Bugün: 21.11.2017

Ak Parti Ve Erdoğan..!


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında parti yöneticilerine ve partililere seslendi, uyarılarda bulundu.


Bu ilk değil..


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Nisan referandumunda Anayasa’nın 18 maddesinin değişikliğinin kabul edilmesi ve kurucusu olduğu partiye dönmesi ve gerçekleşen Olağanüstü Büyük Kongre ile partisinin genel başkanlığına seçilmesiyle birlikte  parti yöneticilerine ve partililere yönelik yaptığı konuşmalar ve uyarılardan sadece bir tanesiydi.


Demokrasilerde ve çok partili siyasal yaşamda siyasal partilerin rolü ve önemi büyüktür. Bir anlamda siyasetin ve siyasal ve sosyal yaşamın özünü siyasal partiler oluşturur. Siyasal partiler  ortak ve nihai amaca ulaşmak için insanların organize bir şekilde bir araya gelmeleriyle hayat bulur.


Her siyasal partinin varoluş ve kuruluş amacı  demokratik toplumlarda meşru zeminde seçim yoluyla devlet yönetimine  ve siyasal iktidara talip olur.. Toplumun ya da kamuoyunun demokratik siyasal sistemle bağ kurabilmesinin ve kendilerini ifade edebilmelerinin temel unsuru siyasal partilerdir.


PARTİLER VE  PARTİ İÇİ  DEMOKRASİ..!


Partinin organize iç yapısını, teşkilatlanmalarını ve çalışma sistemini, görev, yetki ve sorumluluklarını, temsil mekanizmasını, mal edinmeleri, gelir ve giderlerini, denetlenmelerini şekillendiren ve biçimlendiren siyasal partilerin tüzüğüdür. Partilerin tüzüğü, Siyasal Partiler Kanunu’na göre düzenlenir.  


Parti programları ise, ortak amaç ve nihai hedef için bir araya gelmiş insanların siyasal amaçlarının kısa, orta ve uzun vadede dile getirildiği  bir siyasal manifestodur.


Siyaset ve siyasal yaşam siyasal partiler üzerinde gelişip, şekillenir. Cumhuriyet tarihi boyunca temel siyasal sorunlarımızın başında Siyasal Partiler Kanunu ve Seçim Yasası’nın demokratikleşmesi ve toplumsal ihtiyaçlar yönünde geliştirilmesi gelir. Bugünkü siyasal sistemimizi ve siyasal sistemin işleyişini belirleyen yasal düzenlemeler ve hükümler ise bugüne kadar gerçekleşmiş tüm yasal değişiklikler ve düzenlemelere karşın 12 Eylül askeri faşist yönetimi döneminin damgasını taşır.


Çok partili siyasal yaşam ile birlikte siyasal yaşamımızda yaşadığımız en büyük sorunlardan bir tanesi  parti içi demokrasinin işler kılınması ve partililerin parti yönetimlerinde söz, yetki ve karar sahibi olması sorunudur. Parti içi demokrasinin göstermelik işlemesi genelde toplumumuzda ve parti organizasyonları içerisinde yer alan yurttaşlarımızda siyasal partilere karşı  bir güvensizliğin ve yabancılaşmanın gelişmesini de beraberinde getirmiştir.


AK Parti’nin de parti içi temel sorunlarından bir tanesi parti içi demokrasidir..!


PARTİNİN OBEZLEŞMESİ VE FRANKSİYONEL YAPILAR..!


Parti içi demokrasinin  yasal olarak parti tüzüklerine uygun bağıtlandığı gibi işletilmemesi, AK Parti’de de  ülke genelinde 10 milyonu aşkın üye sayısına sahip ülkenin en güçlü siyasal organizasyonuna sahip olunmasına karşın, parti içi demokratik dinamizmin köreltilmesini beraberinde getirmiş, obez bir parti yapısı doğmuş, aktif üyelik yerine pasif ve edilgen bir üye tabanı oluşmaya başlamıştır.


İl ve ilçe kongrelerinde partilerin yönetimlerinin belirlenmesinde ve seçilmesinde, belediye başkanı ve meclis üyelerinin belirlenmesi ve seçiminde, milletvekili adaylarının belirlenmesi ve seçiminde genel merkeze ve parti liderine tanınan aşırı yetkilendirmeler, ön seçim yöntemi yerine teamül yoklamaları adı altında aday belirleme yöntemleri  hem parti içi bürokrasinin ve merkeziyetçiliğin aşırı güçlenmesine hem de  parti tabanında ve delegelerde ‘zaten bizim tercihlerimiz dikkate alınmıyor ki’ endişelerini ve tepkilerini, küskünlüklerini, kırgınlıklarını beraberinde getirmiştir.


