Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • 12 EYLÜL 1980 VE 15 TEMMUZ 2016!

12 EYLÜL 1980 VE 15 TEMMUZ 2016!


9 günlük mübarek Kurban Bayramı tatilini de geride bıraktık. Bu arada bayramın ilk günü, 12 Eylül  1980 askeri faşist darbesinin 36.yılını andık. Darbe dönemi ile ilgili rakamlar havada uçuşuyor ama bu bana sempatik gelmiyor.


Çünkü, her rakamın karşılığı insan!


İşkenceye uğramış, zindanlarda süründürülmüş, kaydırık uyduruk  mahkemelerde yargılanmış, kuytuluklarda  katledilmiş, binlerce, on binlerce, yüzbinlerce mağdur  insandan söz ediyoruz.


YAŞANAN ACILARA RAKAMLAR KİFAYETSİZ KALIYOR!


O nedenle acıların, hasretlerin, çilelerin, ölümlerin, zulümlerin rakamlarla ifade ediliyor olması bana ayrı bir acı ve hüzün veriyor. Sadece o dönem gözaltına alınmış, sorgu evlerinde işkencelerden geçirilmiş, yıllarca zindanlarda çürütülmüş insanlarımız açısından değil; umutla  eşlerinin, babalarının, analarının, oğul veya  kızlarının yolunu bekleyen aileleri ve yakınları açısından da bu matematiksel tanımlamaların yaşananları bir nebze olsun anlatmaya ve o günleri anlaşılır kılmaya muktedir olamayacağına inanıyorum.


12 Eylül 1980 darbesi, 12 Mart ve 27 Mayıs askeri darbeleri gibi, kara ve kanlı bir gündür!


Şu söylenebilir: 15 Temmuz akşamında yaşanan darbe kalkışmasında devlete ve millete yönelik aleniyete dökülen şiddet  ve vahşet,27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül de, siyasal erk, TBMM ve yerel yönetimler yanı sıra milletin fiili direnç ve direnişi ile karşılanmadığı içindir ki, adeta kol kırılır yen içinde kalır  anlayışıyla,  yüzbinlerce insan kapalı kapılar ardında zulüm gördü ve boğazlandı!


27 MAYIS’IN DA,12  MART’IN DA,12 EYLÜL’ÜN DE MİMARI ABD VE NATO’DUR!


27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 askeri darbeleri ile 15 Temmuz darbe kalkışmasının  ortak özelliği hepsinin aynı uluslararası merkez  ve güç odağında planlanıp, organize edilip, işbirlikçileri aracığıyla uygulanmasıdır.


Bu küresel gücün merkezi,  ABD/Pentagon/CIA ve NATO’dur!


Burada bir yanlış saptama ve yönlendirme, aslında algı operasyonuna dikkat çekmek gerekiyor. 15 Temmuz darbe kalkışmasında yaşananlara bakarak genel olarak  ‘sol’ ve liberal kesimde yapılan darbe yorumlarında, genellikle biçimsel açıdan 15 Temmuz kalkışması  “böyle darbe mi olur” düşüncesinden hareketle ‘senaryo’ ve ‘tiyatro’ olarak tanımlanıyor. Bu kervanın içinde ‘Yeni CHP’ ve HDP’nin de olduğunu vurgulayalım.


Çok konuşan ama içinde yaşadığımız dünyada yaşananları bile anlamak bir yana izleme konusunda bile başarısız olan bu siyasal kesimler, 11 Nisan 2002’de Venezuella’da  Devlet Başkanı Chavez’i devirmeye yönelik gerçekleştirilen askeri darbeyi ve Brezilya’da Devlet Başkanı Dilma Rousseff’un alaşağı edilmesiyle sonuçlanan darbeleri incelemeliler. Venezuella’da da, Brezilya’da  da darbe süreçleri halen  devam etmekte.


Her iki Latin ve Güney Amerika ülkesinde de darbelerin planlayıcısı ve baş organizatörü, işbirlikçileri üzerinden uygulayıcısı Türkiye’de olduğu gibi, ABD/Pentagon/CIA ve NATO’dur!


İŞBİRLİKÇİ SOLCULUK VE SAĞCILIK!


