Bugün: 20.08.2017

‘Kime vercez!?’

Bandırma’da 2014 yerel seçimleri, Pekel ve Öztaylan...

2014 yerel seçimlerine  yaklaşık 10 ay kaldı ve Bandırma’da siyasi çevrelerde temel soru, belediye başkan adayının kim olacağında odaklaşıyor.
Bandırma’da oluşan sosyolojik temeldeki sosyal katmanları ve her sosyal katmanın siyasi ve sosyal reflekslerini ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Örneğin, sokaktaki vatandaş nezdinde, yerel seçimler ve kimin/kimlerin belediye başkan adayı olacağı sorusu, güncel bir soru değil. Genel olarak vatandaş, yerel seçimlere ve bu konulara hala çok uzak.

PEKEL VE ÖZTAYLAN..!

Özellikle kahvelerde biraraya geldiğimiz vatandaşlar arasında genel kahve sohbeti bazında, yerel seçimlere yönelik bir ilgi ve merak var ama  sadece sohbet babında...
Genel kanı siyasi partilerden öte kişiler üzerinde odaklaşıyor ve  on kişiden 6-7 kişi Sedat Pekel’in başkan adaylığından vazgeçemeyeceği ve önümüzdeki yerel seçimlerde yine başkan adayı olacağını düşünüyor.
Pekel’e yönelik bu ilgi, “oy verir misiniz” sorusunu beraberinde getirdiğinde, ilginin genelde parçalandığına ve dağıldığına tanık oluyoruz.
Garip olan şu: Genel de vatandaş nezdinde Pekel’in karşısındaki başkan adayı  Cemal Öztaylan..!
Bu benim için şaşırtıcı değil. Çünkü, 12 Haziran genel seçimlerinde de vekil adayları ve Öztaylan’a yönelik gelen vatandaş telefonları hep yerelle ilgiliydi. Aynı ilgiye esnaf ziyaretlerinde de tanık olmuş, zaman zaman şaşırmıştım.
Bu olay da garip ve bir o kadar da düşündürücü olan yan, Bandırma’nın siyasi güdüklüğü ve kentin siyasal yaşamının  adeta iki kişinin varlığına endekslenmiş olması. Bunu iki kişilik bir çember olarak da düşünebilirsiniz ve Bandırma, ne yazık ki, aradan geçen onca zamana karşın kendisini kuşatmış ve kişisel eksenli, çerçeveli bu çemberi kıramıyor.
Kırmalı mı?
Evet,  kırmalı ve bunu becermeli..!
Çemberin merkezine de, hemen her şeyine de, Bandırma’nın kendisi oturabilmeli...!

BANDIRMA BU 
ÇEMBERİ  KIRMALI!

Evet, bu konular üzerinde, Pekel ve Öztaylan konusu üzerine bugüne kadar sayısız makale yazdım ve zaman zaman tarafların kendisiyle bu konularda uzun uzadıya karşılıklı söyleştim, tartıştım.
Pekel de, Öztaylan da olayın farkındalar ama çemberin kırılması konusunda  her ikisininde dünyaları bambaşka.
Örneğin, Pekel, siyasi açıdan dibine ışık vermeyen bir mum gibi, şahsını partisi ve Bandırma’nın merkezine oturtuyor. Sergilediği mütevaziliği sahte ve samimiyetten uzak.
Çünkü, siyasi birikimi ve deyimlerine yön veren, siyasi kimlik ve kişiliğini olgunlaştıran, akıl ve bilgi değil.
Pekel için siyasette esas olan, köprüyü geçmek...Sonrası ise zaten sonrasının sorunu...
Bu yönüyle,Pekel,siyaseten tam bir şark kurnazı ve makyavelist bir pragmatik. Aziz Nesin’in tanımlamasıyla, Pekel, tam bir “ZÜBÜK”..!
Amaç, yani iktidar koltuğu için yapmayacağı hiçbir şey yok!

ALLAH’IN SEVİMLİ KULLARI

Öztaylan ise, daha farklı ve derinlemesine incelenmesi ve analiz edilmesi gereken siyasi bir kişilik.
Örneğin, Adalet Partili Öztaylan ile Ak partili Öztaylan, siyasi prototip bakımından iki farklı kişilik sunuyor bizlere.
Pekel ile Öztaylan, aynı zaman diliminde ve benzer siyasi alışkanlıkların ve siyasi geleneklerin, kültürün egemen olduğu bir ortamda  serpilip, gelişip,yetiştiler.
Biri merkez sol’un diğeri de merkez sağ’ın temsilcisiydi... Allah’ın sevgili kulları gibi, siyasi yaşam her ikisine de güldü.

AKP VE ÖZTAYLAN..!

