Bugün: 24.06.2017

“ UFUK..! ”


Başbakan Erdoğan bu sözcükle ne anlatmak istedi!?

Öncesinde de yazdım... AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, partisinin iktidar olması ve Başbakanlığı döneminde Bandırma’ya hiç gelmemişti.
Erdoğan’ın Balıkesir ve Bandırma programının belli olmasıyla Ak Parti de yoğun bir çalışma başlatıldı ve adım adım Başbakanın programı netleştirildi.
Şunu beceremiyoruz. Örneğin, tarih belli, saat belli ve yer belli. particiliğin dışında hazır başbakan ayağımıza kadar gelirken, kent olarak, siyaset üstü ortak bir kentsel irade oluşturup, kentsel ve bölgesel ihtiyaçlarımızı ve taleplerimizi, beklentilerimizi dile getiremiyoruz.
Siyasetin bu garip hali, doğal olarak, merkezi iktidarı elinde bulunduran parti ve lideri için, yerel iktidarı da almasını adeta zorunlu kılıyor. Tersi bir durumda, kitlenen sadece siyaset olmuyor. Çok şey kitleniyor ve kentsel olarak yutkunmak durumunda kalıyoruz.

Türkiye’de siyasetin iktidar ve muhalefetiyle kendi doğal dimokratik ortamına çekilmiş olması karmaşık bir sorun. Olayın karmaşıklığını tetikleyen şey’in ise, siyasal yaşamın bir türlü demokratikleştirilememesinden kaynaklandığına inanıyorum.
Örneğin, herkesin şikayet ettiği Siyasal Partiler Yasası...
Keza, yine herkesin şikayet ettiği seçim sistemi ve baraj konusu...
Yani, ortada kişilere endeksli olmayan, doğrudan Türkiye’nin siyasal sistemiyle, yapısıyla ilgili anti demokratik sorunlar, düzenlemeler var ve bunun elden geçirilip, bu alanın demokratikleştirilmesi gerekiyor.
Ama bu sürekli siyasal liderler ve partiler tarafından dillendirilen bir gerçekliğimiz de olsa, iç yapmaya gelince akıl tatile çıkıyor ve eski tas eski hamam, sorunlar aynı şekilde devam ediyor.

Erdoğan’ın Bandırma konuşmasında bize göre öne çıkan ve dikkat çekici olan ‘şey’, “ufuk” meselesi idi.
Bu konunun Bandırma için ne anlam ifade ettiğini ve ne anlaşılması gerektiğini kendi içimizde çok sorgulamamız ve çok tartışmamız gerektiğine inanıyorum.
Bunun bir çok nedeni var.
Örneğin, Bandırma’lılar, toplumsal açıdan yıllardan beri bir “değişim” ve “yenilenme” istiyor ve bekliyor.
Hiç kimse, kentin başına seçilecek ekipden ya da belediye başkanından 5 yıllık görev süresi içersinde SADECE yolların yapılmasını,suların akmasını, çöplerin toplanmasını falan beklemiyor. Bu ZATEN günümüz belediyeciliğinde YASAL ve RUTİN, hatta ZORUNLU hizmetler kapsamında değerlendiriliyor.Sorun, yerel yönetim ekibinin ve belediye başkanının belinlenmiş sınırları geçip geçememesinde yaşanıyor. İşte, bu UFUK meselesi olarak görülebilinir.

Halen Ankara Valisi Allaaddin Yüksel’in Balıkesir’de görev yaptığı dönemde sürekli dillendirdiği, “hizmet çıtasının yükseltilmesi” esprisi vardı ve  Balıkesir de görev süresini bu anlayışla tamamladı.
Yüksel’in kendisi Balıkesir’de valilik görevinde gerçekten hizmet çıtasını yükseltebildi mi bu ayrı bir tartışma konusu ama ister atanmış kamu görevlisi olsun ister seçilmiş olsun, her yöneticinin temel sorunu “hizmet çıtası”nı yükseltebilmektir.
Peki, bu ifadeden ne anlaşılmalı,bu da kamuoyunda tartışılmalı.

Bu konudaki en önemli bölgesel ve güncel örneklerden bir tanesinin Gönen Belediyesi olduğuna inanıyorum. Başkan Yakar ve ekibi, iktidar da olduğu yıllar içersinde gerçekten de belediye açısından “hizmet çıtası”nı yükseltti. 2014 Mart yerel seçimlerinde aday olur olmaz, seçilir ya da seçilmez  bilemiyorum ama bu göreve kim gelirse gelsin, Gönen Belediyesi’nde  en azından “çıta”yı korumak ve yapabiliyor ise, daha da yukarı çekmek zorunda.
Bu ise siyaset de ve yöneticilik de lafla olmuyor. İşte, bu da yine aynı şekilre bir “ufuk” meselesidir ve “ufuk” dediğimiz şey de, gözünüzün ne ölçüde uzağı iyi seçtiğiyle ilgili fiziki bir sorun değildir.
“Ufuk” sözcüğünün ters anlamı, politik ya da yönetici olarak, “dar görüşlülük”dür.
Genel de “ufuk” sözcüğüyle iyi geçinemeyenlerin içene hapsoldukları kavram ise “statükoculuk”tur. Yani, mevcutla yetinmek, mevcut olanakları zorlamamaktır. Bu tip siyasetçiler ve yöneticiler için statüko vestatükoculuk vazgeçilmezdir. Değişim ve yenilenme ise ürkütücüdür. Statükocular için, mevcut sınırlar içersinde bir kaldırım yapmak, çöp konteynerlerini boyamak bile bir iş’dir, değişimdir  ve büyük hizmettir.

Günümüz dünyasında, yerel yöneticilik   anlayışı sürekli gelişip, değişiyor, sürekli yenileniyor. Kuşkusuz burada, yerel yönetim anlayışının değişmesi ve yenilenmesinin vazgeçilmez koşulu olarak yerel yönetici adaylarının da günümüz beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre gelişmesi ve yeniliğe açık olmaları bir şart olarak görülmeli.
Örneğin, belli bir eğitimi ve akademik formasyonu olan, buna uygun belli bir alanda ihtisaslaşmış, kendisi ve toplumuyla barışık, kültürel ve sosyal yaşamda izi ve sözü olan ve daha bir çok melekeye sahip bir yönetici adayının öne çıkması önemli. Çünkü, 5 yıllığına bir kenti yöneteceksiniz ve söz sahibi olacak,bu kenti temsil edecek, göreve seçildiğiniz an’dan itaberen o kenti aldığınız noktadan daha iyi noktalara taşıyacaksınız.
Bu gerçekten de kolay ve her babayiğidin işi değil..!

Evet, “ufuk” kavramının kentlerimiz için,yöneticilerimiz ve siyasal yaşamımız için ne anlam ifade ettiğini konuşmalı ve tartışmalıyız.

Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