Bugün: 21.11.2017

”Our Boys”..!


12 Eylül askeri faşist darbesi gerçekleştiğinde dönemin ABD ‘li eski diplomatı Paul Henze’nin  dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a darbeyi haber verirken “our boys did it”(bizim çocuklar başardı) sözleri  daha sonra  ülkemiz kamuoyunda çok tartışılmış ve  bu konuşma darbenin arkasındaki uluslararası gücün ABD olduğu konusunda en büyük kanıt olarak kabul edilmişti.

Henze ve Carter arasındaki bu diyalog, daha sonra yanlış anımsamıyorsam, CNN Türk’te yayınlanan  ve Mehmet Ali Birand’ın sunduğu “Manşet” programında ABD Ulusal Güvenlik  Konseyi danışmanlığını üstlenmiş Henze ile gerçekleştirilen canlı yayında bir kez daha  Henze tarafından dile getirilmişti.

Henze’nin ağzından  çıktığı böylece belgelenen  “Our boys”   ifadesi, ülkemiz siyasal ve sosyal yaşamında literatüre de girmiş oldu..!

“OUR BOYS”LARSIZ YAŞAMIMIZ HİÇ OLMADI Kİ..!

Türkiye’nin 2.dünya savaşı sonrası ABD öncülüğünde oluşan “yeni dünya düzeni” kapsamında  ABD ile ikili antlaşmalarla hızla derinleşen bağımlılık ilişkilerinde  “our boys” lar hep devlet yönetiminde, siyasal iktidarlarda , siyasal ve sosyal yaşamımızda hep etkin ve belirleyici bir rol üstlendiler.

Türkiye’nin ulusal bağımsızlığı ve milletin gerçekten egemenliği için devlet  yönetiminde, iktidarlar nezdinde, siyasal ve sosyal yaşamımızda kim öne çıktı ise  “our boys” olarak kabul edilmedi veya susturularak sindirildiler ya da sürüm sürüm süründürülerek devlet ve iktidarlar eliyle başlarına gelmedik bela kalmadı, kimi zaman işkencelere, zindanlarda çürümeye ve  cinayetlere maruz  kılındılar.

“Our boys” yani “ bizim çocuklar” gerçekte ABD ve NATO çıkarları için devlet ve siyasal iktidarlarda iş gören, içimizdeki işbirlikçiler yani mandacı ve muhiplerdi.

“Our boys”lar bize dün de bugün de hiç yabancı olmadı.!

LEBLEBİCİ HURŞİT BUGÜN ARAMIZDA OLSAYDI ACABA..!?

İşgal ve kurtuluş yıllarının en  karanlık günlerinde Balıkesir’de  Leblebici Hurşit’in konu mandacılar olduğun da “Gidin, Susurluk çayırında çok manda var” sözleri  Anadolu insanının “our  boys”lar hakkındaki  tarihsel ve geleneksel düşünce ve duygularını ifade eder.

İlginçtir, çarpıcıdır ve düşündürücüdür ki,  “our boys”lara göre ise kim ki  ülkenin gerçekten ulusal bağımsızlığı  ve milletin gerçekten egemen olması için  mücadele ediyor ve kaygı duyuyor ise  bunların da isimleri “o…çoçuğu” olarak  kabul edilmiş ve sorgu evlerinde, işkencelerde, zindanlarda böyle hitap edilmiştir.

Ayrımcılık ve bölücülük ise  kelimenin tam anlamıyla toplumda bunlar tarafından yaratılmış ABD ve AB, Siyonist İsrail  ve NATO bunlar eliyle “stratejik müttefik” ve “dost” olarak kabul edilip, Marshall yardımları ve gönüllü izci gruplarıyla  biçare Anadolu insanının  kafası bulandırılıp, gönlü çalınmaya, kazanılmaya  çalışılmıştır.

Günümüzün “our boys”ları FETO ve FETÖ yanı sıra HDP/PKK/YPG ve DEAŞ’lı tosuncuklardır. Sakın bu kadarcık mı diye küçümsemeyin…!