Bugün milletin gördüğü, yaşadığı ve somut siyasal reflekslerle göğsünü gererek ölümüne karşı durduğu 15 Temmuz darbe kalkışmasının siyasal ve toplumsal yaşamımızda “sol”un ve belli kesimlerin algılama güçlüğü, politik körlük yeni bir durum değildir. 27 Mayıs 1961 askeri darbesine karşı da “sol” ve  başta CHP, yıllardır yaratılan algı operasyonuyla darbeye “ilerici” bir misyon yükleyerek, darbecileri ve icraatlarını alkışladı.


Türkiye,27 Mayıs’ı  onlarca yıl, “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak, kutladı!


Türkiye’de düşün yaşamı, siyasal açıdan “sol” ve “sağ” ya da izm’ler emperyal ülkelerin istihbarat örgütlerinin faaliyetlerine büyük ölçüde  açıktır. Devletin de 40’lı yılların sonundan başlayarak  başta ABD olmak üzere emperyal ülkelerin istemlerine ve çıkarlarına göre yeniden yapılanması, ekonomiden siyasete, savunmadan bürokrasiye, eğitimden kültüre buna göre biçimlenmesi 15 Temmuz darbe kalkışmasında yaşadığımız ve tanık olduğumuz ‘dehşet tablosu’nun önümüze çıkmasına neden oldu!


İrkildik, ürktük, şaşırdık, öfkelendik ama en önemlisi, yıllanmış ezberlerimiz bozuldu, hayal dünyalarımız tuz buz olup yıkıldı! Şimdi, dünün ezberleri ile 15 Temmuz ve sonrasını anlamaya çalışıyoruz ki, hikaye. Bu mümkün değil!


KUZU POSTU İÇİNDEKİ FETÖCULAR,DARBECİLER!


Bayramda cezaevinde görevli bir bürokrat ile söyleşiyoruz. Bandırma’da cezaevinde 60’ı bayan 200’ü aşkın erkek FETÖ  tutuklusunun bulunduğunu ve çoğunluğunun hala  neden orada bulunduğunu anlayamadığını, şaşkınlık içinde mağdur edildiklerine inandıklarına dikkat çekiyor.


Anlattıkları karşısında hiç şaşırmadım!


Çünkü, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbecilerini bu devlet ve millet derdest edip, yargılanmalarının yolunu açabilseydi, işkencecileri ve katilleri dahil, çoğunun benzer tepkiler verip, mağduriyet edebiyatı yapacaklarına inanıyorum. Hepsinin kendisine göre bir gerekçesi ve mazereti olacaktı.


Bu süreçle ilgili en anlamlı yorumu oğlum Ozan yaptı . 15 Temmuz darbe kalkışmacıları terörist ise 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbecileri de asker üniforması giymiş  teröristlerdi. Onlar darbe kalkışmasında başarılı olarak, devletin başına gelmiş, payelenmişti.  Zulm ettikleri, katlettikleri insanları ise terörist ilan etmişlerdi.


HESAPLAŞMA  DAHA  BİTMEDİ!


Evet, 12 Eylül  askeri faşist darbesinin üzerinden 36 yıl geçti…Acıları ise hala diri ve yakıcı…Türkiye, her darbe döneminin geride bıraktığı toplumsal yıkım ile bugüne kadar hiç hesaplaşma imkanı bulamadı. İnsanlar, kırıldıkları ve yıkıldıkları yerde bir enkaz gibi kaldı. Hunharca açılmış yaralar kapandı mı, hayır! Ne 27 Mayıs, ne 12 Mart ne de 12 Eylül’ün açtığı yaralar kapanmadı ve için için kanıyor…!


Ülkemiz siyasal ve toplumsal yaşamında, 15 Temmuz darbe kalkışmasına karşı geliştirilmiş direnç ve direniş, Cumhuriyet tarihimiz için bir milat ve dönüm noktası oldu. Bir anlamda ,15 Temmuz, Türkiye’nin bir diriliş, bir silkiniş destanıdır.


Nicedir darbe kabızlığı çekenlerin son hamlesini bekliyor, izliyorduk. 


Denediler ve yenildiler!


Bir ülke ve bir millet tarih yapıcılığına soyundu.


Bayramınız, bayramlarınız kutlu olsun!Vatanına, bayrağına, bağımsızlığına ve egemenliğine, birliğine ve dirliğine sahip çıkanlara selam olsun!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 362