Bugün: 23.11.2017

GEREKSİZ FELSEFE


İlk insandan günümüze kadar bilimin, düşüncenin ve genel olarak insanlığın temel kaynaklarından birisi “felsefe”…

Yapılan bütün icatların, bulunan bütün teorilerin, kurulan bütün düşüncelerin temelinde aslında felsefe yatar. Felsefe; bir icadı ele alacak olursak bu icadın insanlığa, doğaya ve bütün evrene yapacağı olumlu ya da olumsuz etkileri düşünmeyi ve bu düşünceleri geliştirmeyi sağlar. Ünlü bilim insanları yaptığı çalışmalarda alan fark etmeksizin çalışmıştır. Çünkü asıl çalıştıkları alan felsefedir ve felsefik düşüncelerine göre yön almışlardır. Örnek verecek olursam; ünlü fizikçi Isaac Newton yazdığı ilk kitabının adı “Doğa Felsefesi” dir. Kitabında alan belirmemiştir çünkü temel alan olan felsefenin gösterdiği yoldan devam etmiştir. Aynı zamanda Einstein’ın son derece önemli bir felsefeci olduğunu da yadsınmaz bir gerçektir. Gelmiş geçmiş bütün bilim insanları, felsefenin verdiği güçle yollarına devam ettiği için başarılı olmuşlardır.


Peki insanlığın bu denli önemli olan damarı neden ülkemizde seçmeli ders olarak veriliyor?


Liselerde zorunlu olarak verilen matematik, fizik, kimya, edebiyat, biyoloji… derslerinin temeli olan felsefe seçmeli ders oluşu; yeni yetişen gençlerin felsefeden mahrum yetişip, ileride ise robot insan yetiştirmeye yöneliktir.


Çünkü düşünmeyen, sorgulamayan, araştırmayan bir birey, rüzgar nereden eserse oraya gider. Eğitim de dünya devi olan Finlandiya’da günlük verilen 5 saat eğitimin en az 3 saati yeni yetişen bireylere kritik analitik düşünceyi kavratmak, araştırmaya ve sorgulamaya yöneltmek için ayrılmıştır.


Bizim okullarımızda ise haftalık 3 saat verilen seçmeli felsefe dersi, sadece sınavını geçmek üzere programlıdır.


 Çünkü genel olarak eğitim sistemimizde verilen dersler sınava göre verilip, eğitim alan öğrencileri ise hipodromda koşan atlar misali bir rekabete sokmaktadır. Doğru düşünüp sorgulayamadığımız için çokça beyin göçü veren bir ülkeyiz. Yurt dışında ise zamanında bizden aldıkları bilim ile beyin göçü yapan vatandaşlarımıza felsefeyi kavratıp, Nobel ödülüne layık olacak kıvama getiriyorlar.


Düşünen beyinin az olduğu bir ülkede dışa bağlılık çok fazladır. Biz şu an dünyanın en önemli ekonomik gücünden biri enerjide “%80-86” dışa bağlıyız. Yıllar önce tarlalarımızda fazla geldiği için yakılan samanları ithal alıyoruz. Her karışında farklı mahsul çıkan ülkemize ithal bakliyat alıyoruz.  Bunların asıl sebebi düşünen insan sayısının gitgide azalması ve insanlarımızın yalnızca para için robotlaşmaya gitmesindendir. Bir ülke yalnızca ekonomisiyle gelişmez, beyin gücüyle de ekonomik güçten kat kat gelişebilir. Ekonomisi yüksek olan bir ülke her şeyi alabilir. Fakat beyin gücü olan bir ülke en az ithalat ile en yüksek ihracat yapmaya çalışır. Beyinlerin yaptığı buluşları en yüksek fiyatlara satıp ekonomide zirveye çıkabilir.


Felsefe ülkemizde zorunlu hale getirilip, okullarda günde en az 1 saat felsefe tartışmaları yapılmalıdır. Duyduğunu yapan değil, duygunu araştıran, sorgulayan, düşünen genç beyinlere fazlasıyla ihtiyacımız var. Arkadaşları arasında bilgisayar oyunu değil de, Plüton’un, Descartes’in, Kant’ın düşüncelerini tartışmaya yöneltilmelidir. 


Unutulmamalıdır ki genç beyinlerimiz ne kadar sağlam ise geleceğimizde bir o kadar sağlamdır. Bizim “gereksiz” olarak baktığımız felsefe aslında bir ülkenin doğru adım atıp, gelişmesini sağlayan altın anahtardır. Çünkü düşünceleriniz ne kadar özgün, ne kadar sağlamsa; atacağınız adım da bir o kadar sağlam olur…

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 500