Bugün: 20.11.2017

ERDOĞAN VE İSTANBUL..!


Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri  Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi`nde düzenlenen İstanbul İl Danışma Toplantısı`nda çarpıcı açıklamalarda bulundu ve şöyle dedi:

“İstanbul`da teklersek Türkiye`de tökezleriz İstanbul`da metal yorgunluğu olursa Türkiye paslanırız. İstabul`da kıpırdanırsak Türkiye`de şahlanırız. İstanbul`u sağlam tutarsak, Türkiye`de de, dünyada da bizi yıkacak bir güç tanımıyorum. İstanbul`un büyüklüğünü anlamayan hiç kimse İstanbul`a ve AK Parti`ye hizmet edemez. İstanbul`u heyecanla sevmeyen hiç kimse bu şehre ve partimize gereken katkıyı sağlayamaz. İstanbul Türkiye`dir, Türkiye İstanbul`dur. Bu şehrin hakkını vermek zorundayız. Eğer yaptığımız işi bu şehre uygun şekilde yürütmezsek hedeflerimize ulaşamayız. Çalışmamızla, sevgimizle, fedakarlığımızla, bu şehre ve insanlarına kendimizi sevdirirsek İstanbul bizi başında taşır, sırtında taşır. İstanbul`u sağlam tutarsak, Türkiye`de de, dünyada da bizi yıkacak bir güç tanımıyorum.”


Evet, İstanbul, Türkiye’dir..!


TÜRKİYE VE İSTANBUL..!


Dünyanın sayılı  ve ülkenin en büyük mega  kenti olarak kabul edilen İstanbul’da toplam nüfusu 2016 yılı resmi verilerine göre, 14.804.116`dır. Bu nüfusun, 7.424.390 erkek (% 50,15) ve 7.379.726 (% 49,85) kadından oluşmakta.

Yüzölçümü 5.313 km2 olan İstanbul ilinde kilometrekareye 2786 insan düşüyor.


YSK’nun 16 Nisan referandumunda oy kullanacak seçmen ve sandık sayışana göre İstanbul’da, 26 bin 299 sandık kurulurken  ve 10 milyon 518 bin 057  seçmen sandık başına gidecekti. Toplam 39 ilçesi bulunun mega kent, TBMM’ne 2015 Haziran ve Kasım genel seçim sonuçlarına göre 88 milletvekili gönderdi.


2014 yılı 30 Mart yerel seçimlerinde  İstanbul`da 9 milyon 997 bin 24 seçmen 32 bin 165 sandıkta oy kullandı.2004 yılından bugüne İstanbul büyükşehir belediyesini kazanan AK Parti, 2014 yılı 30 Mart yerel seçimlerinde de 25 ilçe ve büyükşehir belediye başkanlığını kazandı.


İSTANBUL VE AK PARTİ’NİN GELECEĞİ..!


Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti’nin 2001 yılı Ağustos’unda kurulduğundan bugüne gerçekleşmiş tüm genel ve yerel seçimlerde, referandumlar ve cumhurbaşkanlığı seçiminde İstanbul büyükşehir de elde ettiği siyasi başarı ortada. O nedende, ülkedeki mega kentler içerisinde partinin 16 Nisan referandumunda elde etmiş olduğu sonuç, doğal olarak partinin kurucusu ve lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ürkütüyor.


Ve üstüne basa basa partililerine şu mesajı veriyor:

“Biz İstanbul`da yüzde 48 ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı`nı aldık, halk oylamasında 48.6 oyu ile netice verdi. Biz İstanbul`u böyle görmek istemiyoruz. İstanbul Türkiye ortalamasının altına düştüğü an buna yanarız, üzülürüz. Ortalamanın altına düşmemeli üstünde olmalı. Öyle ise bir yerde yanlışımız var, eksiğimiz var. Metal yorgunluğu diyorsak burayı değerlendireceğiz. Bu bir davadır buna böyle bakacağız.


“Hareketleniyoruz hareketleneceğiz. Gidilmedik il bırakmayacağız. İstanbul`da da çalınmadık kapı bırakmayacağız. Bölgesel ve küresel güç olma yolunda ilerleyen Türkiye`nin değişime ihtiyacı var. Bunu gerçekleştirecek olan bizleriz. Kongre sürecimizde gerçekleştireceğimiz değişim asla tasfiye değil. Bizim siyasi anlayışımızda vefa çok önemlidir. Benim milletimle partimle paylaşacağım bir hissiyatım varsa bunun yolları bellidir. Kimsenin racon kesmesine de ihtiyacım vardır. Eğer racon kesilecekse de bu raconu bizzat kendim keserim.”


