Bugün: 21.11.2017

MIŞ...MİŞ...MIŞ..!


Anımsıyor musunuz, Washington’daki Woodrow Wilson Merkezi adlı düşünce kuruluşunun Ortadoğu Programı Direktörü, CIA`nın Türkiye uzmanlarından Henri Barkey ‘in 15 Ekim 2015`te "Yarın öbür gün İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde yapsalar ne olacak" ifadelerini kullanmasının üzerinden bir yıl geçmeden 19 Mart 2016`da İstanbul`un en kalabalık caddesinde DEAŞ bombalı saldırı düzenlemişti.!


Keza, ABD Başkonsolosluğu’ndan zaman zaman kamuoyuna ve ABD’li turistlere  dönük yapılan şu şu tarihlerde Türkiye’de kalabalık yerlerde gezinmeyin türünde ya da özellikle Almanya’nın konsolosluk hizmetlerini  olası “terör tehdidi”  nedeniyle kapattığı günleri de anımsıyor musunuz?


Yabancı temsilciliklerden bu ve benzeri uyarıların gerçekleşmesi ve bir süre sonra bunlara ayan olmuş şekilde ülkemizde terör saldırılarının gerçekleşmesi yaygın yazalı ve görsel medya organlarında da espri konusu yapılmaya başlanmıştı.


Yine ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, Türkiye’de görev süresinin bitmesi nedeniyle  büyükelçilik ikametgahında Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleriyle gerçekleştirdiği veda amaçlı basın toplantısında farklı yorumlara ve tepkilere neden olan açıklamalarda bulundu.

Ne mi dedi?


BAAS BASIP GİTMEDEN  NE DEDİ !?


“Türkiye, son 9 buçuk aydır kayda değer bir IŞİD saldırısı yaşamadı. Bu, IŞİD`in Türkiye`de saldırı düzenlemekten vazgeçmesinden kaynaklanmıyor. 2 yıl önceki dün yıldönümü olan Ankara`daki trajik saldırıyı (Gar saldırısı) hatırlıyoruz. IŞİD’in son dönemde bu ölçüde bir saldırı gerçekleştirememesi, hükümetlerimizin bu konuda yakın yoğun işbirliğinden kaynaklanıyor.”


Bir halk deyişimiz vardır. Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü, diye..bu şu anlama geliyor. Ortada bir neden yokken gösterilen davranış, sebepsiz yakınlık ve  ilgi..


Bass’ın bu manidar  sözlerinden sonra ülkemiz siyasal yaşamında, yazılı ve görsel medya da bu sözler üzerine insanlar işi gücü bırakıp şifre çözücü gibi bu sözlerin anlamının izini sürmeye ve yorumlamaya başladılar.


Sonuç da Bass basıp Afganistan’a gitmeden yine yaptı yapacağını. Kim bilir, belki şimdi Afganistan da Kabil’de ABD konsolosluğunda bilgisayarının karşısında ardından ülkemizde yazılıp çizilenleri, yorumları izleyip kıs kıs gülüyordur…


Oysa ki, uluslararası diplomasi trafiğini ve ABD’nin  konsoloslukları üzerinden izlediği  devlet politikasını, dış politikasını iyi kötü bilenler, tüm dış elçiliklerin temsilcilik dışında istihbarat amaçlı çok yönlü kullanıldığını bilirler.


Bu yeni veya ABD’ye mahsus bir şey midir?

Hayır..!

 

ABD, ARSIZ VE HAYDUT BİR DEVLETTİR..!


Yüzlerce binlerce yıldır ülkeler, devletler, imparatorluklar yabancı elçilikleri bir istihbarat merkezi olarak hep  kullanmışlardır. Kimse merak etmesin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’de   bulunduğu ülkelerde elçiliklerini etki ve nüfus alanını genişletmek amaçlı tabii ki kullandı, kullanıyor.


Kuşkusuz uluslararası ilişkilerde, diplomasi  de ülkeler ve devletler arası ilişkilerde bunun da evrensel kuralları ve  herkesin uyması gereken özellikle diplomatik ve ahlaki değerler var.


Örneğin ikili ilişkilerde en basit uluslararası kural bulunduğunuz ülkenin anayasasına ve yasalarına ,varlığına ve değerlerine, toprak bütünlüğüne, bayrağına, güvenlik ve huzuruna  saygı göstermek, iç işlerine karışmamaktır.


Konu ; ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ya da AB ve NATO, Dünya Bankası  ve IMF gibi küresel finans kuruluşları, Siyonist İsrail,  ve Rusya  gibi ülkeler olduğunda değişiyor değil mi?


Ülkeler ve devletler arası ikili ilişkileri soyut kavramlarla algılayabilmek ,sorgulayabilmek mümkün değil ve zor  bir konu.


