Bugün: 26.06.2017

16 NİSAN SEFERBERLİĞİ..!


16 Nisan referandumu için geriye sayım başladı. Avrupa’da 27 Mart’ta başlayan ve 14 gün devam eden, 16 Nisan referandumuna yönelik Türk seçmenlerin oy kullanma işlemi sona erdi. 1 milyon 136 bin 921 yurt dışı seçmen sandık başına gitti. Son gün oy kullanacak seçmenlerle beraber yurt dışında bu rakamın toplamda 1,5 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.


Ne oldu?


Referandumda yurt dışında oy kullanma süreci başlamadan başta Almanya olmak üzere Hollanda, İsviçre, Belçika’da seçmeni etkilemeye ve yönlendirmeye yönelik  tüm algı operasyonlarına, diplomatik nezakete uymayan ve iç işlerimize  doğrudan müdahale etmeye yönelik dayatma ve zorlamalara karşın ne oldu?


Yurt dışındaki yurttaşlarımız sonuçta bildiğini  ve yapılması gerekeni yaptı ve  sandık başına giderek, tercihi ne ise oyunu kullanarak, iradesini sandığa ama ‘evet’ ama ‘hayır’ diyerek yansıttı!


SON SÖZÜ MİLLET SÖYLEYECEK..!


Aynı şey, 16 Nisan’da sandığa gidecek seçmenimiz için de geçerli. Yaşananları, algı operasyonları, dayatma ve zorlamaları, SKANDAL uygulamaları ibretli ve şaşkınlıkla izleyen  seçmen sandığa giderek, tercih ve iradesini sandığa yansıtacak!


Ancak, bu zaman zarfında bir şey daha öğrendik ve gerekli dersleri çıkarttık. AB ülkelerinin  sistem değişikliğiyle ilgili 16 Nisan’da gerçekleşecek referandum ve sonuçlarına AB’nin abartılı ve nezaket sınırlarını aşan  ilgisi ve müdahale çabaları, ülkelerinde  Türkiye karşıtları  ile sergiledikleri  ittifak, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişiliğine  ve AK parti iktidarına karşı olmanın sınırlarını çoktan aşmış ve Türkiye  düşmanlığına ulaşmış durumda. Seçmen bunu da ilgiyle ve  ibretle izliyor!

Peki, dert ve davaları ne..!


KAYBEDECEK  ZAMANIMIZ  YOK..!


Geçtiğimiz hafta sonu Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Marmara İlçesi’nde Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Mobil Mezbaha’yı hizmete alma töreninde yaptığı konuşmada olayı ve yaşananları şöyle özetlemiş:

“Türkiye neden 2023 hedeflerine 2010 yılında 2009 yılında ulaşamadı? Nedir sebebi? Türkiye’deki idari yapının hatasından, sistemin hatasından. Türkiye çok partili siyasi hayata 1950 yılında Demokrat Parti tek başına iktidar, hizmetler geliyor. 60’ta iktidar, 65’e kadar 5 yıl tam koalisyon hükümetlerinin olduğu dönem. 5 yılda 4 tane Başbakan değişiyor. Bir Başbakan aşağı yukarı 1 yıl kalıyor. 65-69 Adalet Partisi tek başına iktidar. 1969 yılında Adalet Partisi içindeki 41 milletvekili Demirel’e hayır oyu verip bütçede Demirel’i düşürdüler. 1969’dan 1983’e kadar hep koalisyon. Tek başına iktidar yok. 14 yıl. Rahmetli Özal’ın 83-91 iktidarından sonra 2002 3 Kasım’a kadar yine koalisyonlar. Tam 30 yıl. Türkiye’nin kayıp 30 yılı. 16 Nisan’da yapılacak olan halk oylaması Türkiye için önemli bir fırsat. Türkiye’de hükümetler bütçe görüşmelerinde, güven oylamalarında düşürülmesin. Hatırlayan Necmettin Erbakan Tansu Hanım ile koalisyon yok. Erbakan devredecek Tansu Hanım’a, milletvekili transferi, Şemsiye Partisi 11 tane milletvekili Doğruyol’dan istifa edip Cindoruk parti kurdu. Hükümet güvenoyu alamadı. Yeni sistem ile koalisyonlara son. Bütçede hükümet düşürmelere son. Güven oylamasında hükümet düşürmeye son. Milletvekili transferleri ile vakit kaybedilmeyecek. Türkiye’nin istikrara ihtiyacı var. Nasıl ABD dünyanın en gelişmiş ülkesi. 250 yılda Trump 45. Başkan 5 yılda bir başkan seçiliyor. Peki, Türkiye 1923’ten 2017’ye kadar 94 yılda 65 Başbakan. Var mı istikrar yok. Türkiye’nin kaybı bu. O dönem temeller atılmış işler yürümemiş.”


