Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • “BESLEMELER” VE “ŞANTAJCI GAZETECİLER”..!

“BESLEMELER” VE “ŞANTAJCI GAZETECİLER”..!


Dün, Balıkesir’de ve EKSPRES gazetesini Plevne mahallesindeki yeni adresinde ziyaret ettim ve sevgili semih ve Sedat’la büyükşehir basını ve gazetemizin genel ayın politikası, son siyasi ve sosyal  gelişmeler üzerine uzun uzadıya sohbet etmek olanağı buldum.


EKSPRES’in ofisi gerçekten de çalışma ortamı açısından güzel düzenlenmiş ve dilerim meslektaşlarım daha güzel ve verimli çalışma ortamlarına kavuşurlar. Semih, Melih ve Sedat tarafından yeni çalışma ortamları titizlikle düzenlenmiş ve verimli bir çalışma ortamı yaratılmış. Hepsini kutluyor ve yürekten iyi çalışmalar diliyorum. Hepsi genç, enerjik ve meslekte pırıl pırıl insanlar…


Yakışır mı?

Evet, yakışır..!


BÖLGESEL VE YEREL BASIN DESTEKLENMELİ..!


Bölgesel ve yerel gazetecilik zor, çileli ve gerçekten özverili bir iştir. Son yıllarda basın ve yayıncılık, habercilik, köşe yazarlığı  açısından büyükşehir basın ve ayın kurumlarının sahiplerinin ve çalışanlarının kendi içlerinde ciddi açılımlar  ve atılımlar içerisinde olduğunu gözlemlemek sevindirici. Geçmiş yıllarda basın-yayıncılık alanında  Körfez ve Güney Marmara ağırlıklı  yaşanan hareketliliğin adım adım büyükşehir merkezde odaklanarak, yoğunlaşması dikkat çekici bir gelişme…


Kuşkusuz, yıllardır yaşandığı gibi bölgesel ve yerel  basın-yayın kurumlarının, kuruluşlarının ve çalışanlarının bir dizi sorun ve sıkıntısı var. Çalışma koşullarının iyileşmesi  ne kadar önemli ise, bu koşulların iyileşmesi doğrudan ekonomik girdilerinin artması, maliyetlerinin ve resmi yükümlülüklerinin azaltılması ile ilişkili.


Kapitalizm affetmiyor..!


Dilini, derdini ve davasını çözemeyeni, anlayamayana, oyunu kurullarına göre oynamayanını   ya da bilip de gereğini yapamayanı, kendisini yenileyip, geliştirip, sürece adapte olamayanını mutlaka bir şekilde egale edip, tasfiye ediyor.


Ekonomik kaygılar ama en önemlisi basın-yayın kuruluşlarına yönelik ekonomik kuşatma, mali yükümlülüklerin  ve maliyetlerin ağır olması, çalışanların beklentileri bölgesel ve yerel basın-yayın kurumlarının  ve kuruluşlarının sahiplerinin rahat nefes alabilmelerini gün be gün güçleştirirken, bir anlamda  dayanma güçlerini kırarken, rahat nefes alabilmelerini imkansız hale getiriyor.


BASIN-YAYIN KURUMLARI ENTELEKTÜEL BİRER ODAKTIR..!


Oysa ki, günümüz de basın-yayın kurum/kuruluşları sadece birer görüntülü, işitsel veya yazılı  günlük, haftalık ya da aylık bilgilenme aracı olarak da görülmemeli. Günümüzde basın-yayın kurumları işlev açısından haber ve yorumlarıyla, aynı zamanda ülkenin, bölgenin ve kentin  en önemli birer entelektüel odağı sorumluluğunu üstlenmiş durumdalar. Keza bugün bir çok gazetecinin ve köşe yazarının entellektüel bilgi ve birikimiyle, mesleki deneyimiyle ülkenin, bölgenin ve kentin düşünsel yaşamında fiili sorumluluk üstlenmiş olması, gazeteci-yazar ve konuşmacı olarak çeşitli konferanslar vererek entelektüel yaşamda da söz sahibi olması bir  rastlantı olmasa gerek.


Resmi ilan yanı sıra reklam ve abone girdisinin dışında girdisi bulunmayan bölgesel ve yerel medya organlarının böylesine ağır bir sorumluluğu üstlenmiş olmaları tam bir “kahramanlık” ve özveri  işidir..!