Her ikisi için de siyasal kırılma noktası AKP’den Öztaylan’ın belediye başkan adayı olarak belirlenmesi ve seçilmesiyle başladı.
AKP, yeni bir siyasi anlayışla oluşmuş,kurulmuş,şekillenmiş bir siyasal potaydı ve Öztaylan,bu potanın içine adımını atması ve belediye başkanı seçilmesi sonrasında  adım adım değişip, dönüşmeye başladı.
Öztaylan için bu süreç bitti mi?
Hayır..!
Ancak,şunu diyebilmek mümkün: Öztaylan,Pekel’le birlikte yetiştiği yıllanmış siyasi potanın ve siyasi geleneklerin, alışkanlıklarının dışında  artık “yeni “ bir siyasi potanın “defolu” ürünü ve Öztaylan, siyasi formatını yeniledi...Ya da şu da söylenebilir: AKP, Öztaylan’ı “yeni” bir siyasi anlayışla formatlamakla meşgul..!

Bu önemli mi?
Evet, önemli..!

PEKEL VE ÖZTAYLAN 
ARASINDAKİ AYRIŞMA

Çünkü, siyasi olarak, mecazi anlamda, Pekel, Öztaylan’ın çoktan terk ettiği merada hala otlanmaya çalışıyor ve ikisi arasında öne çıkan çatışmada büyük ölçüde bundan kaynaklanıyor.
Bundan sebep, Öztaylan, konu Bandırma olduğunda, farklı siyasal ve kişisel kaygılarla hareket ediyor. Bugünkü durumda, Pekel’in fiilen Öztaylan’ın dünyasını anlayabilmesi  bile mümkün gözükmüyor.
Örneğin,bu farklılığın en önemli nedenlerinden birisi de, Öztaylan’ın siyasi yaşamında geç de olsa okumaya başlaması..
“Okumak”, dün, Pekel ve Öztaylan’ın yer aldığı siyasal paydalarda siyaset yapmak, bir yerlere aday olup,seçilmek için  önemli değildi.Ama artık birisi film izler gibi  olayları izlerken diğeri yaşananları anlayıp, sorgulayabilmek için okuyor, tartışıyor..!

ARTIK, DÜNYALARI FARKLI

Bandırma ve bölgenin yaklaşık 40 yılına damgasını vurmuş bu iki siyasi kişilik arasındaki ayrışma ve farklılaşmanın bir diğer somut örneği, her ikisinin de bulundukları partilerdeki konumlarıdır.
Pekel,gelinen nokta da, CHP’de “yalnız” ve “anlaşılamayan adam”ı oynarken; Öztaylan, merkez sağ ile içselleşmiş “biat kültürü”nün de etkisiyle  partisi ve partilileri için vazgeçilmez insan’ı oynuyor!

KENTİN VE CHP’NİN 
BELLEĞİ İLE PEKEL..!

Pekel ile Öztaylan arasındaki ayrışma ve farklılaşma, 2014 yerel seçim sürecine  yaklaşım konusunda da kendisini ele veriyor.
Pekel’in, 1984 yerel seçimleri öncesinde adaylığı için izlediği yol ne ise vekil adaylığı için izlediği yol aynı. Rahmetli Çetin Zeybek  artık aramızda değil ama o dönem yaşananları partililer biliyor. Vekil adaylığı döneminde de kimler için Ankara’ya elçi olarak gidip, nasıl aday olarak geri döndüğü biliniyor. Çok şükür, sevgili İhsan Şen hala  aramızda.. Ya 2009 yerel seçimleri ve adaylık süreci, perde arkası...Hala, şahitler huzurunda akide bağlanmış başkanlık arayışı ve sonrası konusu Ozan Onur ve Dursun Mirza arasında bir sorun..!
Onur ile Mirza, gün sayıyorlar ve  herkes biliyor ki, bugün patlamasalar, yarın patlayıp, çatlayacaklar!
Öztaylan’da, başkan adaylığı döneminde partisinde öne çıkmış başkan adayları ile anlaştı ve uzlaştı. 
Hepsi, hayatta..!
Sorun bakalım, şahitler huzurunda, kim kime karşılıksız siyasi çek ya da senet vermiş, akid yapmış!?

DERDİMİZ ÜZÜM YEMEK 
OLMALI!

Bu yazıda temel sorunumuz ne?
Temel sorunumuz, kent ve bölgenin siyasal ve sosyal yaşamına siyasi kişilikleriyle damgasını vuran iki ikişinin vardığı noktanın ve aralarındaki ayrışmanın, farklılaşmanın iyi anlaşılabilmesidir.
Hep yazdım.
Bandırma, bu çemberi kırmalıdır, diye...Bunun yolu her iki şahsiyetin de siyasi rollerinin ve üstlendikleri siyasi misyonun küçümsenmesinden, itilip kakılmalarından geçmiyor. her ikisini de beğeniriz beğenmeyiz, eksikleri ya da yanlışları olmuştur ama bunlar bir yere kadar önemli. Çünkü, her ikisi de bu kentin siyasal anlamda yetiştirdiği iki insan ve Bandırma, eksisi ile artısıyla bu süreci sorgulayıp, bu iki evladının, siyasal ve sosyal yaşam üzerindeki tekelini artık kırabilmeli. Bu, her ikisini de reddederek değil, anlayarak, anlamaya çalışarak mümkün..!

