Bugün: 27.06.2017

CANIMIZI BÖYLE YAKMIŞLAR!


Son günlerde Türkiye siyasal ve sosyal  yaşamımızda ilgili , ortaya dökülen ABD hükümet yazışmaları bir yandan Wikileaks’ın sızdırdığı belgeler ve bir diğer yandan  da  CIA’nın deşifre olan raporlarıyla ABD’ne ve NATO’ya  olan bağımlılık ilişkilerimizi ve sonuçlarını bir kez daha somut   görür, yaşar ve anlar olduk.


Bugüne kadar bir çok kez yazdık ama bir kez daha  belirtelim ve tarihsel, siyasal ve toplumsal  bir algı operasyonuna dikkat çekerek  bir kronikleşmiş  yanlışı düzeltelim.


KEMALİSTLERİ VE SOLU NASIL ALDATTILAR?


Cumhuriyet tarihimizde, ülkenin ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini yitirmesi ve emperyalizme bağımlılık ilişkileri,  1946’da çok partili siyasal yaşama geçişimiz ve Demokrat Parti’nin 1950 yılında iktidara gelmesi ile başlayan bir süreç değil, 2. Dünya savaşı öncesinden başlayan ve savaş sonrası  cumhurbaşkanı İnönü ve CHP iktidarı döneminde ikili antlaşmaların imzalanmasıyla derinleşmiş  bir süreçtir.


Bu konuda, özellikle Kemalistlerin, CHP’lilerin, sosyal demokratların ve genel olarak sosyalistlerin tarihsel, siyasal ve toplumsal  tespit ve yorumları yanlıştır!


Kemalist devrim sonrası bir karşı-devrimden söz edilecek ise, bu karşı-devrimci süreç,   Mustafa Kemal Atatürk daha yaşama gözlerini yummadan başlamış ve İnönü’nün cumhurbaşkanlığı ve CHP’nin tek parti iktidarı döneminde gelişip olgunlaştırılmış bir süreçtir.


Örneğin, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimi, FETÖ gerçeği ve ABD/CIA ve NATO ile ilişkisinin niteliği  ülkenin ve toplumun  saplandığı batağı, nasıl bir tehlike içerisinde bulunduğumuzu hepimize bir kez daha gösterdi. Asında ortaya dökülmüş ve gün yüzüne çıkmış belgeler  bir anlamda  hepimizin aklını başına getirdi ve aydık!


Bu bile,   Cumhuriyet döneminde ne olup bittiğinin anlaşılamamışına yada eksik-yanlış anlaşılmasına dönük maruz kaldığımız dezenformasyon ve manipülasyonların, algı operasyonlarının ne kadar güçlü ve baskın olduğunu bizlere veriyor.


ABD/CIA VE ÖRTÜLÜ SAVAŞ  YÖNTEMLERİ!


Geçtiğimiz günlerde, 19 Aralık 1947  tarihli, ABD  Başkanı Truman döneminde ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin, NSC-4A kodlu ‘gizli’ bir kararnamesinde  ABD’nin Komünizme karşı politikalarını desteklemek üzere CIA’ye, gizli psikolojik eylemlere başlaması talimatının verildiğini  ve bu kararnameden altı ay sonra 1948`in Haziran ayında ABD Dışişleri Bakanlığı`nın Siyaset Planlama Müdürü ve aynı zamanda Marshall Planı`nın da mimarı olan George Kennan’ın hazırladığı NSC-10/2 kodlu başka bir kararnamede  ise, CIA’ın örtülü savaş yöntemlerini sınırsız hale getirdiği anlaşıldı.


Bu söz konusu kararnamelere göre şöyle belirtilmiş:

“Doğrudan önleyici eylemlerde bulunma; bu amaçla propaganda, ekonomik savaş, sabotaj, anti sabotaj, tahrip, tahliye gibi tedbirlere başvurmak; düşman yönetimleri devirmek; bu amaç doğrultusunda teröristlere, direniş hareketlerine, sığınmacı gruplara destek vermek!”


Bu ve benzeri faaliyetlerin deşifre olması durumunda ise, ne yapılacağı şöyle belirtilmiş:

“Bütün bu eylemler öyle bir şekilde planlanmalıdır ve uygulamaya konmalıdır ki; Amerikan hükümetinin bu eylemlerdeki sorumluluğunu yetkisiz kişiler açıkça göremesin; gören olursa da ABD hükümeti bunu inandırıcı bir şekilde reddedebilsin…ABD`nin dış politikası doğrultusunda hükümetleri, olayları, örgütleri ya da kişileri etkilemek üzere yapılan ama Birleşik Amerika hükümetinin ilişkisinin belli olmayacağı örtülü eylem.”


