Bugün: 27.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • OLİGARŞİ VE BÜROKRATİK OLİGARŞİ!

OLİGARŞİ VE BÜROKRATİK OLİGARŞİ!


“Adeta bürokratik oligarşi, seçilmişe karşı tavır koydu. Niye? ‘Ortada güçlü bir hükumet yok, ne olacağı belli değil, gitti gidiyor’ havasıyla bakıyorsunuz birçok yerde dirseklerin farklı bir şekilde dönmeye başladığını bizzat ben de gördüm buna şahit oldum. Bu bürokratik oligarşi, ülkelerin felaketidir. Bu sadece Türkiye için geçerli değildir. Bunları yaşadık. Eğer iktidarlar güçlü olmazsa bürokratik oligarşi iktidar olma gayreti içine girer. Ve ülkede her şey adeta durur. Ondan sonra siz o ülkede sıçramayı, gelişmeyi bekleyemezsiniz. İşler durur. Bütün bakanlıklarda durur. O ona pas atar, o ona pas atar; futbolda olduğu gibi orta sahada top çevirirler. Gol atmaya gelince, gol yok.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran ve 1 Kasım  genel seçimleri arasında ülkede devlet yönetiminde yaşanan tabloyu böyle özetliyordu.


“Bürokratik  oligarşi”, özellikle  son yıllarda cumhurbaşkanı Erdoğan ve siyasi iktidarın, siyasilerin en çok dikkat çektikleri bir ifade.


OLİGARŞİ VE BÜROKRATİK OLİGARŞİ!


Oligarşi, küçük ve ayrıcalıklı bir grubun iktidarda olduğu yönetim şekli, demek. Bürokrasi ise, bir toplumda tabandan yukarıya çıktıkça daralan bir yapı içinde örgütlenmiş olan, kişisel olmayan genel kurallar ve işleyiş ilkelerine göre çalışan sistem ve kurallar bütünü.


Bürokratik oligarşi ise, yönetici sınıfın, yönetim işini üstlenmiş, hiyerarşik bir düzene sahip, belli kurallarla hareket eden ve belli bir işleyişi olan yapının bir anlamda kastlaşması, kemikleşmesi ve varlığıyla en üst düzeyde yönetime ortak olması ya da yöneticilerle erki paylaşması anlamını taşıyor.

Bürokratik oligarşi, tüm yönetim biçimlerinin ve yönetici sı

nıfın baş belasıdır!


Günümüzde gelişmekte olan veya  gelişmiş ülke yönetimlerinde, devletin demokratikleştirilmesi ve demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla egemen kılınması, demokratik işleyişin sağlanmasında, taban ile tavan arasında ya da yönetenler ile yönetilenler arasında kilit bir rol oynayan bürokrasideki oligarşik eğilimler, demokratik hukuk devletinin tesisinin önündeki en büyük engel durumunda.


CUMHURİYET DÖNEMİ VE BÜROKRATİK OLİGARŞİ!


Ülkemizde yıllardır vatandaş, bürokrasiden yani vatandaşına tepeden bakan, işini zorlaştıran ya da savsaklayan, vatandaşın işini görmeyi rüşvet ve iltimas aracı olarak görenlerden hep  şikayetçi olmuştur. Onun için de genel olarak kamu da   bir işi olan ya da bir işini görmeye, çözmeye, halletmeye giden içinden selavat getirerek gider.


Kamu binaları sevimsiz ve soğuktur!


Bu durumun, politik ve ideolojik yanı, devlet ve millet ilişkisinin sosyolojik analizinde gizlidir. Türkiye’de de onlarca yıldır, devlet millet içindir anlayışı ile millet devlet içindir anlayışı arasında yaşanan  farklılığın temelinde  de bu vardır.


Bunu neden ve niçin yazmak ve üzerinde durmak ihtiyacı duydum?


BÜROKRATİK OLİGARŞİ HALA BAŞIMIZIN EN BÜYÜK DERDİ!


Çünkü, siyasal iktidarın ve ilgili Bakanlıkların vatandaşının bir çok açıdan işini ve  cebini rahatlatmak ve yaşamını kolaylaştırmak amacıyla aldığı vergi, SGK, kredi kart borçlarının taksitlendirilmesi gibi borç yüklerinin hafifletilmesine yönelik aldığı ne kadar karar var ise, fiiliyatta, vatandaş ilgili kamu kurumlarının kapısını çaldığında, anasından emdiği süt burnundan getiriliyor.


Benzer sorun ve sıkıntılar yerel yönetimler nezdinde de yaşandığını belirtelim. Hangi siyasal partiden sicilmiş olursa olsun, başkan ve ekibinin, belediye meclislerinin aldığı kararların siyasal açıdan bir anlamı ve hükmü olabilir. Ancak, alınmış kararların yaşama geçirilmesinde belediyeler bünyesindeki bir çok  daire müdürünün kendisini başkan ve meclisin yerine koyuyor olması,  uygulamada vatandaş nezdinde duvara toslamak anlamına geliyor.


Örneğin, ‘A’ vergi dairesinde borcunu taksitlendirebilmek için günlerdir koşuşturan bir iş adamı, adeta bürokratik gecikmeler veya işlemler nedeniyle günlerce ilgili vergi dairesi kapısında günlerce sürünebiliyor. Benzer sorun ve sıkıntılar, SGK nezdinde yaşanabiliyor. Ya da  kredi kartı borcunu bir an önce taksitlendirebilmek ve borç yükümlülüğünden kurtulabilmek için koşuşturan vatandaş, bir banka ile bir başka bankanın taksit ve faiz oranları arasında yaşanan farklar nedeniyle kime, nasıl müracaat edeceğini bilemiyor.


Sonuç olarak siyasal iktidarın ya da ilgili bakanlığın vatandaşına müjde paketleri açıklaması bürokrasinin soğuk ve sevimsiz duvarlarına çarparak, bir mum gibi eriyor.


BÜROKRATİK OLİGARŞİ,STATÜKODAN BESLENİYOR!


Kuşkusuz tüm bu sorun ve sıkıntılarda; Erdoğan’dan çok Erdoğancı, başbakandan çok başbakancı, partiden çok partici olanların büyük rolü de yadsınamaz!


Ne alaka, diye düşünmeyin!


Bürokratik oligarşinin beslendiği kaynak, statükoculuktur! Öyle ki, statükoları yıkmak için yola çıktığını söyleyenler,  bir süre sonra yıktıkları statüko karşısında doğal olarak kendi statükolarını yaratırlar. Yarattıkları statükoya güven içinde sığınanlar ve koruyanlar, kendileri de zaman içinde statükonun esiri olup, çıkarlar.


Bir ülkede, devlet ve siyaset ilişkisinin demokratikleşmesi ve şeffaflaşması, yönetenlerle yurttaş arasındaki ilişkinin demokratik ve hukuksal normlarla düzenlenenerek, işlevli kılınmış olması, devlet ve toplum yaşamının her alanda demokratikleşmenin sağlanmasından  ayrı düşünülemez.


Sonuç olarak, demokrasi tarihimizde oligarşi ve bürokratik oligarşi konusu  hep toplumsal gelişmemizde ve yaşamın her alanında karşımıza sorun ve sıkıntı kaynağı olarak çıktı. Devletin, halkı için sevimsiz ve soğuk olması, aynı zamanda devletin halkına yabancılaşması demektir. Kamu binalarını sevimli hale getirerek,  devlet-millet birliğini, bütünlüğünü sağlayabilmeniz  mümkün değildir. Devletin milletleşmesi ve milletin devletleşmesi bambaşka bir sorundur.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 251