ORTAK ARZU VE BEKLENTİ

Bandırma, tarihsel geçmişi ve kentsel kültürü ile demokrat bir kent. Ancak, özellikle son yıllarda kentin demokratik dinamiklerinin, kentin gelişmesine ters orantılı şekilde gerilediği, demokratik dinamiklerinin örselendiği de bir gerçek.
Kent yaşamında yaşanan demokratik geriliğin çok yönlü nedenleri var ve bunlar mutlaka sorgulanmalı.
Bandırma’da doğrudan kent yönetimine müdahil olan insan sayısı yüz kişiyi bulmaz..!
Dolaylı olarak kent yaşamına müdahil olan insan sayası ise yaklaşık 200-300 kişidir. Genelde bu insanların eğitim düzeyi yüksektir ve toplum yaşamında bu insanlar genelde makam, mevki ve söz sahibi insanlardır. Ekonomik durumları,yaşam standartları ortalamanın üzerindedir. Genelde, kent ve kent yaşamı söz konusu olduğunda bu insanların siyasi ve sosyal beklentileri,siyasi refleksleri hepimiz için önemli. Bu insanlar, çağa ve çağın nimetlerine yabancı olmayan insanlardır.Kuşkusuz, bu insanların da politik görüşleri ve tercihleri söz konusu ama genelde kesinlikle fanatik değillerdir.
İşte bu insanların, genel kanısı, hemen her şeyi ile yaşanabilir bir Bandırma’dır.
Bu insanlar kent yaşamına katılım açısından sivil toplum örgütlerine ve özellikle de meslek örgütlerine  genelde üyedir ve aktif ya da izleyicidir.
Bu kentsel topluluğu, yerel basına abone olarak, izleyenlerden de tanımlayabilirsiniz. Sayıları, üç aşağı beş yukarı dikkat çektiğimiz gibidir ve tamamına yakını, birden fazla yerel gazeteye abonedir.Yani, bu kitle bizlerin de can damarıdır..!
Bu kitleyi mesleklerine göre kategorize  ettiğinizde, hepsi bir meslek sahibi insandır ve kimi iş adamı, kimi doktor, avukat, mali müşavir, tüccar, hatırlı esnafdır.
Bandırma’da iyi ve kaliteli,çağdaş, huzurlu ve güvenli   bir şekilde yaşamak isteyen bu insanlar,kendilerine arzu ettikleri Bandırma’yı sunacak bir yönetim anlayışı ve yönetici prototibi, ekibinin de peşinde...
Bu doğaldır ve insani bir olaydır...
DEMOKRASİYİ BİLMEK VE 
ANLAMAK GEREKİYOR!

Bir de kentsel yaşamın vazgeçilmezleri olan STÖ’ler var. Siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları ve birlikler, dernekler...
İşte tam da bu alanda, STÖ’ler konusunda sıkıntılı ve sorunluyuz. Ülke genelinde olduğu gibi, kentsel yaşamda da örgütsüz bir toplumuz.
Örgütsüzlüğümüz, örgütsüz yurttaşlar topluluğu olmamız nedeniyledir ki, konu yerel seçimler olduğunda, aklımıza il gelen şey, örgütlü yaşamın vazgeçilmezi olan siyasal partiler gelmiyor, aklımıza kişiler geliyor. Kişilerle yaşıyor, onlarla yatıp, kalkıyoruz.Günümüzü ve geleceğimizi, yaşamlarımızı kişilerin siyasal hırslarına, çıkarlarına, koltuk sevdalarına kurban ediyoruz.
Bunun suçlusu Pekel mi Öztaylan mı?
Hayır, her ikisi de değil, birey olarak bizleriz!!!
Oysa ki, yerel seçimler demek, 5 yıllığına bizler adına o kurumlarda ve makamlarda mesai yapacak olanların, Bandırmalıların hizmetkarı olması demek!
Onlara,o kurumlar ve makamlar nezdinde sağladığımız her türlü ayrıcalık, hizmetkarlıklarının ödülü olabilmeli...!
Neden ve niçin?
Çünkü, demokrasi budur!
Seçimlerde hangi partiye ve ekibine oy vereceksek, birilerini kendi adımıza yetkilendireceksek demokratik anlamı ve hükmü budur..!

Sonuç olarak;
-2014 de Pekel’e mi Öztaylan’a mı vereceğiz!?
Yukarıda da vurguladığımız gibi, Öztaylan, çoktan bu rekabetin dışına çıktı!
Pekel ise, sandığa varana kadar önce, bulunduğu koridordan,yanındaki odalardan ve partisinden çıkmalı...!

Esen kalın..!

enginarican.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2078