Parti genel merkezinin ve liderinin parti içinde mutlak belirleyiciliği il ve ilçe teşkilatlanmaları nezdinde de parti tabanında yaşandığı gibi politik demoralizasyona, politik özgüven yitimine neden olmuş, parti içerisinde biat kültürünün gelişimini güçlendirmiş, parti teşkilatları zamanla önemsizleşip, etkisiz bir konuma itilmiş ve parti bütünselliği içerisinde fraksiyonel particilik eğilimleri hızla gelişmiştir.


AK PARTİ BİR ‘DAVA’ PARTİSİDİR..!


Örgütsel model bakımından AK Parti, hem bir kitle partisi yani homojen bir siyasal parti görünümüne sahip olmakla birlikte aynı zamanda bir kadro partisidir. Cumhurbaşkanı ve parti genel başkanı Erdoğan’ın da sıklıkla konuşmalarında vurguladığı ve dikkat çektiği gibi, AK Parti bir ‘dava ‘partisidir…!


‘Dava’ partileri, siyasal terminolojide aynı zamanda bir ‘kadro’ partisidir..!


Bu nokta da AK Parti’nin siyasal yaşamda başardığı  belli bir ‘dava’ için yola çıkmış insanların ortak birlikteliğinin ve mücadelesinin kitlesel bir potada yığınları kucaklayarak, değiştirici ve dönüştürücü bir nitelik arzetmesidir ki, Erdoğan, bu ‘dava’ ve gerçeği, ‘yeni bir medeniyet projesinin inşası’ olarak tanımlıyor.


‘Erdemliler hareketi’ olarak da ifade edilen hareketin ‘dava’ sının temel desturu ‘diklenmeden  dik durmak’ olarak da özetlenebilir. Siyasal felsefe açısından da ‘muhafazakar milliyetçilik’ ya da ‘muhafazakar demokratlık’ olarak da zaman zaman  ifade edilen siyasal kimliğin aynı zamanda ulusal ve enternasyonal bir nitelik taşıdığını vurgulayalım.



ERDOĞAN, SİLKELİYOR..!


Yeniden Erdoğan’ın Ankara İl Başkanlığı’nın verdiği iftardaki konuşmasına dönelim. Partililere şöyle sesleniyor:

14 yılda hayata geçirdiğimiz hizmetle ile cumhur ile cumhuriyeti buluşturduk. Milletimizin Ankara`ya bakışını da değiştirdik. Bu süreçte Ankara`da kendisini değiştirdi…Eksikler, hatalar, yanlışlar elbette var. Bunların düzeltilmesi için çalışmak başka bir şeydir. Yapılan güzel şeyleri görmezden gelmek başka bir şey…Benim sizlerden ricam şudur. AK Partili olmak gurur abidesi olmak değildir. İktidar gücünü gururlanma sürecine katkıda bulunsun diye kullanmamalıyız. Tam aksine tevazu ehli olmak suretiyle vatandaşlarımıza yaklaşmalıyız. Bunu yapmak durumundayız. Aksi takdirde Rabbimin bize verdiği bu nimeti süratle kaybederiz. Bu bakımdan tüm il, ilçe teşkilatlarımızın kapı kapı, ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları dolaşmak durumundayız…2019 seçimlerine kadar kapısını çalmadık ev, sıkmadık el, tebessüm etmedik yüz bırakmayacak şekilde bir programla çalışmalarımızı sürdürmeliyiz…Belediyeler için bir şey söyleyeceğim. Belediyelerde hizmet gerektir ama yeterli değildir. Yeterli olan nedir, gönüllere girmektir. Eğer gönülleri alamıyorsak kaybederiz Onun için de ev ev dolaşacağız, kapı kapı dolaşacağız ve vatandaşımızla bu gönül birlikteliğini sağlayacağız..”


Erdoğan, obezleşmiş ve fraksiyonel bir dönüşüm içerisine girmiş, kendi içerisinde farklı siyasi ikbal ve rant arayışları, hesaplaşmaları, güç tokuşturmaları yaşayan devasa bir teşkilat yapısını 2019 seçimlerine kadar yeniden ayağa ve şaha kaldırmanın, teşkilatları, belediyeleri, milletvekillerini silkelemenin ve kendilerine getirmenin mücadelesini veriyor.


Bunun sonuçlarını hep birlikte görüp, hep birlikte yaşayacağız..

Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 114