DERDİ ÖNCE ANLAMAK GEREK..!


Bu çerçevede geçtiğimiz günlerde büyükşehir belediye başkanı A.Edip Uğur’un cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Erdoğan’ın partisinin İstanbul iş danışma toplantısında yaptığı konuşmadan hareketle sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşım , büyükşehir basın-yayın organlarında meslektaşlarımızın arasında değişik tepkilere ve yorumlara  neden oldu.


Balıkesir de görüştüğüm ve dönüş yolunda bizzat telefonla arayan bir çok meslektaşım, söz konusu paylaşımla ilgili duygularını ve düşüncelerini paylaşarak, tepkilerini dile getirdiler.Oysa ki, büyükşehir belediye başkanı Uğur’un mesajında dile getirdiği “Raconu Reis keser. Besleme köşe yazarlarını ve yerel gazeteci geçinen şantajcıları kullananlara duyurulur” sözlerinin iyi anlaşılması ve buna göre yorumlanması gerektiğini düşünüyorum.


Balıkesir de “besleme köşe yazarları” var mı?

Evet, dün de vardı ve bugünde var..!

Balıkesir basın ve yayın organlarında “yerel gazeteci geçinen şantajcılar” var mı?

Evet, bu “şantajcı gazeteciler” dün de vardı ve bugünde var..!

Balıkesir de bu meslekte dirsek çürütmüş olanlar çok iyi bilirler ki, bu meslek bugüne kadar ne çekmiş ise   “beslemeler” ile “ şantajcı gazeteciler”den çekmiş ve bir anlamda mesleğimizin yüz karası bu tipler, an’lık çıkarlar için mesleğimizi iki paralık etmişlerdir..!


Bu bir muamma mıdır..?

Hayır..!


“BESLEME” VE “ŞANTAJCILAR” BİLİNİYOR..!


Uğur, “besleme” ve “ şantajcı gazeteciler”den söz ederken konuya siyasi ve bir belediye başkanı olarak idari açıdan yaklaşıp, şahsını ve yönetimini hedef alan asparagas haber ve yorumlara dikkat çekiyor. Yayınlanmış haber ve yoruma bakıyorsunuz. Başlığı çarpıcı.. Sunulan haber ve yoruma bakıyorsunuz; içi bom boş ve başlıkla hiçbir alakası yok..! Yaygın basın-yayın kuruluşlarında da bunun sayısız somut örneği var..!


Yaptığınız işin mesleki karşılığı da, “haberimiz” ya da “yorumumuz ses getirdi” oluyor..!


Evet, bu bir tarzdır ve bu tarzı da bu meslekte dirsek çürütmüş olanlar çok ama çoook iyi bilir, benzen vakalara tanık olduklarında gülüp geçerler…Bu işi ve tarzı meslek edinmiş olanlar da  meslektaşlar arasında ve kamuoyunda çabuk deşifre olarak, silinip giderken, artık ciddiye alınmazlar.


Basın-yayın yaşamımızda “besleme” sözcüğünün  ise “derin” bir anlamı ve geçmişi vardır. Bu kavramın kriminal ve meslek etiği boyutunun dışında bir de ulusal güvenlik boyutu bulunmakta.. Bu alan bugüne kadar hep ihmal edildi ve görmezden gelindi.


Oysa ki, Balıkesir basını jurnalistlik ile  mesleki açıdan basın olmanın ayrımını bilir. Balıkesir basını ve  gazetecileri Hasan Basri Çantay’ın günümüz  sembolleri ve taşıyıcılarıdır. Balıkesir basını ve gazeteciler, mütareke dönemi basını ve gazetecilerini de bilirler.


O nedenle büyükşehir belediye başkanı Uğur, siyasi kaygılarla da olsa bir şeye dikkat çekerken, içimizdeki yaranın tam üstüne basmış…!Uğur’un sosyal medya üzerinden paylaşımına bir de bu göz ile lütfen bir bakın ve kendinize haksızlık yapmayın..!


Yazımızı Çantay’ın 1.dünya savaşını ahlaki yönden sorguladığı şu dörtlüğüyle sonlandıralım:

“Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın,

Ey gonca bu cem`iyeti her dem mi sanırsın?

Zalim yine bir zulme giriftar olur âhir.

Elbette olur ev yıkanın hanesi viran…”


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 53