ERDOĞAN İÇİN İSTANBUL’UN ÖNEMİ..!

Siyaset aynı zamanda siyasetçi için bir matematik işidir..!


İstanbul gibi bir dünya kentinin ekonomik yada  finansal açıdan önemini bilip de mega kentin dünya ve ülke siyasetinde önemini bilemezseniz, küçümserseniz, ayak oyunlarıyla ve şark kurnazlıklarıyla kente ve o kentin insanlarına yaklaşırsanız bunun siyasi bedelini sandıkta görürsünüz. İstanbul’u iyi okuyan bir parti ve parti liderliği  ülkenin ve milletin nabzını iyi okuyor demektir.


Erdoğan bunu yapıyor ya da yapmaya çalışıyor. Çünkü, bizzat şahsını da siyasette de bir yerden bir yerlere uçuran ve taşıyan, cumhurbaşkanlığı makamına kadar buluşturan İstanbul’un ta kendisidir..! Türkiye coğrafyasında nerede ikamet ederseniz edin, hemen her kişinin ama doğrudan ama dolaylı İstanbul ile ilişkisi vardır.


O nedenle Erdoğan’ın mega kent ile ilgili söylemi salt bu kentte parti teşkilatlarını, seçilmiş belediye başkanlarını ya da milletvekillerini, partilileri ilgilendirmiyor. Ülkenin 80 vilayetinde yaşayan ve dolaylı dolaysız mega kentle ilişkili hemen herkesi yakından ilgilendiriyor. Keza, İstanbul kozmopolit bir kent. Yurdun 80 vilayetinden sürekli bir şekilde göç alıyor .Binlerce ve on binlerce insan ya aş ve iş için ya da okumak için bu kente akıyor.


“KÜÇÜK İSTANBUL” VE BANDIRMA..!


Örneğin, Bandırma’nın bir diğer adı “küçük İstanbul”dur ve Güney Marmara’da yaşayanlar için tarih boyunca mega kent özel bir yere sahiptir. Bu bölge insanı için İstanbul’da iş sahibi olmak, okumak, ikamet etmek hala bir ayrıcalık olarak kabul edilir. Bir anlamda bir kişi İstanbul’da hapşırsa Bandırma’da kişi nezle olur...Mega kentin ilişkisi öylesine güçlü ve iç içe geçmiştir…


Güney Marmara’lı ve Bandırma, büyükşehirine bakmaz…Yüzü İstanbul’a dönüktür..!


Erdoğan’ın mega kent ve seçimlerin siyasi, sosyal sonuçlarıyla ilgili söyleminin bir benzerini yakın tarihimizde hiçbir siyasal parti liderinin ağzından duymadık, görmedik. Keza, hiçbir siyasi parti liderinin ağzından yine partisini ve partilisini her kademede hareketlendirme açısından da ciddi bir sorgulamasına, yönlendirmesine ve değerlendirmesine tanık olamadık.


Topluma ve seçmene dokunmak, yakın temas ve ilişki Erdoğan ve  bu siyasi hareket açısından, bu gelenek açısından ayrı bir önem taşıyor. Ülkemiz siyasal yaşamında ayrı bir  önem taşıyan ve partilisi olsun olmasın hemen herkesin  “baba” diye isimlendirdiği  rahmetli Süleyman Demirel’in sonrasında milletin hizmetkarlığına soyunmuş ve bunu her fırsatta ve ortamda vurgulayan, milletle küçük büyük, erkek kadın bire bir ilişki kurarak sürdürmeye ve bu ilişkiyi diri tutmaya çalışan bir siyasetçi, bir siyasal parti lideri ve cumhurbaşkanı ile karşı karşıyayız.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’a partilisinin ve seçmenin “reis” ya da “başkomutan” olarak isimlendirip,  sahiplenmesi bir sürpriz ya da rastlantı olarak görülmemeli. Bu ilişkinin çok farklı ,irdelenmesi gereken nedenleri olduğunu düşünüyorum.


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 46