Bu it kervanına ve lejyonerlere eklemlenecek çok legal ,yarı legal, illegal hain örgütü ve beyefendi ya da hanımefendi kılıklı çok  zat-ı muhterem  var.Hani zaman zaman FETÖ’nün devletin kılcal damarlarına kadar girdiği söylenir ya, temelde sorun ve sıkıntı FETÖ değildir.

“OUR BOYS”LAR BİN BİR SURAT GİBİ HALA ARAMIZDA..!  

“Our boys”lar onlarca yıllık  çabanın ve emeğin ürünü olarak farklı ideolojilerle, siyasal görüşlerle, farklı parti ve dernekler adı altında, farklı mesleki kimliklerle, allı pullu gazeteler, televizyonlar, aktüel ve magazinel  sihirli dünya ile devletimizin ve milletimizin tüm kılcal damarlarına, organlarına, dünyasına nüfus etti.

Abartı olarak kabul etmeyin ama rüyalarımıza bile “our boys”ların nüfus ettiği söylenebilir…

“Our boys”lar gerçekten de çok  yönlü ve çalışkan  insanlar..

Örneğin, Adil Öksüz ve MİT tırlarının durdurulmasını sağlayan FETÖ imamlarını telefonla arayan Amerika’nın İstanbul Başkonsolosluğunun 17 Aralık kumpasını kuran FETÖ’cü polis müdürleri ile yaptığı telefon trafiği ortaya çıkarıldı.

Keza, Türkiye’nin Rusya’dan uzun menzilli S-400 füzelerini almasından vaz geçtik, bu konuda gerçekleşen  görüşme trafiği bile ABD ve NATO’yu çıldırtmış durumda..!

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın 25 Eylül`de bağımsızlık referandumuna giden Irak Kürt Bölgesel Yönetimi`ne (IKBY) yönelik sözleri için, "Onun söyledikleri hakkında yorum yapmayacağım" derken, referandum konusunda hükümet tarafından yapılan açıklamaların  kendilerine yönelik doğrudan bir “tehdit” olarak algılanması konusunda da yorum yapmayacağını  açıkladı..!

Türkiye’de  devlet ve millet nezdinde bir şeyler oluyor ve  ülkede yaşananların ABD başta olmak üzere  NATO müttefiklerini, AB ülkelerini ve İsrail yanı sıra “our boys”ları çok üzmenin ötesinde, telaşa sürüklediği bir gerçek…!

“UZUN ADAM”, ABD VE NATO’NUN NEDEN KEYFİNİ KAÇIRIYOR?

Türkiye, “uzun adam” olarak nitelendirilen Erdoğan yönetiminde  adım adım ABD ve NATO’daki dostlarının yörüngesinden çıkarak, artık güvenilmez bir çizgide sonu bilinmeyen bir yola giriyor. “our boys”lar çaresiz hatta her an ülke yönetiminde düne kadar sahip oldukları gücü ve mevkiyi, itibarı kaybetme korkusuyla şaşkın vaziyette ne yapacaklarını bilemiyorlar.

FETO bile malına, mülküne, kara parasına el konulduğu için  “uzun adam” ve iktidarı siyaseten Hitler ile Stalin ile  bir görmenin derdine düşerken; PKK liderliği Yeni CHP’ye ve Barzani’ye izlediği politikaları tutarsızlıkla nitelendirerek, ABD ve İsrail bayrağı altında özgürlük türküleri eşliğinde  NATO’nun Türkiye’yi dizginlemesi ve müdahale etmesi çağrılarında bulunuyor.

Denize düşen yılana bile sarılır derler ya o hesap “our boys”lar  her zaman ki gibi  kurtarıcı YILAN’ın arayışı ve umudu içerisindeler.

Peki, hiç aklınıza geldi mi, Balıkesir’de “ our boys”lar acaba kimler ve  acaba bugün ne durumdalar ve ne iş yaparlar?

Kişi ağacın peşine düşerken ormanı, ormanın peşine düşerken ağacı unutmamalı!

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 39