliğinin temelinde ne vardı?


5.si,15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL sürecinde devlet ve toplumsal yaşamın hemen alanında başlayan temizlik ve tasfiye hareketi neden ve niçin Yeni CHP’yi  ve Kılıçdaroğlu’nu rahatsız ediyor?Kurunun yanında yaşında yanmaması ve hukukun gözetilmesi haklı  kaygıları bir yana Kılıçdaroğlu ve Yeni CHP’nin sözcülerinin sıklıkla dile getirdikleri şu sözler manidardır: “OHAL dolayısıyla kim fatura ödedi? Bir; bu ülkenin öğretmenleri ödedi, niçin sendikalı, sendikalı olmak ne zamandan beri suç oldu. Üniversite hocaları faturayı ödedi. Hangi üniversite hocası kalktı darbe yapmaya kalktı? Birisi çıktı Adil Öksüz, onu da serbest bıraktılar. İşverenler yani sanayiciler, bunların ne günahı var, onlar fatura ödüyorlar. Hakimler, savcılar, hepsini hapse attılar. Çok ağır bir tablo ile karşı karşıyayız. Gazeteciler, gazetecilerin ne günahı var, kalemi dışında bir şeyi yok, hepsi hapiste, Sayın Başbakan’a da söyledim. Siz darbeyi dünyaya anlatamazsınız. Tam tersine siz karşı darbe yaptınız diye algılanır. Sanatçılar, onlara da fatura ödettiler.”


Sonuç olarak, şunu söyleyebilmek mümkün: 15 Temmuz darbe kalkışması ve FETÖ  vakası, Türkiye demokrasisi, ulusal bağımsızlığımız ve ulusal egemenliğimizin korunabilmesi açısından turnusol kağıdı gibi, her alanda olduğu gibi, siyasi partiler ve siyaseti de ayrıştırdı. Artık birilerinin bir şeyleri göstermeye ve anlatmaya milletin ihtiyacı da kalmadı.


Çünkü, millet hemen her şeyi gördü ve yaşadı!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 483