Bugün: 23.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ‘YENİ TÜRKİYE’ Yİ YARATMAK BUGÜNÜN SORUNUDUR!

‘YENİ TÜRKİYE’ Yİ YARATMAK BUGÜNÜN SORUNUDUR!


Birleşik Krallık’ın yani İngiltere’nin AB referandumunun ayrılma  kararı ile sonuçlanmasıyla AB içinde ve uluslararası camiada yarattığı şaşkınlık ve sarsıntı devam ediyor. İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla referandum da   ekseriyetle AB için ‘evet’ oyu kullanmış Kuzey İrlanda ve İskoçya’nın da önümüzdeki dönemde, Birleşik Krallık’tan referandumla ayrılması hiç sürpriz olmayacak.

 

CHP İÇİNDEKİ ATATÜRKÇÜLER’İN KADERSİZLİĞİ VE YALNIZLIĞI

 

CHP TBMM Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerekirse AB’ne giriş konusunun Türkiye’de bir referandum konusu olabileceği yönündeki açıklamasına verdiği yanıtta şöyle diyor:


“Bir referandum yapılacaksa doğru referandum şudur: Atatürk`ün muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefini bir kağıda yazarız, biz o kampanyada `evet`i savunuruz. Evet noktasında çabamızı gösteririz. Sayın Erdoğan da çıkar meydan meydan Atatürk`ün muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefini terk ettiğini, gelişmiş uygarlıklar noktasına ulaşmak adına bir hedefi kalmadığını, geri medeniyetler, uygarlıklar insanlığın yükselen ortak hedefleri yerine orta çağ Avrupası medeniyetleri seviyesini savunur. Ama muasır medeniyetler seviyesiyle ilgili bir referandum yapılacaksa biz evet tarafındayız. Hayır`ı da çıksın meydan meydan anlatsın.”


CHP’liler ve  artık parti yönetiminde azınlıkta kalmış Atatürkçüler, Atatürk’ün partisinin Meclis Grup Başkan vekilinin bu sözlerini ve ne anlam taşıdığını defalarca  okuyup, üzerinde ince ince düşünsünler. Atatürk’ün hemen her fırsatta ve ortamda dile getirdiği, Söylev’in de dikkat çektiği ‘muasır medeniyet seviyesi’nden   ‘yeni CHP’nin yönetici ve lider kadrosunun, anladığı Batıcılık ve AB’ciliktir!


ATATÜRK’ÜN CHP’Sİ VE    SDP,YEŞİLLER VE BND


Allah,  akıl fikir versin demekten  öte yazılacak bir şey bulamıyorum. Hiç bir şey okumuyorsanız, açın, içinde yer aldığınız partinin kurucusu Mustafa Kemal’in NUTKU’nu okuyun! Onu da okuyamıyorsanız, referandum öncesi ve sonrası ile AB içindeki tartışmaları bir nebze anlamaya çalışın!


AB’nde bugün yaşananları Alman Sosyal Demokrat Partisi ve Yeşiller, Alman istihbarat örgütü BND’nin partneri Henrıch Boll Vakfı’nın uydusu Sosyal Demokrasi Vakfı’nın üzerinden anlamaya çalışırsanız, Türkiye’nin Cumhuriyetin ilanından bugüne nasıl başta ‘diktatör’ Mustafa Kemal tarafından soykırımcı, katliamcı bir anlayışla yönetildiğini; Ermenileri nasıl ‘kestiğimizi’, Rumları nasıl derdest ettiğimizi, halen Kürtleri nasıl kırdığımızın inceliklerini öğrenirsiniz!


Oysa ki, Birleşik Krallık da gerçekleşmiş ve AB’den kopuş içeren referandumun süpriz bir gelişme olmadığı ve AB’den kopuşun önümüzdeki süreç de yeni ülkelerin de AB’den ayrılmasını getireceğini, ayrılanların da kendi içlerinde ayrışacaklarını görmemek için saf olmak gerekiyor. Bu gerçeği görmeyenler, Batıcılık hastalığına yakalanmış içimizdeki mandacı ve muhiplerdir. Osmanlı’da da vardı, ulusal kurtuluş yıllarında da vardılar, Cumhuriyet Devletinin kuruluşundan bugüne  hala, ne yazık ki,  varlar! Bu ülkenin kendi başına var olamayacağına,  bir güç olarak, gelişip, üretip, güçlü bir Türkiye yaratılamayacağına, inanmış ve hemen her konuda ulusal hassasiyetini, ulusal öz güvenini yitirmiş olanlar ‘Yeni Türkiye’, ‘Yeni Balıkesir’, ‘Yeni Bandırma’ gibi içinde ‘yeni’ geçen hemen her şeyden telaşa kapılıp, ‘bizden bir şey olmaz’  türünden aşağılık kompleksini besleyip, körüklüyorlar.