Dikkat edin, daha NATO kurulmamış ve Türkiye’nin  NATO üyeliği söz konusu bile değil! Demokrat Parti kurulalı daha bir yıl olmuş ve DP iktidarı söz konusu bile değil. !


KEMALİSTLER VE SOL, BÖYLE DARBECİ   YAPILDI!


Keza, CIA’nin gizliliğini kaldırarak yayınlanan 13 milyon belge bizlere,  Demokrat Parti’nin  ve cumhurbaşkanı Celal Bayar ve başbakan Adnan Menderes’in alaşağı edildiği 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden   ana muhalefet lideri CHP’li  İnönü’nün başından beri haberdar olduğunu sunuyor. ABD/CIA tarafından 1960 yılı Şubat ayında başlayan darbe hazırlıkları  CHP’nin bilgisi dahilinde TSK içindeki  ‘Kemalist’ darbeciler tarafından adım adım hazırlanıp, gerçekleştiriliyor.


Türkiye’de aynı şekilde yıllardır    Atatürk Cumhuriyetine   ve devrimlerine karşı  işbirlikçi ve gerici bir karşı- devrim yaptığı savı  ile DP iktidarına karşı gerçekleştirilen 27 Mayıs 1960 askeri darbesini ‘ilerici’ bir darbe olarak nitelendirenler, DP Genel başkanı ve başbakan Menderes ve bakanları Zorlu ve Polatkan’ın idamını alkışlayanlar, 27 Mayıs askeri darbesini ‘Hürriyet ve Demokrasi  Bayramı ‘olarak kutlayanlar yıllarca kendilerini kandırmakla kalmadılar, yıllarca halkı  da, taraftarlarını da kandırdılar!


DÜŞÜN DÜNYAMIZ  KONTROLLERİ ALTINDA!


Yaşananlar ve gerçekler  dikkate alınca şunu dile getirmek   ve şu saptamayı yapmak kaçınılmaz oluyor: Onlarca yıldır ülkemiz  siyasal ve sosyal yaşamı  felsefi,  ideolojik ve siyasal açıdan başta ABD/CIA ve NATO tarafından işgal ve iğfal edilmiş durumda.  Ülkenin entelektüel ve düşün yaşamının ulusal bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi gözeten bir yanı ve yönü ,ne yazık ki, yok!


Türkiye halkı, kiralık ve işbirlikçi ,hain beyinlerle onlarca yıldır köle ve mağdur kılınmış! Tarihsel ve toplumsal gerçekler gizlenmiş, saklanmış ve yanlış yönlendirilmiş..!


Örneğin, ülkemizde milli eğitim sistemi, eğitim müfredatı, yüksek öğrenim sistemimiz, akademik dünyamız haklı olarak sürekli sorgulanıp, eleştiriliyor. Oysa ki, özellikle  ABD ile imzalanmış ikili antlaşmalar kapsamında  eğitim-öğretim sistemimizin nasıl en alttın en üste kadar biçimlendirilip şekillendirildiğini daha sorgulamadık. ABD ve NATO’nun, istihbarat örgütlerinin el atmadığı  devlet ve toplum nezdinde hemen hiç bir alan yok!


Bugün devlet ve siyasal iktidar nezdinde dışarda ve içerde kopartılan kıyametlerin, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişiliği, makam ve mevkisi üzerinden yürütülen  suçlamalar ve tartışmaların, yaşanan terör olaylarının, ekonomik saldırıların, kuşatmaların, 15 Temmuz darbe girişiminin  nedeni tam da bu nokta da sorgulanmalı…


Türkiye, tarihsel ve toplumsal bir yol ayrımında…


Tarihsel ve toplumsal açıdan yaşamın her alanını kapsayan bir yüzleşme ve hesaplaşma yaşanıyor ve bu kaçınılmaz. Bir ülkenin ve milletin tarihsel belleğiyle  kendi emperyal amaç ve çıkarları için oynamayı alışkanlık hale getirmiş ve işbirlikçileri eliyle her türlü karanlık, kanlı ve kirli oyunu sahnelemiş olanlarla bu millet 15 Temmuz da  başarıyla hesaplaşmış olmanın haklı gururunu ve onurunu yaşıyor.


Bitti mi, bitmedi! Hesaplaşma sürüyor!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 158