Türkiye’de orta yaş ve üstü kuşak bu gerçeği her yönüyle yaşadı, tanık oldu. Hoyratça kaybedilen  ve tüketilen zamanın ayırdında ve  bugüne kadar ülkenin devlet ve siyasal yönetiminin başında söz sahibi olmuş her lider, bu gerçeğin altını çizmiş ve çözümün sistemi değiştirmekten geçtiğine dikkat çekmiş ama gereğini yapamamış!


İlk kez, sözün dışında Erdoğan’ın dışında iki  siyasal partinin lideri bir araya gelerek ,Anayasa değişiklik paketi ile istemdeki yanlışların düzeltilmesi yönünde, sisteme neşter vurmaya karar kılmış ve mecliste kabul edilmiş değişiklik paketini referandumla milletin tercih ve iradesine sunmuş.


Bu, Türkiye için dünyanın sonu mu?

Hayır, değil..!


16 NİSAN’LA İLGİLİ DERTLERİ NE..?


16 Nisan da sadıktan ‘evet’ de çıksa ‘hayır’ da çıksa,  milletin tercin ve iradesine  saygı duyulacağı vurgulanmış ve Türkiye yoluna devam edecek.  ‘Evet’ diyenin de ‘hayır’ diyenin de kararı devlet ve iktidar nezdinde baş tacı olarak kabul edilip, Erdoğan cumhurbaşkanlığına, AK Parti iktidar temsilciliğine devam edecek ve 2019 seçimlerine kadar ülkede siyaseten değişen hiçbir şey olmayacak! Bu gerçek bilinmesine karşın, özellikle AB’yi, NATO’cuları, Siyonistleri, FETÖ’cüleri, HDP/PKK’lları ve ülke karşıtı teröristleri telaşlandıran ne?


Bu sorunun içinde yanıtı var. Cumhuriyet Türkiyesi’nde hiçbir zaman gerçek anlamda parlamenter demokrasi  olmadı, uygulanmadı. Ülkenin parlamenter demokrasi adına yamalı bohça misali koalisyonlarla yönetilmesi hep birilerinin işine geldi.  Devlet ve iktidarlara dış müdahalenin, yönlendirmenin  önü açılırken, sen-ben kavgaları ile siyasal ve toplumsal istikrarsızlık içinde darbelerin gerekçesi oluşturuldu. Türkiye halkının ekonomik ve toplumsal yaşamın her alanında gelişip, güçlenmesinin, insanca yaşayabilmesinin önüne ket vuruldu.

Başka..?


Devlet ve iktidar nezdinde ülkenin son yıllarda  yaşamın her alanında gerçekleşen yükselişinin frenlenmesi ve  her gün öz benliğine biraz daha  kuşanan devletin ve milletin bağrında  gedik açılması ve devlet ile siyasal iktidar nezdinde yönetim ve siyasal krizin yeniden derinleştirilmesi, Türkiye’nin yüzünü içe dönerek, geçmiş yıllarda olduğu gibi  enerjisini iç sorunlarla tüketmesi  amaçlanıyor.


Bitti mi?

Hayır..!


Kuzey Afrika ülkelerinde yaşandığı gibi, Irak ve Suriye’nin başına örülmüş çorapların Türkiye’nin de başına örülmesi ve ülkenin etnik ve mezhepsel açıdan iç savaşa sürüklenerek, ayrıştırılması ve bölünmesi planlanıyor.


16 Nisan referandumu, ayağımıza vurulmuş pranganın zincirlerinin koparılması ülkenin ve milletin ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine sahip çıkması, bölgesinde ve dünyada  kendi kimliği ve kişiliği ile var olabilmesi, geleceğe emin adımlarla yürümesi anlamını taşıyor.


Ötesi var mı..?


Oyunu ve hesapları görüp,16 Nisan günü, mutlaka sandığa giderek, milletçe oyunu bozup, hesabı görelim..


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 55