ADETA,ABD, FİŞİNİ ÇEKSE DEVLETTE İŞLER DURACAK


Örneğin, ABD’nin Ankara büyükelçisi Bass’ın  görev döneminde ya da öncesinden başlayarak bit mniyet’e,bir hat Adliyeye, bir hak TSK’ne, bir  hat ilgili Bakanlara, Başbakana, Cumhurbaşkanına, bir hat bilmem nereye döşeyerek, etki ajanlarınız ya  da ajanlarınız üzerinden gayri resmi olarak bilgilenme, etkileme, yönlendirme, kumpas kurma, darbe yapma, cinayet işleme, katliam düzenleme, sorgulara katılıp işkence yapma, ilgili devletin yönetiminde söz sahibi olma hakkına sahip değilsinizdir.


Büyükelçilik adına temsilci ve konuk olarak bulunduğunuz ülkede böyle bir hakkınız yok.!


ABD’nin ülkemizdeki büyükelçilikleri ve misyon temsilcilikleri ve elçileri bazında ise kelimenin tam anlamıyla  sadece Bass’ın büyükelçi olduğu dönemle ilgili değil, onlarca yıldır  ülkemizde SKANDAL olarak nitelendirebileceğimiz “şeyler” yaşanıyor.

Hangisini sıralayalım..?


ABD, NATO  VE  LEJYONERLERİ


Bir anlamda yaşananları dikkate aldığımızda şunu söyleyebilmek mümkün: Bugüne kadar Cumhuriyet Türkiyesi’nde en örgütlü, en silahlı, en gaddar, en karanlık, en kirli ve en kanlı terör örgütü ABD’dir..!Bu terör örgütünün küresel çapta askeri kanadı ise NATO’dur..!


Doğal olarak okurlarımız soracaklar: Peki, ASALA, PKK/YPG,DEAŞ,FETÖ gibi irili-ufaklı terör örgütlerini nereye koyacağız?


Tüm bu terör örgütlerini yine argo  tabir ile koyacak her hangi bir yer bulamıyorsanız, ABD’nin ve NATO’nun “yan cebine” koyun..!


Çünkü, tüm bu terör örgütlerinin sahibi ve Efendisi, siyonistleri küçümsememek kaydıyla, ABD ve NATO’dur..!

 

BASS BASIP GİTMEDİ YENİ OYUNLAR DEVREDE


Son yaşananların ışığında cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,siyasal iktidarın ve devletin 17/25 Aralık kumpas operasyonu, 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasında FETÖ’cülerin izini sürerken, soruşturmalar derinleştikçe gelip dayandıkları kapı ülkemizdeki ABD büyükelçiliklerinin olması, ABD’nin FETÖ’cüler, PKK’lılar, YPG’liler ve DEAŞ’lılar üzerinden sergilediği hamilik sürpriz ve şaşırtıcı olmasa gerek..!

Neymiş, 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasının harekat merkezi Akıncılar değil de soruşturmalarla ortaya çıkan ilişkiler ve bağlantılar dikkate alındığında  gerçek anlamda ABD büyükelçiliğiymiş miş miş  miş…


Günaydın…!


Artık Kabil’de görev yapacak Bass ile Türkiye’nin bundan sonrası için de “derin” muhabbeti bitmeyecek. Son günlerin aktüel konusu Suriye ve Irak’tan ABD tarafından helikopterlerle taşınan 1000 DEAŞ militanının önce Afganistan’a götürüldüğü ve son günlerde ABD tarafından yeniden bölgeye taşındığı ya da taşınacağı yönünde…

DEAŞ’ın ülkemizdeki 9,5 aylık suskunluğunu Bass bilmeyecek de ben mi bileceğim?


TÜRKİYE, KABİLE DEVLETİ DEĞİLDİR.!


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bass vakasını ve ABD ile ilişkileri ne güzel özetlemiş:


“Biz bir kabile devleti değiliz. Biz Türkiye  Cumhuriyeti devletiyiz bunu kabul edeceksiniz. Bunu kabul etmediğiniz takdirde  kusura bakmayın, biz size muhtaç değiliz. Biz sizden paramızla silah istediğimiz  zaman `kongre` diyorsun ama terör örgütüne üç beş kuruş para dahi almadan gelip  silahı ücretsiz olarak veriyorsun. Niye? `Türkiye`yi güneyden kuşatalım` diye.  Geri planını söylemiyorum, bunun arka planı da var, ayrı bir konu. Güney sınırımız boyunca oluşturulmaya  çalışılan terör koridorunun amacının DEAŞ`la mücadele olduğunu kim iddia  edebilir? Var mı böyle bir şey? Yalan. Terör koridoru, sadece Türkiye`yi  kuşatmaya yöneliktir. Kimse bizi aldatmasın.

"Bunlar bizi herhalde görmez, sağır, böyle zannediyorlar. Öyle alışmışlar çünkü ama böyle bir Türkiye yok artık. Uluslararası rekabette de yerini alacak bir Türkiye`yiz. Bunun köşe taşları da sizlersiniz. Sizler dik durusanız bunlar, buralarda en ufak bir cirit atamazlar. Tüm piyonları ile yıllardır besledikleri lejyonerleri ile bunlar üzerimize geliyorlar, gelecekler ama biz sağlam duralım.”


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 29