 

DÜNYA HALKLARI, SÖMÜRGECİLİK VE KAPİTALİZMLE HESAPLAŞIYOR

 

AB’den Birleşik Krallık’ın ayrılmasını bir  ‘küresel  felaket’ olarak  millete yutturmaya çalışanlar, açıp, AB’nin hangi tarihsel koşullarda, kimler tarafından, nasıl oluştuğunu ve kurulduğunu okuyup, anlamalılar. Bugüne kadar  hep yazdık, vurguladık ki, dünyada 2.emperyalist paylaşım savaşı sonucu galip devletlerin çıkarlarına  göre kurdukları düzen ve sistem, artık, dikiş tutmuyor.


Güneşi batmayan Kraliyet İmparatorluğunun, güneşi, daha 1.dünya savaşı yıllarında batmış, cesedi, bir şekilde  günümüze kadar taşınmış; küresel sömürgeciliğin öncülüğünü o yıllarda ABD’ye kaptırmıştı! Dünya, ABD’ye de  kalmadı! Sömürgeci vahşet ve soygunla, yağma ile, katliamlarla, soykırımlarla saltanat kuran ABD de, tankı topu uçağıyla ve  dolar oyunları  ile tarihin çöplüğüne gidecektir. Bunu hep birlikte görüp, yaşayacağız.

 

TÜRKİYE, NEDEN BATININ VE BATICILARIN KEYFİNİ KAÇIRIYOR?


Dikkat edin, AB’de ‘kalalım mı kalmayalım mı’, tartışmalarının merkezinde hep Türkiye var! Birleşik Krallık AB’den ayrıldı ama tartışmalar  bitmedi. AB içinde kalanlar, şimdi, ‘Türkiye AB’ye girerse, biz de gideriz’, tehditlerini savuruyorlar. Vay Türkiyem vay, ben ne büyük ülkeymişsin. İçeride kedi köpek gibi birbirimizi yemekten, senin kıymetinin farkına varamamışız.


Oysa ki; bu coğrafya da kurulan her fabrika, işleyen her çark, toprağa düşen her tohum, yetiştirilmiş her insan, doğan her bebe; açılan okulu, hastanesi, yolu köprüsü, havaalanı, tüneller, demiryolları, alt ve üst geçitler, yapılan barajlar  bunların kabusu oluyor! Bu coğrafyada nereyi  eşeleseniz  altından farklı medeniyetler, tarih fışkırıyor.


GELENEKSEL SAĞ VE SOL,KENDİSİNİ YENİLEMELİ!


‘Dünya beşten büyüktür’ diyen cumhurbaşkanı Erdoğan,   ‘küresel sömürgeci beyler’ in yüzüne haykırdığında, efelendiğinde  küçümseyenimiz çok oldu. Uluslararası ilişkileri, sömürgeciliği ve emperyalizmi, kapitalizmin ekonomi-politiğini bilenlerimiz ise, ‘bu adam ne yapıyor yahu’ diye  dudak büküp, küresel güçlerle ve kapitalizmle hesaplaşmanın ancak kendileriyle mümkün olduğu inancıyla, safa yattılar. Liberalin liberalliğini, milliyetçinin milliyetçiliğini, solcunun solculuğunu, İslamcının İslamcılığını bilmesi yani onlarca yıllık statükonun, sistemin  aynen devam etmesi, kimsenin sınırı aşıp, hadsizlik yapmaması adeta herkesin işine gelmişti. Onlarca yıldır kavramların bilinçli ve sistemli olarak piçleştirilmesine, kirletilmiş ve literatürün içinin boşaltılmış olmasına  hemen herkes razı ve mutluydu.


Ben, ‘dipten gelen dalga’ nın  tüm bu yaşanmış ve yaşanmakta olan süreci dinamitlediğine inanıyorum. Türkiye de ‘dipten  gelen’ bu dalganın niteliğini anlayamayanlar, her zaman ki kolaycılığa teslim olup yaşananları kişiselleştirenler, aklı ve bilimi pass geçenler, alışkanlıklarına yenilenler, ne dünyada ne ülkede bugün yaşananları anlayamayacaklardır.


Şunu söyleyebilmek mümkün: Bugün çok tartışma konusu yapılan ‘Yeni Türkiye’nin yaratılması gelecek güzel günlere ertelenebilecek, bugün mazeretim var denip  geçiştirilecek, bir amaç ve hedef değildir. ’Yeni Türkiye’nin yaratılması ve bu amaç ve hedefe ulaşılması, bugünün sorunudur. Bunun siyaseti üretilmeli, bunun ekonomi-politiği yapılmalı, bunun bugünden  adımları atılabilmeli ve ‘Yeni Türkiye’ bir ‘düş’ ve ‘ham bir hayal’ olmaktan çıkartılabilmelidir.


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 460